GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:33
Tarih:16.12.2020

CHP GRUBU ADINA GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli vekiller; Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bütçeye baktığımda Ümit Yaşar'ın şu dizelerini anımsadım: "Önce çaresizlik çaldı kapıları/ Sonra yoksulluk/ Tez tükendi umut ekmeği."

Evet, AKP'nin 19'uncu, sarayın 3'üncü bütçesini görüşüyoruz bugün. Bu bütçe gösteriyor ki saray Kabinesi de halkın sorunlarına derman olamadı. Oysa "kalıcı istikrar, hızlı karar, etkili yönetim, büyük ekonomi" diyerek yola çıkmıştınız, daha ilk virajda kaza yaptınız. Bakın, burası önemli: Kaptan ehliyetsiz çıktı, direksiyonu bırakıp kaçtı yani yolda kaldınız. Oysa sizleri defalarca uyardık, "Kuvvetler ayrılığını rafa kaldırırsanız kurallar bağlayıcı olmaktan çıkar." dedik; "Doğruyu biz biliriz." dediniz, sınıfta kaldınız. "Kararları tek bir kişi verirse Türkiye güvenilir ülke olmaktan çıkar." dedik; "yeni atılım dönemi" dediniz, Türkiye'yi kriz tüneline sürüklediniz, suçu dış mihraklara yüklediniz. Hakkınızı yemeyelim, 2002'den beri en başarılı olduğunuz konu kamu maliyesi. "Etmeyin eylemeyin, bu sistem maliyeyi bozar." dedik, ona da el attınız. "Değişim, reform" derken "Varlık Fonu" diye bir garabet icat ettiniz. Sayıştay denetiminden kaçırdığınız bütçeyi kendiniz bile kontrol edemez hâle geldiniz, sermayeyi kediye yüklediniz. Değerli vekiller, bu tablo tartışmasız yeni sistemin eseridir.

Bakın, burada on gündür iktidara bir şeyler anlatmaya çalışıyoruz, "Bütçeler teknik metinlerdir ama daha önemlisi, siyasi bakımdan adaletin ta kendisidir." diyoruz çünkü bütçeler sosyal mutabakat belgeleridir ve unutulmasın ki toplumsal ve ekonomik sorunların çözümü için de tek adrestir. Oysa bugün görüştüğümüz bütçe, milyonlarca yurttaşımıza süslü cümlelerle zengin yoksulluk sunuyor. Bu bütçe, içi boş destek paketlerinin ardına saklanarak yurttaşlarımıza görkemli fakirlik vadediyor; toplumun sadece yüzde 20'sine millî gelirin yarısını sunarak derin eşitsizlik yaratıyor. Aslında utandıran, çaresizlikten öte bir şey ifade etmeyen bu bütçe, tam da on sekiz yılın sonunda politikalarınızın iflasıdır.

Bakın, bir bütçenin içinde insan yoksa; aş, iş, emek, güvenlik, huzur ve toplumsal barış yoksa yürüyecek yol da yoktur. (CHP sıralarından alkışlar) Örneğin, görüştüğümüz 11'inci maddeye bakalım; geçtiğimiz yıl 26 milyar liralık gelire sahip olan devasa bir Savunma Sanayii Destekleme Fonu'yla ilgili. Bu Fon, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin modernizasyonunu ve gelişmiş savunma sanayisi için gerekli kaynağın teminini amaçlıyor. Güzel, hiçbir itirazımız yok. Bu mukaddes vatanın her bir karışı bizim için kutsaldır ve korunmalıdır. Ancak yıllardır bu fonu amacı dışında kullanıyorsunuz. Sadece 2017 yılında fonun 3 milyar lirasını Sayıştay denetiminden kaçırdınız. Ne yaptınız? Varlık Fonuna devrettiniz. "Neden?" diye sorduk, "Bu parayı nereye harcadınız?" dedik. Aradan üç yıl geçti, cevap yok. Oysa bugün, bu 3 milyarla kamudaki tüm sağlık emekçilerine 3.800 lira ek ödeme verebilirdiniz. Ne yapabilirdiniz? 1 milyon 500 bin kişiye bir asgari ücret tutarında ek maaş verebilirdiniz. Ne yapabilirdiniz? Kültür ve sanat sektöründe işsiz kalan 1 milyon 200 bin kişiye 2.500 lira verebilirdiniz. Ne yapabilirdiniz? 4 milyon öğrencinin internet faturasını ödeyebilirdiniz, 800 bin hanenin bilgisayar ihtiyacını giderebilirdiniz. Ne yapabilirdiniz? 12 milyon kişiye ücretsiz PCR testi yapar ve salgını kontrol altına alabilirdiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Tabii ki konu vatandaş olunca para yok. İnsanları çaresizlikle baş başa bıraktınız. Unutmayın ki ülke savunması insandan başlar, bunun için atalarımız "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." demişler. Yurttaşımızın sağlığını korur, yaşam şartlarını iyileştirir ve haklarını verirseniz, devleti yaşatır, ülkenin geleceğine sahip çıkarsınız. Oysa yamalı bohçaya dönmüş bu bütçe dikiş tutmuyor.

