| Konu: | 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Tümü münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 35 |
| Tarih: | 18.12.2020 |
CHP GRUBU ADINA ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, Sayın Genel Başkanım, Değerli Grup Başkanları, Eş Başkanlar, milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Konuşmama bir anekdotla başlamak istiyorum. Başbakan Sayın Erdoğan'la birlikte bir helikopterde Ankara'ya doğru geliyorduk.
Tabii, Binali Yıldırım'ı, Sayın eski Başbakanı, Meclis Başkanımızı karşımızda görünce ister istemez biraz bu konulara girme ihtiyacı oluyor.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Hatıralar...
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Ve bu yıllar ilk iktidar yıllarıydı, Sayın Erdoğan'ın ilk iktidar yıllarıydı, 21'inci yüzyılın başlarıydı ve aynı zamanda küreselleşmenin üçüncü evresinin ilk yıllarıydı. Bu küreselleşme dediğimiz hadise, gerçekten artık ülkeleri kendi içerisine kapanmaktan dünyaya açmıştır. Her ülkede her iktidarın "Ben iyi şeyler yaptım. Bakın, eskiden şu yoktu, şimdi bu vardır; ülkem iyidir." deme hakkını elinden alan bir şeydir bu küreselleşme. Rekabet küreselleşmiştir ve dünya, Afrika savanlarındaki aslanların ve ceylanların yarışına dönmüştür. Friedman'ın ifadesiyle, her sabah Afrika savanlarında bir ceylan uyanır ve o ceylan bilir ki o gün en hızlı koşan aslandan daha hızlı koşmadığı sürece yakalanır, parçalanır ve yok olur; bu savanlarda her sabah kalkan bir aslan da o gün bilir ki en hızlı koşan ceylandan daha hızlı koşmadığı sürece aç kalır ve ölür. Böylesine bir dünya; artık insanlar, mallar, sermaye, bilgi, teknoloji sınır tanımıyor, yerküre üzerinde sınır tanımaksızın dolaşıyor. Sermaye, beş dakika içerisinde yerküreyi 5 kez dolaşıyor; New York Borsası mı Londra Borsası mı Tokyo Borsası mı İstanbul Borsası mı, bakıyor ve en kârlı gördüğü piyasaya yerleşiyor. Veya fabrikanızın bulunduğu mahallede bile rahat değilsiniz, huzur içinde değilsiniz çünkü dünyanın en ucuz ve en kaliteli malını üretmediğiniz takdirde dünyanın öbür ucunda daha kaliteli, daha ucuz malları üretenler geliyor, sizin mahallenizde piyasayı kapatıyor ve iflas ettiriyor. Gençler sınıflarındaki yaşıtlarıyla rekabet etmiyor, dünyanın dört bir yanındaki yaşıtlarıyla rekabet ediyorlar.
İşte böylesi bir ortamda, havada, Sayın Başbakan Erdoğan'a küreselleşmenin üçüncü evresini yani 21'inci yüzyılın dünyasını anlatan, meşhur Friedman'a ait "Dünya Düzdür" isimli kitabı -henüz, bir ay içinde tercüme olunmuştu- 50 sayfalık bir özetiyle birlikte takdim etmiştim ve bunun üzerine sohbetimiz olmuştu. Friedman, neoliberal düşüncelere göre dünyayı okuyan, yorumlayan ve öneriler geliştiren biriydi. Amerikalı bir Marksist var -o da dünya sistemini çalışmıştır, bildiniz gibi- Immanuel Wallerstein, onun tezleri de son derece önemlidir; sohbet oraya doğru kaymıştı. Wallerstein, dünya ekonomik sistemini bir piramide benzetir. Piramidin tepesinde zengin ülkeler vardır, dünyanın daha az bir bölümünde ve daha az nüfusa sahiptirler ama piramidin tabanında daha geniş nüfusları içeren dünyanın kalan kısmı vardır ve Wallerstein der ki: "Piramidin tepesi ile piramidin altındakiler arasındaki ilişki son derece önemlidir. Piramidin tepesindekiler dünyanın gelişmemiş bölgelerindeki ekonomileri iki şekilde yönetmeye kalkarlar: Bir, kaynak transfer ederler sürekli olarak; ikincisiyse kendi ihtiyaçlarına göre yapılandırırlar." Bu, son derece önemlidir. Eğer kendini sonbahar rüzgârlarına bırakırsan; plansız, programsız önüne gelen işi yapmaya kalkarsan; Hükûmet etmek hayhuyla, heva ve hevesle geçerse sonunda küresel rüzgârlar sizin ekonominizi sizin ihtiyacınıza göre değil, kendi ihtiyaçlarına göre yapılandırır. (CHP sıralarından alkışlar) Türkiye'nin geldiği nokta maalesef budur.
