GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:40
Tarih:26.12.2020

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Elde bulunan bu teklif, nasıl kanun yapılmaz tekniğine ve "yumurta kapıda yasaması" anlayışına uygun olarak hazırlayıp getirdiğiniz alışılagelen tekliflerinizin en güncel sürümü. Kanunun ilk 6 maddesi dışındaki içeriğinin adıyla ilgisi bile yok. Siz, yine fırsatçılık yaparak teklifin içine avukatlara muhbirlik yükümlülüğü getiren düzenlemeyle derneklere kayyum atanmasını sağlayacak düzenlemeleri sıkıştırıyorsunuz.

Ülkeyi soktuğunuz adaletsizlik, demokrasi yoksunluğu, baskıcı yönetim anlayışı sebebiyle ortaya çıkan ekonomik buhran ile iç ve dış politika açmazları karşısında köşeye sıkışınca aklınıza hukuk reformu, Avrupa Birliğine ve uluslararası müktesebata uyum gibi şeyler gelse de bunların gereğini yapmak konusunda asla samimiyet göstermiyorsunuz. Siz, iktidarınızda, yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarını kullanışlılığı açısından değerlendiriyor ve buna göre de uyuyor ya da uymuyorsunuz. Hatta Anayasa hükümlerini bile bu çerçevede değerlendiriyorsunuz. Rehberiniz hukuk, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, demokratik toplumun gerekleri değil, "Koltuğumu nasıl korurum?" anlayışı. Bu anlamda, geçmişten ders almıyor, gelecek için de ümit vermiyorsunuz.

Bu noktada size yüksek yargıda yapılan iki atamadan bahsedeceğim. Tarih 26 Şubat 2010, Anayasa Mahkemesinin yüksek idareciler kontenjanından üyesi olan bir yargıcın yaş haddi nedeniyle emekliliğe ayrılmasının hemen öncesinde, Anayasa Mahkemesinde raportörlük yapan bir hâkim boş bulunan Denizcilik Müsteşarlığı müsteşar yardımcılığı görevine atanıyor. Karara imza koyanlar: Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül. Anayasa Mahkemesinde üyelik boşalınca, 29 Mart 2010'da, otuz bir gün önce müsteşar yardımcısı yapılan eski raportör Cumhurbaşkanı tarafından bu sefer Anayasa Mahkemesi üyeliğine atanıyor. Böylece, Anayasa Mahkemesinin raportörü yüksek idareci kontenjanından hülleyle mahkemenin üyesi yapılıyor. Sonra 15 Temmuz darbe girişimi oluyor ve hemen ertesinde Anayasa Mahkemesinde 2 yargıç FETÖ'cülük nedeniyle üyelikten çıkarılıyor. Çıkarılanlardan birisi yüksek idareciler kontenjanından hülleyle üye yapılan Alparslan Altan. Nasıl? Oraya sanki birileri eliyle koymuş gibi değil mi? Sorulduğu zaman "Hata yaptık, Allah affetsin." deniliyor. Hata mı, taammüt mü? Sizin iddianız devlete musallat olan FETÖ'yü devletten temizlemek. Temizleyin, güzel ama ruhu varlığını sürdürüyorsa temizlense ne yazar.

On sene önce yapılanı anlattım, bugün ne oluyor bir de ona bakalım: Anayasa Mahkemesinin Yargıtay kontenjanından seçilen bir üyeliğinin boşalması öncesinde bir başsavcı 27 Kasımda Yargıtaya üye yapılıyor. Bu arada Yargıtayda Anayasa Mahkemesi üyeliği için yapılacak seçim erteleniyor. Sonra bu kişi Yargıtayda tek bir dosyanın dahi kapağını açmadan Yargıtaydaki seçimde aday oluyor, yirmi gün sonra 17 Aralıkta yapılan seçimde de aldığı ezici oyla ipi ilk sırada göğüslüyor. Şimdi, ilk 3 isim Cumhurbaşkanının önüne gidecek, acaba Cumhurbaşkanı kimi atayacak? Bence Sayın Cumhurbaşkanı birinci sıradaki adayı atamaz, aynı suyla 2 defa abdest almaz ve AYM üyeliğine 2'nci defa hülleyle atama yapıldığı iddiasına sebebiyet vermez. İnandırıcı gelmedi değil mi? Bana da gelmedi. Sahi sizce Sayın Cumhurbaşkanı ne yapar? Tecrübeyle sabittir ama dikkat! Hülleli atamadan ya FETÖ'cü ya da yargı tetikçisi çıkar (CHP sıralarından alkışlar)

"FETÖ'yü temizledik, şu kadar ihraç yaptık." diyorsunuz ama işler FETÖ'lü yıllardaki gibi devam ediyor. Bu işleri FETÖ mü size öğretti yoksa siz mi FETÖ'ye öğretmiştiniz? "Hayat acımasız bir öğretmendir, önce sınav yapar sonra da ders verir." diye bir söz vardır. Siz on sekiz yılın sonunda geldiğiniz noktada, hayatın hukuk, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, demokrasi ve evrensel hukuka uyum konusunda yaptığı sınavda çaktınız. O yüzden, sizden bu kavramları duymak bize masal gibi geliyor. Bence artık masal anlatmaktan vazgeçin. Mevlâna'nın öğüdünden feyzalıp ya olduğunuz gibi görünün ya da göründüğünüz gibi olun.

Herkese sağlıklı ve mutlu bir yıl dileyerek Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)