GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gürcistan Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:51
Tarih:24.02.2021

CHP GRUBU ADINA VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, şimdi gözlerinizi kapatın, hep birlikte bir yıl gerisine bir gidelim, tam bir yıl gerisine. Bundan tam bir yıl önce tarihimizin herhâlde en yıkıcı, en acı, en trajik ve en korkunç olaylarından birini millet olarak yaşadık. Bu olayda, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra tek seferde en fazla şehidi verdik. Tarih 27 Şubat 2020, Rusya destekli Suriye kuvvetleri askerlerimize saldırdı; 36 askerimiz şehit oldu, onlarca askerimiz yaralandı. Bu olay, bu saldırı, bu katliam hiç kuşkusuz tarihimizin en önemli katliamlarından biridir. 36 şehit verdik ve yer yerinden oynasın diye beklerken, dünyayı ayağa kaldırmayı beklerken, biz ne yaptık bir de onu hatırlayalım. Bu olayda 36 asker şehit verdik, sadece şehit vermekle kalmadık âdeta Türkiye Cumhuriyeti'nin onuruyla, gururuyla oynandı. Bu sıra dışı olay karşısında -dediğim gibi Kurtuluş Savaşı'ndan sonra en fazla şehit verdiğimiz bu olay karşısında- verdiğimiz tepkiye bakalım, ülkeyi yönetenler ne yapmış? 27 Şubatı bir kez daha hatırlayalım değerli arkadaşlar ve hiç unutmayalım, hiç. Saat 17.00'de, akşam beşte askerlerimize saldırı oluyor. Türkiye, olayı yabancı basından, yabancı ajanslardan duymaya başlıyor. Tarihimizin en korkunç olayı yaşanırken kamuoyuna açıklamayı kim yapıyor? Mikrofon görünce konuşanlar, pandemide miting yapanlar ya da herkese sataşanlar açıklama yapmıyor; kim yapıyor, hatırlayın? Hatay Valisi yapıyor değerli arkadaşlar, Hatay Valisi yapıyor. Diyor ki Hatay Valisi Rahmi Doğan: "TSK unsurları hava saldırısına uğramıştır. Bu saldırı sonucunda 9 Mehmetçik'imiz şehit oldu." Bitti mi? Bitmedi. Daha sonra tam 23.49'da yine Hatay Valisi açıklama yapıyor: "Şehit sayımız 22'e yükseldi." diyor. Olaydan hemen sonra, sosyal medyaya erişim engeli getiriliyor, Cumhurbaşkanlığı güvenlik zirvesini topluyor. Hatay Valisi gece 02.00'de bir açıklama daha yapıyor: "Şehit sayımız 29 oldu." diyor. Bu olay duyulur duyulmaz Kemal Kılıçdaroğlu Cumhuriyet Halk Partisi MYK'yi olağanüstü topluyor, yetkililere ulaşmaya çalışıyor. Gecenin bir vaktinde Meclis Başkanına ulaşabiliyor. Değerli arkadaşlar, sözcümüz diyor ki "Meclisi olağanüstü toplayalım." diyor ama AKP sözcülerinden tıs yok, tıs; çıt çıkmıyor. Saat dörde on kala, gece dörde on kala Hatay Valisi bir açıklama daha yapıyor: "33 askerimiz şehit oldu." diyor.

