GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Yeni Koronavirüs (Covid-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:86
Tarih:15.04.2020

VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, sözümün başında söyleyeyim, bu 7'nci madde işçiye karşı kurulan bir kumpastır, açık bir kumpastır. Burada, işveren tarafından ücretsiz izne ayrılan ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan işçiler fondan günlük 39,24 TL nakdî destek alıyor. Bu değişiklikle işten çıkarmanın adı ücretsiz izin olmaktadır. Mevzuatımızda işverenin -her iki taraf olarak- ücretsiz izin hakkı yoktur. Yapılması gereken, işten çıkarılması yasaklanan tüm işçilere kısa çalışma ödeneğinin ve daha önce işten çıkarılanlara işsizlik ödeneğinin verilmesi sağlanmalıdır.

Bu yasa değişikliği gündeme geldiğinde, kamuoyuna "AKP işten çıkarmaları yasaklıyor." diye propaganda yapıldı ama işin öyle olmadığı ortaya çıktı. Değişikliğin birinde işten çıkarmaları yasaklıyor, diğerinde ücretsiz izin uygulaması getiriyor. Tam bir AKP kurnazlığı. Niye yapılıyor? Bakın, kısa çalışma ödeneği minimum 1.700 TL, ücretsiz izin uygulamasıysa 1.177 TL yani işçi 523 TL hak kaybına uğruyor. Koca devlet fakirin fukaranın 523 TL'sine göz dikiyor. İşçinin hakkına göz dikenlerin gözleri çıksın demekten başka bir şey elimizden gelmiyor.

Değerli milletvekilleri, yapılması gereken şey, imzalamış olduğumuz 102 sayılı ILO Sözleşmesi'nde yer alan aile yardımları sigortasının derhâl uygulanmasıdır. Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu 2011'den beri bunu savunuyor ama maalesef Hükûmet buna kulaklarını tıkamış durumda.

Değerli milletvekilleri, bu kanunla ücretsiz izne çıkarılan ya da kısa çalışma ödeneğinden faydalanamayan çalışanlara günlük 39,24 TL ödenecek, aylık 1.177 TL'ye geliyor. Şimdi, hep beraber burada elinizi vicdanınıza koyun, bir an, 39,24 TL'yle nasıl yaşayacağınızı düşünün. Çocuklarınızın yanında, eşinizin yanında ne konuma düşeceğinizi elinizi vicdanınıza koyarak düşünün değerli arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, bugün verdiğiniz bu teklifle, 39,24 lirayla bırakın yaşamayı, açlıkla karşı karşıya kalmayı göreceksiniz. Lütfen, bu ödeneği 2.324 liraya çıkarın.

Bu corona o kadar kötü bir şey ki yoksulları ölüm ile yaşam arasında sıkıştırıyor. Bir ucunda açlık, bir ucunda corona. Hekimler sağlıklı beslenmenin coronaya karşı çok önemli olduğunu söylüyorlar. Bu mümkün mü bu ücretle? Asla.

Bakın, sizin iktidara gelirken kullanmış olduğunuz çay ve simit hesabı var değerli milletvekilleri. Gelin, hesabı hep beraber yapalım: Çayın tanesi -biliyorsunuz, artık corona günlerinde karton bardakla içiyoruz- 2 TL. Değerli arkadaşlar, simit 2 TL. Bir aile düşünelim ki Recep Tayyip Erdoğan'ı çok seviyor, bu ailenin ismi Ahmet olsun. Bu Ahmet Bey, Recep Tayyip Erdoğan'ı dinlemiş, Allah da vermiş, 3 çocuk yapmış. İsimleri de Rabia olsun, Abdullah olsun, Hafize olsun. Bu 5 kişilik aile 1 öğün birer simit yiyip birer çay içse 2 kere 2, 4; günlük 1 öğünü 20 TL, günlüğü 60 TL'ye gelir değerli milletvekilleri. Bu Ahmet Bey'in şartları uygun olmadığı için ev alması mümkün değil, aylık 1.000 lira kira ödüyor. Şimdi, günlüğü 39,24 lira, aylığı 1.177 lira olan aile, Allah aşkına, nasıl yaşasın, bir düşünün. Daha kullanması zorunlu dezenfektanı alamıyor, kolonya ulaşmamış, maske arıyor, sigarayı zaten Recep Tayyip Erdoğan'a uymuş bırakmış olduğunu düşünelim, su içecek parası yok, çay ve simit de 1.800 lira; sizin verdiğiniz para 1.177 lira.

Bakın, bir daha söyleyelim: Çay ve simit 1.800 lira, sizin verdiğiniz para 1.177 TL. Şimdi, Allah için siz söyleyin; adam size güvenip 3 çocuk yapmış, şimdi 2 çocuk aç; ya 2 çocuk ölecek ya karı koca ölecek. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bakın, 5 kişilik aileye 3 kişilik çayı ve simidi layık görüyorsunuz. Bir de kendi yaşantınıza bakın; şatafat var, israf var, saraylar var, yazlığı var, kışlığı var, kaçağı var.

Değerli arkadaşlar, bu şartlarda bir kendi yaşantınıza bakın, bir kendi çocuklarınıza bakın, bir de Hafize'ye bakın, Abdullah'a bakın. Elinizi vicdanınıza koyun, bir daha söyleyelim, elinizi vicdanınıza koyun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bu, 1177 liraya, çay ile simide mahkûm ettiğiniz aileleri düşünün, biraz vicdana gelin. Bakın, yandaş iş adamlarına, yandaşlarınıza dağıttığınız ihalelerin haddi hesabı yok. Daha dün, Atatürk Havalimanı'na yapacağınız ihaleyi bir yandaş iş adamına önceden kurgulanmış bir şekilde verdiniz. Lütfen, vicdanlı olun.

Değerli arkadaşlar, dünyanın mücadele ettiği 3 tür bağışıklık var: Biri -Özgür Özel'in dediği gibi- sürü bağışıklığı, İngiltere mücadele etti, beceremedi; bir diğeri sınır bağışıklığı, hastalığı bastırmak için sınırı kapatıyorlar; bir de AKP'nin Türkiye'de uygulamış olduğu sınıf bağışıklığı. Üsttekiler yaşasın, alttakiler ölsün. Bu sınıf bağışıklığını da dünyada icat eden ülke sizsiniz. Bakın, parası olan korunuyor, parası olan çalışmıyor, parası olan iyi besleniyor ama yoksullar virüs ve açlıkla karşı karşıya kalıyorlar.

Değerli arkadaşlar, dünyada sizin yönettiğiniz gibi bir virüs yönetimi yok. Vicdanınıza tekrar söylüyorum, vicdanınıza, fakir fukarayı düşünüyorsanız bu fakir fukaraya 39,24 lira verilmesine rıza göstermezsiniz, bu teklifimize "evet" oyu verirsiniz. Hepinizden destek bekliyoruz.

Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)