| Konu: | Hakkâri ili Çukurca ilçesinde şehit edilen Piyade Uzman Çavuş Abdurrahman Topuksuz ve Şırnak ili Silopi ilçesinde şehit olan Piyade Teğmen Burhan Sönmez'e Allah'tan rahmet dilediğine, Türkiye Büyük Millet Meclisinin şehitlerimize sadece taziye dileme yeri olmaması gerektiğine, vefat eden 15'inci ve 16'ncı Dönem Milletvekili Ali Nejat Ölçen'in ailesine ve Cumhuriyet Halk Partisine başsağlığı dilediğine, vefat eden 23'üncü Dönem İstanbul Milletvekili Mithat Melen'in ailesi ve Milliyetçi Hareket partisi camiasına başsağlığı dilediklerine, 17 Kasım 1967 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin on sekiz saatlik kapalı oturumda Kıbrıs'taki gelişmeleri görüştüğüne, AK PARTİ hükûmetlerinin Meclise on sekiz yılda on sekiz saat bilgi vermediğine, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Cumhuriyet Bayramı'nı kutladığına, Kıbrıs Türkü'nün özgürlüğü için hayatını veren sivil, asker herkesi rahmetle andığına, Kıbrıs Türkü'nün özgürlüğünü sağlayan Bülent Ecevit'i ve Necmettin Erbakan'ı rahmetle andığına, |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 16 |
| Tarih: | 17.11.2020 |
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyoruz efendim.
Gün geçmiyor ki şehit haberleri almadığımız gün az olsun. Hakkâri Çukurca'da şehit edilen Piyade Uzman Çavuşumuz Abdurrahman Topuksuz'a, Şırnak Silopi'de şehit olan Piyade Teğmen Burhan Sönmez'e Allah'ımdan rahmet diliyorum; kederli ailelerine, sevenlerine ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Bu haberlerin son olmasını temenni ediyorum. Lakin müteaddit defalar tekrarladığım gibi, Meclisin görevi sadece bu haberlerin son olmasını temenni etmek değildir, bu haberlerin olmamasını sağlayacak tedbirler konusunda Hükûmeti uyarmak, Hükûmetin istediği bir kanuna gereklilik, ihtiyaç varsa onu temin etmektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi şehitlerimize sadece taziye dileme yeri değildir ve olmamalıdır.
Sayın Başkan, 15'inci ve 16'ncı Dönem Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekilimiz ve Grup Başkan Vekilimiz Ali Nejat Ölçen'i kaybettik, bu vesileyle ailesine ve Cumhuriyet Halk Partisi ailesine başsağlığı diliyoruz.
Yine, 23'üncü Dönem birlikte vekillik de yaptığımız Milliyetçi Hareket Partisi Milletvekili Mithat Melen'i kaybettik, ailesine ve Milliyetçi Hareket Partisi camiasına da başsağlığı diliyoruz.