Bakın, istihdam... On sekiz yıllık bir iktidar döneminin sonrasında dünyada Türkiye'nin işsizlik raporu nedir, ona baktım. Gördüğümüz nokta şudur: Bu dünyada en yüksek işsizliklerin olduğu ülkelerden biri Türkiye'dir ve şu anda Türkiye'de bulunan işsizlik, cumhuriyet tarihi boyunca tüm iktidarların işsizlik rakamlarından çok daha kötüdür ve OECD ülkelerine baktığımızda -37 ülke- bu ülkeler içerisinde de Türkiye en fazla işsizliğin olduğu ülkedir. 179 dünya ülkesine baktığınızda yine aynı şeyi görürsünüz, işsizliğin en fazla olduğu ülkelerden biri Türkiye'dir. Ve bu ortamda gençlerimiz perişandır, mahvolmuşlardır; umutlarını ellerinden almışsınızdır, geleceğe umutla bakamaz hâle getirmişsinizdir.
İşsizlik böyle ama çalışanların durumu nedir? Çalışanlar da perişan, bu yanlış ekonomik politikalar nedeniyle çalışanlar da bu ülkede perişandır. Bir kere, Türkiye İstatistik Kurumunun rakamlarına bakıyorum: İşsiz değil de çalışıyor gösterilen kişilerin üçte 1'i sosyal güvenlik hakkına sahip değil, kayıt dışı çalışıyor yani sigorta hakkı yok, sigorta hakkı. Böyle bir tablo olur mu? Bu ülke neresi, bu ülke nereden nereye geldi? Bunun ötesinde çalışanların yarısı zaten asgari ücret alıyor, açlık sınırında yaşıyorlar ve yüzde 70'i de yoksulluk sınırı içerisinde yaşıyor ve enflasyon tüm gelir gruplarını vuruyor, dünyanın en yüksek enflasyonlarından biri Türkiye'de. Gıda enflasyonu, resmî enflasyonun 2 katı; mutfaklar yangın yerine dönmüş; elektrik, doğal gaz faturaları can yakıyor; okul kantinleri, servis araçları, kafeler, kahvehaneler, restoranlar, berberler, kuaförler, eğlence yerleri, turizm sektörü ve pek çok sektör müşterisizlikten kan ağlıyor. Genel Başkanımızın, parti sözcülerimizin söylemekten dilinde tüy bitti; neden esnafa, dükkânını kapattığınız insanlara doğrudan, karşılıksız destek vermiyorsunuz? Mısır bile bunu yaptı, dünya bunu yaptı. (CHP sıralarından alkışlar) Nihayet, işte, işsiz kalanlara, ücretsiz izne ayrılanlara günde 39 lira veren bu Hükûmet, iş yeri kapanan esnafa da "üç aylığına ayda bin lira" diyor ve de "500 lira kira" diyor.
Değerli arkadaşlar, bakın, ülke böyle idare edilmez, ülke böyle idare edilmez. Bakın, elimde 1930 yılında -Cumhuriyet Halk Partisinin iktidar olduğu dönem- yürürlüğe girmiş bir kanun var ve bu kanunda ne var doksan yıl öncesinde; 83'üncü maddesi çok net bir şekilde söylüyor: "Salgın hastalık sebebiyle cebri tecride tabi olarak müessesatta veya evlerinde tecrit edilen kimselerle 76 ncı maddede zikredilen şahıslardan muhtaç olanlarının kendileri ve ailelerinin iaşeleri masarifi Hükümetçe tesviye edilir." (CHP sıralarından alkışlar) Yani şu 65 yaştır, 20 yaş altıdır diye evlerine hapsettiğiniz, dışarı çıktıkları zaman ağır cezalar verdiğiniz kesim var ya, şu ana kadar tek bir lira vermediğiniz kesim... 1930 tarihli kanun diyor ki: "Onlara asgari ücret düzeyinde para vermek zorundasın." (CHP sıralarından alkışlar) Bakın, bu kanun, Hıfzıssıhha Kanunu, hâlen yürürlükte ve siz ödemiyorsunuz, kanuna uymayı bile beceremiyorsunuz.
