GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:82
Tarih:11.04.2020

CHP GRUBU ADINA TUFAN KÖSE (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; temel insan hak ve özgürlüklerini, bağımsız adaleti zedeleyen, alelacele hazırlanmış teklifleri -bu teklifi- kamuoyunda tartışılmasına izin vermeden, paldır kültür yasalaştırmak klasik bir AKP taktiği. Son yıllarda, birkaç yıldır nedense, bilemediğimiz sebeplerden Milliyetçi Hareket Partisi de bu klasik AKP taktiğine destek veriyor.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Birlikte verilen teklif, destek değil.

TUFAN KÖSE (Devamla) - Bu düzenleme de aynı, hiç farksız. Başta Anayasa'ya aykırı, beşte 3 çoğunluk gerekiyor. Aslında bu bir "özel af" herkes de biliyor bunu ama uzlaşma aramıyorsunuz. Yazım hatalarıyla dolu, kimlerin yararlanacağı, kaç kişinin cezaevinden çıkacağını inanın ben Adalet Bakanlığının bürokratlarının bile bilmediğini düşünüyorum yani onlar da bilmiyor bunu.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - 50 defa söylediler.

TUFAN KÖSE (Devamla) - 50 defa değil 150 defa da söyleseler sen de bilmiyorsun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sen nereden biliyorsun?

TUFAN KÖSE (Devamla) - Tabii bunun suçunu sadece bu teklifi getirenlere yıkmak da doğru değil. On sekiz yıldır bir iktidar var ki gece yarısı ekledikleri maddelerle, "temel kanun" adı altında kimseyi konuşturmadan çıkardıkları kanunlarla, kanun hükmünde kararnamelerle, birtakım başka şeylerle Türkiye Cumhuriyeti'nin mevzuatının altını üstüne getirdiler. Peki, bugünlerde cumartesi, pazar da çalışıyoruz, amaç ne? Türkiye'de artan cezaevi nüfusunu düşürmek. Yani öyle bir adaletsiz, zalim düzen var ki sürekli suçlu üretiyor. 50 binlerde aldığınız cezaevi nüfusu, bugün 300 binlere ulaşmış. 2021'e kadar da cezaevi kapasitesini 500 bine çıkarmayı düşünüyormuş Adalet Bakanlığı, büyük bir yatırım hamlesiyle. 43 Avrupa ülkesinde cezaevi nüfusu en çok olan ülke, maalesef, ülkemiz. Genel Kurulda bu yüzden, bu nüfusu azaltmak için hafta sonu da dâhil görüşüyoruz.

Nüfus düşecek. Peki, bir süre sonra -ki Türkiye'de ayda 2 bin kişi yeniden tutuklanıyor- bu infaz düzenlemesinden sonra cezaevlerinin yeniden dolacağı iki iki daha dört. Buna bir çare var mı, buna bir çare getiriyor mu düzenleme? Hiçbir çare getirmiyor. Yani infaz kanunlarını da devamlı değiştiremeyeceğimize göre, temel sorun nasıl çözülecek? Bizim asıl cevap aramamız gereken soru bu. Suçlu üreten bu ekonomik ve sosyal adaletsiz düzeni de değiştirmek adına hiçbir adım atmıyorsunuz.

Arkadaşlar, bakın, şöyle, ben hiç şey yapmayacağım, çok somut önerilerle geleceğim. Bir kere, infazda eşitliği sağlayalım. Suçtan değil, suçludan hareket ederek infaz düzenlemeleri yapılır. Bunlar, hukukun genel ilkeleridir; bunlar, evrensel hukukun teorilerinde var. Somut öneri şu: Bir kere, 2014'te bir yasa çıkardınız, sulh ceza hâkimliklerini düzenlediniz. Bakın, zannediyorum, sulh ceza hâkimleri Ankara'da 9 tane. Sulh ceza hâkimleri, Reisin, Sayın Cumhurbaşkanının gözüne bakıyorlar, ne derse onu yapıyorlar. Muhalif olup da onların tutuklama zincirinden kurtulmak mümkün değil. Bakın, bu Wikipedia kararları, Kavala kararları, Sayın Eş Genel Başkan Pervin Buldan kararları, benzer, Selçuk Kozağaçlı kararları filan hep bu sulh ceza hâkimlerinden. Yine, hukukun temel ilkelerine aykırı olarak sıralı bir itiraz yolu yok. Sulh ceza mahkemesi hâkiminin kararına sulh ceza mahkemesinde itiraz ediliyor, ona itiraz edebiliyorsunuz; Ankara'da 9 taneymiş. Hâkimler ve Savcılar Kurulunun, haksız işlemlerinden dolayı disiplin soruşturması yaptığı bir tek sulh ceza hâkimi yok; varsa söyleyin, belki bir tane vardır.

