| Konu: | Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 80 |
| Tarih: | 09.04.2020 |
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle ve ısrarla ifade etmek isteriz ki biz bu af yasası kapsamında bundan yararlanıp evlerine gidecek olan vatandaşlarımızla ilgili en ufak bir sorun hissetmiyoruz ve buradaki mücadelemiz onlara dönük değildir. Biz, bu af kapsamında olmayanlar bakımından, özellikle düşünce suçları, siyasal suçlar yani eline silah almamış, suç işlememiş ama şu anda tutuklu şekilde ve hükümlü şekilde cezaevlerinde kalan vatandaşlarımız açısından bu mücadeleyi veriyoruz. Önemli bir konu, acele edilecek bir konu değil.
Öncelikle şunu belirtmek isterim: Gerekçe Covid'se üç aydır neredeydiniz? Üç ay öncesinden Covid'in böylesine yayılacağı, cezaevlerinde en ufak bir bulaşta on binlerce hükümlünün ve tutuklunun risk altında olacağı biliniyordu. Beklediniz, kulağınızın üstüne yattınız, şimdi acele etmeye kalkıyorsunuz ve hatta milletimiz bu tartışmaları izlemesin diye de milletten kaçırarak bu tartışmaları alelacele yürütmeye çalışıyorsunuz, oysa konuşmamız lazım.
Değerli arkadaşlar, şimdi, cezaevlerimiz tıka basa dolu. 10 kişilik koğuşlarda 20'ye yakın kişi kalıyor, 300 bine yakın tutuklu ve hükümlü var. Ama şunu bilmenizi isterim: Devriiktidarınızda öylesine sosyal, siyasal, ekonomik çalkantılar yaşanıyor ki aslında Türkiye'de bir suçlu ve suç üretimi söz konusu. Bakın, nüfusu bize yakın olan Almanya'da -hani, Merkel'in bizi kıskandığı Almanya'sı var ya, o Almanya'da- 60 bin tutuklu ve hükümlü var sadece. Bunun üzerinde düşünmemiz lazım.
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Ceza miktarları?
MURAT EMİR (Devamla) - Peki, Sayın Özkaya bana şimdi laf atıyor, ben de ona bir şey söyleyeyim.
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Ceza miktarları aynı mı?
MURAT EMİR (Devamla) - Bir sürü gerekçe duyduk, evet, toplumsal barış olması lazım, cezaevleri tıka basa dolu, Covid salgını geliyor. En komiğini de söyledi, dedi ki "Ya, işte, açık cezaevlerinde tavuklar var, bunlara da bakmak lazım, açık cezaevini boşalttık, kapalıdan açığa hükümlü alıyoruz." Kendisi bu kürsüden söyledi, bir saat önce.
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Doğru.
MURAT EMİR (Devamla) - Bakın, insan bunu söylerken biraz sıkılır.
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Niye sıkılayım?
MURAT EMİR (Devamla) - Bu kafayla bir infaz düzenlemesi yapılır mı? Burada insanların hayatlarıyla oynuyoruz, insanların bir günü bile çok değerli, değerli arkadaşlar.
Bakınız, bu konuşmamda ben tutukluluk meselesine eğilmek istiyorum. Adalet Bakanlığı "55 bine yakın tutuklu var." diyor. Tutuklu addedilenlerle birlikte neredeyse 70 bin tutuklu var. Bakınız, gaspçıyı, insan ticareti yapanı, hırsızı, rüşvetçiyi, kasten yaralayan ve yaralaması sonucunda kişinin ölümüne sebep olanı biz serbest bırakacağız ama henüz suçluluğu ispatlanmamış kişileri cezaevinde tutuyoruz. Bu olacak şey midir? Tutuklular niye tutuklular? Hangi hukuki değeri korumaya çalışıyoruz? Adalet bir gün tecelli ettiğinde o hüküm uygulanabilir olsun diye. Oysa, bakın ne kaçma şansı var kişilerin ne de delilleri karartma. Gelin bu tutukluluğa bir el atalım, yani bunları çıkarıyorsak tutukluları cezaevinde tutmak niye? Niye biliyor musunuz? Çünkü tutukluluk, yine sizin devriiktidarınızda bir cezaya dönüştü. Artık, tutukluluğun kendisi bir ağırlaştırılmış cezadır arkadaşlar. Bakınız, Osman Kavala 892 gündür tutuklu, dile kolay, 892 gündür tutuklu. Bu kişi, Gezi Parkı davasından beraat ettiği gün, ettikten saatler sonra yirmi aydır hakkında sürdürülen 15 Temmuz soruşturması kapsamındaki bir dosyadan anayasal düzeni cebir ve şiddetle değiştirmek, ortadan kaldırmak iddiasıyla tekrar tutuklandı. Ama nasıl tutuklandı, biliyor musunuz? Cumhurbaşkanı dedi ki: "Dün onu bir manevrayla beraat ettirmeye kalktılar." Değerli arkadaşlar, bir Cumhurbaşkanı bir kişinin -kim olursa olsun- beraat ettirilmesiyle niye ilgilenir? Nasıl bilir bu dosyayı? Niye bilir bu dosyayı? Niye bu konu hakkında bir fikri vardır ve bunu söyler? Ve biliyor musunuz, o Cumhurbaşkanı Hâkimler ve Savcılar Kurulunun üyelerini bire bir belirleyen Cumhurbaşkanıdır? Peki, o zaman biz nasıl söyleyeceğiz "tarafsız ve bağımsız yargı" diye, nasıl söyleyeceksiniz?
Bakın, ben buradan şunu anlıyorum: Sarayda bir mahkeme kuruluyor, demek ki öyle oluyor, öyle olsa gerek.
Sayın Başkanım, önemli bir konu, izin verirseniz bir dakika kadar.
RECEP ÖZEL (Isparta) - Çok önemli.
MURAT EMİR (Devamla) - Çok önemli.
BAŞKAN - Genel Kurula hitap edin.
Buyurun.
MURAT EMİR (Devamla) - Demek ki sarayda bir mahkeme kuruluyor ve Sayın Cumhurbaşkanının Osman Kavala'yla ilgili bir fikri var. Delilleri görüyor ve onun kendince suçlu olduğuna karar veriyor ki onun beraat edemeyeceğini, olsa olsa bir manevrayla beraat ettirilebileceğini söyleyebiliyor. Bakın, bu bir hukuk devletinde olabilecek bir şey değil değerli arkadaşlar. Ve sonuç olarak, bu kişi, Osman Kavala bir kişisel husumet üzerinden ve defalarca yeni suçlar isnat edilerek, en sonunda da yine siyasi casusluk suçlamasıyla tutuklandı, tutuklu yargılanıyor ve cezaevinde tutuluyor.
Buna benzer binlerce, on binlerce örnek sayabilirim; geleceğiz, daha çok konuşacağız bunları, tek tek anlatacağız. Sayın Grup Başkan Vekili, işte bu yargıya "majestelerinin yargısı" denir. Beyefendi ikna olduktan sonra Osman Kavala beraat edecek, bunu hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla, bir an evvel yapılması gereken tutukluların da gaspçılara ayırdığınız, hırsızlara, rüşvetçilere gösterdiğiniz şefkati hak ettiğini düşünmek ve onları da en azından bu Covid-19 salgınından koruyacak tedbirleri almaktır.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)