Bütün gelir gruplarını anlatmak vaktime sığmayacağı için sadece tarım ve hayvancılıkla ilgili bazı şeyler söylemek istiyorum. Bir kere, bu 2001 bütçesinde doğrudan tarım desteklerini azalttınız, geçen sene verdiğiniz 22 milyarı da vermiyorsunuz.
BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) - 2021.
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Ya, Allah'tan korkun, "yollar, köprüler, havaalanları" diye cebinden tek bir kuruş harcamadan o yolları yapanlara "Hazine garantisidir." diye 2001 bütçesinde 31 milyar lira para koydunuz arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından "2021" sesleri) 2021 yılında bir avuç tuzu kuruya, cebinden 1 lira para harcamayan insanlara 31 milyar lira veriyorsunuz ve bu ülkedeki toplam 8-10 milyon çiftçiye "tarım desteği" diye 10 milyar eksiğini veriyorsunuz. Reva mıdır bu ya? (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Bir de düzenleme yaptınız; başta elektrik borcu olan çiftçilerin yatan desteğini banka ödemiyor ve çiftçinin 130 milyar borcu var, bu borcu sürekli yapılandırıyorsunuz faizle. Ya, ne faizci bir Hükûmet oldunuz. Çiftçinin, esnafın sizin yapılandırdığınız kredilerden dolayı faiz ödeyecek hâli mi kaldı? Ve işin en komik yanı, geçen haftaki, 8/12/2020 tarihli Resmî Gazete'deki Hükûmet kararına bir bakın ne diyor? "Enerji şirketlerinin yol bakım, araç bakım, misafir ağırlama giderleri çiftçinin elektrik faturasına eklenecek." diyor. Bu nasıl iştir? Niye ekliyorsun kardeşim sen misafir ağırlama masrafını çiftçinin elektrik borcuna?
Değerli arkadaşlar, süt inekçiliğini batırdınız bu sene. Verdiğiniz zam yem fiyatını ve maliyetlerini karşılayamaz derecede; yüzde 23 zam verdiniz, süt inekçiliği yapanların maliyetleri yüzde 48 arttı. Besiciler aynı durumda; yem fiyatları fırlamış, geçen sene kesim fiyatı 38 lira olan inekleri, bu sene diyorsunuz ki: "33 liradan kestireceksin." Ya maliyetler artarken kesim fiyatı niye düşünüyor? Vatandaşın ineğinin değeri niye düşüyor? Ama sizin bu ithalat merakınız Türk çiftçisini değil; Sırbistan'ın, Arjantin'in, Brezilya'nın ve dünyanın diğer ülkelerinin çiftçilerini besliyor. Bütün sorun burada. (CHP sıralarından alkışlar)
Pek çok ürünle ilgili sorun var, vaktim yok ama mesela pancarda bu sene fiyatlar hem geç açıklanmıştır hem düşük açıklanmıştır hem de ne kadar alacağınız belirtilmemiştir. Pancar üreticileri iki arada bir derede kalmıştır ve perişan olmuştur. Bakın, şu Konya Ovası ya; yeni su kaynağı bulmak için hiçbir çabası yok Hükûmetin, 2005 yılında Mavi Tünel Projesi'ni koymuştuk, onun dışında bir proje yoktur. Yeraltı suları kullanıla kullanıla 150-200 metreye indi, âdeta kurumasını bekliyorsunuz; hiçbir şey yaptığınız yok. Niye? Oraya kaynak ayırmak sizin kafanızdaki konsepte uymuyor ama Kanal İstanbul'a 100 milyarı aşkın kaynak ayırıyorsunuz. Ben size garanti veriyorum, o Kanal İstanbul'u yaptığınız zaman sadece etrafından arsa alanlar vesaire rant elde edecekler, başka hiçbir işe yaramayacak, bir ton da felaket getirecek. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Şu Kanal İstanbul'a ayırdığınız paranın dörtte 1'ini Konya Ovası'na ayırın, Konya Ovası baştan sona sulanır. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar.)
FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) - Bravo, işte bu, helal!
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Geriye kalan dörtte 3'üyle de bu ülkedeki diğer 80 vilayete, iş ve aş derdine çözüm bulacak tesisler yapılabilir. Bütün memleketi bırakmışsınız, ille de Kanal İstanbul, herhâlde çok para var orada, neyse ben anlayamadım.
Bakın, bu uyguladığınız politikalar sonucunda Türkiye'yi neye çevirdiğinizin grafiğidir bu. Şu kırmızılar var ya, bu kırmızılar Türkiye'deki nüfusun yüzde 50'si yani yarısı, onların toplam ülke gelirinden aldığı payı gösteriyor; üstteki mavi ise nüfusun yüzde 1'i, onların ülke gelirinden ne kadar pay aldığını gösteriyor. Bu, rastgele bir tablo değil, Birleşmiş Milletlerin raporudur. Ve siz, bu ülkenin yüzde 1'ine kazandırdığınız parayı nüfusun yarısına vermiyorsunuz, yarısına. "Bir kişiye dokuz, dokuz kişiye bir pul/ Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa." Ama siz yapıyorsunuz. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Sen eskiyi almışsın, şimdi öyle değil, eski rakamlar bunlar, eski Türkiye'nin onlar.
ABDÜLLAHTİF ŞENER (Devamla) - Bakın, değerli arkadaşlar, nüfusun yüzde 1'inin toplam gelirden aldığı pay dünya sıralamasında nasıldır diye dünya sıralamasını çıkarttırdım. Gelir dağılımı en bozuk -yüzde 1 ve yüzde 50 kıyaslamasıyla- 5 ülkeden 1'i Türkiye'dir yani 5'inci. Öndekiler kim diye bakıyorum, 1 numara Katar. Bir gördüm, aman! Bizimkilerdeki Katar sevgisinin nereden geldiği belli, kendilerine benziyor dedim. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Değerli arkadaşlar, bakın, böyle politika olmaz; vazgeçin, vazgeçin.
Sonra, bakıyoruz rakamlara, merak ettim bu hapishanelerin durumu nasıldır diye. Bir liderlik göremedim, acaba bir liderlik keşfedebilir miyim diye hapishanelerin durumuna... Maşallah, cumhuriyet tarihi boyunca yapılan kadar hastane yapmışsınız, daha fazla; her yıl hapishane yapmışsınız, her yıl; hepsini okursam, on sekiz yılı okursam uzar. Atladığınız tek bir yıl yoktur. Bakın, 2014'ten sonrasını okuyayım: 2014 yılında 14 tane...
Hastane mi diyorum, hapishane mi?
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - "Hastane" diyorsun.
FUAT KÖKTAŞ (Samsun) - Karışıyor; bir karar verin Sayın Bakanım.
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Hapishane kardeşim, hapishane.
İSMAİL TAMER (Kayseri) - Başbakanımızı görünce dikkatin dağıldı.
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Yani size iyi ders çalışmak için biraz uykumu az aldım, ondan kaynaklanıyor. (CHP sıralarından alkışlar)
2014 yılında 14 hapishane yani cezaevi, 2015 yılında 18 cezaevi, 2016 yılında 38 cezaevi, 2017 yılında 12 cezaevi, 2018'de 15 cezaevi, 2019'da 26 cezaevi, 2020'de de 18 ama demişsiniz -bu sizin açıklamanız- "2021 yılında da 39 yeni cezaevi açılacak."
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - "Yeni" dediği, eskileri yapıyoruz. Öyle mi kalsın, nasıl kalsın?
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Neyse yani kavramları yerinde kullanıyoruz en azından.
OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Hazır yeri gelmişken hastaneleri de say, hastaneleri de! Hastaneleri niye saymıyorsun?
HASAN ÇİLEZ (Amasya) - 1965'te yapılan yapılar.
