| Konu: | 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 33 |
| Tarih: | 16.12.2020 |
CHP GRUBU ADINA LALE KARABIYIK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tek adam rejiminin üçüncü bütçesini yapıyoruz ve 2016 yılından bu yana özellikle bütçe disiplininin giderek daha da bozulduğunu görmekteyiz. 2018'den sonra daha belirginleşen bütçe açığının da farkındayız ve borçlanma gereksinimini her geçen gün biraz daha artırdığını biliyoruz.
Bana göre bütçenin iki belirgin özelliği var zaten: Biri, bütçenin finansmanı çünkü bütçe harcamaları için her geçen gün daha çok borç ihtiyacı oluyor. Buna onun için "borç bütçesi" diyebiliriz. İkinci özelliği ise bütçe harcamalarının siyasi tercihidir. Yani bütçelerin bir dili vardır değerli milletvekilleri. Kimin bütçesi olduğunu çok net ifade ederler. Bana göre bu, asla vatandaşın bütçesi de değildir. Bu bütçe, pandemi geçirmekte olan bir ülkenin yaralarını saracak bir bütçe de değildir asla.
Değerli milletvekilleri, bu ülkede sanki hiç kriz olmamış, bu pandemi hiç yaşanmamış, sarılacak hiç yara yok, çözülecek hiç sorun yok. Dün Kabineden çıkan kararlar da geç ve yetersiz. Bu konuda söyleyecek çok sözüm var ama dakikalarım kısıtlı, sadece tek bir alana girmek isterim o da eğitim olacak. İktidarınızda her şey çok kötü oldu, eğitim sistemi de bunlardan bir tanesi, belki de en önemlisi. Allah aşkına, on sekiz yılda 7 Bakan oldu; neler yaptılar ya da neler yapmadılar, eğitim sistemi nasıl bu hâle geldi? İsterseniz şöyle bir tarihî seyre bakalım.
Değerli milletvekilleri, 1'inci Bakan geldi, göreve geldikten hemen sonra yaklaşık 1.300 Bakanlık yöneticisini bir gecede değiştirdi. 2'nci Bakan geldi, temel dik yazı uygulamasından birleşik yazı uygulamasına geçti. 3'üncü Bakan geldi, FATİH Projesi'ni başlattı, sonucunun ne olduğunu biz de anlayamadık. 4'üncü Bakan geldi, TCK madde 263 değiştirildi. Nedir bu 263? Kanuna aykırı, izinsiz eğitim kurumu açan ve işleten kişilerle ilgili cezaların azaltılması; eğitim sistemi için çok faydalıydı. Bununla zaman geçirdiler ve yine aynı dönemde ne yapıldı? 4+4+4 eğitim modeline geçildi ve kutluyoruz, 4+4+4 eğitim modelinin sonucunda okullaşma oranı yüzde 98,6'dan yüzde 93'e düştü; şu anda 568 bin çocuk okul dışında. Yine kutluyoruz, 4+4+4 eğitim sisteminin sonucunda bu yıl ilk mezunlarını veren ve lise sınavlarına giren öğrencilerin başarıları yüzde 11 oranında düştü ve yine 4+4+4 eğitim modelinin uygulanmaya başlamasından sonra, özel öğretim kurumlarının sayısı yüzde 197 artmış oldu; özel öğretim kurumlarına öğrencilerini gönderen velilerin sayısı da yüzde 174 oldu. Neden? Çünkü eğitim sistemi bozuldukça vatandaş kendi çaresini üretmeye başladı. (CHP sıralarından alkışlar) Başka ne oldu 4'üncü Bakanın döneminde? Ulusal bayramların statlarda kutlanması yasaklandı. Eğitim sistemine ne büyük fayda sanki.
5'inci Bakanın dönemine geldik. Öğrenci Andı kaldırıldı bu defa da. Başka ne yapıldı? Yaklaşık 40 bin merkez ve taşra yöneticisi görevden alındı. Teftiş sisteminde sayısız değişiklik yapıldı ve ders denetimi kaldırıldı. Bunlar bakanların kendi tercihleri miydi yoksa saraydan talimatla mı yapıldı; bunu ben söylemeyeyim, bunu sizler çok daha iyi bilirsiniz. (CHP sıralarından alkışlar)
6'ncı Bakanın dönemine gelindi. Ne yapıldı? Türkiye'de Maarif Vakfı kuruldu, aslında bu da bir paralel bakanlık. Öğretim programları değiştirildi. Değerli milletvekilleri, öğretim programları değiştirilirken eğitimin paydaşlarına hiç sorulmuyor, Eğitim Şûrası toplanmıyor, sorulmuş gibi yapılıyor bazı dönemlerde; görüş alınmak için bir tarih konuyor, o tarih daha dolmadan kitapların basıldığını görüyorsunuz.
Başka ne yapıldı bu dönemde? Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına geçildi. Başka? Vakıf ve derneklerle etkili protokoller yapıldı. Yani gelecekteki nesilleri ideolojik olarak şekillendirmek için örgün eğitimin yanı sıra yaygın eğitimden de yararlanılmak istendi; amaç buydu. Başka ne yapıldı? Birleşik eğik yazı uygulamasından temel dik yazı uygulamasına geriye dönüldü. Hani yazboz tahtası diyoruz ya... Başka? Millî Eğitim Bakanlığı, Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği'ni yayımladı. Kamu Taşınmazları Üzerinde Eğitim ve Yurt Faaliyetleri İçin Üst Hakkı Tesis Edilmesine İlişkin Yönetmelik de yayımlandı. Yani ne oldu? Bazı vakıf ve derneklere ne lazımsa artık sağlanmaya başlandı. Bu dönemde TEOG da kaldırıldı zaten bundan hiç bahsetmiyorum, yazboz tahtasında her gün değişen yeni sınav sistemleri.
