| Konu: | Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 19 |
| Tarih: | 24.11.2020 |
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 238 sıra sayılı Enerji Kanunu Teklifi'nin 27'nci maddesi hakkında konuşmak istiyorum.
Başta Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla anıyorum, 24 Kasımda bütün öğretmenlerimize saygılarımı sunuyorum. 500 bin atama bekleyen öğretmenimiz var, 60 bin atama istiyorlar, artık bu sesi duyun diyorum.
Değerli milletvekilleri, toplumun, köylülerin, madencilerin, elektrik piyasasının, çevre örgütlerinin beklentisini karşılamayan, uzun vadede yeniden değişikliğe ihtiyaç duyulacak bu kanun teklifinin, sağlığı da doğayı da tahrip edeceği açıktır. Kaz Dağları'ndan Karadeniz yaylalarına, Muğla'dan Tunceli'ye, Çukurova'dan İç Anadolu'ya kadar Türkiye'nin her tarafından vatandaşların, çevre örgütlerinin, odaların, sendikaların düzenlemeye karşı çıkışlarını, doğanın ve çevrenin tahrip edilmesine karşı verdikleri mücadeleyi görmezden gelmek mümkün değildir. Her ne kadar iktidar kanadına yakın medyada yer almasa da madencilerin -kömür karası gözleriyle- çığlıkları yürek dağlıyordu ve harçlık haykırışı bağrımızı delen minik madenci çocuğumuzun onurlu mücadelesi de önünde saygıyla eğileceğimiz bir durumdur.
Değerli milletvekilleri, teklifin bütününde olduğu gibi, 27'nci maddenin de enerji ve maden şirketlerini koruyan, kollayan bir yanda olduğu açıktır. Sade vatandaşın herhangi bir sorununa çözüm getirmeyip şirketleri kollamaktadır. Bu yasa teklifiyle, elektrikteki kayıp kaçak bedelleri on yıl süreyle dürüst elektrik tüketicisinin sırtına yüklenecektir; daha önceki maddelerde geçti.
27'nci maddeyse 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu'nun 10'uncu maddesinde değişiklik öngörüyor. Nedir bu değişiklik? Burada, beşte 1'i ilgili belediye ya da köy muhtarlıklarına aktarılan idare payının kalan beşte 4'ünün harcanması konusunda İçişleri Bakanına, bütçeye ödenek olarak ekleme yetkisi veriliyor.
Değerli milletvekilleri, buradan sizleri yine uyarmak istiyoruz, Türkiye Büyük Millet Meclisi yetkisini Bakana devrediyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçe hakkı açısından son derece sakıncalı bir durumdur bu, üstelik de Anayasa'ya aykırı bir durumdur. Bir Bakana bütçe kanununun dışında bir kanunla bütçeye ödenek ekleme yetkisinin verilmesi doğru bir şey değildir, Meclisin yetki devridir değerli milletvekilleri.
Evet, düzenlemeyle, idare payının yüzde 20'sinin kaynağın bulunduğu büyükşehirlerde, başta ilçe belediyesi olmak üzere belediye ya da köy tüzel kişiliklerine ödenmesi, kalan kısmınınsa -yüzde 80'inin- bütçeye gelir kaydedilmesi öneriliyor. Yani Allah razı olsun demek lazım ya; gerçekten, teşekkür ediyoruz arkadaşlar çok büyük lütuf yapıyorsunuz. Burada vatandaşlık hakkı nerede arkadaşlar? Sizlere sormak isterim değerli iktidar milletvekilleri, vatandaşın hakkı nerede? Çanakkale'de, Manisa'da, Aydın'da, Denizli'de, Kütahya'da 2006 yılından beri, yıllarca jeotermalin bütün olumsuzluklarına katlanmak zorunda kalan vatandaş bütün o sıkıntıyı çekerken, bütün o kiri pası onlar çekmek zorunda kalırken yüzde 20'yi yerel yönetime veriyorsunuz, yüzde 80'ini bütçeye gelir kaydediyorsunuz. Burada hakkaniyet nerede arkadaşlar, bana söyler misiniz? (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, gerçekten -sopayı yiyen mi bilir, sayan mı bilir- oradaki vatandaşlara sormak gerekiyor. Ağır minerallerden oluşan bir hava kirliliği, yer altı sularının kirlenmesi, yanlış ruhsatlandırma nedeniyle, solunamaz bir hava nedeniyle kanserojen bir ortam oluşuyor ve akciğer kanseri gibi pek çok kanser vakasıyla buradaki vatandaşlarımız karşı karşıya kalıyor. Vatandaşın zeytinini, incirini bitirdiniz; yetmedi, ocağına incir ağacı dikiyorsunuz arkadaşlar. Yetmez mi? İnin vatandaşın sırtından artık.
Değerli milletvekilleri, 6'ncı maddeyi sözüm ona çektiniz, teşekkür ediyoruz onu çektiğiniz için. Ama 13'üncü maddeyle ilgili, yine buradan söylemem gerekiyor: 13'üncü maddede, lastik yakmayla ilgili kısım, eski kanunda hâlâ korunuyor arkadaşlar. Dünyanın hiçbir yerinde biyokütle sayılmayan eski lastiklerin yakılması eski kanunda duruyor, siz bunu sollayarak bize hülle yaptınız, sözüm ona 13'üncü maddeyi çektiniz; böyle bir durum yok arkadaşlar. Bugün, hâlâ Erzincan'da, Kocaeli'de, Düzce'de, Kayseri'de, Çorum'da, Konya'da, yetmedi, Ankara'da 2 santral daha eklenecek ve siz burada yüzde 80, biyoenerjiden dolayı birtakım şirketlere para aktaracaksınız. Yani vatandaşın bu hakkını da... Hem havayı kirletiyorsunuz değerli arkadaşlarım...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Hemen bitiriyorum Başkanım.
BAŞKAN - Toparlayın, buyurun.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Şunun bana biyoenerji olduğunu bir Allah'ın kulu izah edebilir mi sayın iktidar milletvekilleri? Bunun biyoenerji olduğu konusunda bir fikriniz var mı? Lütfen, bu 13'üncü madde bence tekrar gözden geçirilmelidir. Artık bu ülkenin kaynaklarının doğru aktarılması gerekiyor. Hani, nerede kaldı sizin yerliliğiniz, nerede millîliğiniz? Biz bu mücadeleyi hep beraber vermek zorundayız. Vatandaş pandemi nedeniyle canının derdine düşmüşken gizli saklı düzenlemelerle hayata geçirmeye çalıştığınız bu yasa teklifi ülkemize ve halkımıza ihanettir; vazgeçin artık bu ihanetlerden diyorum.
Saygılar sunuyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)