GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Ortalığa saçılmış bu kadar pislik ve kepazelik varken yargının susmasını kimsenin tasvip etmediğine, Meclisin buna seyirci kalmasının kabul edilemez olduğuna, araştırılması gerektiğine ve Meclis Başkanının mafyadan 10 bin dolar alan siyasetçinin kim olduğunu Cumhurbaşkanına da sormasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:88
Tarih:08.06.2021

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Mahmut Esat Bozkurt'a devlet tanzim edilirken der ki: "Niye bu savcıların başına 'cumhuriyet' ibaresini koydun?" Esat Bozkurt da der ki: "Cumhuriyeti gerektiğinde herkesten ve her şeyden koruyabilsinler diye koyduk." Atatürk bu cevaba memnun olur, "Devam edin. " der.

Şimdi, ben, Türkiye Cumhuriyeti'nde görev yapan 4.348 cumhuriyet savcısına seslenmek istiyorum. Seslenirken de bunu Anayasa'mızın, orta yerdeki Anayasa'nın -beğeniriz, beğenmeyiz- "Başlangıç" metninin dördüncü paragrafına dayanarak yapmak istiyorum, Anayasa'nın Başlangıç'ının dördüncü paragrafını müsaadenizle okumak istiyorum. Ancak şüphesiz, Genel Kuruldaki sayın milletvekillerine değil -onlar bilirler zaten ve çoğunlukla da uyarlar uyulur- 4.348 savcıya sesleniyorum; Anayasa, Başlangıç, dördüncü paragraf: "Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı, medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu"nu belirtir.

Şimdi, Sayın Başkan "Yasama, yürütme, yargı olmazsa devlet olmaz, demokrasi olmaz." deyip duruyoruz; ortada maalesef bir yargı yok. Sayın Erdoğan'la ilgili, Erdoğan'ı incitecek bir cümlemizi duyar duymaz resen harekete geçen savcıların, ortalığa saçılmış bu kadar pislik ve kepazelik, arsızlık ve pişkinlik karşısında susmalarını, ben eminim, AK PARTİ'ye mensup saygıdeğer milletvekillerimiz de kabul ve tasvip etmemektedir, edilemez de. Ben AK PARTİ Grubunun -içerisindeki çok sayıda sayın milletvekilinin- diğer gruplar gibi, maaşıyla geçinen, namuslu, dürüst, ahlaklı insanlardan oluştuğundan da eminim; bu yaşananların onların vicdanını kanattığından da eminim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkan, bir siyasi partinin kimi unsurları illegal örgütlerle içli dışlı olursa sorun "siyasi partinin iç sorunu" olarak değerlendirilebilir ama devlet illegal örgütlerle, gayrimeşru insanlarla içli dışlı olup, bazen onlarla iş tutup, bazen onların başına çöküyorsa bu başka bir şeydir. Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; devleti idare edenler devlet gücünü tehdit ve şantaj olarak bu insanlara yöneltiyorsa üç şey olur: Devlet çürür, devlet kirlenir, devlet itibarsızlaşır; böyle bir devlet de ülkenin felaketi olur.

Bu ülke 1996'yı unutmadı; Tayyip Bey unutuldu zannediyor ama 17-25 Aralığı bu millet unutmadı. Şimdi, Mayıs 2021'de yeni bir krizimiz var; bu kriz alelade bir kriz değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Ortaya saçılanlara baktığımız zaman, Meclisin buna seyirci kalması kabul edilemez.

Sayın Başkan, soruşturmadan geçtik -soruşturma komisyonu önergesi verecek salt çoğunluğumuz yok- ya bir araştıralım arkadaş. Siz helal lokma yiyip burada oturuyorsunuz dürüst, namuslu bir şekilde; evet, parti aidiyeti gereğince de parti hiyerarşisi içinde kabul oyu veriyorsunuz, şu, bu; bunlar ayrı ama yazık değil mi ya? Lafa geldi mi "beytülmal" deriz "hak, hukuk" deriz "adalet" deriz.

Ben şimdi soruyorum: Demirören Ziraat Bankasından aldığı kredileri ödedi mi, ödemedi mi? Soru net. Bunun cevabı da bir kelime.

Bir şey soruyorum: AK PARTİ MKYK üyesinin bagajına suç örgütleri çantalarla para koydu mu, koymadı mı? Tek kelimelik cevabı var.

Biden görüşmesi öncesinde, video yayınlayan kişiden susması istendi mi, istenmedi mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - İçişleri Bakanı, Sezgin Baran Korkmaz'a "Tahkikat başladı, yurt dışına çık." dedi mi, demedi mi? Bu kadar basit.

AK PARTİ seçimlerde suç örgütü yöneticisinin ürettiği kahveyi dağıttı mı, dağıtmadı mı?

Gazeteciler Sezgin Baran Korkmaz'ın lüks otelinde bedava tatil yaptı mı, yapmadı mı? Sezgin Baran Korkmaz'ın otelinde hâkim ve savcılar kaldı mı, kalmadı mı?

Ve son sorum: İçişleri Bakanı, Sezgin Baran Korkmaz'ı çağırıp "Şu 42 milyon doları ver bakayım." dedi mi, demedi mi ya? Verilecek cevap net: "Evet." "Hayır." Ben bunu Bülent Turan'a sormuyorum.

Meclis Başkanına teşekkür ederiz. Geç de olsa İçişleri Bakanına bir mektup yazma cesaretini gösterdi ama cevap gelmedi, gelmeyecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son sözlerinizi alayım Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Şimdi, yasamanın başı olan Meclis Başkanından talebimiz şudur: Meclis Başkanının aynı mektubu "yürütmenin başı" sıfatını taşıyan Cumhurbaşkanına yazmasını talep ediyoruz.

Bu 10 bin doları alan siyasetçinin adı açıklanmadığı müddetçe -ben daha önce de söyledim- hepimiz -AK PARTİ'nin saygıdeğer milletvekilleri dâhil- zan altındayız. Buna kimsenin hakkı yok; bu Meclisin saygınlığına halel getirmeye ne Cumhurbaşkanının hakkı var ne İçişleri Bakanının hakkı var.

Cumhurbaşkanının yerinde -son cümlem- olmak istemezdim. Bir tarafta, İçişleri Bakanı örtülü bir şekilde Cumhurbaşkanına aba altından sopa gösteriyor; bir tarafta da suç örgütü yöneticisi, Cumhurbaşkanına aba altından sopa gösteriyor. Bakalım, hangisine teslim olacak? Hep birlikte göreceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)