GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:55
Tarih:04.03.2021

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bitlis Tatvan'da askerî helikopterin düşmesi sonucu şehit olan 9 askerimize Allah'tan rahmet, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. Şehit olan askerlerimizin ailelerine ve milletimize başsağlığı ve sabırlar diliyorum.

Değerli arkadaşlar, aslında uzun bir süredir ekranlarda reklamlarını gördüğümüz, fiilî olarak işlerliği olan, tasarrufa dayalı finansman modeli ile konut ve otomobil sahibi yapan şirketleri yasal bir çerçeve altına almak isteyen düzenlemeyi bugün burada görüşüyoruz. Bu yöntemi ev ve araba sahibi olmayı isteyen faiz hassasiyeti olan vatandaşlarımız ile bankalardan kredi alma yeterliliği bulunmayan dar gelirli yurttaşlarımızın tercih ettiğini de görüyoruz.

Uzun süredir ihmal edilen ve suistimale uğrayan vatandaşlarımızın mağduriyetlerini çeşitli platformlarda dile getirdikleri bu alan daha şimdi düzenleme altına alınmaya çalışılıyor; oysa özellikle son iki yıldır bu alanda var olan şirket sayısında olağanüstü bir artış da gözlemleniyor. Bu düzenlemeyi hayata geçirmek için neden bu kadar gecikildi? Sistemin kendi mağdurlarını yaratmasına izin verecek kadar neden beklenildi? Görüştüğümüz bu teklifin içinde hâlihazırda mağduriyet yaşayan bu vatandaşlarımızın mağduriyetini giderecek bir hüküm var mı? Maalesef yok. Peki, onların durumları ne olacak?

Değerli arkadaşlar, teklifin 17'nci maddesiyle kanuna geçici bir madde eklenerek, şirketlere düzenlemeye uyum sağlamaları için verilecek intibak süreleri belirleniyor, yani şirketler, faaliyetlerini en geç altı ay içinde kanun hükümlerine uygun hâle getireceklerine ilişkin bir plan sunacaklar. Bu, elbette yapılması gereken bir durum; buraya kadar bir itirazımız yok ancak maddeyle, şirket, kanuna uyum için ek bir plan sunduğu takdirde BDDK bu süreyi altışar ayı geçmemek üzere 2 kere daha uzatabiliyor; böylece şirket toplamda on sekiz aylık bir intibak süresine kavuşmuş oluyor.

Değerli arkadaşlar, bir kere bu süre, makul olmanın ötesinde uzun bir zamana yayıyor, aynı zamanda yeni mağduriyetler yaratabilecek kadar da uzun bir süreye yayılıyor; buna özellikle de dikkatinizi çekmek istiyorum.

Öte yandan, BDDK, kanuna uyum amacıyla takdir yetkisindeki süre uzatımını belli şirketler üzerinde değil, kanuna aylık sürede intibak edememiş 1'inci fıkra kapsamındaki tüm şirketlere genel bir kararla getirebilmektedir. Şunu da burada ifade etmeliyim ki bu konu ileride çok ciddi sıkıntı yaratacaktır, Komisyona bu konuda verdiğimiz önerge reddedilmiştir.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde asıl yaşanan sorun, bir türlü üstesinden gelinemeyen ekonomik krizdir. Bakın, ülkemizde 2014 yılında yüzde 61,1 olan ev sahipliği oranı 2019'da yüzde 58,8'e geriledi, hele hele tasarruf yoluyla ev almak artık tamamen bir hayalden öteye geçemiyor. Zaten milyonlarca insanımız geçinemiyor ki bir de ev sahibi olmak için tasarruf yapabilsin.

Geçtiğimiz günlerde TÜİK, evlenme hızı verilerini açıkladı; buna göre, evlenme hızı, 2020'de on dokuz yılın en düşük seviyesine, 2001 rakamlarının da gerisine düştü; yani vatandaş ev alamadığı gibi artık yuva da kuramaz hâle geldi. Üniversite mezunu bir genç, hayata 30 bin lira kredi borcuyla başlıyor. Bu kadar borcu varken nasıl evlilik hayali kursun, nasıl ev alabilsin? Önce, bu borçları bir ortadan kaldırmamız gerekiyor ki gençlerimiz geleceklerine umutla bakabilir hâle gelsin.

Bakın, Google'da "ev sahibi olmak için" diye bir tıklama yapın, bir arama yapın, hemen önünüze "ev sahibi olmak için dua" diye yüzlerce sayfa açılıyor; demek ki bu ülkenin ücretle çalışan vatandaşlarının, sabit gelirli yurttaşların ev sahibi olabilmeleri için işleri duaya kalmış, tabii istismarcılar bunu da sömürmeye çalışıyorlar.

Değerli arkadaşlar "tasarrufa dayalı finans sistemi" adı altında faaliyet gösteren şirketlerin kaynak sorunu yaşadığında yine vatandaşlarımızın mağdur olacağını unutmamamız gerekiyor. Hassasiyetle izlenmezse 1980'li yılların başlarındakine benzer bir banker krizi mağduriyeti yaşamak kaçınılmaz olacaktır çünkü düzenlemeye çalışılan alan tam bir saadet zinciri modeliydi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Devamla) - Yeni kaynak girişi devam etmez, zincir bir yerden koparsa sistemin tıkanması kaçınılmaz bir noktaya gelir ki asıl felaket o zaman olur. Bunu da buraya not düşmek istiyorum.

Toparlamak gerekirse, özellikle sistemden yararlanan vatandaşların mağdur olmamaları için yapılmak istenen ama geç kalınmış bir düzenleme olduğunu belirtiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)