GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Honduras Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:85
Tarih:27.05.2021

MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce üzücü bir haber aldım. Benim de ilk gençlik yıllarımda görev yaptığım Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, Ertan İskender isimli meslektaşım, poliklinikte görev başında bıçaklı saldırıya uğramış. Kendisine geçmiş olsun diyorum ama yüce Meclisi, sağlıkçılarımızın beklediği, talep ettiği, özlediği sağlıkta şiddet yasasını geçirmek üzere göreve davet ediyorum. Yeter artık! Sağlıkçıları alkışlamaktan öte bir şeyler yapmamız lazım.

Değerli arkadaşlar, pandemi döneminde Sağlık Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı bir şeyler yapmaya çalıştı, biz de takip ettik ama nereye baksak, nereye elimizi atsak skandallarla karşılaştık. Bugün de size başka bir skandaldan bahsedeceğim. Pandemi başladığında bütün dünya ilaç araştırdı "Acaba nasıl bu hastalığı yeneriz?" diye. Fransız bir doktor, 300 hastalık bir seride klorokinin iyi olabileceğini söyledi, dünya denedi, iki ayda vazgeçti, iki ayda vazgeçti ama biz devam ettik. 2020'nin Mayısında Fransa bu ilaçtan vazgeçti, Amerikan FDA "Bu ilacı kullanmayın." dedi. Dünya Sağlık Örgütü rehberinden çıkardı, dünya vazgeçti ama siz vazgeçmediniz. Biz bekledik "Ya, acaba bir bildikleri mi var?" dedik. Sorduk, yok. Yayın var mı? Yok. Hangi başarıyı elde ettiniz? Yok. Hastaları takip ettiniz mi? Yok. Ama kullanmaya devam ettiniz. Öyle bir ilaç ki, takip etmediğiniz için bilmiyorsunuz, kalpte ritim bozukluğu yapar, kalp krizi yapar, öldürür. Kaç kişinin öldüğünü dahi bilecek durumda değilsiniz. Niye? Çünkü, bu ilacı filyasyon ekipleri götürdü, verdi. Filyasyon ekiplerinin çoğunda hekim bile yok, kaldı ki olsa ne olacak. Yani Türkiye'de milyonlarca insanımıza, on milyonlarca doz klorokin verdiniz ve aslında bir toplum sağlığı suçu işlediniz. Devam ediyorum, bütün dünyanın bir yıl önce terk ettiği ilacı siz daha yirmi gün önce rehberden çıkardınız. Bizim aylardır söylediğimizi nihayet duydunuz.

Skandallarınız bununla bitmiyor. Bir de favipiravir ilacı var, Japon ilacı. Japonya'da kullanılmıyor, dünyanın hiçbir ülkesinde kullanılmıyor, Amerika'da, Avrupa'da kullanılmıyor, Türkiye'de çatır çatır kullanılıyor. Niye? Soruyoruz, cevap yok. "Hangi bilimsel yayınla siz bunun etkinliğini buldunuz?" diyoruz, cevap yok ama kullanıyorlar. Peki, bunu bir tek ben mi biliyorum? Hayır. Bir tek biz mi söylüyoruz? Hayır. Türkiye'deki bütün bilim insanları bunu söylüyor, duymuyorsunuz. Peki, şu aklınıza gelebilir "Sağlık Bakanlığı, Bilim Kurulu sizden daha mı aciz, bilmiyor mu, niye yapıyor bunu?" diye. Değerli arkadaşlar, bir defa Bilim Kurulu sizin ağzınızın içine bakıyor. Ama Bilim Kurulunda bu ilaçların kullanımına karşı çıkan hocalarımızın olduğunu ben biliyorum ama Bilim Kurulunun ne dediği sizin umurunuzda değil ki, sizin başka dertleriniz var. 2 tane temel derdiniz var bu konuda. Birincisi, ilaç firmalarıyla yaptığınız anlaşmalar çünkü Sayın Bakanın yaptığı açıklamalar var ta aylar öncesinden "Milyonlarca kutu doz depolarımızda duruyor." diye. Aldınız, birilerini zengin ettiniz ve bunu tükettiriyorsunuz Türk milletine. Bakın, 5 milyonun üzerinde hastamız var, 5-10 milyon kutunun üzerinde ilaç harcadınız demektir. Bu, milyarlarca liralık, milyarlarca dolarlık bir masraf anlamına da geliyor ve rant anlamına geliyor.

İkincisi ve daha önemlisi arkadaşlar, bunu bir politik tercih olarak yaptınız. İlaçların etkisiz olduğunu siz de biliyordunuz ama evinde kaderine terk ettiğiniz hastalara, insanlarımıza "Evet, biz size ekmek vermiyoruz, işinizi kaybettiniz, size doğru dürüst bir yardımda bulunmuyoruz ama devletiniz size ilaç getiriyor." dediniz ve bunu bir politik tercih olarak kullandınız ama halkın sağlığıyla oynadınız ve önemli bir skandala daha imza atmış oldunuz.

Diğer bir sebep arkadaşlar, başarılı görüneceksiniz diye, hastalar evde kalsın diye yaptınız bunu. "Al şu ilaçları." "Ya sen doktor musun?" Veren değil. "Peki, benim hastalığımı biliyor musun?" O da değil. "Peki, benim kalp hastalığım olduğunu biliyor musun?" O da değil. "Peki, beni sonra gelip soracak mısın; benim kalp ritmime bakacak mısın, EKG'mi çekecek misin?" O da değil. "Peki, ben kalpten ölürsem kayıtlara alacak mısın?" O da yok. Ee? "Sen bu ilaçları kullan." Hem de günde 4 tane klorokin kullan, 8 tane favipiravir kullan. Peki, bunu dünya kullanmıyor, biz niye kullanıyoruz? Çünkü siz politika yapmak için, pandemiden rant elde etmek için, siyasi rant için halkın sağlığıyla oynadınız. Bu halka karşı suç işlediniz ve suçlusunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun toparlayın.

MURAT EMİR (Devamla) - Sayın Başkan, toparlıyorum.

Sağlık Bakanlığı ilk günden itibaren sadece bir şeyle övündü, "Biz filyasyon ekiplerimizi kurduk, vatandaşımızın evine kadar gidiyoruz ve ona ilacını veriyoruz." dedi, bununla övündü. Şimdi, klorokin rehberden çıktı yani dünyanın geçen yıl yaptığını bir yıl gecikmeyle yaptınız ama favipiraviri de çıkartacaksınız. Peki, o zaman ne kalacak elinizde? 1,5 yıldır filyasyon ekiplerinin boşu boşuna evlere gittiği ve on milyonlarca doz ilacı boşu boşuna ve her türlü tehlikesine rağmen vatandaşımıza içirdiği ortaya çıkacak ve bu da sizin rezaletlerinizden sadece birisi olacak. Sadece bu olmasın diye favipiravir vermeye devam ediyorsunuz. Buradan Sağlık Bakanlığına çağrım: Artık halkın sağlığıyla oynamayın, aklın ve bilimin sözünü dinleyin.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)