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Bakın değerli arkadaşlar, bu cezaevleri bir yana, bu mahkûm sayısı ne oldu diye bakıyorum; 2002'de 58 bin mahpus var...
HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Para var, bütçe var, yapıyoruz.
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - ...2019'da 291.500 mahpus var. Bu infaz, af yasasıyla 45 bine...
İSMAİL TAMER (Kayseri) - FETÖ var mıydı eskiden? FETÖ yoktu ki.
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Ya, FETÖ'den önceki sayınız da kaç biliyor musunuz? 232 bin; orada da rekorsunuz.
Ve af yasasıyla 45 bin kişi çıkmış, şu anda 265 bin kişi içeride.
FUAT KÖKTAŞ (Samsun) - Dağdakiler inmiş oraya herhâlde.
İSMAİL TAMER (Kayseri) - Sen bu partideyken kaçtı? Sen bu partideyken kaçtı?
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Ya, bu nasıl bir mantıktır değerli arkadaşlar? Böyle bir mantık olmaz, olmaz, olmaz! (CHP sıralarından alkışlar)
İSMAİL TAMER (Kayseri) - Sen yetkili olduğun zamanlarda var mıydı o istatistikler?
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Niye olmaz? İşiniz gücünüz, sizi eleştiren, yanlışlarınızı ortaya dökmeye çalışan; gizlediğiniz, sakladığınız devletin resmî rakamlarını, yandaş müteahhitlere verdiğiniz milyarlık işlerin sözleşmelerini araştırmaya, kurcalamaya çalışan biri olduğu zaman, hemen tutuyorsunuz terör ve iltisaktan doğru mahkemeye.
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Bir tane örnek ver bakalım, bir tane örnek. Bir tane örnek yok.
BAŞKAN - Sayın Aydemir, lütfen...
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - O örneği Plan ve Bütçe Komisyonunda konuşmuştuk.
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - "Söyledim nasıl olsa; kalsın burada." Öyle bir şey yok. Bir tane örnek ver.
ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Enis Berberoğlu. Bir tane örnek; Enis Berberoğlu.
BAŞKAN - Sayın Aydemir, söz alır konuşursunuz, lütfen... Öyle yerinizden söz yok.
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Ya, Alparslan Kuytul'u siz hem El Kaide, IŞİD örgütüyle hem PKK'yla hem FETÖ'yle bağlantılı olarak içeri atmadınız mı? Bu 4 örgütün birbirine benzer tarafı var mı? Hiç bir araya gelmeyecek 4 örgütten bir adam suçlanır mı? (CHP sıralarından alkışlar) İçeride tuttunuz, tecritte tuttunuz. Onun için sizin açınızdan bu ülkenin dini bütün insanları da size hizmet etmediği müddetçe sakıncalıdır. (CHP sıralarından alkışlar)
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Sen CHP'yle iş görmezdin, nasıl oldu da CHP'den vekil oldun?
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Bağırma oradan!
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Neyse, bakın, dünyayı merak ettim hapishanelerde kaç kişi var diye. Türkiye, mahpus sayısı açısından dünyanın 8'inci büyük ülkesi. Ya, bu önceki büyük ülkeler kim diye bakıyorum: Birincisi, ABD, Türkiye'nin nüfusunun 4 katı nüfusu var. İkincisi, Çin, Türkiye nüfusunun 17 katı nüfusu var. Başka? Brezilya var, Türkiye nüfusunun 2,5 katı nüfusu var. Başka? Rusya var, Türkiye nüfusunun 2 katı. Başka? Hindistan var, Türkiye nüfusunun 16 katı nüfusu var. Bizden öncekiler de böyle, nüfusu Türkiye'den kat kat fazla. Hani diyordunuz ya "Dünya lideri, dünya lideri" diye, bunu görünce yakaladım, hapishane ve mahpus sayısında dünya liderimizi bulduk dedim. (CHP sıralarından alkışlar)
Bakın, Adalet Komisyonunda bugün bir kanun teklifi görüşülüyor, Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine Dair Kanun Teklifi. Ya, değerli arkadaşlar, kaç tane maddesi derneklere nasıl kayyum atayacağınızla ilgili. Ya, bu kanunla derneklere kayyum atamanın ne ilgisi var? Bu kayyum işini de çok sevdiniz ha; belediyelerden başladınız, hevesinizi alamadınız, şimdi derneklere doğru kayıyorsunuz; olmaz, olmaz! Heva ve hevese göre devlet idare edilmez. Ama asıl söyleyeceklerim bundan sonra.