Bakın, "Venezuela'nın bütün ihtiyacını karşılarız." derken "Tükeniyoruz." diyen sağlık emekçilerinin ek ödemelerini neden vermediniz? "60 ülkede insani yardım yaptık." dediniz ama halkın sağlığını 157 liraya mahkûm ettiniz. "Pandemiyi en iyi yöneten ülkeyiz." deyip 5 tane maskeyi bile dağıtamadınız. Tunus'a 5 milyon dolar hibe edip gırtladığına kadar borca batan yurttaşa sabretmesini öğütlediniz. Somali'nin IMF borcunu ödediniz de atama bekleyen 140 bin öğretmene neden "Para yok." dediniz? Suriye'de 50 bin konutu hibe edip yurttaşımıza verdiğiniz konut kredilerinin yüksek faizlerini neden silmediniz? Yandaş müteahhitlerin vergi borcunu tek kalemde affedip 2 milyon esnafı icralık ettiniz. Madem döviz üzerinden Türkiye'ye operasyon yapılıyordu; yollara, köprülere, hastanelere neden dolar garantisini verdiniz? "Şiddete sıfır tolerans." dediniz, kadına bütçede ayırdığınız tam 2 lira 13 kuruşla şiddeti nasıl önleyeceksiniz, çok merak ediyorum? Şans oyunlarında KDV'yi sıfırladınız da asgari ücretten aldığınız gelir vergisini neden kaldırmıyorsunuz, lütfen açıklayın? Madem devlet büyüklerine yüzde 8 zam yapacak kadar güçlüsünüz, o hâlde işçiye, memura, emekliye neden yüzde 3 zam yapıyorsunuz, izah edin? (CHP sıralarından alkışlar) "Ekonomi uçuyor." diyorsunuz, 720 bin çocuk işçi neden çalışmak zorunda hâlâ, bir anlatın? EYT'lilerin, engellilerin, emeklilerin sorunları buradan Fizan'a yol olmuş; neden susuyorsunuz, konuşun?

Değerli vekiller, işte bu yüzden bütçeler hak temelli olmalı, kalkınmayı hedef almalı, sosyal adalet esasına dayanmalı. Oysa bu bütçenin getirdikleri Türkiye'nin gerçeklerini yansıtmıyor. Milyonlarca hanenin sefaleti sizin çizdiğiniz pembe tabloyla uyuşmuyor. Gerçek şu: Bu bütçe kör, bu bütçe sağır, bu bütçe dilsiz. Bakın, bir vatandaş "Tekrar iktidara gelirlerse insanların gırtlağına basıp nefes vergisi alacaklar." diyor, haksız mı? Bakın, Türkiye'de 1 değil, 5 değil, tam 18 milyon yoksul insan var. Burada, bütçeyi öven iktidarı dikkatle dinledik, yoksulluğu nasıl önleyeceklerine dair hiçbir şey duymadık. Sürekli sosyal yardımlarla övünüyorsunuz. Bu rakamlarla övünmeyin; aksine, her geçen yıl muhtaç ettiğiniz insanlar adına utanın. Sayın Aile Bakanı geçen gün burada "Yoksulluğu yendik." dedi, inanamadım, bir daha dinledim sindiremedim.

