| Konu: | Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 100 |
| Tarih: | 07.07.2021 |
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizlere bir ülkeden bahsetmek istiyorum. Bu ülkede iktidarı elinde tutan güç, iktidarını sürekli kılmanın yolunun gerçekliği denetim altında tutarak bellekten ve geçmişten yoksun bir toplum yaratmaktan geçtiği düşüncesiyle sürekli kurgular yaratmaktadır. Yine aynı ülkede, her gün içine düştükleri çelişkileri örtebilmek ve düştükleri bu çelişkilere rağmen toplumu ikna edebilmek için iktidardakiler tarafından ustaca uydurulmuş yalanlar söylenirken bir yandan da tüm gerçeğin farkında olunması çelişkileri bilinerek "birbirini çürüten iki görüşün aynı anda inançla savunulması" şeklinde anlatabileceğimiz bir felsefe hâkimdir. Örneğin, bir yandan ahlaka sahip çıkılırken diğer yandan ahlakı inkâr etmek anlamına gelen davranışların sergilenmesi. Bu ülke öyle bir ülke ve ülkeyi yöneten iktidar öyle bir iktidar ki bütün öngörüleri doğru çıkmaktadır çünkü bu ülkede kurulmuş bir birim eliyle geçmiş gazeteler, dergiler, bütün yayınlar günü gününe güncellenerek iktidarın yani partinin tüm öngörülerinin doğruluğu belgeleriyle kanıtlanır, insana ise kendi verilerinden başka hiçbir kanıt kalmaz. Mesela, bir günde dost ve düşman ülkeler değişebilir ve geçmişin güncellenmesi sayesinde de bu yeni durum sanki ezelden beri sürüyormuş gibi algı oluşturulur. Bu ülkede en büyük suç düşünce suçudur. Düşünce suçu düşünce polisi tarafından her an takip edilir, aykırı düşündüğünüz anlaşılınca bir gece ansızın ya da sabaha karşı gözaltına alınırsınız. Yatağınızdayken yüzünüze ışıklar tutulur, hoyrat bir el omuzunuzu tutar, gerçek bir yargılama olmadan mahkûm edilirsiniz. Ülkeyi yöneten kişinin gözü hep vatandaşın üzerindedir, tüm ülke ve halk her an ve her yerde izlenir. Ülkenin ideolojisini ise şu slogan ifade eder: "Savaş barıştır, özgürlük köleliktir, cahillik güçtür." Bu ülkede, ülkeyi yöneten kişiye sadece boyun eğmek yeterli değildir, mutlaka sevilmelidir de; o ne yaparsa yapsın, bu, onun sevilmesine engel olmaz. Bu ülke size tanıdık geldi mi? Acaba, bu ülkenin adı ne? (CHP sıralarından "Türkiye" sesleri) Hayır, hayır. Bu ülke Türkiye değil, en azından şimdilik değil. Bu ülke, George Orwell'ın başyapıtı "1984" romanında anlattığı hayalî ülke; Okyanusya.
Orwell'ın tüm otoriter yönetimlerin karakteristiğini yansıttığı bu başyapıtında, her otoriter yönetim az veya çok kendisini bulabilir. Orwell'ın hayalî Okyanusya ülkesinde, geçmişi günü gününe güncelleyerek yalanlarla tüm bellekleri sıfırlama görevi "Gerbak" yani Gerçek Bakanlığınındır. Bir o ülkeyle, bir bu ülkeyle yapılan savaşları yönetme görevi ise "Barbak" yani Barış Bakanlığınındır. Kısa adı "Sevbak" olan Sevgi Bakanlığıysa yasa ve düzeni sağlamakla görevli olmakla birlikte içlerinden en korkuncudur. O kadar ki, bu bakanlığın binasında tek bir pencere bile yoktur ve Sevgi Bakanlığının mahzenlerinde düşünce suçlularını yola getirmek için işkencenin binbir çeşidi uygulanır.
Yani hayalî ülke Okyanusya'da bakanlıklar, adlarının bilinen anlamlarının tam tersi alanlarda faaliyet göstermektedirler. Şimdi diyeceksiniz ki "Bunu niye anlattın?" Şunun için anlattım: Bizde de, Türkiye'de, mesela, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından işsizliği çözmesini, mesela, İletişim Başkanlığından sosyal medyada kurduğu trol ordusunu yönetmesini değil, vatandaşla doğru iletişim kurmasını, mesela, Adalet Bakanlığından da adaletin tecellisini kolaylaştıracak işleri yapmasını bekliyoruz ama nafile. Adalet Bakanlığı ikide birde kamuoyuna "Reform yapıyoruz." diye koca koca laflar ediyor. Ardından Meclisten bir şeyler geçiriliyor ama ülkede hukuk devleti ve demokrasi günden güne geriliyor. İnsanlarımızın özgürlük alanları iktidar eliyle günden güne daraltılıyor. Otoriter ve baskıcı yönetim anlayışı her gün bir adım daha ilerliyor. Siz bu reform paketlerini niye getirmiştiniz? Söze bakarsak yargıyı daha güçlü hâle getirmek, demokrasiyi kurumsallaştırmak için. Eğer öyleyse bu kategorilerde ülke niye günden güne hep geriye gidiyor? Eğer bu ülkede kanunu uygulamak ve uygulanmasını takip etmek durumunda olanlar tek bir kişinin ağzına bakıyorsa ve herkes görevinin gereğini yapmak için bir işaret bekliyorsa ve bu hâl sürüp gidecekse 4 değil, 14 yargı paketi kabul etsek ne yazar!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Devamla) - Tamamlıyorum Başkanım.
Mesela, Bakanlığına dezenfektan satan Ticaret Bakanı, Bakanlığı ile geçmişte kendisinin de ortak olduğu kardeşinin şirketi arasında kurulan ticari ilişkiden gocunmayan Millî Eğitim Bakanı, haftalardır şahsıyla ilgili türlü türlü iddialar ileri sürülen İçişleri Bakanı hakkında hiçbir şey yapılamıyorsa, yanı sıra mafyadan aylık 10 bin dolar alan siyasetçi bulunamıyorsa çıkarılan yasalar, değiştirilen kanunlar ne ifade eder? Hiçbir şey ifade etmez. (CHP sıralarından alkışlar) Zira geçmişte Egemen Bağışlar, Zafer Çağlayanlar, Muammer Gülerler ve benzerleri için yargısal süreçler işletilememişti.
Orwell'ın hayalî ülkesi Okyanusya'ya atıfla günün sonunda yapacağımız tespit şudur: Aslında iktidarınız için hiçbir şey yasa dışı değil çünkü artık iktidarınız için yasa diye bir şey yok, tek bir kişinin iradesi var. O yüzden, ne yaparsak yapalım boş. Asıl yapmamız gereken, kanunları değil, iktidarı değiştirmektir.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)