Bakın, işsizlik rakamınız da enflasyon rakamınız da millî gelir rakamlarınız da; hepsi gerçek dışı. Örnek olsun diye millî gelir hesapları üzerinde çalıştım, karıştırmadığım bir şey kalmadı. O kadar karıştırmışsınız ki ikide bir hesapları değiştiriyorsunuz; bu yetmiyor, her yıl "Geçmişteki rakamları revize ediyoruz." diye tekrar değiştiriyorsunuz.
MUSTAFA AÇIKGÖZ (Nevşehir) - Sen çok biliyorsun.
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Ama iki büyük değişikliği 2008 yılında ve 2016 yılında yaptınız. Şimdi 2008'e girmeyelim. 2016 yılında yaptığınız değişiklikle neler yaptınız?
Birincisi: "Bu değişiklikleri 1998 yılına kadar yeniledik." diyorsunuz. Yani 1998'den öncesine sizin bu yeni hesap yönteminiz işlemiyor, bu büyüme büyüklükleri yansımıyor. Yani sizin döneminizin büyüme, gayrisafi yurt içi hasıla ve kişi başına hasıla rakamları ile 1998'den önceki dönemlerin rakamlarının hiçbirini karşılaştıramaz hâle getirdiniz.
İkincisi: En büyük artışı 2011 ve 2016 yılları arasında yapmışsınız. Eski serileri de verdiğiniz için yeni serilerle karşılaştırdım. Eski serilere göre büyümeyi, büyüme oranlarını tam yüzde 116 artırmışsınız. Bu 2011-2016 yılları arasında ortalama olarak yıllık büyüme oranını kafadan yüzde 3,4 büyütmüşsünüz, sonra da: "Bizim büyüme rakamımız bu kadar, bizim millî gelirimiz bu kadar." O kadar değil arkadaşlar. Ama buna rağmen, sizin bu rakamlara rağmen, bakın, 1998 yılında Türkiye'nin sıralaması 18'inci. Peki, 2020'de kaç? Türkiye'yi 20'nci sıraya düşürdünüz, o şişirilmiş büyüme hesaplarınıza rağmen 20'nci; sizin hesaplarınızla veriliyor bu. Ama asıl önemli olan şey nedir? Kişi başı millî gelirdir. Çünkü gayrisafi yurt içi hasıla rakamları tam karşılaştırmaya elverişli değildir. Asıl gösterge kişi başı millî gelirdir. Şimdi, Türkiye'nin kişi başı millî gelir açısından dünyada kaçıncı olduğunu biliyor musunuz?
İSMAİL TAMER (Kayseri) - 98'de kaçtı?
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - 78'inci sırada arkadaşlar, 78'inci sırada.
İSMAİL TATLIOĞLU (Bursa) - 91 Sayın Bakan, torpil geçiyorsunuz.
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - 2020 itibarıyla, yıl sonu gerçekleşme itibarıyla 78, 2019'da da 74, fark etmiyor. Bir inceledim, sizin durumunuz 1980'lerden de kötü, 1990'lardan da kötü. (CHP sıralarından alkışlar) Türkiye'yi bu hâle getirdiniz, bu.
