| Konu: | Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 20 |
| Tarih: | 25.11.2020 |
MURAT BAKAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Ben kanun teklifinin 45'inci maddesi üzerine söz aldım. 45'inci maddede Bakanlıktan yatırım için, lisans için, ön lisans için izin almış ancak bunu süresinde yerine getirememiş firmaların teminatının geriye alınabilmesini Covid-19 sebebiyle düzenliyor. Burada yapılan taahhüt eğer bir kamu zararına meydan vermişse bu teminatın iade edilmemesi lazım, dolayısıyla bu düzenleme doğru değildir.
Şimdi, konuya böyle girip arkasından İzmir depremini konuşmak istiyorum değerli arkadaşlar. Biz İzmir'de bir deprem yaşadık, bir ay da zaman geçmedi deprem olalı; şu an Türkiye'nin gündeminde her şey var ama deprem yok. Deprem Komisyonu çalışıyor gerçi ama biz artık depremi konuşmuyoruz. 116 canımız gitti, Çevre Bakanının açıklamalarına göre binin üzerinde bina ağır hasarlı, yıkılan binalar dâhil, insanlar evlerinde oturamaz hâlde.
Arkadaşlar, bu bizim ilk depremimiz değil, son depremimiz de olmayacak. Dünya çok afetler yaşadı; volkanik patlamalar yaşadı, heyelanlar yaşadı, seller yaşadı, tayfunlar yaşadı, depremler yaşadı ama bu depremdeki ölümler doğal afetten ölüm değil arkadaşlar. Bu rant düzeninden, yağma düzeninden, bu yozlaşan düzenden dolayı orada insanlar öldü; bunu tespit etmek lazım. Ben yirmi bir sene önce bu depremi Yalova'da yaşadım. Ablamı, eniştemi kendi ellerimle götürdüm, canıyla kanıyla sohbet ederek; iki gün sonra enkazdan kendi ellerimle çıkardım. Yalova'da ya da Düzce'de, Sakarya'da, orada yaşanan deprem başka bir şeydi. Bugün İzmir depremiyle mukayese edilmeyecek bir şey yaşadık. Deprem oldu, devlet yok arkadaşlar; karakol yok, polis yok, belediye yok, itfaiye yok, hiçbir şey yok. 130 bin bina -gayriresmî rakamlara göre- yıkılmış, 50 bin insan yine gayriresmî rakamlara göre... Çünkü devletin resmî bir tahlil yapabilecek durumu olduğunu sanmıyorum. İnsanlar cenazelerini kaldıramadılar. Biz şanslıydık, cenazemizi aldık. Cenazelerimizi koyacak morg yoktu. İki binadan birisi yıkılmış. O cenazeleri Yalova'da top sahasına serdik. Yüzlerce insan, yüzlerce canının, cenazesinin başında gece bekledi. Sabah cenazelerimizi götürecek araç yoktu, ambulans yoktu; bunu yaşadık ve yirmi bir sene geçti aradan. Bunu niye anlatıyorum? Ben yirmi bir sene sonra İzmir'de aynı şeyi tekrar yaşadım. Doğanlar Apartmanı'nda, Rıza Bey Apartmanı'nda, Emrah Apartmanı'nda o insanlarla sabaha kadar... Annemin babamın çaresizliğini aynı o insanlarda gördüm, tekrar yaşadım.
Arkadaşlar, bu işin sorumlusu sizsiniz. Yanlış anlamayın, on sekiz sene bu ülkeyi yönettiniz, on sekiz sene. Çevre ve Şehircilik Bakanı çıktı, televizyonda konuştu -ben kendisine de söyledim Plan ve Bütçe Komisyonunda- işte, "Belediye Kanunu var, İmar Kanunu var. Belediyeler yetkili, binanın etrafını çevirip yıkabilir." diyor.
Arkadaşlar, Türkiye'de -İstanbul'u siz de yönettiniz, şimdi biz yönetiyoruz- hiçbir belediye, 99 depreminden, 2000 yılı Deprem Yönetmeliği'nden önce yapılmış tüm binaların etrafını çevirip yıkacak güce sahip değil. Bu, devletin yapacağı bir şey; devlet yapacak. Deprem vergisi yirmi bir yıldır toplanıyordu, on sekiz yıldır siz yönetiyorsunuz ülkeyi. Deprem toplanma alanlarına AVM'ler yapılmış, kamu alanları satılmış. İzmir'de TOKİ aynı zamanda deprem toplanma alanı olan rekreasyon alanını ihaleyle sattı arkadaşlar. Deprem toplanma alanı olan kent spor alanını ihaleyle sattı. Dolayısıyla, eğer biz bir çözüm üreteceksek depreme hep beraber, önce sorumluluğu alacağız, ondan sonra o sorumluluğun gereğini yerine getireceğiz.
Şimdi, depremde yaşadık orada işte günbegün, bütün milletvekili arkadaşlarımız aşağı yukarı oradaydı. Bir milletvekili olarak teşekkür etmeyi bir borç biliyorum, tüm kamu görevlilerine, oraya gelip bize destek olan tüm kamu görevlilerine teşekkür ediyorum, sivil toplum örgütlerine teşekkür ediyorum, ellerinden geleni yapmaya çalıştılar. Ama mevzu, deprem olduktan sonra gelip oradaki enkazı kaldırmak, arama kurtarma çalışması yapmak değil, o deprem olduğunda o binaların yıkılmasını engelleyecek tedbirleri almak. Biz bunun çözümlerini konuşmak ve bunu yapmak zorundayız. Yoksa aradan on gün geçiyor, on beş gün geçiyor ne depremin gündemi kalıyor ne başka bir şeyin gündemi kalıyor. Deprem sürecinde tüm illerde elbette farklı bir mücadele, bu konuyla ilgili bir dayanışma olmuştur ama İzmir'de gerçekten dayanışma çok yüksek düzeyde oldu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın Murat Bey.
MURAT BAKAN (Devamla) - Bunu sivil toplum örgütlerinden, AKUT'tan başka arama kurtarma görevlisi arkadaşlar da söylediler kamuoyuna. Bu noktada, bizim İzmir halkının dayanışmasının yüksek olması ve sonra Büyükşehir Belediye Başkanımızın öncülük ettiği bir toplumsal dayanışma örneği "Bir kira bir yuva" kampanyasıyla, inanılmaz bir hızla depremde evleri zarar gören insanlara kira yardımı yapıldı, destek olundu. Bunu ben şöyle görüyorum: Uygarlığın çok kriteri vardır ama bu kriter işin ekonomisi, para pul değildir, bu kriter teknoloji değildir, bu kriter toplumsal dayanışmadır. O toplumsal dayanışmayı örgütlediği için Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer'e ve tüm emeği geçen arkadaşlarımıza tekrar teşekkür ediyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)