GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:37
Tarih:23.12.2020

BAHA ÜNLÜ (Osmaniye) - Teşekkürler Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de 232 sıra sayılı Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 18'inci maddesiyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi adına söz aldım. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak çevrenin korunmasıyla ilgili düzenlemeye her zaman hazırız. Ancak bugün Genel Kurulda görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin gerekçesi, çevre kirliliğini önlemek ve yeşil alanların korunmasına, iyileştirilmesine, geliştirilmesine katkı sağlamak ve sıfır atık yaklaşımı doğrultusunda kaynak verimliliğini artırmak gibi görünse de maddeleri incelediğimizde amacın ve gerekçenin çok farklı olduğunu görmekteyiz.

İlk olarak, Çevre Ajansının kurulma gerekliliği, bu gerekliliği doğuran gerekçelerin bilimselliği ve yeterliliği konularına değinmek istiyorum. 14 binden fazla personele sahip bir Bakanlığın varlığına rağmen bu kadroların teknik yeterliliklerinin artırılması yerine neden fazlaca yetki, kadro ve bütçe alan, mali muafiyetleri olan, denetim yetkisiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığına rakip hatta paralel bir kamu kurumu kurulması istenmiştir? Geçmiş Sayıştay raporlarında şartlı bağışların amacına uygun kullanılmadığı ve usulsüzlükler yapıldığına dair tespitler yer almışken ve yine aynı raporlarda yer almış denetim usulsüzlüklerine, tespitlerine rağmen Bakanlıktan çok daha serbestliğe sahip ve denetim yetki muafiyetleri genişletilmiş, özel sektörün ve bağışçıların içine alındığı bu yapıya neden gerek duyulmuştur?

Değerli milletvekilleri, kurulmak istenen Ajansın yapısına baktığımızda ise Ajans, Başkan ve Danışma Kurulu olmak üzere, 7 kişilik Yönetim Kurulundan oluşacak ve Yönetim Kurulu Başkanı Ajans Başkanı da olabilecektir. Başkan ve üyeler, Çevre ve Şehircilik Bakanı tarafından belli kriterler olmadan atanabilecek. Bakan isterse üç yıllık süre dolmadan üyeleri görevden de alabilecektir. Bu durumda, Ajans liyakat esasına aykırı olarak belirlenen kişiler tarafından yönetilebilecek ve Danışma Kurulunda özel sektör temsilcileri olacaktır. Kamusal denetim yetkisinin bu kişilere verilmesi kabul edilebilir değildir. Aslında bugün burada yapılması gereken, teklifte yer alan kanun değişikliklerine bakmadan önce, kurulmak istenen Ajansın gerekliliğinin ve yapısının tartışılmasıdır.

Teklifin 18'inci maddesine baktığımızda ise 2872 sayılı Kanun'un 14'üncü ve 15'inci maddelerinde değişiklik ve düzenleme yapılarak ÇED olumlu kararı alınmaksızın başlanan faaliyetlerin Bakanlık ve Valilik tarafından süre verilmeksizin durdurulacağı hüküm altına alınmıştır. Teklifin tüm maddelerine baktığımızda ise Türkiye'deki sorunlu ÇED uygulamalarının daha da sorunlu hâle getirildiği görülmektedir.

Teklifin ilgili maddesinde, proje tanıtım dosyalarının kaldırılması ve yerine ÇED başvuru dosyalarının getirilmesi öngörülmektedir. Bu değişiklikle "ÇED gerekli değildir." ibaresi kaldırılarak tüm kuruluşlar için ÇED raporu hazırlanmasını yani ÇED olumlu ve olumsuz kararlarının çıkması öngörülmektedir. Burada da kavram kargaşası bulunmaktadır. Kapsam dışı kuruluşlara da ÇED raporu alma zorunluluğu getirilmesi, aslında olumlu gibi görünse de ancak değişiklikle, Çevre Kanunu'nda "ÇED raporu" ibaresi yer almayacak, ÇED raporu hazırlanmayacak ve raporun hazırlanması için hilelere başvurulacaktır. Bu da halkın katılım toplantıları gibi inceleme ve değerlendirme komisyon toplantılarının yapılmaması sonucunu doğuracaktır.

Ayrıca, teklifte ÇED raporu dosyasının somut içeriği yani hangi şartların arandığı ve hangi değerlendirme kriterlerinin istendiği yer almadığı için teklifin olumsuz yorumlara açık bir uygulama olduğunu da belirtmek istiyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından "Bravo!" sesleri ve alkışlar)