GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:34
Tarih:17.12.2020

CHP GRUBU ADINA VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bir bütçe var, iki Türkiye var. Birinci Türkiye'de şatafat var, savurganlık var, gösteriş var, israf var, kayırmacılık var, torpil var, pelikan kuşları var yalılarda öten, troller var bakanlıklardan beslenen; ikinci Türkiye'de yoksulluk var, işsizlik var, yolsuzluk var, açlık var, günlük 33 TL'ye mahkûm esnaf var, günlük 39 TL'ye mahkûm çalışan var.

Birinci Türkiye âdeta bir çiftlik gibi yönetiliyor; iktidarı ele geçirenlerin babasının çiftliği gibi. Bu çiftlikte horozlar, tavuklar, inekler, kuzular yok; bu çiftlikte eski vekiller var, 5 maaş alan pergolacı var, banka yönetim kurul üyeliğinden maaş alan güreşçi eskileri var, eski bakan var, eski Meclis başkanları var. Bu çiftlikte vekil çocukları, eski FETÖ'cüler var. Bu çiftlikte rüşvetçi büyükelçiler var, ailece devletten beslenen ve eski milletvekili olan büyükelçiler var. Bu çiftlikte Meclisi 15 Temmuzda bombalayanların büyükelçi kardeşleri var, aile boyu bakan ya da bürokrat, babası milletvekili olan aileler var. Tam bir çiftlik burası. Bu çiftlikte milletvekili olamıyorsan saraya danışman oluyorsun milletin gözüne, yüzüne bakmadan, utanmadan, yüzün kızarmadan. (CHP sıralarından alkışlar) Belediye başkanı olamıyorsan, İstanbul'da seçim kaybediyorsan devlet bankasına yönetim kurulu üyesi oluyorsun. Bu çiftlikte, eskiden eğer etkili bir politikacıysan konuşmayasın diye banka yönetim kurulu başkanı yapılıyorsun. Bu çiftlikte vekil olamıyorsan rektör oluyorsun. Bu çiftlikte vekil olamıyorsan büyükelçi oluyorsun. Bu çiftlikte Cumhurbaşkanlığı Politika Kuruluna atanıp "salla başını al maaşını" olan profesörler var, şarlatanlar var, SETA'cılar var. Bu çiftlikte en büyük kıblesi yeşil dolar olan dönme gazeteciler var. Bu çiftlikte yalılarda parayla öten "Pelikan" kuşları var. Bu çiftlikte "Üniversiteye fuhuş yuvası" diyen, sapık var, sapıkoğlusapıklar var. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, halk, bunu görenler, kendi vergisiyle bu beslemelere, danışmanlara para verilince diyorlar ki "Ey danışmanlar, bizim fakir fukaramız çoluğumuza çocuğumuza ekmek götüremezken bizim vergilerimizle size verilen paralar zehir zıkkım olsun, haram olsun, gözünüze dizinize dursun." (CHP sıralarından alkışlar) Bu parayı da o danışmanlara ödeyenlere de "Allah; vicdan, ahlak, akıl ve fikir versin." diyorlar.

Değerli arkadaşlar, şimdi size şatafatı çarpıcı bir örnekle göstermek istiyorum ve bu tabloyu sizin dikkatinize sunmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bu tabloda 3 tane ülke var: Almanya, Fransa, Türkiye. Almanya'nın millî gelir büyüklüğü 3,7 trilyon dolar, Fransa'nınki 2,5 trilyon dolar, Türkiye'ninki 650 milyar dolar. Kişi başına düşen, Almanya'da 46.445 dolar, Türkiye'de 7.545 dolar. Esnafa yardım Almanya'da 15 bin euro, günlük 500 euro; Fransa'da 333 euro, Türkiye'de 3,5 euro. Bir de makam araç sayısına bakalım arkadaşlar. Araç üretiminde dünyanın en önemli ülkelerinden biri kim? Almanya. Almanya her şeyi üretiyor; Audi'yi üreten Almanya, Maybach'ı üreten Almanya, BMW'yi üreten Almanya, Volkswagen'i üreten Almanya. Değerli arkadaşlar, Almanya'nın ekonomik büyüklüğü 3,7 milyar, kişi başına düşen 46 bin dolar, Türkiye'nin 7 bin dolar. Bir de makam araç sayısına bakalım, makam araç sayısına: Makam araç sayısı Almanya'da 9 bin, Türkiye'de tam 125 bin, 125 bin makam araç sayısı var. Arkadaşlar, böyle bir şatafat, böyle bir savurganlık olamaz; Maybach'ı Merkel üretiyor, bizimki biniyor. Değerli arkadaşlar, bizim fakirin bindiği bir aracın değeri 5 milyon, Merkel'in bindiği aracın değeri 650 bin TL. Merkel alışverişe minibüsle gidiyor, bizim fakir 3 bin kişiyle cuma namazı kılıyor değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) İşte, şatafat bu, savurganlık bu, rezillik bu. 125 bin araç, 125 bin! 125 bin araç arkadaşlar.