Son Bakanın dönemine geldik; vakıf ve derneklerle protokoller yapılmaya devam edildi, Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği tekrar değişti, vakıf ve derneklere bu defa okulların kapısı sonuna kadar açıldı. Millî Eğitim Bakanlığı ile TÜGVA arasında süresiz protokol imzalandı, ne zaman biliyor musunuz? Pandeminin -çok gerekliymiş gibi- tam ortasında ama maalesef bu dönemde, salgın sürecinde öğrencilerin eğitim imkânlarına eşit erişimi sağlanamadı.
Değerli milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanlığı artık, bağışlarla götürülen bir bakanlık hâline geldi. Bağış olmasa derslik yapılamıyor, bağış olmasa hizmet içi eğitim verilemiyor, bağış olmasa tablet bilgisayar falan da alınamıyor. Pandemide dedik ki: "Bari ek bütçe verin, ihtiyaç var." Olmadı. "2021 bütçesinde yeterli bütçeyi verin." dedik, o da olmadı. Tasarruf yapılacak bir bakanlık mıdır burası? "İtibardan tasarruf edilmez." diyorsunuz, saray ve harcamaları itibar olarak görüyorsunuz, anladık ama öğrencilerden, öğretmenlerden, çocuklardan keserek mi itibar yapacaksınız, bunu anlayamıyoruz.
Millî Eğitim Bakanlığı ekonomik gerekçelerle yeterli sayıda öğretmen atayamayınca dersler boş kaldı. Bakın, size geçen hafta yaşanan bir örneği ifade edeyim, Şanlıurfa Millî Eğitim Müdürlüğünce ilçe millî eğitim müdürlüklerine bir yazı gönderildi, yazıda diyor ki: "Bazı liselerde matematik, Fransızca ve motorlu araçlar teknolojisi derslerinin öğretmen olmadığı için boş geçtiği, bunun için derse girebilecek öğretmen için duyuru yapılmasını rica ederim." Değerli milletvekilleri, bu, âcizliğin göstergesidir; bu, plansızlığın, yıllar boyu gelen plansızlığın göstergesidir. 2002'de ataması yapılmayan öğretmen 68 bin, bugün geldiğinizde 700 bin atama bekleyen öğretmen var, kaldı ki Sayıştay raporuna göre 138 bin öğretmen açığı var ve Urfa'nın Ceylanpınar ilçesinde dersler boş geçiyor ve ücretli öğretmen ilanı veriliyor. Aslında, ücretli öğretmen aranıyor ama açlık sınırının altında çalışacak köle aranıyor. (CHP sıralarından alkışlar) Nerede 2021 bütçesinde öğretmen ihtiyaçlarını karşılayacak ilave iyileştirme? Yok. Bakın, size bir örnek daha: Üniversite öğrencilerinin aldığı burslar çok yetersiz. Gençlik ve Spor Bakanlığının bütçesinde dedik ki acaba biraz iyileştirme olur mu? Hani ülkede kriz var ya, hani kısa çalışma ödeneğiyle 1.168 lira ücretsiz izin aylığıyla geçinenler var ya, hani yoksulluk, işsizlik var ya... Tam zamanı işte. Hayır, maalesef böyle bir iyileştirme de olmadı.
Öğrencilerin başarılarına bakalım, fen lisesi, sosyal bilimler lisesi, Anadolu lisesi ve imam-hatip lisesi puanları temel yeterlilikler sınavında her geçen gün daha olumsuza gidiyor. En düşüğü de imam-hatip liselerinin aldığı puanlar, diğerlerinin yarısı kadar. E, imam-hatip lisesine çocuklarını gönderen aileler size sormaz mı "Bu başarısızlığın sebebi nedir?" diye. Anlayamadığım şu: Neden eğitimi iyileştirecek çabalar sarf etmiyorsunuz da sadece ideolojik olarak şekillendirecek çabalara yer veriyorsunuz? Bunu anlamak mümkün değil.
Eğitim sisteminin geldiği noktaya bir de şöyle bakalım: LGS ve YKS sınavlarında öğrencilerin başarıları düşük, 512 bin öğrenci ilk barajı aşamadı, 399 bin aday sıfır çekti. Nerede? Temel matematik testinde. Bunun, sizlerin vicdanını sızlatması gerekir çünkü bu, öğrenci ve velilerin suçu değil. Yine size şunu söyleyeyim...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
LALE KARABIYIK (Devamla) - Biraz ek süre alayım.
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
LALE KARABIYIK (Devamla) - Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin merkezî bütçe içindeki payı azaldıkça ailelerin eğitim harcamasının artmasına sebep oluyor. Ailelerin öğrenci başına yaptığı harcamaların bir önceki yıla göre yüzde 17 arttığını ben söylemiyorum, TÜİK söylüyor. Aileler imkânsızlıklar içerisinde çünkü alım güçleri düştü, her türlü pandeminin sancısıyla, yoksullukla tek başlarına kaldılar ve onları rahatlatacak hiçbir şey yok. En zengin aileler ile en yoksul ailelerin eğitim harcamaları arasında 20,5 kat fark varsa bu nasıl bir makas, nasıl bir eşitsizlik? Her geçen gün bu eşitsizliği siz artırdınız. Hani, sosyal devlet nerede? Ama bizim iktidarımızda vatandaş "Oh!" diyecek. "Bugün kuru ekmek var vatandaşın boğazında." dediğimizde "Kuru ekmek varsa vatandaş tok o zaman." diye cevap veremeyeceksiniz çünkü iktidarda siz olmayacaksınız. (CHP sıralarından alkışlar)
Teşekkür ederim.