Yine, 15 Temmuzdan sonra 5 bine yakın hâkim görevinden atıldı. Bir sulh ceza hâkimi yok görevinden atılan, varsa söyleyin. Belki bir kişi vardır. Bazen böyle örnek veriyoruz, "Bir kişi yok." diyoruz, "Bir kişi var." diyorsunuz.

Şimdi, arkadaşlar, bir tek disiplin cezası yok dedim, bir tek atılan hâkim yok dedim ve bu hâkimler, maalesef, Adalet ve Kalkınma Partisinin çeşitli organlarında çalışarak oraya atanmış -bana göre, beraat kararını bile yazdırmaktan âciz hâkimdir- ve bu hâkimler Cumhurbaşkanının gözüne bakıyorlar, ne dediğini gözlerinden anlıyorlar ve devam ediyorlar.

Şimdi devam edelim. Arkadaşlar, terör tanımı çok önemli. Milliyetçi Hareket Partili arkadaşlar -Komisyonda da söyledim- sanki "terörsavar" arkadaşlar. Ya, terör insanlık suçu, terörü kim savunabilir ki.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - E, savunuyorsunuz.

TUFAN KÖSE (Devamla) - Lanet olsun teröre.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Siz de savunuyorsunuz.

TUFAN KÖSE (Devamla) - Bakın, şimdi ben size bir şey söyleyeceğim. Demin burada bir arkadaş konuştu, bir parantez açıyorum burada: "İndim maden ocağına yeryüzü sıcak olsun diye dost/ Yıllar boyu kazma salladım suskunca bu zindanda, çocuklar gülsün diye dost/ Oysa bizim evde gülen yok." diyen Helin Bölek'le aynı meşrepte değilmiş arkadaş, zaten olma. Sen, Soma Holdingin sahibi Can Gürkan'la beraber ol çünkü bu kanun teklifi Can Gürkan'ı affediyor arkadaşlar. İki yüz seksen gün sonra açlık grevinde ölmüş. Niye ölmüş? Türkülerimizi söyleyelim, yasak olmasın diye, açlık grevinde ölmüş genç bir sanatçı. Sen, eğer onun yanında olursan zaten -senin meşrebin- biz, rahatsızlık duyarız ondan, açık söylüyorum. Sen git, Habur'da seyyar mahkeme kurup Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasası'nı ve mevzuatını amuda kaldıran AKP iktidarıyla beraber dur zaten! (CHP sıralarından alkışlar) Beraber duruyorsun! Beraber dur sen onlarla! Sen onlarla beraber dur! (MHP sıralarından gürültüler)

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) - Sen kiminle berabersin?

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Sen yaş günü kutla!

TUFAN KÖSE (Devamla) - Bakın, şimdi, dünyada terör de eşik, şiddettir. Bakın, eğer terörün ne olduğunu güçlüler söyleyecekse Engin Alan'ı yatırırlar cezaevinde.

Nemrut Mustafa Divanı... Dün de söyledim: Dün, Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal'in 101'inci ölüm yıl dönümüydü. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarını da idamla yargılıyordu bu Nemrut Mustafa Divanı. Eğer siz yetkiyi ona verirseniz, hukukun evrensel değerlerine değil de güçlü olan iktidara verirseniz, Engin Alan'ı da yargılar, Mustafa Kemal'i de yargılar, Mehmet Kemal'i de yargılar, dünyaca ünlü organ nakli uzmanı Mehmet Haberal'ı da yargılar, beş yıl yatırır. Onlarla da iş birliği yaptınız; AKP iktidarı yaptı, siz onlarla iş birliği yapıyorsunuz şu anda.

Şimdi, bunu, terörü bir kere tanımlayacağız eğer cezaevlerindeki sayıyı artırıyor diyorsak. Yani corona virüsü paylaşımı yaptı diye, İçişleri Bakanı açıklıyor, işte, 3 bin kişiye soruşturma yapmışlar, gözaltına almışlar; tır şoförüdür, üniversite öğrencisidir 20 yaşında, otuz yıllık gazetecidir. Yahu her şey terörden suçlanıyor: "Halkı kin ve nefret duygularıyla bölmek." Kim belirliyor bunu? İşte, sulh ceza hâkimleri belirliyor.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sen mi belirleyeceksin, elbette onlar belirleyecek.

TUFAN KÖSE (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, hukuk belirlesin, evrensel hukuk belirlesin diyoruz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, "Gizli kalması gereken belgeleri açıklamak." daha önce açıklanmış olmasının hiçbir önemi kalmamış artık memlekette. "Ben ilk miydim?" diyor, "Senden duydum ben." diyor. Aynı, hani Museviler ile Hristiyanların bir fıkrası var ya, çok bilinen fıkra: "Sen Hazreti İsa'yı çarmıha germişsin." diyor, dövüyor bir Musevi yurttaşı, "Kardeşim, iki bin yıl önce olmuş." diyor, "Ben yeni duydum." E "Ben yeni duydum." Böyle bir şey var mı? Bakın, 6 gazeteci yatıyor "Ben yeni duydum." diye şu anda, 6 gazeteci tutuklu.