Tabii, bunları AKP yapıyor, iktidar yapıyor, Diyanet İşleri Başkanı ne yapıyor? Diyanet İşleri Başkanı da değerli arkadaşlar, Bodrum'a 100 milyon liraya külliye yaptırıyor. Millete örnek olması gereken bir din adamı savurganlıkta iktidarla yarışıyor durumda. Komşusu açken tok yatan bizden değilse sen kimlerdensin ey hazretleri, sen kimlerdensin Diyanet İşleri Başkanı? (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bakın, bir başka örnek: Yılda sadece bir iki gün geçirmek için Ahlat'a 200 milyon lira para harcanarak saray yapılıyor, yılda üç beş gün geçirmek için ormanı yok ederek Marmaris'e 500-600 milyon liraya saray yapılıyor. Allah aşkına, elinizi vicdanınıza koyun, hangi ihtiyaçtan kaynaklanıyor, hangi vicdana sığıyor, hangi ahlaka sığıyor bu sarayları yapmak? (CHP sıralarından alkışlar) Fakir fukara aç, fakir fukara aç arkadaşlar. Ayranı yok içmeye, Kıbrıs'a 7 uçakla gidiyor pikniğe. Türkiye'de ahlakın, aklın kabul edemeyeceği bir israf düzeni var. Hele bir örnek var ki son dönemde yaşadığımız, her gün gördüğümüz Ankara'da, ANKAPARK'ta 750 milyon dolar harcanarak bir çöplüğe çevrilmiş Ankara.

Değerli arkadaşlar, fakirin fukaranın parası çarçur edilmiş. İsraf var, şatafat var ama bu ülkede olmayan, hele hele AKP politikacılarında olmayan bir şey var, o da utanma duygusu. Ya, dünyanın hangi ülkesinde 750 milyon dolar sokağa atılsa o adam bırakın sokağa çıkmayı, sokağa çıkarsa yüzüne tükürülür. Türkiye'de ne oluyor? Akşamları "tweet" atıyor, sarayda ağırlanıyor. O 750 milyon doları o Ankara ergeninin burnundan getirmek de bizim boynumuzun borcu fakir fukaraya. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bir de ikinci Türkiye'ye bakalım. Sizlerle bir tabloyu paylaşmak istiyorum. İşte, aslında, AKP'nin on sekiz yıllık özeti burada. Bakın, asgari ücretle çalışanların tüm çalışanlara oranı: İspanya'da yüzde 1, Slovakya'da yüzde 3, Macaristan'da yüzde 6, Yunanistan'da yüzde 8, Bulgaristan'da yüzde 9, Türkiye'de tam yüzde 43 arkadaşlar. İşte, AKP'nin getirmiş olduğu düzen bu. Ülkenin neredeyse tamamına yakını asgari ücretle geçiniyor, asgari ücret olağan ücret olmuş durumda. Bu düzeni yıkacağız. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, Millet İttifakı'nda bunu tam tersine çevirmek de bizim boynumuzun borcu değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, "yerliliği" ve "millîliği" dilinden düşürmeyen bir siyasi anlayışla, bir siyasi ittifakla karşı karşıyayız. Bu iktidar döneminde Türkiye'de en çok büyüyen, âdeta Türkiye'yi ahtapot gibi saran bir zincir market gerçeği var; bu zincir marketlerin çoğu 3 harfli.

Değerli arkadaşlar, bu zincir marketlerin en büyük destekçisi sizlersiniz, AKP. O fakir fukara esnafı yiyen zincir marketlerin açılmasının önünü açan AKP siyaseti.

Bunlar, zincir marketler değerli arkadaşlar, 3 harfli; 7 başlı ejderha gibi, girdiği her yeri sömürüyor. Eskiden mahallelerde vardı birer tane, şimdi her sokakta üçer beşer tane ejderha var; kasabı sömürüyor, bakkalın kanını emiyor, şarküterinin kanını emiyor, kasabın kanını emiyor.