Sayın Bakan, Allah aşkına ya, siz hangi ülkede yaşıyorsunuz? Şu fotoğrafa iyi bakın, şu fotoğrafa: Vatandaş burada sizce kişi başına düşen 12 bin doları mı arıyor acaba? (CHP sıralarından alkışlar) İktidar olarak hakikatle bağınız koptu; görmüyor, duymuyorsunuz. Hakikate dönüştürdüğünüz sanal gerçeklerinizle her geçen gün yoksulluk ve çaresizlik düğümüne bir ilmek daha atıyorsunuz.

Ehliirfan şöyle der: "Yalan gürültü çıkarır, hakikat ise daima sessizdir." Bu ülkenin hakikati maddi yoksulluk çeken 8 milyon çocuktur. Bu ülkenin hakikati, 11 milyona ulaşan işsizler ordusudur. Bu ülkenin hakikati, açlık sınırının altında yaşayan 9 milyon emeklidir. Bu ülkenin hakikati, çöplerden beslenen 9 milyon güvencesiz insandır. Bu ülkenin hakikati, hayallerini ve geleceğini çaldığınız 2,5 milyon genç işsizdir. Bu ülkenin hakikati, işten, eğitimden, yaşamdan dışladığınız 18 milyon kadındır ve bu ülkenin hakikati, gerçeği bilen, yokluğu yaşayan ve sessiz sedasız ölen insanlardır. (CHP sıralarından alkışlar)

Biliyor musunuz, devriiktidarınızda tam 51 bin kişi intihar etti; çoğunun ölümünü kayıtlara "bilinmeyen sebep" olarak yazdılar. Bizim bildiğimiz ama sizin gizlediğiniz bir intihar düzeni var. Ölenlerden geriye "iş, aş" yazacak kadar kısa ama hiçbir vicdanın kaldırmayacağı ağırlıkta yük kaldı. İşte devriiktidarınızı bitirecek olan da çaresiz bıraktığınız insanların üzerinde olan vebaldir.

Hükûmetlerin yurttaşları insani haklarından yoksun bırakması siyasi cinayettir; bu, aynı zamanda devletin kendi kendini yok etmesidir. Sizi uyardık, önlem almadınız. Şems-i Tebrizî der ki: "Bir şey yap, güzel olsun." Çok mu zor? Gerçekten ya, bu halkın taleplerine, bu halkın ihtiyaçlarına göre bir bütçe düzenlemek bu kadar mı zor? Evet, sizin için zor çünkü temsilde adaleti, devlette liyakati ortadan kaldırıp keyfî yönetim biçimi yaptınız.

"Dünya 5'ten büyüktür." dediniz, bütçeyi Türkiye'yi parsel parsel bölüşen 5 şirkete teslim ettiniz ama unutmayın, Türkiye Cumhuriyeti tüyü bitmemiş yetimin hakkına el uzatan 5 şirketten büyüktür. Vatandaş isyanda "Ellerini vicdanlarına koyup söylesinler: Gece rahat uyuyabiliyor mı?" diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (Devamla) - "1,5 lirayı bulup da ekmek alamıyorum. 52 yaşındayım, bugüne kadar hiç ağlamadım. Akıttığım gözyaşı cehennem ateşi olsun. Benim gibi milyonlarca kişi var, hakkım helal değildir." diyor. Evet, biz de bu bütçeyi hazırlayanlara hakkımızı helal etmiyoruz.

Size Neyzen Tevfik'in tam da bugünleri anlatan sözlerini hatırlatmak isterim: "Ekmek herkese yetecekti aslında; tarlaya karga dadandı, ambara fare, fırına hırsız, memlekete harami." (CHP sıralarından alkışlar) Elbette gün gelecek, devran dönecek, yoksulluk, yoksunluk, adaletsizlik bitecek çünkü size olan güvenin son kullanma tarihi geçti. Burada 83 milyon yurttaşımıza söz veriyorum: Haramilerin saltanatını yıkacağız, halkın iktidarını kuracağız. (CHP sıralarından alkışlar) Halk iradesine ipotek koyanlardan, eşitsizliği derinleştirenlerden, güvencesizliği artıranlardan, sömürüyü yoğunlaştıran politikalardan hesap soracağız. Bunca yıldır biriken dertlerimizi çözmek için tek adam yetmez. Ant olsun, bu düzeni değiştireceğiz.

Umudunu yitirmeyen, yaşamak için direnen genci yaşlısı, kadını erkeği, herkese saygı ve hürmetlerimi iletiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)