GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:19
Tarih:24.11.2020

NİHAT YEŞİL (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün, Öğretmenler Günü'nde, Mustafa Kemal Atatürk'ün yolunda, çağdaş cumhuriyetimizin neferi olan emekçi öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü'nü kutluyorum. Ayrıca, DİSK Birleşik Metal-İş Sendikasının Gebze'den Ankara'ya başlatmış olduğu emek ve hak mücadelesini de destekliyorum. Sabah bu yürüyüşe müdahale edildi, 90 emekçi gözaltına alındı. Bu keyfî uygulamalar ülkemizde hak aramanın, hukukun ve adaletin geldiği nokta açısından ibret vericidir. Selam olsun emek mücadelesi için yürüyenlere.

Değerli arkadaşlar, söz aldığım madde üzerindeki değişiklikle 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 5'inci maddesinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun iznine tabi olan tüzel kişilerin işlemlerine yönelik bir değişiklik yapılıyor. Hiç birbirimizi kandırmayalım, eğri oturup doğru konuşalım. Bu torba kanun teklifi, sermaye kesimini memnun etmek için yazılmış bir kanun teklifidir. Teklifin içinde emekçiyi memnun edecek tek bir düzenleme yoktur, varsa söyleyin bilelim. Şimdi, diyeceksiniz ki "Kanun teknik bir konuda düzenleme yapıyor." Bu teknik konunun Meclise taşınması bu kadar mı acildi? Örneğin, sağlık emekçilerinin meslekleri başında vefat ettiklerinde şehit sayılmalarından daha mı acildi? Covid-19'un meslek hastalığı sayılmasından daha mı acildi? Yeni kısıtlamalar nedeniyle iş yerleri kapanan milyonlarca esnaf ve emekçinin nasıl geçineceğinden daha mı acildi? Her seçimde vadettiğiniz; öğretmenin, hemşirenin, polisin 3600 ek göstergesinden daha mı acildi? Tarladan mahsulünü kaldıramayan çiftçimizin Tarım Kredi Kooperatifleri borçlarının yapılandırılmasından daha mı acildi? Sulama yaptığı için elektrik faturalarını ödemeyen çiftçimizin durumundan daha mı acildi? Keşke öğretmeni, işçiyi, çiftçiyi, esnafı, emekliyi, dar gelirliyi memnun edecek bir kanun maddesi de ekleseydiniz.

Bu teklifle elektrik faturaları ucuzlamayacaksa, elektrik borcu nedeniyle icralık olan dar gelirlinin sırtından yük kalkmayacaksa bu düzenlemeler kimin için yapılıyor? Laf geldiği zaman "Yerli üretim, millî ekonomi." demeyi biliyorsunuz, işinize geldi mi "Ey Amerika! Ey Avrupa!" diye bağırmayı da biliyorsunuz ama iş icraata gelince hep küresel sermayenin ekmeğine yağ sürecek işler yapıyorsunuz. Bu bir olur, iki olur, üç olur; AKP olduğu sürece torba yasanın sonu yok.

Bir kere de halkın dertlerini çözecek bir yasa teklifi getirin, diyelim ki: "Ne kadar yerinde bir düzenleme. Hep birlikte, el birliğiyle geçirelim." Ama nedense yabancı sermayenin sesine kulak veriyorsunuz.

Enerji sektöründe ithalat nedeniyle dış açık verdiğimiz yetmiyor, bir de sektörün çoğunluğu yabancıların elinde. Yandaşları zengin edene kadar ülkemizin menfaatlerini düşünseydiniz belki de bugünkü bu durumda olmayacaktık.

Değerli arkadaşlar, bütün bunlar yetmezmiş gibi en yüksek perdeden beylik laflar etmeye devam ediyorsunuz, "Irmağının akışına ölürüm Türkiye'm." diyorsunuz ama icraata gelince gürül gürül akan ırmakların önüne HES'leri yapıyorsunuz. Bu HES'ler nedeniyle köylü susuz kalıyor, doğa tahrip ediliyor, halk mağdur ediliyor. Hiç kusura bakmayın, Kaz Dağları'nda, Kirazlıyayla'da, Karadeniz'in derelerinde, Fatsa'nın ormanlarında, Beypazarı'nın tarım yapılan ovalarında, cennet vatanın dört bir yanındaki doğal güzellikleri sermayeye peşkeş çekiyorsunuz. Sözde millîsiniz ya, yerli ve millîliğin gereği olarak bu talana karşı çıkmanız gerekirken yabancı sermayenin yerli iş birlikçilerinin istediği yasal düzenlemeleri tek tek çıkartıyorsunuz. Toprağına, doğasına, ormanına, vatanına sahip çıkan halkla memleketin polisini, askerini yabancı sermaye için karşı karşıya getiriyorsunuz. Ülkemiz dünya üzerindeki en güzel coğrafyaya, iklime sahip ama kıymetini bir türlü öğrenemediniz. Belki de bu güzelliklerin farkında olsanız toprağın üstünün altından daha değerli olduğunu kavrayacaksınız.

Değerli arkadaşlar, bilim insanları ülkemizde doğal talanı gözler önüne seren çok ciddi raporlar yazıyor. Sizin iktidarınızda her geçen gün geri dönülmez şekilde doğal hayatın tahrip edildiği bu raporlarla açıkça ortaya konuluyor. Bir ülkenin taşına toprağına, doğasına âşık bir çevreciden daha yurtsever birisi olabilir mi? Ülkesindeki doğal güzellikleri koruyandan daha yerli ve millî bir yurttaş olabilir mi? Bu yurtsever insanları bir gün dahi ciddiye almadınız. Bunun yerine doğayı tahrip eden bu neoliberal, rantcı, talancı anlayışa tutundunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.

NİHAT YEŞİL (Devamla) - Ülkesinin taşını toprağını, ormanını savunan güzel insanlara bile pandemiyi bahane edip sosyal mesafeye uymadıkları gerekçesiyle idari para cezası kestiniz. En iyi bildiğiniz şeyin yasaklamak olduğunu bir kez daha tescil ettiniz.

Oysa pandemi sürecinde bazı şeyleri daha iyi idrak etmeniz gerekirdi. Anlaşılan o ki görünmeyen bir virüsün dünyaya ve ülkemize yaptıklarından ders almadınız. Bu virüs ki Türkiye'de zengin-fakir ayrımı yapmadı ama siz sağlıkta ayrım yaptınız. Sermayeye peşkeş çekip özelleştirilen bir sağlık sistemini yarattınız. Getirdiğiniz bu çarpık rejimde her şeyi ayrıştırdınız. Adalette, eğitimde, sağlıkta, ekonomide, her alanda toplumu ayrıştırdınız. Oysa sorunun kendisi getirdiğiniz bu çarpık rejimdir. Bu süreçte sosyal devletin görevi her yurttaşın ücretsiz sağlık hizmetinden yararlanabilmesini sağlamak olmalıydı. Peki, ne yaptınız? İş yeri kapanan esnaftan, işten çıkarılan emekçiden IBAN gönderip 10 lira istediniz. Bakın, açıkça söylüyorum: Bunun adı acziyettir. İtibardan tasarruf etmemekte direndiniz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)