Değerli arkadaşlar, bu muhteremlerin, her yerde konuşanların sesi 27 Şubatta çıkmadı, 28 Şubatta da çıkmadı, akşama kadar bekledi herkes, akşama kadar bekledi, orada da çıkmadı. Ne zaman çıktı biliyor musunuz değerli arkadaşlar? 29 Şubat Cumartesi saat 14.00'te. Ne için yaptı bu toplantıyı Recep Tayyip Erdoğan? Şehitlerle ilgili yapmadı, Rusya'yı kınamak için yapmadı, halka bilgi vermek için yapmadı. Ne için yaptı? Rutin bir toplantı, İstanbul milletvekilleriyle bir araya geldi. Kimle bir araya geldi? Hatırlarsınız burayı, bu Meclisi maalesef talihsiz bir şekilde yöneten, Atatürk düşmanı, cumhuriyet düşmanı İsmail Kahraman'la yaptı. Bakın, görüntüye bakın değerli arkadaşlar, bakın da ibret alın Allah aşkına. Burada herkesin, AK PARTİ'nin, MHP'nin, CHP'nin, herkesin utanması gereken bir görüntü, şuraya bakın. Konuşuyor. Ne zaman? 36 askerimiz toprağa düştüğü gün. Ne yapıyor? Fıkra anlatıyor. Kim gülüyor? Damat Bakan ile İsmail Kahraman gülüyor. Bunu da hatırlatacağım birazdan.

Değerli arkadaşlar, 36 şehit vermişiz. Ne yapacak? Ne konuşması lazım? Her konuya giriyor, her konuya giriyor değerli arkadaşlar. Diyor ki: "Gezi olayları" diyor, "Cami" diyor, "Camide bira içti." yalanını söylüyor. Bekliyoruz ki Putin'e bir laf söyleyecek. "Ey Rusya!" mı diyecek? "Ey Putin!" mi diyecek? Ne diyor? "Ey Kılıçdaroğlu, Bay Kemal, 'Ce-Ha-Pe', 'Ce-Ha-Pe' 'Ce-Ha-Pe.' Buradan bir şey söyleyeyim size: "Ce-Ha-Pe" kadar başınıza taş düşsün, Kemal Kılıçdaroğlu kadar başınıza taş düşsün. Yine iftira, yine yalan. Kahkahalar havada uçuşuyor değerli arkadaşlar, konuşulmayan bir konu yok. Merkel konuşuluyor, diyor ki: "Ondan para istedim, vermedi." Konuşulan her şey var ama ne diyor en sonunda biliyor musunuz? "Bu vesileyle, Suriye'de şehit olan 36 askerimizi anıyoruz." diyor. Kim diyor değerli arkadaşlar? AK PARTİ'nin, şehitleri kimseye bırakmayan, şehit tabutlarının üzerinde politika yapmayı seven Recep Tayyip Erdoğan söylüyor. Şimdi, Putin'e laf yok, Rusya'ya laf yok; konu "Ce-Ha-Pe" zihniyeti.

Değerli arkadaşlar, bakın, sadece o mu? Cumhurbaşkanı açıklama yapmıyor, eyvallah. Millî Savunma Bakanı var, Millî Savunma Bakanı. O da her şeye konuşuyor, İlker Başbuğ'un Cumhuriyet gazetesine verdiği röportaja gece on ikide cevap veriyor ya da Ali Mahir Başarır'ın saptırılan konuşmasına sert bir şekilde cevap veriyor. 36 asker ölmüş, şehit olmuş, Hulusi Akar'dan çıt yok, tıs yok değerli arkadaşlar. En çok konuşması gerekenlerin dilleri tutuluyor, lal oluyorlar, konuşamıyorlar. Değerli arkadaşlar, AKP MYK'si konuşamıyor. Bir de AKP'deki seçilmiş milletvekillerinin, grup başkan vekillerinin, genel başkan yardımcılarının görevini yapan bir çakma Goebbels var, "Siz yapamıyorsunuz görevi." diyor. Çakma bir Goebbels var sarayda, her gün açıklamaya "tweet" atıyor ya, pergolacı; pergolacı da konuşamıyor değerli arkadaşlar. Şimdi, bakın, arkadaşlar, cevap verin Allah aşkına, bir cevap verin. Herkese ayar veren birisi konuşmuyor; gazeteciye ayar veriyor, Müjdat Gezen'e laf söylüyor, Nuray Mert'e laf söylüyor, Hollanda'daki sıradan bir milletvekiline laf söylüyor, CHP milletvekillerine laf söylüyor, Engin Özkoç'a laf söylüyor ama Putin'e çıt çıkmıyor.

