| Konu: | Türkiye'nin enflasyonda dünya ve vaka sayısında Avrupa şampiyonu olduğuna, Bilim Kurulunun tavsiyelerini bilme hakkımız olduğuna ve 128 milyar dolarla ilgili bilgi almak istediğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 72 |
| Tarih: | 14.04.2021 |
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan, zatıalinizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum efendim.
Sayın Başkan, çok şükür, bir dünya, bir Avrupa şampiyonluğumuz var. Buna şükür mü edelim, dövünelim mi, bilemiyorum.
Dünya şampiyonluğumuz enflasyonla ilgili. Dünyada enflasyonu en yüksek 1'inci ülke olduk elhamdülillah(!) Çok güzel oldu, inşallah(!) Maşallah(!) Lebalep enflasyon doludizgin gidiyor efendim.
Avrupa şampiyonluğumuz da var Sayın Başkan. Avrupa şampiyonluğumuz da vaka sayısıyla ilgili. Aşı konusunda, evet, dünyada ilk 9-10'dayız; Sayın Bülbül de söyledi. Ne garip, ne hazin bir çelişki; aşı konusunda dünyanın başka ülkelerine göre bir tık da öndeyken vaka sayısında Avrupa 1'incisi olmamız da herkesin, özellikle de bu Meclisin kara kara düşünmesi gereken bir hâldir.
Pazartesi günü Bilim Kurulu toplandı. 3'üncü pikin en yükseklerindeyiz yani 3'üncü pikteyiz. Salı da Hükûmet toplandı, yani Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplandı Sayın Başkan. Ben milletin vekili olarak aylardır Bilim Kuruluna sesleniyorum, diyorum ki: "Bak, bu Erdoğan faturayı size çıkarır. Onun için, siz Bilim Kurulu olarak yürütmeye ne tavsiye ediyorsanız çıkın, millete de söyleyin ki yürütme sizin tavsiyelerinizin ne kadarına uydu, ne kadarına uymadı bunu bilelim." Bir kere, Meclis olarak bunu bilmeye hakkımız var; bırak Meclisi, vatandaş olarak da var. İnsan hayatı bu kadar ucuz olamaz.
Sayın Erdoğan şunu bilir: Her vebalin bir bedeli var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Covid-19'la mücadeleyi milletin sağlığıyla, insanımızın hayatıyla kumara dönüştüren bir yürütmeyle maalesef karşı karşıyayız. İnat siyasetini Sayın Erdoğan'ın bırakması lazım. Efendim, Kılıçdaroğlu bir şey söylüyor, Akşener bir şey söylüyor; Babacan, Davutoğlu, Karamollaoğlu bir şey söylüyor yani doğru bir şey öneriyorlar ya, "Bunu muhalefet söyledi, o zaman tam tersini yapayım." diyor. Yani şöyle mi yapsak bilemedim: Muhalefet partilerinin genel başkanları doğruları söylemezse, Erdoğan belki muhalefet söylemedi diye yapar mı, bunu da düşünmüyor değilim ama Sayın Başkan, ortada kul hakkı var, ortada sıkıntı var.
Libya'ya 150 bin doz aşı yollayıp caka satmayı ben de isterim ama Türkiye'de 1 doz aşının hayati ehemmiyeti var efendim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Hâl böyleyken, kapıda alacaklı varken pencereden sadaka verilir mi Sayın Başkan? Verilmez efendim.
Ve ilaveten, bu konuda ben saygıdeğer milletvekillerimizi de yürütmeye yönelik itirazlarını dile getirmeye davet ediyorum. Benim söylediğim rakamlar resmî rakamlar. Vaka sayısında Türkiye niye Avrupa 1'incisi olsun bu kadar da aşı yapmışken? Niye oluyor, ben size söyleyeyim: Yürütme yani Erdoğan bilime kulaklarını tıkamış, doğru uyarılara, önerilere kulaklarını tıkamış ama unutmasın... Şimdi, bu işin sorumlusu 84 milyon, fatura 84 milyona çıktı. Bak, buradan söylüyorum, siyaset yapıyoruz, biraz sonra Mahir Bey de tam tersini iddia edebilir, takdir yüce milletindir: Vallahi de billahi de vaka sayılarında Avrupa 1'incisi olmamızın, yoğun bakımlarda yatak bulunamamasının, insanların hastaneye yatmak için siyasileri arayıp torpil istemesinin ve bunca insanın ölmesinin birinci derece sorumlusu Sayın Erdoğan'dır, ben böyle düşünüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - İkinci dereceyi de söyleyeceğim: İkinci derecede, Bilim Kurulu Hükûmete önerdiklerini, tavsiyelerini "Ben bunları tavsiye ettim." diye kamuoyuna açıklamadığı müddetçe ikincisi de odur. Ya, niye oturuyorsunuz, raf elması mısınız orada kardeşim? Hükûmete bir şey öneriyorsunuz, Hükûmet bunun dörtte 1'ini yapıyor, dörtte 3'ünü siyasi tasarruflarla yapmıyor ve siz çalışmaya devam ediyorsunuz; bırakın çalışmayı kardeşim.
Sayın Başkan, bir çoktan seçmeli soruyla bitirmek istiyorum. Efendim, malum, bir 128 milyar meselemiz var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Efendim, müsamahanıza teşekkür ederim, bitiriyorum.
BAŞKAN - Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Şimdi, çoktan seçmeli şöyle bir soru Türkiye'ye sorulsa: 128 milyar dolarla ilgili Recep Tayyip Erdoğan'ın söylediklerinden hangisi doğrudur?
a) "Para yerinde duruyor." Bu, Erdoğan'ın söylediği bir şey.
b) "Salgında harcadık."
c) "TL'nin itibarını korumak için döviz işlemlerinde kullandık." Bunu da söyledi.
d) Hiçbiri. Ben "d" şıkkını işaretlerim ve kazanırım. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Başkan, Hazreti Süleyman'dan bir yaşanmışlıkla bitirmek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Hazreti Süleyman bir dervişin kanadını kırdığı kuşa "Neden kaçmadın?" diye sorar. Kuş der ki: "Üzerinde derviş hırkası vardı. 'Bir derviş garip bir kuşa zarar vermez.' diye düşündüm." Bunun üzerine Hazreti Süleyman dervişin kolunun kırılmasına hükmeder -madem sen bunun kanadını kırdın- ve "Siz de bu dervişin kolunu kırın." der yanındakilere. Kuş şöyle söyler: "Kolunu kırmayın, hırkasını çıkarın yeter."
Bu millet Erdoğan'ın hırkasını ilk sandıkta çıkaracaktır. (CHP sıralarından alkışlar)