| Konu: | Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin beşinci tur görüşmelerinde yürütme adına yaptıkları konuşmalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 29 |
| Tarih: | 12.12.2020 |
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Önce hemen şunu söyleyeyim: Covid-19'la mücadelenin Sayın Bakanım, bir tıbbi ayağı var. O konuda baştan söylemiştim, çok iyi niyetle başladığınız süreçte bence, Sayın Cumhurbaşkanının olaya fazla müdahalesinin sizi de sağlık çalışanlarını da Bilim Kurulunu da zora soktuğu kanaatim değişmedi. Lakin, bununla beraber, sağlık çalışanlarını, şehitleri burada andınız, biz de anıyoruz rahmetle minnetle. Yaşayan, hâlihazırda mücadele eden sağlık çalışanlarımızın Covid-19'un meslek hastalığı sayılması taleplerini, sağlık çalışanlarımızın görev şehidi sayılması konusunu halletmeliyiz.
Ve çok iyi eğitim almış, çok sayıda tekniker, sağlık elemanı, iş bekleyen insan var. Hükûmetin 3 üyesi olarak buradasınız, rakamlar veriyorsunuz "Türkiye'yi uçurduk." diyorsunuz. Mevcut çalışan sağlık çalışanlarını koruyabilmek için, onların yükünü hafifletmek için mutlaka ama mutlaka yeni alımları yapmak zorundasınız. Başka yerlerden kısalım, milletvekili maaşlarını aşağı düşürelim ama sağlık teknikerlerini sisteme dâhil edelim; bunu rica ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
İkincisi şudur: Şimdi Sayın Bakanım, kimse Hükûmete "Niye şehir hastanesi yapıyorsunuz?" demedi, demedik, demeyiz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) - "Şehir hastaneleri zararlıdır." dedi, az önce vekiliniz.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, müsaade edin lütfen.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Efendim, zararlı değildir; yararlıdır, faydalıdır. Ben konuşuyorum. Kimse size "Yoğun bakım yatak sayısını niye artırdınız?" Demedi, demeyiz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...
Sayın Altay, devam edin, buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Ama her ne yaparsanız yapın, yürütme yetkisini kullanırken şüphesiz şeffaf olacaksınız. Biz onu soruyoruz çünkü kullandığınız para milletin parasıdır. Evet, iyi bir iş yapıyorsunuz ama iyi bir iş yapıyorsanız bunun kaça mal olduğunu bileceğim çünkü niye? Biz Sayın Cumhurbaşkanının Türkiye'de devlet işlerini -malum 5'li çeteydi, ben onu şimdi 5+2 yaptım, inşallah 3 yapmayız- belli bir müteahhit grubuna yaptırdığı bilinen bir vakıadır. Yaptırın, yaptırıyorsunuz da ben bunun parasını bilmeliyim, bunu istiyorum sizden; buna "Hayır." diyebilir misiniz? Diyemezsiniz. Dolayısıyla, bu konuda bir şey yapmamız lazım.
Bir de Sayın Bakanım, müteaddit defalar söyledim, devlet yalan söylemez; hiç bilgi vermeyin, niye vermiyorsunuz demem...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - ...stratejik bir konudur, başka bir sebebi vardır, ulusal güvenliktir ama millete bilgi veriyorsak doğru bilgi vereceğiz. Daha önce düşük verilen bilgilerden dolayı haziran ile kasım-aralık arasında vaka sayımızın 5 kat artması -evet, dünyada da bir artış var ama Türkiye'de bunun 5 kat artması- sizin geçmişte verdiğiniz eksik bilgilerden kaynaklı olarak milletin rehavete kapılmasıyla da ilgilidir. Bırakın milleti, 584 üyeli Parlamentoda 125 kişi Covid-19 vakasıyla yüzleşmişse durum vahimdir, burada oran yüzde 20. Dolayısıyla, Covid-19'la mücadelenin bayraktarlığını siz yapmakla beraber bu mücadele, 83 milyonun hep birlikte vermesiyle kazanacağı bir mücadeledir. Biz bu konuda iletişime de diyaloğa da katkıya da hazırız; önce bunu bir söyleyeyim. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Başkan, bana ne kadar müsamaha edeceksiniz?