Diyoruz ki: "Ulusal yas ilan et." Kabul etmiyorlar. "Ulusal yas ilan et." diyoruz. Niye? Bakın, arkadaşlar, hatırlayın, bundan birkaç yıl önce -Engin ağabey bilir, Engin Özkoç- 100 mü, 150 yaşında mı tam hatırlamıyorum, Suudi Kral vardı, eceliyle yatağında öldü, üç gün yas ilan ettiler, Türk Bayrağı'nı yarıya indirdiler ama şanlı Türk Bayrağı için toprağa düşen 36 şehit için ulusal yas ilan edemediler. (CHP sıralarından alkışlar)

Peki, sadece AK PARTİ'li arkadaşlar mı, biraz da MHP'ye sataşayım. MHP'den bir laf çıktı mı, bir şey çıktı mı?

METİN NURULLAH SAZAK (Eskişehir) - HDP'yle... İşine bak sen, onu sorgula.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Onlardan da çıkmadı, onlar da Putin'i kınayamadılar. "Boğaziçi öğrencilerinin kafasını ezeceğiz." diyenler ama Putin'e 36 şehidimizin karşısında bir şey diyemediler değerli arkadaşlar.

Başka bir şey, karşılaştırma bir şey, 36 şehit... Bir başka olay: 2015, bir Rus uçağı düşürüldü, 2 de Rus askeri öldü değerli arkadaşlar. Bakın, onlar ne yaptı? Dünyayı başımıza yıktılar, dünyayı başımıza yıktılar. Recep Tayyip Erdoğan, dört gün sonra "Özür dilerim." diye telefon açtı, Putin kabul etmedi. İhracatı durdurdu, ithalatı durdurdular; meyvemize, sebzemize, domatesimize yasak koydular. Erdoğan dedi ki: "Yaşanan hadiseden dolayı özür dilerim." Kabul etmediler. Dışişleri Bakanı, Rusya Dışişleri Bakanını günaşırı aradı, kabul etmedi; Rusya da, bir askeri öldüğü için ABD'yi araya koydu, NATO'nun olağanüstü toplanmasını sağladı. Recep Tayyip Erdoğan ve AKP'nin, özrünü Rusya, Putin kabul etsin diye araya sokmadığı kimse kalmadı. En son Bursalı bir iş adamı devreye girdi, Türkiye'yle Rusya'yı barıştırdı, daha doğrusu Putin ile Erdoğan'ı barıştırdı; değerli arkadaşlar, 27 Haziran 2016'da Putin mektubu kabul etti.

Allah aşkına, bir, Rusya'da, öldürülen 2 askerin değerine bakın, bir de fakir, yoksul, Anadolu topraklarında doğmuş 36 askerin durumuna bakın arkadaşlar, elinizi vicdanınıza koyun, bir bakın. Ya, 36 asker ölmüş, katledilmiş değerli arkadaşlar ya. Dünyayı ayağa kaldıran bizden çıt çıkmadı, ne yapıldı biliyor musunuz? Olaydan birkaç gün sonra, 6 Mart günü, Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, Hulusi Akar'ı, Mevlüt Çavuşoğlu'su, Bakanlar Kurulu gitti, Rusya devlet televizyonunun canlı yayınında, Putin'in huzurunda, ayakta, iki dakika kronometre tutularak bekletildi. Ne için gitti? Rusya'yla ilişkileri düzeltmeye gitti. Sanki Rusların 36 askerini biz öldürmüşüz, ayaklarına gittik; Türkiye'nin onuru yıkıldı, Türkiye'nin gururu yıkıldı değerli arkadaşlar. Olacak iş değil.