Sayın Başkan, bugün 17 Kasım. 17 Kasım 1967 tarihinde bu Mecliste bir şey olmuş, 17 Kasım 1967 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi gizli oturumunda, bugünlerde 37'nci kuruluş yıl dönümünü kutladığımız KKTC'deki -ki o zaman KKTC yoktu- Kıbrıs'taki gelişmeler görüşülmüş. Bu, baktığımız zaman, çok normal bir işmiş gibi görülebilir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu mühim görüşme, bu gizli oturum aralıksız on sekiz saat yirmi dakika sürmüş, nereden nereye? Kıbrıs meselesini, Türkiye Büyük Millet Meclisi oturmuş ve on sekiz saat yirmi dakika aralıksız görüşmüş. Ne olmuş? Hükûmet, Meclise bilgi vermiş, Hükûmet, Meclisten istediği bir şey varsa bunun iznini, müsaadesini istemiş, Meclisi bilgilendirmiş. Şimdi, AK PARTİ, AK PARTİ hükûmetleri on sekiz yılda -on sekiz yıl ikmal edildi ay başında, kasım ayı başında- Türkiye Büyük Millet Meclisini on sekiz saat bilgilendirmedi, on sekiz yılda on sekiz saat Meclise bilgi vermedi, on sekiz yılda.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Ama, 1967 Meclisi, bir oturumda on sekiz saat Kıbrıs'ı konuşmuştur. Helal olsun o milletvekillerine, helal olsun o Meclisin Başkanına, helal olsun o dönemin hükûmetlerine! (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
Bu vesileyle buradan... Etrafımız ateş çemberi, biraz sonra Azerbaycan tezkeresini görüşeceğiz, hep birlikte onaylayacağız. Mühim gelişmeler oluyor Sayın Başkan. Türkiye Büyük Millet Meclisi, bir süs bitkisi değildir, "Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir." duvarda yazıldığı şekliyle bu egemenliğin, millî iradenin tecelligâhıdır. Artık, Türkiye'nin -biraz sonra tezkerede de konuşacağız- şahsım diplomasisinden de şahsım politikalarından da vazgeçmesi lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bakın, bugün KKTC'nin 37'nci kuruluş yıl dönümünü, Cumhuriyet Bayramı'nı kutluyoruz. Türkiye'den bir heyet gidiyor, güya devlet adına gidiyor. Türkiye'den resmî bir heyet gidiyorsa elbette Sayın Bahçeli olmalı, hiçbir itirazımız olmaz. Neden sadece Sayın Bahçeli, Sayın Başkan? Bu Mecliste sadece AK PARTİ ve Milliyetçi Hareket Partisi yok. İşinize geldiği zaman "Bu bir millî davadır, kol kola girelim, el ele tutuşalım." diye nutuklar atarsınız, ağlamasını bilirsiniz ama 7 tane uçakla Kıbrıs'a giderken -tam bir görgüsüzlüktür- Cumhuriyet Halk Partisine, İYİ PARTİ'ye, HDP'ye yani Meclisteki siyasi parti gruplarına nezaketen bir "Buyurun." denmez mi ya? Burası, Sayın Erdoğan'ın çiftliği falan değildir.
AK PARTİ milletvekillerinden hakikaten özür dilerim ya. Yıllarca ben "parti devleti" dedim, "Parti devleti oldu Türkiye." dedim; özür diliyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Türkiye aile devleti artık, parti devleti değil. Devleti bir parti yönetmiyor, bir aile yönetiyor. 1967'den örnek verdim; Meclis oturmuş, on sekiz saat hükûmete hesap sormuş. Kurtuluş Savaşı'ndan örnek vereyim: Polatlı'da top sesleri varken bu Meclis Mustafa Kemal Atatürk'e hesap sormuş. Bu korku ne ya, bu sinmişlik ne, bu panik ne, bu eziklik ne?
"Ekonomide reform yapacağız..." On sekiz yıldır güllük gülistanlık bir tablo çizerken her biriniz ayrı ayrı yalan mı söylüyordunuz? Ekonominin reforma ihtiyacı varsa... On sekiz yıldır hani çok güzeldi? "On sekiz yıldır millete yalan söyledik." demenin bir başka yoludur.
KKTC'ye gidilirse ve orada Doktor Fazıl Küçük'ten bahsedilmezse, mezarı, kabri ziyaret edilmezse olmaz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - KKTC'ye gidilirse, kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın kabri ziyaret edilmezse olmaz. KKTC'ye gidilirse merhum Necmettin Erbakan ve merhum Karaoğlan Bülent Ecevit anılmazsa olmaz, ayıp olur, yakışık almaz. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Sonra sıkıştığınızda bize gelip "Bu millî mesele, kol kola girelim." derseniz yapaylaşırsınız.
