| Konu: | Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 23 |
| Tarih: | 03.12.2020 |
BARIŞ KARADENİZ (Sinop) - Sayın Divan Başkanım ve Divan üyeleri, değerli milletvekili arkadaşlarım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bugün, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Engelilere bir gün değil, her gün insanlarımızın yardımcı olmaya çalıştığı ve önümüzdeki günlerde çok daha faydalı olacağımız günler olması dileğiyle tüm engelli vatandaşlarımızın Dünya Engelliler Günü'nü kutluyorum.
Çevre kanunu teklifi gündemde, 7'nci madde üzerine konuşuyoruz ama tabii, kanun maddesi içinde birçok eksiklik var. Onun için bu kanun teklifinin aslında bir revize edilerek, düzenlenerek yeniden gündeme gelmesi, bence çok daha doğru olur. Burada eksik gördüğümüz konular şunlar: İlk başta Ajans Başkanının atanması, daha sonra kurumun hukuki yapısı, personel istihdam durumu, gelir elde etme yöntemleri ve kaynak kullanımı ve bununla ilgili yapılan bazı çalışmalar. Şimdi, Ajans Başkanının atanması Çevre Bakanımızın bizzat kendisi tarafından yapılacak. Bu kurul 7 kişiden oluşuyor, başkanlık haricinde yönetim kurulu 7 kişiden oluşuyor. Bakan istediği kişiyi atayıp, istediği yönetim kurulunu atayıp istediği zaman da üç yıllığına seçilen yönetim kurulu üyelerini görevden alabiliyor. Bence bu çok doğru bir yöntem değil.
Şimdi, bununla ilgili kanun çerçevesinde, Kamu İhale Kanunu'ndan muaf tutulmuş yani yapılan alımlar, satımlar ne olursa olsun, sadece Ajans bunu belirleyecek. Bu da bence hiç etik ve doğru bir davranış değil.
İş alımlarına gelince, iş alımları da 4857 sayılı İş Kanunu'na göre yapılacak yani istenilen kişi işe alınacak, istenilen kişi çıkarılacak. Bizim üniversite bitirmiş, 2 tane üniversite bitirmiş birçok gencimiz KPSS sınavına girip iş aramakla uğraşırken bu kurum kendi istediğini hiçbir şart koymadan kurumda çalışmaya başlatacak. Bu da çok doğru değil.
Bağış ve yardımlar konusu... Bunlar aynı zamanda Ajansın gelirini belirliyor. Yani çevre konusunda Çevre Ajansının bağış ve yardımlarla bu işi yapmaması lazım çünkü bu devlete, bu vatandaşlara küfreden bazı iş adamları gelecek, bağış yapacak, bir tarafından da Ajansın sahibi olmaya kalkacak. Bence çok doğru bir yöntem değil.
Tabii, şunu da söyleyeyim: Bir de samimi olmak lazım yani bir konuda Ajans Başkanı 2 ayrı kurumdan maaş alırsa BDDK Başkanından da Sermaye Piyasası Kurulu Başkanından da daha fazla maaş almış olacak. Bu da bence çok yanlış.
Bir de siciliniz bozuk. 2019 yılı bence doğa katliamlarının yılıydı. 1937'de Atatürk tarafından hazineye bağışlanan Atatürk Orman Çiftliği ne hâlde? AKP'nin elinden kurtulamadı. Moğol istilasından kendini kurtaran, on iki bin yıllık geçmişi olan Hasankeyf maalesef sular altında kaldı. Türkiye'nin Maldivleri sayılan Salda Gölü'nün hâli içler acısı. Tabii, bunun yanında bir de nükleer santraller projeniz var; Sinop'ta kurulması düşünülen ama asla bunu başaramayacağınız bir nükleer santral kurma projeniz. Yani bu çevreye duyarlı olursak, eğer samimi olursak, bunların, bence bu ülkede artık diskalifiye edilmesi lazım. Cerattepe'de yaşadık doğa katliamını; ne bileyim, Bergama'da, Ergene Nehri'nde, her yerde bunları yaşıyoruz. Bence Çevre Komisyonu üyelerimizin, Çevre Bakanlığımızın ilk başta, bu çevreye duyarlı kısımları belirleyip bunların çalışmasını yapması lazım. Evet, Ajans kurulur, başarılı da olabilir ama dediğimiz şekilde bu öngörülerimizin bence dikkate alınması lazım.
Şimdi, bir de yaşadık yani bunu, Gümüşhane'de Dipsiz Göl vardı. Valilik izin verdi, müze müdürlüğü burayı altın aramak için kazdı, on iki bin yıllık Buzul Çağı'nda oluşan göl şu anda yok. Yani, çevreyi konuşurken bunları da konuşmamız lazım, daha duyarlı olmamız lazım. Derdimiz bu kanun teklifine muhalefet yapmak değil, aynı zamanda ülkemiz için sizleri de doğruya sevk etmek.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. Beni dikkatle dinlediğiniz için de teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)