| Konu: | Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş'ın açıklaması üzerine konuşması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 2 |
| Tarih: | 06.10.2020 |
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkan, tutanaklara geçsin diye söyleyeceğim.
Ben bu tartışmadan şunu anladım: Sayın Beştaş kürsüde 6-8 Ekim olaylarının araştırılmasını istiyor; bu, daha önce de istenmişti, Meclis reddetmişti. Aradan altı yıl geçmiş, altı yıl sonra genç bir savcı bu defteri açıyor. Altı yıl sonra -ki o olaylardan sonra malum Dolmabahçe fotoğrafları var hepimizin hafızasında- bu defter açılıyor, Sayın Beştaş da doğal olarak bunu kendi penceresinden eleştiriyor. Ben Sayın Mehmet Muş'un yargının bir işlemine karşı, yargı organının bir işlemine karşı bu kadar yüksek refleksle bu işlemi savunmak için kendini helak etmesini anlamadım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Açıkçası Sayın Mehmet Muş'un bu refleksini ben şöyle anlıyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Efendim, ben ortaya konuşuyorum; isteyen istediğini alır.
BAŞKAN - Sayın Köse... Lütfen arkadaşlar, maskenin arkasından da tanıyorum yani.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Ben açık söylüyorum, düşüncem böyle. Altı yıl sonra saraya el öpmeye giden Sayın Savcının, bu soruşturmayı başlatmış olmasına yönelik eleştiriye Mehmet Muş'un bu yüksek refleksinden benim anladığım şudur: Bu soruşturma ya Mehmet Muş'un talimatıyla, ya sarayın talimatıyla açılmış bir soruşturmadır. (CHP sıralarından alkışlar) Başkası olamaz, başkasını düşünemem.
BAŞKAN - Evet.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Ayrıca, o Savcı Bey'e buradan seslenmek istiyorum: Madem 6-8 Ekimden başlıyorsun, devam et kardeşim; Dolmabahçe'ye de git, Abdullah Öcalan'a gidip mektup alıp götürüp kamuoyuna açıklayana da git, Osman Öcalan'ı TRT'ye çıkarana da git, Habur'a da git, Oslo'ya da git, İmralı'ya da git, Kandil'e de git kardeşim...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Evet, teşekkür ediyorum.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkanım, bitirmedim.
BAŞKAN - Tamamlayın ama Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Tamamlayayım ama Sayın Muş'a gösterdiğiniz toleransı bana da gösterin; zaten zor nefes alıyorum.
BAŞKAN - Mikrofonu açalım arkadaşlar, zor nefes alıyor Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Yani şunu söylemek istiyorum: Bakın, 27'nci Dönem Dördüncü Yasama Yılına bugün başlıyoruz ve söyledim ki siyasette elbette münakaşa olacak ama müzakere de olacak. Buradan saraya da sesleniyorum: Tabanını, etrafını konsolide etmek için Türkiye'yi germene gerek yok; yürütmenin işi terörle mücadele etmektir. Siyasi partilerle, aklanmış hatta Anayasa Mahkemesince, diğer mahkemelerce devletin tazminat ödemeye mahkum ettiği belediye reislerini cezaevine koyup etrafındaki kümelenmeyi dağıtmamak için toplumu germek -gene söylüyorum- bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüktür. Yürütmenin elini tutan yok, PKK'yle de IŞİD'le de hepsiyle amansız mücadele etsin ama yürütme şunu da yapmasın...
BAŞKAN - Sayın Altay, tamamlayalım lütfen.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.
Yürütme şunu da yapmasın: El Kaide'yle terör...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bunu konuşmam lazım Sayın Başkan, son cümle. Başkanım, son cümle.
BAŞKAN - Sayın Grup Başkan Vekilleri, bakın, yerinizden 60'a göre söz isteyip sonra bunu da hep beraber suistimal ediyoruz, yapmayın.
Son kez açıyorum Sayın Altay, buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Tamam efendim, sürenin hepsini kullanmayacağım.
Yürütme şunu da yapmasın: "El Kaide ile terör aynı şey değildir." diyen meczupları büyükelçi olarak atamasın.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)