| Konu: | Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 98 |
| Tarih: | 11.06.2020 |
CHP GRUBU ADINA MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tabii, ülkemiz devasa sorunlarla uğraşırken bir de pandemi varken 2003 yılında Avrupa Birliği müktesebatına girmiş olan bu Rekabet Kurumu kanunlarının 2 kez Meclis Komisyonlarında gündeme gelmesine ve kadük olmasına rağmen gecenin bu saatinde -sabahın neredeyse ilerleyen saatlerinde- bu pandemi ortamında, bu sağlıksız ortamda bu kadar gecikmeden sonra neredeyse sabaha yakın bir saatte görüşülmesi ayrı bir handikap elbette.
Madem bu kadar acelemiz vardı, niçin 2003'ten beri bu yasalaşmadı? Bu da ayrı bir konu.
Evet, Avrupa Birliğine uydurmaya çalışıyoruz, güzel. Bu kanun maddelerinin Avrupa Birliğine 2 maddesi uydurulmaya çalışılıyor, birebir tercüme yapılıyor ama bu tercümede nedense Avrupa Birliğinin o tercüme kısmında kurulun atanan üyelerinin tamamının Cumhurbaşkanı tarafından atanmasıyla ilgili, Avrupa Birliği ülkelerinde görmediğimiz bir şeye rastlıyoruz. Tek kişinin iki dudağı arasından çıkan 7 kişilik bir kurulun atanması söz konusu.
Evet, değerli milletvekilleri, 5, 6, 7, 10, 11, 12 ve 13'üncü maddeler personel yasasıyla ilgili.
Tabii, ikinci bölüm, 10, 12 ve 13'üncü maddeler kurum personel düzenlemelerini içermekte.
Madde 11'de Rekabet Kurulu üyeleri ve kurum personelinin görevleriyle ilgili cezai ve hukuki sorumluluklar Bankacılık Kanunu esas alınarak BDDK personeliyle aynı şartlarda değerlendiriliyor. Hani, bunu da anlamakta biraz güçlük çektik, komisyonda da aynı şeyleri konuşmuştuk. Yani neden böyle bir ihtiyaç doğdu, onu da anlayabilmiş değiliz. Görevle ilgili suçlarından dolayı açık ve yeterli emarelerin olması gerekiyor. Kurul ve kurulu yazılı görevlere ilişkin karar, eylem ve işlemlerin sebebi, gerek görev sırasında gerekse görevden ayrılma sırasında açılmış her dava kurum aleyhine açılmış olarak sayılıyor.
Yine, 12'nci maddenin birinci fıkrasında getirilen araştırmacı kadrosu, hakikaten sorunlu bir kadro çünkü liyakati olmayan ve kendi mesleki uzmanlık alanında olmayan kişiler ilgisiz bir alana atama yapılabiliyor arkadaşlar. Yani torba kadro niteliği taşıyan araştırmacı kadrosu kabul edilemez bir şeydir. Liyakat ve mesleki uzmanlıkların göz önünde bulundurulmadığı uygun yeni kadrolar tanımlanmalı ve atamalar buna uygun yapılmalı diye düşünüyoruz. Detay kadroların mutlaka burada yazılması gerekiyor. Kurumun ihtiyaç duyduğu işte çalıştırılmak suretiyle söz konusu personele, ola ki siyasi bir yıldırma amacı taşıyacağı göz önünde bulundurulmalı, ayrıca da bu personel "mobbing" uygulanması gibi bir tehlikeyle de karşı karşıya. Anayasa'nın 128'inci maddesindeki, personelin hem mali hem de özlük haklarının kanunla düzenleneceği hükmüne ve sözleşme hürriyetine de bu madde aykırıdır ve mutlaka kanun maddeleri içerisinden çıkarılması gerekmektedir.
Değerli milletvekilleri, bütün bu saydığımız şeyler kapsamında bütün üst kurullar görevlerini yerine getirirken tarafsız ve özerk olmak durumundadırlar. Siyasi talimatlardan uzak, atamalarda sadakatin değil liyakatin olduğu bir rekabet kurulunu ve kanununu bu ülke hak ediyor diye düşünüyoruz.
Değerli milletvekilleri, evet, baktığımız zaman ekonomideki mevcut durum son derece olumsuz bir seyir izliyor, küçük ve orta boy işletmeler ciddi bir üretim ve kredi darboğazında. TOBB'un nisan ayı verilerine göre kapanan şahıs şirketi sayısı bir yılda yüzde 31 oranında artmış, açılan şirket sayısıysa bir yılda yüzde 57 azalmıştır. Ekonomik krizin derinleştiği ocak-nisan döneminde ülke çapında 4.405 şirket kapanmıştır. Pandemi döneminde işsizlik artmasına rağmen TÜİK ve İŞKUR el ele vererek işsizliği düşürme kararı almış ve TÜİK'in 10 bölge müdürünün görevden alınmasının ardından hemen bir gün sonra, kâğıt üzerinde, işsizlik rakamlarının da düşürülmesiyle ilgili komik bir durum yaşanmıştır maalesef. Hatırlatmakta fayda görüyorum ki işten atmanın yasaklandığı 9 Nisanda 309 bin kişi işsizlik maaşına başvurdu. Ne yazık ki işsizlik maaşına başvuranların sayısı salgın öncesine göre 2 katına çıktı ve "Vatandaşlarımız bu maaşını alabildi mi?" diye sorduğumuzda ne yazık ki kocaman bir "Hayır." Mart ve nisanda başvuru yapanların sadece yüzde 29'u bu haklardan yararlanabilmiş durumda.