Değerli arkadaşlar, aslında bu zincir marketlere "zincir market terörü" demek lazım. Buradan huzurda söz veriyoruz, Genel Başkanımız da söz verdi; bu meseleyi de çözmek bizim boynumuzun borcu. Buradan sesleniyorum: Ey bakkal kardeşlerim, ey manav kardeşlerim, ey esnaf kardeşim; seni ejderhaya yedirenleri sen de seçimde ye, üzerine bir bardak da su iç. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, ikinci Türkiye'de esnaf mağdur, çalışanlar açlığa mahkûm. Dokuz aydan beri bas bas bağırıyoruz: "Esnaf kapalı, esnaf aç." diyoruz. "Eskiden mahalleye, fakire fukaraya yardım eden bakkal, esnaf yardım paketine muhtaç." diyoruz. En son duydunuz ama az duydunuz. Ne yaptınız? Yandaşına toplam 9,5 milyarı hak görenler 5 milyarı esnafa çok gördüler ve çıka çıka esnafa günlük 33 TL çıktı, o da şanslı olanına; 2 milyon 200 bin esnafın 432 binine günlük 33 TL para verilecek. Esnaf size: "Elinizi vicdanınıza koyun; bu parayla, 33 TL'yle doğal gazı mı karşılayacağım, elektriği mi karşılayacağım, masraflarımı mı karşılayacağım, ne yapacağım?" diye soruyor değerli arkadaşlar.

Şimdi, değerli arkadaşlar, iktidarın gelirken en çok kullandığı sözlerden birisi "çay-simit hesabı". Neydi? "Çay 2 TL, simit 2 TL; 5 kişilik ailenin öğünü 20 TL, günlük 60 TL, çarp 30'la 1.800 TL."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Esnafa ne kadar veriyorsunuz? Esnafa verdiğiniz de 1.000 TL arkadaşlar. Başka ülkeler ne yapmış, bizi kıskanan Almanya? Arkadaşlar, Almanya 15 bin euro, günlük 500 euro; Fransa günlük 333 euro; Türkiye günlük 3,5 euro vermiş, 3,5 euro. Bu 3,5 euroyu esnafına layık görenlere de yazıklar olsun! (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, arkadaşlar "beka, beka" diyorsunuz ya, en büyük beka meselesi esnaftır. İktidarlar gelir gider ama eğer ekonominin bekası esnaf çökerse Türkiye çöker; o nedenle esnafı korumak hepimizin temel görevi.

Değerli arkadaşlar, ikinci Türkiye'ye biraz daha bakalım. İkinci Türkiye'de, aylık 899 TL'yle yaşamaya çalışan tam 11 milyon 641 bin kişi var, aylık 763 TL'yle geçinmeye çalışan 2 milyon 600 bin kişi var. Nüfusu 103 ülkeden büyük 10 milyon 287 bin işsizimiz var. Günlük 39 TL'yle geçinen 2 milyon 164 bin işçimiz var. Sokakta geçimini sağlayan ve devletten bir tek lira destek alamayan sokak çalışanlarımız var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Selamlayalım lütfen.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Müzisyenimiz var, intihar eden müzisyenimiz var. Katar nüfusunun 2 katı, 5,8 milyon genç işsizimiz var. Evini ısıtamayan 15 milyon insanımız, elektriği kesik tam 2 milyon 600 bin evimiz var ve borç yükü altında ezilen 49 milyon insanımız var.

Değerli arkadaşlar, bu düzende adalet yok, bu düzende eşitlik yok, bu düzende utanma yok, bu düzende ahlak yok ama bizim umudumuz var. İkinci Türkiye'nin hakkını sizden alacağız; makam aracı saltanatına son vereceğiz, sarayı paylaştıracağız; Ahlat'taki ve Marmaris'teki sarayı aşıcıların, bilim adamlarının emrine vereceğiz. Üç, beş maaşlı düzene son vereceğiz "Pelikan yalıları"nı dağıtacağız. Bu memlekette, fakir fukara çocuklar için liyakati esas kılacağız, mülakata son vereceğiz. Biz belki cenneti getiremeyeceğiz ama bu halkı, bu ülkeyi cehennemden kurtaracağız değerli milletvekilleri.

Değerli Başkanım, son bir söz.

BAŞKAN - Buyurun.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bu memlekette coronayla mücadele yaşam tarzıyla mücadeleye dönüşmüş durumda. Yaşam tarzıyla mücadele ediyorsunuz. Kahvehaneleri kumarhane olarak gören bir anlayış var, tekel bayilerini yok etmeye çalışan bir anlayış var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, toplu ulaşımdan bulaşıyor ama tekel bayilerinde bulaşmıyor.

Ben bu duygularla, bütçeye ret oyu vereceğimizi söylüyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)