| Konu: | Ordu ilindeki maden sahalarının çevresel etkilerine ilişkin gündem dışı konuşması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 11 |
| Tarih: | 03.11.2020 |
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Değerli arkadaşlarım, siyanürle altın ayrıştırma, gelişmiş ülkelerin kullandığı ancak kendi ülkelerinde değil, daha çok sömürge ülkelerinde ve az gelişmiş ülkelerde uyguladığı bir yöntem. Madencilikte 1 kilo demir için 2-3 kilo cevher, 1 kilo bakır için 300 kilo cevher ve 1 kilo altın için ise tam 5 milyon kilo cevher işlenmekte yani 5 bin ton. Bir yılda 312 bin ton su kullanılıyor, yine ortalama bir işletme bir yılda 250-300 ton siyanür kullanıyor, 7 bin ton sülfürik asit kullanıyor. Fatsa Bahçeler madeninde siyanürle muamele ettikleri siyanür yemiş toprakta şu anda ot bile bitmiyor. Burada ağaç diktiler, ağaç yetişmedi, sonra çim ektiler, çim de büyümeyince şimdi parça parça yapay çimler getirdiler ve onları suluyorlar. Doğu Karadeniz gibi sadece nemden çim büyüyen bir yerde, dağın başında çimi suluyorlar değerli arkadaşlarım.
Ordu'da yeni 9 ihaleyle beraber 46 tane arama ruhsatı var. Toplamda 70 bin hektar alanda sondaj faaliyeti olacak, Ordu coğrafyası 600 bin hektar yani neredeyse onda 1'inden fazlasını sondaj alanı yapmış durumdasınız. Ünye ilçemiz Bozdağ'a maden aramak için 38 sondaj planlanmış. Bozdağ, içinde 40 hane yaşayan bir dağ ve eteklerinde 500 hane Bozdağ'dan akan sularla yaşıyor. Sondaj yapılan alanlar insanların bahçeleri, evlerinin kenarı, yaşam alanları. Bir hafta önce, Ordu Ünye ilçemizde Yeşilkent ve Üçpınar'da sondaj yapmaya direnen köylülere jandarmanın ve güvenlik güçlerinin çok sert bir müdahalesi oldu. Kadın, yaşlı, çocuk demeden biber gazı sıkıldı, coplandı, kadınlar yerlerde sürüklendi ve hakarete uğradı. Kanser hastası Kesim kadın kodese tıkıldı. Arkadaşlar, Üçpınar'da da, Ballık'ta da analar asker doğuruyor, askere gönderiyor, devlete vergi veriyorlar. Bakın, bu halkın çocuklarına, bu analara, bu çocuklara gaz sıkmaya, cop vurmaya, yerlerde sürüklemeye kimler emir veriyor? Şimdi, bu benim askerim bu kadınlara, bu çocuklara kimin için gaz sıkıyor bir bakalım. Türkiye'de altın madeni işleten firmaların büyük çoğunluğu geçmişte FETÖ'cü yapılanmayla açık iştiraki olan insanlar. FETÖ, dershanelerden çok daha fazlasını bu madenlerden elde etti, istedikleri gibi doğa talanı yapmak için de AKP'ye tam 17 kere kanun ve mevzuat değişikliği yaptırdı. FETÖ'nün 15 Temmuzda devlete sıktığı her kurşunun, şu çatıya attığı bombanın arkasında bu altın madenlerinden elde ettiği gelirlerin ve bununla yetiştirdiği teröristlerin de katkısı var. FETÖ davasında kayyum atanan Koza Madenciliğin 5 adet altın madeni işletmesi vardı, FETÖ'nün amiral gemisiydi. Fatsa Bahçeler ve Kaz Dağları'ndaki firma da onun alt taşeronu olarak görev yapan, yani stajını Koza'da yapan bir firma. Geçtiğimiz aylarda altın madenini genişletmek için yanındaki ormanı yakmaktan bile çekinmediler yani sabotaj yaptılar. Yani ormanı kim yakar? Kurtuluş Savaşı'nda İzmir'i yakanlardan ne farkı var bunların? Yani, bu Ünye'de halkı korumak için görevli olan askere, bu halkı korumak yerine, FETÖ'cü maden şirketlerini koruma emrini kim veriyor? Kanser hastası Kesim Bozkurt kadını coplayıp sonra da kodese tıkanlar kime hizmet ediyor görün istedim, bilin istedim.
Değerli arkadaşlarım, bu altın madenlerinin devlete en ufak bir katkısı yok. Fatsa Bahçeler'deki madenin yıllık olarak devlete vereceği düşünülen, söylenen miktar 2 milyon dolardır. Fakat aynı havzada yani Ünye ve Fatsa Havzası'nda toplanan fındığın ülke ekonomisine katkısı 300 milyon dolardır. Yani 2 milyon dolar-300 milyon dolar... Tam 150 katı tarım ürününü riske ediyorsunuz. Bugün yarın fındıkta eğer bir siyanür tespit edilirse tüm Türkiye fındığı risk altında olacaktır. 2017'de yaptığımız değişiklik ile bu sondajlara da "ÇED Gerekli" durumunu ortadan kaldırdınız. Hâlbuki doğa insan vücudundan farklı değil. Sizin vücudunuza bir bölgenizden iğneyle biyopsi almak için onlarca doktorun onayından geçiyorsunuz fakat ÇED için bu rapor gerekli değil. Üçpınar'da halk evinin bahçesinin yoluna oturmuş bekliyor ve diyorlar ki "Sondajla delik deşik edilmiş, bağrına yüzlerce hançer sokulmuş, aside ve siyanüre bulanmış bir coğrafyada fare gibi yaşayacağımıza insan gibi ölürüz ve eninde sonunda defolup gidecekler. Ege'de Kaz Dağları'nda gönderdik, Bozdağ'dan da göndereceğiz."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın lütfen.
MUSTAFA ADIGÜZEL (Devamla) - İnsanlar, Fatsa meydanında çevre katliamına dikkat çekmek ve yaşam alanlarını korumak için günde yarım saat kitap okuma etkinliği yapıyor; ben de onlara destek vermek için burada, kürsüde kalan süremi sessizce kitap okuyarak tamamlamak istiyorum. Susmak da bazen iyi bir ifade yöntemidir. (CHP sıralarından alkışlar)
TURAN AYDOĞAN (İstanbul) - Ek süre de verelim Başkanım.
BAŞKAN - Süreniz tamamlanmıştır, teşekkür ediyorum Sayın Adıgüzel.
MUSTAFA ADIGÜZEL (Devamla) - Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)