Değerli milletvekilleri, coronavirüs sürecinde halkımızın tamamı birtakım sorunlar yumağıyla karşı karşıya ne yazık ki. Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi Adana'da da tabii ki birtakım sıkıntılar yaşanıyor. Adana kadim bir kent. Geçmişten bu yana sıcakkanlı vatandaşların iyilikseverliği, tarihî ve doğal varlıkları, deniz ve yaylaya yarımşar saat arayla ulaşabilen, çok çeşitli özelliklerine rağmen işsizlikte büyük bir sorun yaşıyor. Adana, gerek devlet gerekse özel sektör yatırımlarında hak ettiği payı alamıyor. Adana'da son on yılda tam 55 fabrika kapanmış durumda arkadaşlar. Dünyanın sayılı 3'üncü büyük tarım toprağı olan Çukurova gibi bir alanda işsizlikte başkent ne yazık ki Adana'mız. Burada iktidarın neden yönünü Adana'ya dönmediği konusunda da bir soru sormak isteriz işin doğrusu, hazır kürsüye çıkmışken.
Adana'da tarım topraklarının azalmasına, çiftçinin topraktan uzaklaşmasına elbette ki gönlümüz razı değil. Adanalıları borçlandıran hafif raylı sistemin söz verilmesine rağmen Ulaştırma Bakanlığına devredilmemesine tepkiliyiz. Dünyanın en stratejik ve aynı zamanda kâr eden birkaç havalimanından biri olan, üstelik de kentin içerisinde bulunan havalimanı çevresinde yeterli arazi olmasına rağmen bu Şakirpaşa Havalimanı'nın genişletilmemesine ve iyileştirilmemesine bir anlam verememekteyiz. Bir stadyumun altı yılda tamamlanamaması, yine belli şekilde Yüreğir'de, Ceyhan'da, Seyhan'da, Karataş'ta, Tufanbeyli'de yatırım programlarında yer almasına rağmen hastanelerin hâlâ bir türlü tamamlanamaması konusu Adanalılar olarak canımızı yakıyor.
Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi'nde bir arpa boyu yol alınamaması, Bakanlar Kurulu kararıyla turizm teşvik bölgesi ilan edilmiş olan Karataş ve Yumurtalık'ın ne yazık ki çok yakın bir zamanda Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle bu turizm teşvik bölgesinden çıkarılmış olması da ayrı bir handikaptır.
Evet, değerli milletvekilleri, biz Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak -Türkiye Cumhuriyeti'nde Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi olarak adlandırılan ve yaklaşık iki yıldır uygulanmakta olan rejimin bileşenleri- ülkenin içinde bulunduğu Covid-19 salgını koşullarında daha da derinleşen ekonomik krizden çıkması için gerekli olan ortak aklın harekete geçmesini sağlayacak düzenlemeler yerine kısa erimli ve perspektiften uzak çözümler peşinde koşan AKP'ye burada muhalefet etmeye elbette devam edeceğiz.
Rekabet hukuku ancak sağlıklı piyasa koşullarında anlamlı olabilir. Suni ve subjektif, günübirlik oyalama taktikleriyle, halkımızın derdine derman olacak yasal düzenlemeler bir türlü hayata geçmemektedir. Meclisin öncelikleri halkın sorunları olmasına rağmen, uzaktan eğitim sistemindeki başarısızlık misali, Mustafa Kemal'in "Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir." şiarıyla kurduğu Gazi Meclisimiz de uzaktan ve tek bir kişinin erişimiyle hareket ettirilmeye çalışılmaktadır. Bizler Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri olarak her türlü baskıya ve saptırılma girişimlerine karşı milletimizin derdiyle dertlenmeye devam edeceğiz. Halkımızın göz ardı edildiği yönetim anlayışına karşı sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Evet, bu Meclis çatısı altında, atanmış da olsa bakanların görevlerini yapması gerektiğini hatırlatacağız. Tamamı halkımızın haklı talep ve isteklerinden oluşan soru önergelerimize Meclis İçtüzüğü'ne rağmen yanıt vermeyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve bakanlara her zamankinden daha çok soru soracağız, bunu milletimiz adına yapacağız. Meclisin işlevsizleştirilme girişimlerine karşı dimdik ayakta duracağız.
Teşekkür ediyorum gecenin bu saatinde dinlediğiniz için arkadaşlar. Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)