GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:87
Tarih:02.06.2021

CHP GRUBU ADINA SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, pandemi ekonomik kriz ve halk sağlığı krizine karşı sosyal devlet ilkesinin önemini cümle âleme göstermiştir. Peki, tek adam rejimi politikalarını bu sosyal devlet ilkesine uyarlamış mıdır? Hayır, iktidar, pandeminin başından beri vatandaşlarımızı yalnız bırakmıştır. Ekonomik destek ve aşı tedariki konusunda ülkemiz diğer ülkelerin çok gerisinde kalmıştır. Kur farklarının ve faizlerin yükselmesinin etkisiyle fiyatlar görülmemiş şekilde artmış, borçlar ödenememiş, alacaklar tahsil edilememiş, alınan kredilerin geri ödenmesinde sıkıntılar yaşanmıştır. Çalıştırdığı personelin ücretini, iş yerinin kirasını, elektrik, su, doğal gaz giderlerini ödeyemeyen küçük ve orta ölçekli işletmeler hâliyle devlete olan borçlarını da ödeyemez duruma düşmüşlerdir. Vatandaşlar pandemi yokken bile yapılandırmaya başvurup borcunu ödeyemez iken pandemi dönemindeki 2'nci yapılandırma Covid-19'un ekonomik tahribatına çözüm gerekçesiyle tekrar vatandaşın önüne konulmaktadır. Normalde yapılandırma taksitini ödeyemeyen pandemide nasıl ödeyecek? Buna bir cevabınız var mı? Yok. Bu bir yapılandırmayı yeniden yapılandırma teklifidir. Tabii, yapılandırma işin gerekçesi, araya da matrah artırımı, vergi artırımı, stok, kasa affı gibi bazılarının dört gözle beklediği düzenlemeler de sıkıştırılmıştır. Vatandaşa doğrudan somut destek vermek yerine borçlanmasını teşvik eden, bu yolla bütçeye kaynak sağlamayı hedefleyen bu teklifle vatandaşların -elinde kaldıysa eğer- üç beş kuruşunu da vergi borcunu ödemede kullanmaları istenmektedir. Vermeye gelince yok, almaya gelince çok. İktidarın durumu budur.

Değerli milletvekilleri, vergi affı yapıldığında bu affın, vergisini zamanında ödeyenleri enayi yerine koymamasına dikkat edilmelidir. Mevcut uygulama toplumdaki vergi ahlakını erozyona uğratmakta, vergiyi ödememek olağan ve hatta ödüllendirilen bir durum hâline gelmektedir. Şayet, iktidarın yapılandırma, daha doğrusu vergi affı anlayışı vatandaşlarımızın yarasına merhem olsaydı yedi ay içerisinde ikinci yapılandırmayı yapmaz, AKP döneminde toplam 10 adet yapılandırma yürürlüğe konmazdı. Peki, neden derman olmuyor? Esas neden ekonomi yönetiminin işleyebilir, akılcı, adil çözümler üretmekten uzak olmasıdır.

Ayrıca, bu kanun teklifi vergisini ödemeyen ile ödeyemeyeni aynı kefeye koymaktadır. Oysa öncelik borç yükü altında ezilen ihtiyaç sahipleri olmalıydı. Vergisini ödeyemeyen ile ödemeyen arasında net bir ayrım yapılmalıydı.

Değerli milletvekilleri, şunu da sormalıyız: Yapılandırmadan gelecek geliri iktidar nerede kullanacak? Pandemi sürecinde milyonlarca yurttaş işini kaybetti, esnaf ise kısıtlamalar kapsamında dükkânını açamadı. Bu süre içerisinde işçiye kendi fonundan 1.500 TL'lik açlık ödeneği verildi. Esnafa verilen müjde ise sadece 3-5 bin liralık hibe oldu. Yapılandırmadan gelecek gelir bu insanlara mı kullanılacak, yoksa hazine garantili ihalelerin müteahhitlerine mi, israf harcamalarına mı, mafyaya mı, rüşvete mi kullanılacak? Niye soruyorum? Çünkü tek adam rejimi ne yazık ki iktidar, sermaye ve suç çeteleri ilişkilerinin yumak olduğu bir düzen hâline geldi. Bu, tabii ki bir günde olmadı, çeteleri ülke siyasetinde söz sahibi hâline getiren ve bildiri yayımlayacak kadar palazlandırılan uygulamalar, temelinde kamu kaynaklarının yağmalanması olan bir mafyalaşma süreciyle adım adım âdeta inşa edildi. Bugün ortaya çıkan, bir kez daha ortaya dökülen mafya-siyaset-ticaret ilişkisinin yarattığı tahribat halkımızın geçim ve adalet mücadelesine zarar vermektedir.

Arkadaşlar, kamu kaynaklarının yağmalanması ne kadar büyük çaplı olursa bu yağmadan pay kapmak için üşüşenlerin sayısı da o kadar çok olacaktır. Biliyoruz ki mafya eğer siyasetin ortağı hâline gelirse ülke düzelmez, bütçe işlemez, adalet yerini bulmaz. Biz de diyoruz ki: Bu ülkeyi cebinden çok sevenler var, kimse umutsuzluğa düşmesin. (CHP sıralarından alkışlar)

AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Bravo!

SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, pandemiyle birlikte borçlular teslim bayrağını göndere çekmiş gözüküyorlar. Vatandaşlarımızın bankalara olan borcu 2002'den bu yana 142 kat artmış. Bugün borçlu sayısı 34,5 milyon olmuştur, icra dosyası sayısı da 23 milyonu geçmiştir. Hiçbir ekonomik iyileştirme mevcut değilken sicilini temizlemek isteyen vatandaş parayı nereden bulsun? Bu soruya eğer yanıt bulamazsak daha çok yapılandırma kanunu yaparız.

Değerli milletvekilleri, TÜİK bu yılın ilk üç ayında yüzde 7 büyüdüğümüzü açıkladı. Vatandaş soruyor: Peki, o zaman bizim payımıza neden bir şey düşmüyor? Dükkânlar kapalı, kapanan ve devren satılık ilanları almış başını gidiyor, pahalılık desen milleti canından bezdirdi ve milyonlar işsiz. Son bir yılda işsizlik ve yoksulluk rekor seviyelere çıktı, vatandaşın cebi küçüldü. Başkasının gelirini yükseltmek için çalışan kitleler yoksullaşırken sermaye sahipleri büyüyor, yandaşlar büyüyor. Vatandaşın ise sadece borcu büyüyor, cebi küçülüyor. Bu ülkede büyüme varsa, gelir artıyorsa, her şey güllük gülistanlıksa bu insanlar neden depresyona giriyor? Neden leblebi gibi milyonlarca kutu antidepresan kullanıyor? İnsanlarımız neden umutsuzluktan yaşamlarına kıyıyorlar? TÜİK rakamları ile gerçekler çok farklı.

Değerli arkadaşlar, hafta başında seçim bölgem Muğla'da, Yatağan ilçemizde sanayi esnafını tek tek gezdik. Esnaf, bırakın aydan aya, yükselen enflasyon karşısında günden güne, hatta gün içinde saatlik fiyat artışından şikâyetçi. Hani, diyorsunuz ya "Dolarla mı maaş alıyorsunuz? Dolarla ne işiniz var?" Bütün üretim girdileri dolarla, her artış esnafımızı daha da kıskaca alıyor. Bir demir doğramacı esnafımız "Şu gördüğünüz sac levhanın kilosu 15 lira. Sabah ayrı, akşam ayrı zam geliyor. 20 bin liraya pazarlık yaptığım ve anlaştığım traktör römork işini tamamladığımda 30 bin liraya mal oldu. Ben maliyeti çıkaramıyorum, müşteri de ödemede zorlanıyor." diyor. Bir marangoz "Geçen ay bir tabaka MDF'yi 305 liradan aldım, şimdi oldu 440 lira." diyor. Tabii, bu fiyatlar AKP Genel Başkanı, Sayın Cumhurbaşkanının dün akşamki konuşmasından önceydi. Biliyorsunuz, dolar konuşma esnasında fırladı. Yedek parçacı elindeki amortisöre yılda 5 defa zam geldiğini söylüyor. Boyacısı, kaportacısı, tamircisi, lastikçisi; hangi dükkâna girdiysek esnaf "Varsa birikmişten, yoksa borç biriktiriyoruz." diyor. "Bir hafta önce müşteriye verdiğimiz fiyatın bir hafta sonra arkasında duramıyoruz. Türkiye hiçbir dönemde bu kadar kötü yönetilmedi, hiçbir dönemde bu kadar zorluk çekmedik. Borcu borçla öder hâle geldik. Görüyorsunuz sanayinin hâlini, bitiğiz. Ayrıca, kaç dükkânda çırak gördünüz?" diye soruyor ve feryat ediyor.

Hâl böyleyken vatandaşın sırtına kambur üstüne kambur bindirmeye devam ediyorsunuz. Geçen hafta akaryakıta ölçüsüz oranda bir zam yaptınız, şimdi de doğal gaza zam geldi. Anladık, kasada para bırakmadınız, sata sata devletin tüm akarlarını yok ettiniz, tek gelir kaynağınız vatandaşın cebi. Kaşıkla verdiğinizi kepçeyle alıyorsunuz; sürekli "Ver..." "Ver..." insanlarda takat kalmadı, biraz insaf. Geçenlerde bir sokak röportajında bir vatandaşımız "Bir canımız var, başımıza bela oldu." diyordu. Dünyanın bütün edebiyatçıları birleşse halkımızın ruh hâlini, yaşam mücadelesini daha iyi özetleyemezdi. Bu sözde ifadesini bulan bilgelik onu bu şartlara düşüren iktidara sandıkta büyük bir demokrasi dersi verecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Girgin.

SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Tamamlıyorum.

Herkes hak ettiğini bulacak, kimisi gönüllerde kimisi siyasi tarihin tozlu raflarında.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)