Şimdi, sorumlu kim? Ya, sorumlu bulmamız lazım. "O 13 askerin de sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan." diyoruz ya. Değerli arkadaşlar, bakın, bir başarı varsa bunu AKP yapıyor; bir başarı varsa Recep Tayyip Erdoğan ayrı konuşuyor, Grup Başkan Vekili ayrı konuşuyor, bir başarısızlık varsa tıs çıkmıyor. Ya, köprüyü sen yapıyorsun, yolu sen yapıyorsun, doğal gazı sen buluyorsun, uzaya sen gidiyorsun; askerimiz şehit olunca kim yapıyor? Devlet yapıyor. Diyorum ya, meşhur duble yolları AKP yapıyor, PKK'yla görüşmeyi devlet yapıyor. Değerli arkadaşlar, durum bu; elinizi vicdanınıza koyun, bir Rus askerine bir de bize bakın.

Şimdi, dün, bugün, sağ olsun Recep Tayyip Erdoğan, bizim de bir videomuzu yayınladı. Değerli arkadaşlar, bir Cumhurbaşkanına veya bir AKP milletvekiline trollük yakışmaz. Şimdi, bakın, ben insan hakları savunucusuyum; cinsiyetine, diline, dinine, siyasi görüşüne bakmadan, mağdur olan, mazlum olan herkesin yanında oldum. Özellikle, milletvekili olduktan sonra, kim gelmişse mazlum, onun yanında yer aldım. Bazen siyasi görüşüne hiç katılmadığım Salih Mirzabeyoğlu için Türkiye Büyük Millet Meclisinde basın toplantısı yaptım. Bazen, sizin hukuksuzca cezaevine attığınız -bu da rahmetli Kamer Genç- Balyoz, Ergenekon, askerî casusluk davalarından mağdurların yanında yer aldım. Bazen Aziz Yıldırım'la, bazen İlker Başbuğ'la. Bazen, değerli arkadaşlar, çocukları askerde intihar eden ailelerle basın toplantısı yaptım. Bazen -hatırlar mısınız bilmiyorum- IŞİD'ten kaçan, Kerkük'ten Türkiye'ye yürüyerek gelen Türkmen aileleri ve çocuklarıyla basın toplantısı yaptım. Değerli arkadaşlar, bazen Balyozcularla, Ergenekoncularla yaptım. Kim mağdursa onun yanında yer aldım, onların sesini duyurmaya çalıştım.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bundan dokuz yıl önce, 13 Kürt çocuk -Kürt ailenin çocuğu- Hacettepe'de okuyor, haber geldi, tutuklanmışlar; gittim cezaevine. "Suçunuz ne?" Saçma sapan iddialar; halk sağlığı topluluğuna üye olmak, aralarında komite kurmaktan -komite, ders komitesi kuruyorlar- tıp fakültesinden 13 çocuk tutuklu. Gittim yanlarına değerli arkadaşlar, anneleri aradı -Türkçe bilmeyen anne- geldiler, basın toplantısı yaptık birlikte, ailelerle, ağladılar. Onların içinde, bir de tıp fakültesinde okuyan bir kız çocuğuyla beraber basın toplantısı yaptık, 13 aile. Şimdi, bu yargılanan 13 çocuktan hiçbiri ceza almadı, hepsi beraat etti. Şimdi hepsi ya senin annene bakıyor, ya senin babana bakıyor; Anadolu'nun birçok yerine yayılmış o Hacettepe mezunu çocuklar, coronadan annenize, babanıza bakıyor ve Özge Aydın da bir ceza almıyor, yargılama yok. Arkadaşlar, bu çocuk, bu kız, okulu bitiriyor -dokuz yıl sonra- Ağrı'ya doktor olarak atanıyor. Ağrı'dan sonra YPG'ye katılıyor.

Değerli arkadaşlar, şimdi size bir şey soracağım: Tam kırk yıl el ele, kol kola, diz dize, omuz omuza yürüdüğünüz Fetullah Gülen'in gözlerine bakıp terörist olduğunu anlamadınız, bana diyorsunuz ki: "Dokuz yıl önce dokuz dakika yanımda duran bir kızın terörist olduğunu anla." Yahu, bu kadar vicdansızlık olur mu? Değerli arkadaşlar, bakın, bu mantığa göre Meclise en çok terörist sokan parti kim biliyor musunuz? Sizsiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Meclise en çok terörist sokan insan kim? Recep Tayyip Erdoğan. Niye söylüyorum değerli arkadaşlar? Hem de 1-2 değil, belki 100 terörist soktunuz Meclise. Şimdi, değerli arkadaşlar, ben dokuz dakikalığına soktum, siz dokunulmazlık verdiniz, maaş bağladınız; kimini milletvekili yaptınız, kimini bakan yaptınız, kimini Başbakan yardımcısı yaptınız.