Ama bakın, elimde başka bir tablo var: Oxford Üniversitesinden 2 profesör çalışmış, çalışmalarının ilgili sayfası ve tablosu. Neyi incelemişler? Bizim cumhuriyetin ilk yıllarına düşecek dönem itibarıyla dünya ve Avrupa ekonomisini incelemişler. Bakın, 1929'dan 1937'ye, Türkiye, millî gelir büyüklüğü itibarıyla, 24 Avrupa ülkesi içerisinde 15'inci sıradayken 4 ülkeyi geride bırakmış ve 11'inci sıraya yerleşmiş. Ya "küresel rekabet" dediğiniz şey böyle bir şeydir, devamlı ileri gideceksin geri gitmeyeceksin. (CHP sıralarından alkışlar) Bir de ihracat rakamları var biliyorsunuz. İhracat rakamlarına bakınca -övünürsünüz ya ihracatınızla- sizin ihracat rakamlarınız daha önceki 90'lardan da iyi değil, 80'lerden de iyi değil, 70'lerden de iyi değil, 60'lardan da iyi değil. Bakın, 1960'ta 24'üncü sıradaymışız, siz 33'üncü sıradasınız dünya ihracatı içerisinde. Yine aynı şekilde, 87'de 31'inci sıradaymış, 2002'de de 30'uncu sıradaymış. Siz, 33'üncü, 31'inci, 30'uncu sıralarda dolaşmış durmuşsunuz. Neden biliyor musunuz? Bakın, Devlet İstatistik Enstitüsünün -TÜİK'in daha doğrusu -rakamları: Yüksek teknoloji ürünleri ihracatının -bu Hükümetin, en son rakam- toplam ihracat içindeki payı ne kadar biliyor musunuz? 3,4; 3,5 bile değil ya. Yüksek teknoloji ürünü ihracatınız yok ama düşük teknoloji ürünü ihracatı, toplam ihracatın içerisinde yüzde 61. Memleketi böyle idare ederseniz ihracatınız da millî geliriniz de öyle olur. Ama dünyayı bırakıyoruz... Son beş yılda da imalat sanayisinde çalışan sayısını hiç artıramadınız, onu da söyleyeyim, 5 milyon civarında dolaşıyor.
Bakın, McDonald'ın satışları ne kadar? 97 milyar. Coca Cola'nın satışları ne kadar? 78 milyar. İkisini topladığınız zaman 176 milyar dolar yapıyor yani Türkiye'nin ihracatının neredeyse 2 katı olacak, 166 görünüyor ya bu sene. Ya, değerli arkadaşlar, şu ekonomiyi getirdiğiniz hâle bak, bir McDonald bir Coca Cola kadar değil. Hiç mi üzülmüyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Şener, buyurun.
HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Sayın Şener, bütçeyi McDonald mı yapacak?
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Hiç yakışmadı!
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Veya ihracat diyorsunuz ya, Volkswagen 282 milyar dolarlık ihracat yapıyor ya, sizinki 166 milyar. Kaç katı sizinkinin? Yani rakamlar uzuyor ama değerli arkadaşlar, açıkça söylemek istediğim nokta şudur: Aslanların ve ceylanların yarıştığı bu ülkede günübirlik heva ve heveslerin peşine düştünüz, makropolitikalar uygulayamadınız, uygulamadınız çünkü duygularınız, düşünceleriniz, odaklandığınız ilgi alanları başkaydı, başkaydı. Dünyaya bakıp nasıl güçlü olacağız demediniz, nasıl olacak da bu ülkenin gençleri Türkiye'nin geleceğini aydınlatacak demediniz, eğitimi de batırdınız.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - İHA'lar, SİHA'lar üretiyoruz, Millî Savunma Sanayimiz yüzde 70'lere varıyor.
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Bana "Millî Eğitim, Savunma Sanayisi" falan deme, onun altındakileri de anlatırım ama vaktim yok.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Anlat, anlat, ne anlatacaksın?
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Başkana söyle on dakika versin, onu anlatacağım. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Ne anlatacaksın? Boş, boş, aynı şeyler!
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Sizden sonra konuşacak arkadaştan alın.
BAŞKAN - Sayın Şener, tamamlayalım lütfen.
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Değerli arkadaşlar, hangi rakamınıza bakarsanız bakın, dünyayla yarışta Türkiye'yi geride bırakmış, Türkiye'ye patinaj yaptıran bir iktidarla karşı karşıyayız.
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Türkiye zirvelere gidiyor, zirvelere.
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Bu iktidarla küreselleşmenin üçüncü evresinde yürümek Türkiye'ye yazık eder, bunu söylüyorum.
Bakın, Necip Fazıl'dan uyarlama bir şiirle de bitireyim, bir beyitle. "Yıllar geçmiş, siz patinaj yapıp durmuşsunuz./Dünyadan habersiz, göklerde uçurtma uçurtmuşsunuz." (CHP sıralarından alkışlar)