GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:18
Tarih:19.11.2020

ÖZKAN YALIM (Uşak) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Tüm vatandaşlarımızı selamlıyorum, Genel Kurulu da aynı şekilde selamlıyorum.

Şimdi, ilk önce maddeyle, kanunla alakalı bir iki kelime etmek istiyorum; 238 sıra sayılı Teklif'le Elektrik Piyasası Kanunu'nda yapılan değişikliklerle alakalı.

10'uncu maddede, üzerinde çok fazla konuşulacak bir farklılık yok. Ülke dışındaki firmaların Türkiye'de de şube açabilmeleriyle alakalı bir madde, bunda bir sıkıntı görmüyoruz. Ancak elektrik kullanımıyla alakalı, özellikle bu pandemi sürecinde vatandaşlarımızın ciddi anlamda sıkıntılar çektiğini ve de elektrik faturalarındaki haksız kazancın, 21 tane dağıtıcı şirketin haksız kazançlarının kaldırılmasıyla alakalı ben birkaç tane söz söylemek istiyorum.

Biliyorsunuz, daha önce tüm Türkiye'de elektriğimiz TEDAŞ tarafından dağıtılıyordu. Daha sonra 21 farklı bölgeye bölündü ve 21 farklı şirket çıktı, bunlar; BEDAŞ, Toroslar EDAŞ, Başkent EDAŞ, Dicle EDAŞ, Gediz EDAŞ, AYEDAŞ, Uludağ EDAŞ, MEDAŞ Alarko ve Cengiz Holdingin, SEDAŞ, YEDAŞ, Aydem EDAŞ, Akdeniz EDAŞ, OEDAŞ-Osmangazi EDAŞ, Aras EDAŞ, VEDAŞ Türkerlerin, Çoruh EDAŞ, Fırat EDAŞ, AKEDAŞ, ÇEDAŞ, TREDAŞ ve KCETAŞ, Kayseri Belediyesine ait bu son şirket; bu şekilde, bu bölgelerde elektrik dağıtımı yapılıyor.

Peki, elektrik faturalarında bazı hak etmediğimiz yani tüketicinin, evinde elektriği tüketen o vatandaşın, o ailenin ekstradan ödemesi var. Nedir bu "kayıp kaçak" dediğiniz? Yani "kayıp" dediği çalıntı, "kaçak" dediği bence bazı dağıtıcı şirketlerin takip etmediği, işlerini doğru yapmadığından dolayı çıkan masraflar. Peki, siz niye elektrik saatinde oynama yapmadan faturasını doğru ödeyen vatandaşa, başka X kişilerin çaldığı elektrik miktarlarını ödetiyorsunuz? Bakın, bir benzinlik sahibi, bir manav bile olsa çaldırdığı malın sahibi kendisidir. Onun için manav bile almış olduğu elmayı çaldırdıysa kendisi sorumludur. Onun için bu 21 şirket, almış olduğu elektriği dağıtırken kayıp kaçak bedelini vatandaşa yüklemekle kesinlikle haksız bir işlem yapıyor.

Buradan Hükûmeti daha önce de defalarca uyardık, bununla ilgili kanun teklifleri verdik, görüşmeler yaptık, dinletemedik ama milletimiz inanıyorum ki en yakın zamanda bunları hatırlatacaktır. Tekrar ediyorum, faturalardaki kayıp kaçak bedelleri, hırsızlık bedelleri elektriğini doğru yakan vatandaşımız tarafından ödenmemeli diyorum. Artı, pandemi zamanında, vatandaşa 2+1 bir evde bile 250 TL civarında bir elektrik faturası gelmekte, bunun yaklaşık 1,5 katı kadar da doğal gaz faturası gelmektedir. Benden önceki konuşmacıların bahsettiği gibi birçok vatandaş battaniye içerisinde veya karanlıkta sadece televizyon ışığıyla idare etmektedir. Bunu da on sekiz yılık AK PARTİ Hükûmetinin de kocaman bir ayıbı olarak da gösteriyorum.

Diğer taraftan, bu 21 şirketin içerisinde özellikle "beşli çete" dediğimiz bu şirketler var. Madem bu şirketler tünel yapıyor, otoban yapıyor vesaire, oradan yüksek adetli geçiş garantileri alıyor, döviz üzerinden para kazanıyor. Bırakın da kendi kayıp kaçak bedelini de kendileri takip etsin diyorum. Bunun sorumluluğunu vatandaşa yüklemeyin.

