| Konu: | Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 113 |
| Tarih: | 14.07.2020 |
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Getirdiğiniz yasa teklifi, göz bebeğimiz ordumuzun bozulan birlik ve bütünlüğünü yeniden sağlamaya dönük düzenlemeler getirmemektedir. Maalesef, AK PARTİ döneminde kuvvet komutanları ve Genelkurmay Başkanı ayrı ayrı, Millî Savunma Bakanlığına bağlanmıştır. Emir komuta bağı bozulmuştur. Disipliniyle dünyaya nam salan Türk ordusunun kökleri, ta Osmanlı'ya dayanan gelenekleri maalesef yok edilmiştir. Askerliğin geleceğini sağlayan eğitim sistemi tuzla buz edilmiştir. Harp akademileri ve askerî liseler yerle bir edilmiştir. Orduda liyakat sistemi bozulmuştur. Hâlen FETÖ mensubu yaverlerin çıkması bozulan liyakatin sonucudur. Atama sistemi hallaç pamuğuna çevrilmiş, Yüksek Askerî Şûra sivillerle doldurulmuştur. Kökü Osmanlı'ya dayanan askerî hastaneler kapatılarak Sağlık Bakanlığına bağlanmıştır. Oysa askerî sıhhiye sistemi bizim en iyi olduğumuz alanlardan biriydi.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gülhane, 1898 yılında açılmış ve ismini Topkapı Sarayı'nın Gülhane Bahçesi'nden almıştır. Ordunun seferlerdeki tıbbi ihtiyaçlarını gidermek, hekim ve diğer personeli yetiştirmek için kurulmuştu. Askeriyenin ilmi ve tıp merkezi olan bu yapının kapatılması büyük bir hatadır.
Suriye'deki vahşi saldırıda yaralanan Mehmetçiklerimizin Reyhanlı'daki devlet hastanesinde yaşadığı sıkıntıları hep birlikte gördük. Reyhanlı'da yoğun bakımda sıkıntılar büyüktü. Askerî hastanelerde yoğun bakım ünitesi belli kodlar için boş bırakılır, ilaç ve malzeme sıkıntısı olmaz ama Reyhanlı'da bunların hepsini yaşadık. Bu da bizim vicdanlarımızı sızlatmıştır, buradan ders almalıyız. Harp cerrahisi ve psikolojisi büyük uzmanlık gerektirir, sivil hastane hekimliğinden farklıdır. Bu alandaki tecrübelerin çöpe atılmasının yanlışlarını hep birlikte bugün görüyoruz. Askerî hekim, terörle mücadelede veya savaş sırasında tıbbi müdahale yapabilir. Özel istihbarat faaliyetlerinde de askerî hekimin güvenlik açısından varlığı önemlidir. Gelin, askerî liseleri yeniden açalım ve sivilleştirerek Sağlık Bakanlığına bağlanan askerî hastaneleri yeniden eski hâline getirelim.
Millî Savunma Bakan Yardımcısı Şuay Alpay acı bir itirafta bulunuyor maalesef, diyor ki: "Savaş cerrahisinde uzman olan doktor sayımız 2.043'ten bugün, kritik eşik olan 347'ye gerilemiştir." İşte, AK PARTİ iktidarının getirmiş olduğu tablo budur arkadaşlar. Atalarımızın dediği gibi "Zarardan ne kadar çabuk dönersek o kadar kârdır."
Getirdiğiniz teklifte, astsubay kıdemli başçavuşların yaş haddinin 55 yaştan 60 yaşa çıkarılması, bu yolla tecrübeden yararlanma arzusu güzeldir. Teklife göre bu kararın ya Jandarma Genel Komutanlığının teklifi üzerine veya İçişleri Bakanının önermesiyle, resen verilmesi burada dikkat çekmektedir. İşte, kritik konu burada. Çünkü siyasi bir makam olan İçişleri Bakanına resen yaş haddini uzatma yetkisi verilmesi, ordudaki siyasallaşmayı artıracaktır, disiplin ve hiyerarşiyi de bozacaktır arkadaşlar. Türk Silahlı Kuvvetleri personeli siyasi tercih yapmaya zorlanacak, bu da kıdemli başçavuşlar arasında sıklıkla yaşanacaktır. Bu da yasa teklifinin gerekçesinde belirttiğimiz gibi, disipliniyle dünyanın hayranlığını kazanan ordumuzu perişan edecektir.
Yaş haddinin uzatılması için gereken yüzde 90 sicil notu da düşük bir değerdir, bu not en az yüzde 95 olmalıdır. Çoğu başçavuşun sicil ortalaması zaten yüzde 90'ın üzerindedir. Yaş haddinin uzatılmasında, mahkeme yoluyla ceza almamış olma koşulunun da eklenmesi ve sicil notunun yüzde 95'e çıkarılması yerinde olacaktır.
Sayın Başkan, değerli vekiller; büyük yazarımız Halide Edip Adıvar'ın "Ateşten Gömlek" kitabını okuduğunuzu zannediyorum. Ben okurken tüylerim diken diken oldu. Kurtuluş Savaşı'ndaki büyük mücadeleleri anlatmıştır ve orada uzman onbaşıların ordumuzun bel kemiği olduğunu, kurşunlara nasıl meydan okuduğunu, yaralandığında dahi sızlanmadığını okumuşuzdur. Evet, bu durum değişmedi. O günden bu yana, uzman çavuşlar ordumuzun bel kemiğidir, en çok şehit veren kesimdir. Bu teklifteki pansuman düzenlemeleri atın kenara, boş verin. Uzman erbaşları kadrolu statüye geçirelim, orduevlerinden yararlanmasını sağlayalım, emekli maaşlarını yükseltelim, yine onları diğer askerlerle eşit mesafeye getirelim.
Bir de en önemlisi arkadaşlar, F35'lerimiz vardı Amerika'dan alınan hani ortak bir projemizdi, ya bu F35'lere ne oldu? Hani, AKP yapar, bizler bakardık? Yine bakınız, S-400'ler vardı, 2,5 milyar dolar para verdik; S-400'ler nerede? Hani savunmada kullanacaktık?
ÖZKAN YALIM (Uşak) - Hangarda, hangarda!
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Onları, herhâlde hangarlarda tutulması için getirmedik arkadaşlar! Bir an evvel, bunların millî savunmada kullanılması gerekiyor. Burada oturarak hamaset yapmanın hiçbir anlamı yok, aldığınız kararları uygulamanız gerekiyor.
Değerli arkadaşlar, bir konu da Özgür Suriye Ordusuyla ilgili, şehit olanlarla ilgili. Her birime sorduk, Cumhurbaşkanı Yardımcısına da Hulusi Akar'a da sorduk, ya bir türlü cevap alamıyoruz, nedir diye merak ettim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Nasıl bunlar şehit yapılıyor, bunlar maaşa bağlanıyor? Merak ediyorum, hâlâ daha bu cevabı alamadım, inşallah Komisyon Başkanı bu konuda bizi bilgilendirir diyorum.
Sözlerime son verirken yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)