BAŞKAN - İstediğiniz kadar.
HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) - Sabaha kadar, sabaha kadar.
BÜLENT TÜFENKCİ (Malatya) - Söyleyecek sözün var mı?
ENGİN ALTAY (İstanbul) - İki dakika rica ediyorum.
BAŞKAN - Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Şimdi değerli arkadaşlar, Meclis gergin...
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, İmamoğlu'na söyleyin de garajdaki otobüsleri de çıkarsın.
HAŞİM TEOMAN SANCAR (Denizli) - Dinleyin kardeşim ya!
CAVİT ARI (Antalya) - Ne saygısız adammışsınız ya!
BAŞKAN - Sayın Altay, siz devam edin.
Sayın Sancar, Sayın Altay konuşuyor.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Şunu söylemek istiyorum: Meclis gergin, bence İçişleri Bakanımız Meclisi germiştir.
BÜLENT TÜFENKCİ (Malatya) - Söyleyecek sözün var mı?
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bir durun ya, etten önce çömleğe atlamayın.
BAŞKAN - Arkadaşlar, bir müsaade edin, Sayın Altay bir şey söylemiyor ki.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Şuraya geldiysek Sayın Bakan, üzülürüm; şuraya gelirsek bu beni üzer: Ben Hükûmetin, kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, polisimizin, jandarmamızın terörle mücadelesinde "Allah ayağınıza taş değdirmesin." diyenlerdenim. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Ve Türkiye'de şuraya geldiysek bu beni üzecek: Bir Hükûmetin -bugün de söyledim- terörle mücadelede katı, amansız olmasını destekliyorum ama terörle mücadelede hukukun dışına çıkmak, terör örgütlerinin işine yarar; bunu hep söyleyegeldim. Ayrıca, gene bana ait bir sözü tekrar etmek durumunda kaldım: Hiçbir hak talebi terörizme meşruiyet, teröriste masumiyet sağlamaz ama...
ŞAHİN TİN (Denizli) - Vay be!
BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) - Yan tarafa söyleyin Engin Bey.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Şimdi çok ağır bir şey söyleyecektim de o "Vay be!" diyene.
BAŞKAN - Sayın arkadaşlar, bakın, işi uzatmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz şu an, lütfen.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - ...hiçbir güvenlik kaygısının da temel hak ve özgürlüklerin gasbına gerekçe oluşturmamasını savunanlardanım.
Şuraya geleceğim: PKK terör örgütüyle mücadele, Türkiye'nin uzun yıllardır -1983 müydü ilk saldırı- sorunudur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Ben -şunu da biliyorum- kahraman Mehmetçik'imizin dağda çatıştığı, yaraladığı terör örgütü mensubuna sonra su içirdiğini ve yarasını sardığını da biliyorum. Dolayısıyla şimdi -o günlerden- bu stratejiyi bırakıp, bu insaniliği bırakıp milletin seçilmiş vekillerine burada hakareti yakıştıramadığımı belirtmem lazım, belirtmem lazım, bunu söylemem lazım. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
ŞAHİN TİN (Denizli) - Ne hakareti ya!
ENGİN ALTAY (İstanbul) -Sayın Bakan, bu vesileyle...
Belli ki çok rahatsız oluyorsunuz ama yapacak bir şey yok.
BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) - Onlara da su mu içirelim Engin Bey?
ENGİN ALTAY (İstanbul) -Sayın Bakan, Emniyet teşkilatımızla ilgili bir cümle söyleyip -Sayın Başkan, müsemmanıza sığınarak- önemli bir konuya temas edeceğim. Sayın Bakanın bunu dinlemesi lazım.
Ya birader, şu imzayı sonra attır ya! Kardeş...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) - HDP'lilere su mu içirelim?
BAŞKAN - Son kez açayım, buyurun, açtım.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Bakanım, burayı dinlemenizi de rica ediyorum ve bitiyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
BAŞKAN - Müsaade edin lütfen.
ENGİN ALTAY (İstanbul) -Gene bana ait bir söz vardır, gene bana ait bir söz vardır.