Diğer bir taraftan, yine aynı şekilde TRT payı da alınıyor. Ben TRT'ye artık TRT demiyorum, bunun adına "AKT" diyorum, yani "AK PARTİ Televizyonu". Neden? Bir günde yirmi dört saat var, yirmi dört saat başında, her saat başı haberlerde Recep Tayyip Erdoğan'la başlıyor, onun için neden vatandaş ödesin, yüzde 50'si neden ödesin bu yüzde 2'lik payı? Gelin, bu yüzde 2'lik payı AK PARTİ Hükûmeti ödesin, AK PARTİ parti olarak kendi bütçesinden karşılasın diyorum. Buradan, yüzde 2'lik payın da bir an önce kaldırılmasını özellikle talep ediyorum. Dediğim gibi, 2018 yılında bununla alakalı defalarca önerge vermiştik. Buradan, bu haksız kazancın da özellikle bizim Genel Başkanımızın, bizim partimizin veya diğer muhalefet partilerinin ismini bile geçirmeyen TRT'nin Türkiye televizyonu değil, artık "AK TV" olduğunu, yani "AKT" olduğunun altını çiziyorum. Bu haksız kazancın da bir an önce faturalardan yüzde 2'lik bedelin de kaldırılmasını talep ediyorum. Dediğim gibi, vatandaşımız bunu tekrar tekrar dile getirecek.

Bir de şu anda pandemi sürecindeyiz, biliyorsunuz, iki gün önce yapılan açıklamalardan sonra bugün gece itibarıyla birçok iş yeri, birçok sektör kapandı. Bugün, vatandaşımız pandemi sürecinde boğuşurken, elektrik, doğal gaz faturasını ödeyemezken, geldik, şimdi de kendi iş yerleri kapandı ve vatandaşımızın önünde gerçekten zorlu bir kış süreci var. Bunun yanında, bu konuyla alakalı tabii ki bir komisyon var, Bilim Kurulu var, Bilim Kurulunun verdiği önergeler var, Bilim Kurulunun verdiği tavsiyeler var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Yalım.

ÖZKAN YALIM (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bilim Kurulunun verdiği tavsiyeleri dinlemeyen de bir Cumhurbaşkanı var. Kendi düşüncesine göre, ekonomide bazı şeylere kendisine göre zarar gelmemesi adına... Çünkü kasa tam takır, Merkez Bankasında döviz yok. Vatandaşa, millete, esnafa hiçbir destek olmadığından dolayı da zar zor bu şekilde de işi kapamak suretiyle geçiştirmek istiyor ancak aklın yolu bir. Bakın, ben tıp uzmanı değilim ancak aklın yolu bir; bugün ülkemizin tamamını iki hafta boyunca -on dört gün boyunca- kapatalım, fabrikalar dâhil her yeri kapatalım, hiç kimse çıkmasın. Bu iki haftanın içinde ve sonunda demir yolları, kara yolları, hava yolları, deniz yollarıyla ülke dışından giren her vatandaşımızın gümrük kapılarında gerekli testleri, kontrolleri yapıldıktan sonra ülke içine bırakılsın ve de göreceksiniz sadece iki haftalık bir kapatma süresiyle biz bu illetten kurtuluruz diyorum. Özellikle de bu tavsiyemi Sayın Cumhurbaşkanına belirtiyorum çünkü vatandaşı bu şekilde iki gün kapat, yok restoranı kapat, yok kahveyi kapat, yok halı sahayı kapat, tiyatroyu kapatmakla bu iş olmayacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz.

ÖZKAN YALIM (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İki hafta tamamen kapanmadıktan sonra bu işin önüne geçemezsiniz diyorum. Çünkü aşı gelinceye kadar -benim görüşüme göre, mart veya nisan ayında aşı gelecek- nisan ayına kadar ancak iki haftalık bir kapatmayla bu virüsün önüne geçebileceğimiz kanaatindeyim.

Diğer bir taraftan, son otuz saniyelik konuşmamda... Kendi ilim Uşak'ın Eşme ilçesine bağlı Kolankaya köyünde, maalesef hızlı tren hattının yapımında -şirket ismi vermeyeceğim- tren yolunun geçtiği yere çok yakın olmasına rağmen, özel şirketlerin mıcır ocağı olmasına rağmen, evlerin bulunduğu yere sadece 250 metre uzaklıkta patlatmalı bir taş ocağı kuruldu. Bu sebepten dolayı hem hayvanların hem de insanların can güvenliklerinin kalmadığını özellikle de insanların psikolojik olarak rahatsız olduğunu belirtiyorum. Buradan, bu konuyla alakalı Enerji Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü ve Ulaştırma Bakanlığını bir an önce göreve davet ediyorum.

Hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)