| Konu: | 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 33 |
| Tarih: | 16.12.2020 |
CHP GRUBU ADINA ORHAN SARIBAL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve değerli emekçiler; bir bütçe tartışması yürütüyoruz. Bütçe halkın, halktan para toplanıyor ama buradan "devletin bütçesi sarayın bütçesi" diye söyleniyor. Evet, getiren saray ama para halkın. O yüzden, bu bütçenin kuruşuna kadar halkın sorgulama hakkı var; nereye gittiğini sorgulama hakkı var. Buraya çıktı Bakanlar, sarayın yardımcısı gerçekten akla zarar ifadeler kullandı. Örneğin, ben merak ediyorum, Tarım Bakanı Türkiye Cumhuriyeti devletinde mi yaşıyor? Çok merak ediyorum gerçekten. Ve bu bütçe, ilgili alanlarda halkın ve toplumun sorunlarını gideren, üretimi artıran, istihdamı artıran -yani sayısal olarak düşüren- bir mekanizmaya sahip olmalı. Bir bakalım. Tarım Bakanı dedi ki: "Çiftçilerin moralini bozuyorsunuz." Şu anda, Tarım Bakanlığının önünde ve Meclisin civarında Türkiye'den gelen ziraat odaları, Tarım Kredi ve Ziraat Bankası sarmalından dolayı eyleme gelenler polis şiddetiyle karşılaştı ve dağılmış durumdalar. Kim moralini bozmuş bu çiftçilerin? Bakan mı, saray rejimi mi, on sekiz yıllık AKP tarım politikaları mı, kim? Elbette sizsiniz, AKP. Bakalım bu borçlara, nasıl oluyor bu borçlar? Sene 2002, 2 milyon 780 bin üretici var, bu 2 milyon 780 bin kayıtlı üreticinin 2,4 milyar bankalara, 500 milyon da etrafa borcu olsa 3 milyar borcu var. Sene 2020, 654 bin kişi tarımdan çıkmış, çiftçi sayısı azalmış, 35 milyon dönüm tarım arazisi üretimden çıkmış, borç; bankalara 128 milyar Tarım Krediye 12 milyar ve özel sektöre olmak üzere 180 milyar olmuş. AKP yapar, halk bakar. Övünmeyecek misiniz? Bununla bir kahramanlık yaratmayacak mısınız? Hangi, hangi ülkede yaşıyoruz? Ve buradan çıkan sonuç tam 60 kat borçların artması. Yine Bakan dedi ki buradan: "Tefeciden kurtardık." AKP düzeninin kendisi tefeci. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar) Bir düzen varsa tefeci olan, başka birilerinin o sisteme girip tefecilik yapma ihtiyacı yok. Sonuçta düzen açık bir şekilde tefeciliği öngörüyor. Tarım Kredi borçlarının 12 milyarının 5 milyarı şu anda idari ve kanuni takipte. Yüzde 35 faiz alınıyor, tefeciye ihtiyaç var mı? Bu ülkede şu anda yüzde 35'ten faiz alan herhangi bir tefeci var mı? Yok.
Peki, çiftçinin en önemli sorunlarından bir tanesi bu. Ve diğer sorun girdiler. Mazot, gübre, ilaç, tohum, elektrik, su. Sizi ne kadar ilgilendiriyor bilmiyorum ama "Ben çok geziyorum." diyen Bakan bunları acaba ne kadar biliyor, farkında, onu da bilmiyorum. "Ben çok geziyorum." dedi, doğru. Çiftçiler beni aradılar: "Bakan geziyormuş ama bizim köye hiç gelmedi. Ama bizim köye gelirse 60 araçlık konvoy, polis, asker, jandarma, bunların dışında, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir vatandaşı olarak gelsin de derdimizi anlatıverelim." diyorlar.
