GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:75
Tarih:21.04.2021

CHP GRUBU ADINA MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

253 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerine parti grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, yasama dönemi boyunca genel olarak torba yasa şeklinde kanun çıkarmak âdeta bir âdet hâline gelmişti. Bu kanun teklifinin ihtisas komisyonuna gönderilmiş olmasını olumlu bulduğumuzu buradan ifade ediyor, bunun bir yol olmasını diliyoruz.

Kanun taslağı yeni sorunlara yol açmayacak şekilde hazırlanarak kamuoyuna ve halkın hizmetine sunulmalıydı. Tarafların tamamının mağduriyetlerini oluşturmayacak şekilde odaların, sivil toplum örgütlerinin, büroların ve tüm bileşenlerin bir araya gelerek bunu irdeledikleri bir kanun teklifinin olması gerekliliğini her kanun teklifinde mutlaka dile getiriyoruz ama maalesef, hayata geçmiyor. Geç kalmış olmakla birlikte harita ve kadastro mühendislerinin sorunlarına kısmi çözüm getiren ve kanun teklifindeki bazı maddeleri olumlu hükümler içeren bu kanun teklifini kısmen desteklediğimizi buradan ifade ediyorum.

Teklif, lisanslı büroların yapacağı harita kadastro işlemlerini yeniden tanımlamaktadır. Lisanslı bürolar için beş yıl deneyim koşulu varken şu anda bu süre on yıla çıkarılmıştır. Yine, lisans alma şartları içerisinde bulunan sınav şartı kaldırılmakta ve lisans alma koşullarından biri olan teminat bedeli 10 bin TL'den 50 bin liraya çıkarılmaktadır.

Değerli arkadaşlar, söz konusu sınav iki yılda bir yapılması gerekirken sekiz yıldır yapılmamıştır. Geçen sekiz yıllık dönemde ayrıcalıklı bir zümre tarafından sınav yaptırılmamış, kontenjanlar azaltılarak bir tekel yaratılmış, kadastro müdürleri bile yer değişikliğine uğrarken, maalesef, bu LİHKAB'larda herhangi bir değişiklik olmadığı gibi bunlara ayrıcalıklar sağlanmıştır.

Serbest harita mühendisleri, arazi ve arsa düzenlemesinden başlayarak hemen her konuda mülkiyete dâhil olabildiği gibi, LİHKAB'ların yaptığı tüm hizmetleri yerine getirebilmektedir ve o donanımdadır. Dolayısıyla serbest harita mühendisleri bilgi, deneyim, sorumluluk ve rücu açısından en az lisanslı bürolar kadar yetkindirler ve vatandaş da bu konuda memnundur. Mevcut LİHKAB'larda kontenjan ve ayrıcalık tanıyabilecek düzenlemeleri engellemek ve gelecekte bunların önüne geçmek için kuruluş, görev, lisans verilmesi, iş dağılımı, lisanslı büro yetkilendirmesi konuları yönetmeliğe bırakılmamalı, kanun teklifinin 4'üncü maddesinde "Bu düzenlenmeli." denilmiştir. Komisyondaki arkadaşlarımız her maddede bu konuda görüşlerini ifade etmişlerdir zaten.

Türkiye'de faaliyet gösteren 223 lisanslı büro mevcuttur. Serbest harita kadastro mühendisleri büro sayısı ise 2.879'dur. Büyükşehirlerin merkez ilçeleri ile iş potansiyeli fazla olan ilçelerde 3 veya daha fazla lisanslı büro sayısı 1'e düşmüştür. Gelinen noktada, lisanslı harita büroları ayrıcalıklı bir hâle gelmiş, fiilen sektörde tekelleşme meydana gelmiştir. Bunun önüne geçilecek yasal düzenlemenin, yasal düzenlemedeki maddelerin buna göre yapılması gerekmektedir.