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Sayın Başkan...
BAŞKAN - Sayın Çelebi, ben ne yapayım? Siz arada hava almaya gidiyorsunuz.
ENGİN ALTAY (İstanbul) -Yarın sizi sabahlatırım burada! Yarın sizi sabahlatırım burada! Vallahi sabahlarsınız yarın.
BAŞKAN - Evet, Sayın Altay...
ENGİN ALTAY (İstanbul) -Dinleyin ya!
BURHAN ÇAKIR (Erzincan) - Sabah namazını beraber kılarız.
ENGİN ALTAY (İstanbul) -Sabahla o zaman. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Konuşacağım kardeşim. Sayın Bakan yirmi dakika ek süre kullandı.
BAŞKAN - Sayın Altay, tamamlayın lütfen, buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) -Sayın Bakan, polis teşkilatımızın başısınız. Türk polisi şehit olmaktan korkmuyor, Türk polisi emekli olmaktan korkuyor, emekli olmaktan. (CHP sıralarından alkışlar) Bu 3600'ü istiyoruz.
Ve bir şey daha: Şimdi, Emniyet teşkilatımıza kimi işgüzarların... Mesela, Cahit Özkan'a Twitter'dan bir hakaret olsa ve Cahit Özkan...
CAHİT ÖZKAN (Denizli) -Sataştın bana.
ENGİN ALTAY (İstanbul) -Sataşmıyorum.
... şikâyet bile etse gece yarısı Cahit Özkan'a hakaret edenin evine polis gitmez.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) -Çünkü bana çok oldu. Bana hakaret edenin evine polis gitmedi ama şu yanlış: Fahrettin Altun'a Twitter'dan "Ülkeyi soydunuz." yazan 80 yaşındaki insanın evine gece polis gitmemeli, gitmemeli! (CHP sıralarından alkışlar)
İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU - Sayın Başkan, doğru değil bu.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Eğer gidiyorsa Türkiye'nin 2'nci büyük partisinin Genel Başkanına sosyal medyadan hem ağır hakaret hem ölüm tehdidi yapan -bizce- mafya bozuntusunun da polis tarafından "Ne yaptın kardeşim?" diye bir evine gidilmeli, neredeyse oraya gidilmeli. (CHP sıralarından alkışlar) Bunları yaparsanız hak, hukuk, adalet noktasında deriz ki: Türk polisi, Türk milletinin polisi. Şunu söylemek istemeyiz: Türk polisi, sarayın polisi. Bunu demek, polis teşkilâtımıza da bir haksızlık olur. Bu konuda böyle küçük bir uyarı yapmayı da görev görüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Altay, son cümlelerinizi alayım, buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Son söz: 29 sivil şehidin hesabını sor, senin işin o.
ÖZNUR ÇALIK (Malatya) - Böyle bir şey demek kimsenin haddine değil.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bir dakika...
ŞAHİN TİN (Denizli) - Ama polise hakaret ettin.
ÖZNUR ÇALIK (Malatya) - Bir polis şehidin babası ne kadar para alıyor...
BAŞKAN - Arkadaşlar, rica ediyorum.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Ama bunun hesabını sor da Beşiktaş'ta 15 Temmuzda şehit edilen vatandaşlarımız, sivil vatandaşlarımız için toplanan parayı da artık tutmayın vakıfta, millete verin, bu parayı da verin millete, bu da Hükûmet olarak sizin göreviniz.
Peki, Genel Kurulun zamanını daha fazla almak istemiyorum. Sayın Bakan, tekrar söylüyorum, şunu söyleyeyim...
ŞAHİN TİN (Denizli) - Sabaha kadar konuş.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Konuşurum gerekirse.
Son söz: Bak, Covidden millet kırılıyor; Ankara Büyükşehrin hesabında, bankada 3,5 milyon para bloke, İstanbul'da 4 milyon. Bu blokeyi de kaldırın Sayın Bakanlar; bu paralar millete aş olarak, ekmek olarak, maske olarak; gıda, kumanya olarak, nakit para olarak gitse bundan kime ne zarar var? Bunu da çok merak ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)