Dolayısıyla, baktığımız zaman mazot meselesi... Hani, tüketici pahalı tüketiyor ya, çiftçiyi de ithalat sopasıyla terbiye etmek gibi bir durumunuz oldu ama bugün ne yazık ki o ithalat sopası artık çiftçiyi terbiye etmekten vazgeçti çünkü çiftçi bitti, perişan; şimdi, sizi, iktidarınızı, uyguladığınız tarım politikanızı, sarayınızı tehdit ediyor ve onu abluka altına aldı.
Şimdi anlatacağım nasıl olduğunu. Türkiye'de tarımda yaklaşık olarak 3 milyar litre mazot kullanılıyor. 6,5 liradan 21 milyar ne yazık ki çiftçi mazota para ödüyor. Toplam bütçeden ayırdığınız para ne kadar? 22 milyar. Yani koca Türkiye Cumhuriyeti, 1 trilyon 360 milyar TL'lik bir bütçe. Bakan övünüyordu "277 milyar TL tarımsal gayrisafi millî hasıla" diye ama çiftçiye ayrılan para sadece 22 milyar. Bu 22 milyar da ne biliyor musunuz? Çiftçinin cebinden mazota verdiği yıllık para. Hani mazotun yarısını karşılayacaktınız? Toplam 21 milyar, yarısı ne yapar arkadaşlar? 10,5 milyar. Mazota verdiğiniz para, geçen yıl 2 milyar 901 milyon, bu yıl 2 milyar 724 milyon yani 177 milyon daha azaltmışsınız. Bütçeye bakın. O zaman çiftçi enerji sorununu başka bir şekilde çözmüş. E, bizim çiftçilerin Arabistan'la, petrol kuyularıyla bir alakası yok. E, bizim çiftçiler şu ana kadar güneş enerjisinden yararlanamadılar. Bu işi nasıl çözdünüz? Bakan Bey ya da sarayın yardımcısı bize mutlaka anlatmak zorunda.
E, peki gübre? En önemli araç. Gübrede de şöyle bir şey var: Gübrenin yüzde 80'i ithal geliyor ve gübredeki desteği de üzgünüm ama azaltmışsınız. Nasıl oluyor orada da? Ne yazık ki 52 milyon TL de gübrede azaltma var. Bu tohumda böyle -tohumda bir miktar artmış ama yetmez- elektrik borçları ne yazık ki çok yüksek. Elbette tohumla ilgili şunu da paylaşalım, Bakan dedi ki: "Tohum üretimini 8 kat artırdık." Dedim ya, uzayda yaşıyor diye. Doğru, kayıtlı tohum miktarı 8 kat artmış ama değerli dostlar, o tohumlara bir bakalım. 1 milyon 150 bin ton tohumun 72 bin tonunu dışarıya satıyorsunuz, geriye kalan 1 milyon 100 bin ton tohumu bu topraklardaki insana satıyorsunuz. Bir de kaça satıyorsunuz biliyor musunuz? Çiftçiden örneğin 2 liraya, 2,5 liraya alınan mısır tohumu 40 liraya satılıyor, 40. Aynı tohumu Rusya'ya, aynı tohumu Romanya'ya, Bulgaristan'a sattığınızda yarı fiyatla satıyorsunuz. Yani çiftçiyi cezalandırıyorsunuz. O yüzden soruyoruz. 275 milyar katma değer yaratan, gayrisafi millî hasıla yaratan tarımı neden 22 milyara muhtaç ediyorsunuz, onu anlamış değiliz.
Bakanın en çok üzerinde durduğu diğer bir konu: "Biz ihracatçıyız, ithalatçı değiliz." Çok net söyleyelim: Türkiye, tarımsal üretimde, hayvancılık ve bitkisel üretimde açıktan ithalatçıdır. On sekiz yıllık tarihsel süreçte 112 milyar dolarlık ithalatı vardır, 82 milyar dolar da ihracatı vardır. Biz şunu söylüyoruz, diyoruz ki: Benim çiftçim domates, patlıcan, biber, soğan üretiyor, ben buradan bakıyorum sisteme. Benim çiftçim un üretmiyor, benim çiftçim bisküvi üretmiyor, benim çiftçim makarna üretmiyor. Bakan bunları bilmiyor tabii, sapla samanı karıştırıyor. Ne yapsın adam? Kepek ekmeği düşünen adam elbette bunları nereden bilecek? Önüne getiriyorlar, doğrudur diye bize yutturmaya kalkıyor; yok öyle bir şey.