KKTC, sonsuza dek yaşayacaktır. Kıbrıs'ın, Kıbrıs Türkünün namusu için, canı için, özgürlüğü için hayatını feda eden sivil, asker herkesi rahmet ve minnetle anıyorum. Kıbrıs Türkünün özgürlüğünü sağlayan Karaoğlan Ecevit'i, Necmettin Erbakan'ı, bütün şehitlerimizi rahmetle anıyorum. 7 uçakla Kıbrıs'a gitmeyi, "Millete acı reçete sunacağım." diyen Sayın Erdoğan'ın bu yaklaşımını da 83 milyon aziz milletimize ve özelde de AK PARTİ'ye oy veren seçmenimizin takdirine bırakıyorum.
Biraz sonra görüşeceğiz, 17 Kasım 1988'de on sekiz gün süren ve yüz binlerce Azerinin katıldığı mitingin yıl dönümü bugün.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Ne mutlu "İki devlet tek millet" yaklaşımı ve anlayışı içinde Azerbaycan'ın otuz yıldır süren Karabağ sorununun çözülmesine katkı sunan herkese. Burada hiç şüphesiz, Türkiye Cumhuriyeti'nin samimi desteğini de reddediyor değiliz. Bu konuda, Azerbaycan konusunda et-tırnak gibi olduk. Azerbaycan'da et-tırnak gibi olurken keşke Kıbrıs'a giderken de et-tırnak gibi olabilseydik. Bunlar doğru işler değil.
Sayın Başkan, müsamahanıza sığınarak son bir şey söylemek istiyorum, Genel Kurulun da sabrını taşırdığımı biliyorum ama Sayın Erdoğan dedi ki: "İstanbul'a ihanet ettik." Bir samimi itiraftır. Şimdi, Sayın Ekrem İmamoğlu da diyor ki: "Ben artık İstanbul'a ihanete göz yummayacağım." İçişleri Bakanlığının bir emriyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız hakkında açılan idari soruşturma, olası bundan sonra yapılabilecek adli soruşturma ne Ekrem İmamoğlu'nu ne Cumhuriyet Halk Partisini doğruları söylemekten geri durduramaz Sayın Başkan.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Hiçbir idari ve adli soruşturma Cumhuriyet Halk Partisinin hiçbir milletvekilini, hiçbir belediye başkanını, il, ilçe başkanını doğruları söylemekten alıkoyamaz. Bu idari soruşturma, sadece ve sadece İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu'nun mücadele azmini, direncini ve enerjisini artırmıştır, ben İçişleri Bakanına teşekkür ediyorum. Böyle bir idari soruşturma açtığı için İçişleri Bakanına teşekkür ediyorum. Ayrıca, soruşturma evrakında belirtildiği üzere bu bir devlet politikası da değildir. Kanal İstanbul bir devlet politikası olsa 2019 bütçesinde izi olur, adı olur; 2020 bütçesi Plan ve Bütçede görüşülüyor, izi olur, adı olur; bu konuda çıkarılmış kanunlar olur.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Kardeşim, bütçeye girmesi eleştirilemez anlamına gelmez ki.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Ayrıca eleştirilir ama bu bir devlet politikası değildir, bu bir şahsın politikasıdır, İstanbul'a ihanet politikasıdır. Bu tür idari soruşturmalar, Ekrem İmamoğlu'na, İstanbul Büyükşehre ve Cumhuriyet Halk Partisine, bize sadece ve sadece daha çok mücadele etmek için, daha çok direnmek için, daha çok doğruları söylemek için, İstanbul halkını, İstanbul'un doğasını, İstanbul'un çevresini, İstanbul'un suyunu korumak için güç ve mücadele azmi aşılar.
Tekrar, Sayın İçişleri Bakanına çok teşekkür ediyorum; Kanal İstanbul'la ilgili yapılacak bir referandumda, bu idari soruşturma evrakının Kanal İstanbul'a karşıtlığı, yüzde 65'lerden yüzden 90'a çıkaracağını büyük bir memnuniyetle görüyorum ve söylüyorum. Kanal İstanbul, İstanbul'a bir ihanettir ve olmayacak; ya kanal olacak ya İstanbul olacak.
Teşekkür ederim efendim. (CHP sıralarından alkışlar)