Yine, burada, binlerce harita ve kadastro mühendisi ile ana kurumları olan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü birimlerinde çalışabilecek harita ve kadastro mühendisleri ve teknikerleri istihdam konusunda büyük sıkıntı yaşamaktadırlar. 20 bini geçmiş mezun tekniker ve teknisyenin bu yıl içerisinde herhangi bir ataması yapılmamıştır. Yine, emlak ve emlak yönetimi bölümü mezunu 30 bin gencimizin herhangi bir ataması yapılmamıştır. Bu vesileyle, gençlerin haklı tepkisini yüce Meclisin çatısı altında duyurmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, burada yeni bir konuya geçecek olursak... Tarım ve hayvancılık tüm dünyada stratejik öneme sahip bir konumdayken ne yazık ki Türkiye'de her geçen gün kan kaybetmektedir. Bir taraftan tarım toprakları beton bloklaşmaya teslim edilirken, sürekli azalırken ve çiftçi ürettiğinin değerini alamazken, diğer taraftan tıpkı tarım toprakları gibi imara açılan meralar nedeniyle köylünün hayvancılık yapmasının önüne geçilmektedir. Türkiye'de yaklaşık 200 bin hektar mera alanı vasıf değişikliği nedeniyle mera olmaktan çıkmıştır ne yazık ki. Mera, yaylak ve kışlakların amacı dışında kullanılmasının mevzuat gereği mümkün olmamasına rağmen, maalesef, zorunlu hâller ve alternatif alan bulunmaması gibi sebepler uydurularak, uydurma sebeplerle bunlarda vasıf değişikliğine gidilmiş ve son örnek olarak Adana'nın Ceyhan ilçesine bağlı Altıgöz, Kaynarca ve Bekirli mahallelerindeki mera alanlarında bu vasıf değişikliğine gidildiği görülmüştür. 600 dönüm mera alanının parça parça köylünün elinden alınması sonucu bölgede hayvancılık büyük bir darbe yemiştir. Yine, mevcut mera alanlarının kullanımı için köylüden para almak hangi akla hizmettir, bunu da yüce Meclisin takdirine sunuyorum. Çiftçi üretemiyor, geçinemiyor, destekleneceğine evinin önündeki traktörü, hayvanı haczediliyor. Maliyeti oldukça yükselen hayvancılığın olmazsa olmazı meralar köylünündür, köylü tarafından kullanılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, hangi konuya el atsanız elinizde kalıyor. Tarım böyle de sağlığımız farklı mı? Vaka sayısı her geçen gün artarken ve ülke insanımızın yüzde 80'i henüz aşılanamamışken Libya'ya 150 bin doz aşı göndermek neyin nesidir, onu da sizin takdirlerinize bırakıyorum. Sağlık Bakanı, nihayet, yoğun bakımda doluluk oranlarının arttığını görüyor ve biz söyleyince ne yazık ki buna tepki gösteriyorlardı ama rakamlar ortada. "Sayı artışı sağlık çalışanlarının yükünü de oransal olarak artırıyor." diyor Sayın Bakan. E, "Günaydın." derler öğle yemeğinden sonra adama! Sayın Bakan, 39 branşta teknisyen ve tekniker, 675 bin sağlıkçı görev bekliyor. Madem sağlık çalışanlarının yükü arttı, neden gençleri sahaya sürmüyorsunuz? Neden atama taleplerine kayıtsız kalıyorsunuz? Gariban bir kâğıt toplayıcısına 5.850 lira ceza yazıp motosikletini bağlatırken ağlatanlar, daha iki gün önce tarikat liderinin cenazesine İçişleri Bakanı ve vali dâhil binlerce kişinin katılması ortada dururken, lebalep dolu salonlarda kongre yapmakla övünenlere ses çıkarmayıp Türkiye'nin her yeri kırmızıya boyanınca sorumluluğu 84 milyona atanlar, corona virüsü bu anlayışla mı yeneceğinizi düşünüyorsunuz? Bunun sorumluluğunu hiç mi üstlenmeyeceksiniz siz? Bunun bedelini hep esnaf, emekçi ve işçi mi ödeyecek arkadaşlar? (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, yüz binlerce vatandaş işsizlik, pandemi sarmalında evine ekmek götüremezken, bir de faturalarla boğuşurken, diğer tarafta, kamuda ballı maaşlar ardı ardına. "M.İ.A." -adı bende saklı- isimli şahıs -çok yetenekli bir arkadaşımız- tam 17 şirketten maaş alıyor.

Virüse yakalandığı için işsiz kalan, hiçbir haktan yararlanamayan ve cebindeki son 12 lirayı eşine verip intihar eden bir baba... Bu intiharlar yaşanırken Ticaret Bakanı kendi şirketi aracılığıyla Bakanlığa milyonlarca liralık dezenfektan alıyor, görevden almakla yetiniyorsunuz. Bu, yeterli mi arkadaşlar? Yine "Allah affetsin." mi diyeceksiniz?

Yüz binlerce üniversiteli genç kırılıyor. Mühendisler, mimarlar, şehir plancıları, öğretmenler, üniversite mezunları, gençlerimiz atama beklerken, üniversite mezunlarında geniş tanımlı işsizlik yüzde 44 seviyelerine ulaşmışken, 50 bin öğrencinin eğitim için yurt dışına gittiği öğrenilirken, iş, aş, ekmek derdiyle yorulan gençlerimizin yüzde 90'ı yurt dışına gitmeyi hedeflerken, beyin göçünün önünü alamadığımız bu süreçte AKP'li belediyeler -onlar da demek ki Türkiye'deki gidişattan memnun değil- patır patır ülkeden kaçıyorlar.

Yılbaşında köprü, otoyol geçiş ücretlerine ortalama yüzde 25'lik zam yaptınız. 1 milyar 750 milyon liralık garanti ödemesi yapılan Osmangazi Köprüsü geçiş fiyatı arttı. Arkadaşlar, nedense yolları tariflediğinizde devlet yoluna değil, bu paralı yollara navigasyonlar yönlendiriyor, acaba tesadüf mü? 300 kilometrelik bir yolu gitmek için 144 lira para ödenmek zorunda; mazot parasından fazla. Hangi akla hizmet ediyoruz arkadaşlar? Ama merak etmeyin, bahar geliyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Vatandaş "Patates, soğan istemiyoruz." diyor. Urfalı bir vatandaşımız "Bana iş verin, patates, soğan vermeyin." diyor. Günün özeti budur bu bahar ayında; elbette, bahar gelecek, siz de gümbür gümbür gideceksiniz, seçimle gideceksiniz, merak etmeyin. (CHP sıralarından alkışlar)

Çürük patates de vermeyin lütfen vatandaşa, verdiğiniz patateslerin fotoğrafı bana bir vatandaştan geldi, patates çuvallarından çürük patates çıkıyor arkadaşlar.