Bakın, 70 milyon ton buğday almışsınız, 2019'da da dünya rekoru kırmışsınız, dünya rekoru. Yine, aynı şekilde 4,5 milyon ton arpa, 22 milyon ton mısır; 5,6 milyon ton pirinç; 3,5 milyon ton kırmızımercimek; 11,5 milyon ton ayçiçeği, 14 milyon ton pamuk...
Ve tütün meselesini söyledi, diyor ki: "Tütünü yüzde 30 artırdık." Günaydın! Ya, yok eden sizsiniz. Neden yüzde 100 değil? Neden 2025'i bekliyorsunuz? Neden yüzde 100, tütünü, bu ülkenin tütününü ekmiyorsunuz? Dolayısıyla nereden bakarsak bakalım, bitmiş bir iktidarla karşı karşıyayız. Bir de şu meseleye bakalım, destekleme meselesine. Kanun çıkardınız ya, kendiniz çıkardınız; 5488 sayılı Tarım Kanunu. Bu Tarım Kanunu'yla çiftçiye vermeniz gereken 221 milyarı vermiyorsunuz.
Çok üzerinde durduğumuz diğer bir konu şu: Net bir şekilde Bakan diyor ki: "Biz ormanları büyüttük, ormanları büyüttük." Başka bir şey daha söylüyor, diyor ki: "Ya, tarımsal gayrisafi millî hasılanın düşük olması lazım çünkü her şey pahalı." Bakın, bu ülkede şunu yaşadık: Bir elinde cep telefonu, bir elinde bir kamyon buğday... Bu kıyaslamayı yaşadık ama Covid döneminde kimse gidip cep telefonu falan yemedi, kimse lüks evlerini, lüks arabalarını yemedi. (CHP sıralarından alkışlar) Nereye gittiler? Elbette ekmek, elbette patates, elbette soğan... Peki, bu Hükûmet ne diyor? "Tarım, Millî Savunma Bakanlığı kadar önemlidir." Kıyaslaması da nasıl biliyor musunuz -Bakan yaptı bunu burada- "Ee, ne yapalım? Gayrisafi millî hasılada tarım az olabilir ama..." Kıyaslama da şu: "Ee, bir kilo tarım ürünüyle SİHA'ların, İHA'ların kilogramı birbirinden farklı." Şimdi, bakın, bir tarafta "Tarım, Millî Savunma Bakanlığı kadar önemlidir." diyeceksiniz öbür tarafta tarımı kilogram olarak bir silahla karşılaştıracaksınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
Değerli Başkanım, lütfen...
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
HACI TURAN (Ankara) - Orhan Bey, samana gelin isterseniz.
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Saman da burada, getirdim. 20 milyon dolarlık saman ithal etmişsiniz.
HACI TURAN (Ankara) - Kaç yılda?
ORHAN SARIBAL (Devamla) - 20 milyon dolarlık saman, yılı önemli değil.
Bu coğrafyada saman ithal eden iktidar çökmüş iktidardır. Bu coğrafyada patates ithal eden iktidar çökmüş iktidardır. Bu coğrafyada büyükbaş, küçükbaş et ithal eden iktidar çökmüş iktidardır, bu ülkeye ihanet ediyordur. (CHP sıralarından alkışlar)
Son olarak şunu söylemek lazım: Zenginler ve egemenler halka, yoksullara ve fakirlere sadece ve sadece Tanrı'yı bıraktılar. Ferman padişahınsa, bu topraklar, bu coğrafya bizim. Yol yakın, gideceksiniz.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)