Şimdi, Cumhurbaşkanımız, Anayasa'yla değişti, artık bir partinin Genel Başkanı, tarafsızlığını yitirmiş, ayan beyan belli, zaten anayasal bir hüküm tarafsız olmayacağı. Şimdi, Cumhurbaşkanına karşı işlenen suçlara, tarafsız Cumhurbaşkanı için düzenlenen bir kanun maddesiyle ceza verilmesi hak mıdır, adalet midir arkadaşlar yani kim bunu savunabilir? Bu cumhurbaşkanı yarın Cumhuriyet Halk Partisinin de genel başkanı olabilir, yahut başka bir partinin de genel başkanı olabilir. Ben bunu savunamam, sizler de savunmayın. Bakın, bundan da 20 bine yakın dosya var, bir sürü tutuklu var benim bildiğim. Buna ilişkin de bir düzenleme yok burada, bu kanunda. Yani gazetecilerle ilgili, dünyanın her tarafında basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek açıklamalardan dolayı bir dünya, 90'a yakın gazeteci yatıyor. Hâlbuki tutuksuz yargılanmak esas değil mi bizim Anayasa'mızda? Yani tutuksuzluk, masumiyet karinesi; bunlar öldü mü, bitti mi, Türkiye'den kaldırıldı mı masumiyet karinesi filan, nasıl oldu, anlamadım ben? Çok değişti her şey yani resmen.

Şimdi, diyorlar ki işte "Dolandırıcılar çıkacak, rüşvet alanlar çıkacak." Organize suç örgütünün liderleri çıkıyor tabii, bunları haber yapanlar çıkamayacak. Şimdi, namuslu bir tüccar, çek vermiş ve çekini ödeyememiş, o çıkamıyor ama dolandıran çıkıyor, gasıp çıkıyor, gasp yapmış çıkıyor, tutuklular...

Bakın arkadaşlar, bu, önce tutuklulara yapılması gereken bir düzenleme aslında. Bence aslında bu yasa, ağır cezayı gerektiren suçüstü hâlleri harici tutukluları hemen bırakmalı, bunun teklifini verelim bugün, bunu konuşalım. Tutuklular duruyor, FETÖ'cü hâkimlerin yargıladığı ve FETÖ borsasına para veremeyecek kadar gariban vatandaşlar, bunlar tutuklu, bunlar hükümlü, bunlar duruyor. Az evvel bir arkadaş söyledi, FETÖ'nün kasası dışarıda yani FETÖ'ye para sağlayan. Şimdi, bakın, para deyince hatırlıyor musunuz FETÖ'cü hâkimler, Kuddusi Okkır, -adamın cenazesini belediye kaldırdı- "Ergenekon terör örgütünün kasası" diye yargıladılar bu adamı, cezaevinde kanserden öldü, hatırlıyorsunuz değil mi? Yani terörün ne olduğunu evrensel hukuk değil de güçlüler söylerse Kuddusi Okkır terör örgütünün kasası olmaktan, Engin Alan terör örgütünün yöneticisi olmaktan, İlker Başbuğ hem Genelkurmay Başkanı hem de terör örgütü başı olmaktan yargılanır, Boğazlıyan Kaymakamını asarlar.

Bakın, arkadaşlar, bir sürü ihale yapıyorsunuz. Ben bazen artık diyorum ki hadi yolsuzluk da olabilir demek ki mutlak iktidarın doğasında var ama artık yapılan bir kısım ihaleler vatana ihanet boyutuna geldi. Elli yıl sonra bile geçilmeyecek dağ başlarına tünel yapıyorsunuz.

(AK PARTİ sıralarından "şehir hastaneleri" sesi)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

TUFAN KÖSE (Devamla) - Şehir hastaneleri...

Yarın birileri çıkar "Sen benim ülkemin ekonomik menfaatlerini yabancı ülkelerle paylaşıyorsun, zarar veriyorsun, sen vatan hainisin." der, sizi de yargılarlar, bakın hukuk herkese bir gün lazım olacak.

Geçmişte bu Mecliste Fetullah Gülen adı söylendiğinde acayip kavgalar çıkıyordu, Kamer ağabey rahmetli, nur içinde yatsın yani burada çok saldırıya uğradı sadece Fetullah Gülen dediği için biliyor musunuz? Bugün de Recep Tayyip Erdoğan deyince kavgalar çıkıyor, saldırıya uğranıyor. Arkadaşlar, hep söylüyoruz, hukuk herkese bir gün lazım olacak, hukukun evrensel değerlerinden uzaklaşmayalım.

Son söz, bu kanun -tabii ki itiraz etmiyoruz çıksın, biz daha çok insan çıksın istiyoruz bu durumdan- infazda adaleti sağlamıyor, vicdanları rahatlatmıyor, cezaevlerindeki nüfus patlamasına çözüm getirmiyor.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)