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) - Sağ tarafa söyle, sağ tarafa.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Size söylüyorum, size söylüyorum, buraya söylüyorum.

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) - Sağ tarafa söyle.

VELİ AĞBABA (Devamla) - "Kimini bakan yaptınız, kimini milletvekili yaptınız." diyorum. Size demiyorum, sizin içinizde şu anda var mı bilmiyorum ama siz yaptınız.

Değerli arkadaşlar...

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - İtham ederek konuşma!

VELİ AĞBABA (Devamla) - İtham ederek söylemiyorum. Yahu, sizin içinizde FETÖ'den cezaevinde olan milletvekili var mı? Var mı? Var.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Düzgün konuş, itham etme!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Meclisi bombalayanlar sizin yakınlarınız değil mi? Meclise bomba atanların kardeşlerini büyükelçi yapmadınız mı? Şu anda -cezaevinde olan rektör- bakanınız değil mi? Versenize hesabını! Suçlamak kolay, "terörist" demek kolay ama bu mantıkla Meclise en çok terörist sokan sizsiniz, en çok terörist sokan da Recep Tayyip Erdoğan.

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) - İftira...

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bakın, hep söylüyorum, burada bir daha söyleyeyim, bir daha söyleyeyim son kez: Teröristin Allah belasını versin.

METİN NURULLAH SAZAK (Eskişehir) - İş birliği yapanların da...

VELİ AĞBABA (Devamla) - Teröristi Meclise sokanların da Allah belasını versin. Teröristle iş birliği yapanların da Allah belasını versin. (CHP sıralarından alkışlar)

METİN NURULLAH SAZAK (Eskişehir) - Eyvallah. Versin.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Mafya babalarıyla kol kola girenlerin de Allah belasını versin. Katille, teröristle yan yana gelenlerin de Allah belasını versin. (CHP sıralarından alkışlar)

METİN NURULLAH SAZAK (Eskişehir) - Versin.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Ama iftira edenlerin de Allah belasını versin.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Allah senin de belanı versin!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Hele hele vekile iftira edenlerin de Allah bin türlü belasını versin. (CHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Allah senin de belanı versin!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Ya, ben bu olayın mağduruyum.

METİN NURULLAH SAZAK (Eskişehir) - Geç bunları, geç! Millet yemez!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Ya, Meclis başkanı kim? Hepiniz ziyaretçi alıyorsunuz, siz ziyaretçi alıyorsunuz; bana laf atıyorsunuz ya, ziyaretçi alıyorsunuz Meclise. Kim sokuyor? Ben mi sokuyorum? Meclis Başkanından izin almadan bir şey yapabiliyor muyuz? Meclis Başkanı soktu. Şimdi, diyorlar ki... Terörist varsa onu sokan da sizsiniz. Ben mi soktum? Ya, adamın emniyette şey...

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Hadi oradan!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlar, onun için, herkese "terörist" demek, büyük bir iftiradır; yazıktır, günahtır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Genel Başkanın FETÖ'ye "terör" demiyor.

BAŞKAN - Sayın Ağbaba, süreniz bitti.

Teşekkür ederiz.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Bakın, PKK... Ömrümde terörle yan yana gelmedim, bundan sonra da gelmeyeceğim; ömrümde insana zarar veren, canlıya zarar veren hiç kimseyle bir araya gelmedim, bundan sonra da gelmeyeceğim ama "Geldi." diyenleri de tekrar buradan kınadığımı belirtmek istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)