KOMİSYON KONUŞMASI

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Teşekkür ediyorum.

Efendim, katkılarınız dolayısıyla teşekkür ediyorum.

Sualler birkaç noktada kesifleşmiş. Camiyi herkes soruyor.

BAŞKAN - Merak ediyoruz efendim.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Giden de soruyor, gitmeyen de soruyor. Hiç içini görmeyen de soruyor, gören de soruyor. Cami yıkılmaz. Cami niye yıkılsın?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Çok iyi bir camiymiş demek ki.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Eğer cami ihtiyaca cevap vermiyorsa...

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Ne ihtiyacı ya.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - ...bulunduğu arsa lüzumluysa taşınabilir, yıkılmaz.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Nereye taşıyacağız? Sayın Başkanım, ihtiyaca cevap vermediğini siz söylüyorsunuz.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Yani öküz altında buzağı derler ya... Şimdi, "Nereye taşınır?"

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Başkanım, cami boş. Bir tek cuma günleri... Dünya kadar bahçesi var.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Cami hakkında spekülasyona lüzum yok, endişe etmeye mahal yok. Bizler cami yıkmayız, cami yaparız. Yalnız tavsiyem şu...

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Bu camiyi yıkacak mıyız?

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Projeyi çok methediyor arkadaşlarım. Tepeden görmediler herhâlde, içini görmediler herhâlde, yapıyı bilmiyorlar herhâlde.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Gördük, biliyoruz.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Ben kendi kanaatlerimi söylüyorum.

Bir ibadethane olarak, herhangi bir dinin ibadethanesi olarak kullanılabilecek bir yapıda. Düşününüz, bugüne kadar Türkiye'de minaresiz bir cami yok, yalnız Mecliste var. Yerine ne varmış?

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Orada minareyle ilgili servi ağacı...

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Yerinde servi ağacı varmış. Servide de ben hiç şerefe görmedim. Servide şerefe olur mu?

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Görmeyin Sayın Başkanım bir tane. Farz mıdır şerefe Sayın Başkan?

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - "Efendim, neden ön taraf böyle açık?" diye soruyorlar mimarına.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Farz mıdır, var mıydı Peygamber mescidinde? Nereden çıkarıyorsunuz.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Müsaade ederseniz ben konuşuyorum.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Hazreti Hamza duvardan okuyordu ezanı ya.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Bilâl-i Habeşî o.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Olsun.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Beyefendi, ben konuşuyorum.

BAŞKAN - Arkadaşlar lütfen.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Lütfen Mehmet Bey, dinleyin.

BAŞKAN - Sufle yapmayın lütfen.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Soruyorlar, "Neden ön taraf böyle su, havuz, ağaçlar." Mimarın cevabı: "İyi ya, cenneti dünyada görsünler." Mimari yapısı değişik.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Öyle bir şey yok Sayın Başkan ya.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Yani orada verilen bir rapor var. Sayın Bekaroğlu onu bize intikal ettirdi, soru olarak...

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - "İmgesel" diyor "imgesel" Sayın Başkanım, sanat danışmanlarına bir sor ya.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bitti mi Mehmet Bey?

BAŞKAN - Sayın Başkan, siz devam edin efendim.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bitti mi Beyefendi?

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Bitti efendim, buyurun.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Ha, lütfen.

Şimdi, bana, Meclise sorduğu, Başkanlığa sorduğu bir sual var ve Ankara Mimarlar Odasının yazdığı bir yazının alıntısı var. Bu, cami hadisesini kaşımamıza ya da bir meseleymiş gibi ortaya atmamıza hiç lüzum yok. Cami hepimizin, ibadethaneler hepimizin. Camiler, ibadethaneler milletlerin tapusudur ve bizim tapumuzdur. Bakın, daha yeni Ulus'ta bir cami açtık, harika bir cami. Sayısını çoğaltalım, azaltalım değil.

Bu camiden bahsederken arkadaşlarım çok hassas. Neden bilmiyorum. Orada yaptığımız 500 metrekarelik, 400 kişilik bir cami var, mescit, ona ait hiçbir beyanda bulunmadılar. Güzel de bir mescit.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Garajda cuma kılıyoruz.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Yani hiç mi acaba "Şu iş güzeldir." diye bir şey denilmeyecek? Denilmesi lazım.

Benim bu noktada açıklığa kavuşturulmasını isteyen arkadaşlarıma, Bülent Bey'e, Bihlun Hanımefendi'ye ve diğer arkadaşlarıma beyanım şu: Hassasiyet hepimizin hassasiyetidir, Turgut Bey'in bir hatırasıdır, Allah razı olsun kendisinden, o zor şartlarda yaptığı bir camidir. Camiye bu kadar Meclisimizin sahip çıkması, her grubun sahip çıkması benim için çok büyük iftihar vesilesi, hepimiz için iftihar vesilesidir.

Çok teşekkür ediyorum.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Yıkmayacağız.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Cami hadisesi yani bu mesele, yıkılma diye bir hadise, yok etme diye bir hadise mevzubahis değil ama sanat yönü, kültür yönü, tarihî bir yapı olup olmadığı yönü açıklığa kavuştu çünkü Danıştay ittifakla karar verdi: "Tarihî bir eser değildir, özelliği yoktur ve herhangi bir işlem yapılabilir, bu serbesttir."

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Allah Allah, bir başkası da "var" diyor.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bu, bilimin ortaya koyduğu bir yaklaşım.

BAŞKAN - Otuz yıllık bir tarihî eser olmadığını zaten biliyoruz efendim, onu tartışmıyoruz.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bunu geçiyorum.

Bir diğer üzerinde durulan husus var, tarafsızlık hadisesi.

Değerli milletvekilleri, tecrübelisiniz, herkes tecrübeli, zaten kaçıncı senesindeyiz, bir insan nasıl tarafsız olur ki? Tarafsız davranır, adil davranır, elinde teraziyle davranır ama bir fikri vardır, kafasını boşaltıp da mı vazifelere gelmektedir? Allah Allah! "Efendim, Meclis Başkanısınız, tarafsızsınız." Ee... "Siz İstanbul'da Başkanlık sistemi hakkında lehte konuştunuz." Tabii konuşurum, benim fikrim o. Ben, kendi fikrimi ifade etmek durumundayım.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Efendim, o zaman bu görevi yapmayacaksınız.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Şimdi, bakınız, bizim buradaki mevzuatımıza göre, Meclis Başkanı ve başkan vekilleri siyasi faaliyetlere katılamazlar, Meclise giremezler, grup toplantısına giremezler, il divanlarına katılamazlar. Yani ne oluyor? Onu tecrit ediyorsunuz ve emekli ediyorsunuz. Neden? Böyle bir tatbikat dünyada yok, parlamenter sistemlerde olamaz. Bu, bizde yerleşmiş yanlış kanaattir. Hatırlarsanız Nihat Erim bir hükûmet kurdu 1971 12 Martından sonra. Nihat Bey iyi bir devlet adamıydı, bugün Halk Partisinden istifa etti, yarın sabah tarafsız oldu ve tarafsız bir hükûmet oldu. Bu mümkün mü? Genelkurmay Başkanımız istifa etti, kontenjan senatörü yapıldı, tam da tesadüf Cumhurbaşkanlığı seçimi var, aday oldu. Tarafsızlık... Öyle tuhaf tatbikatlar var ki bunların düzeltilmesi lazım. Buna bir imkânımız var, önümüzde bir imkân var. İç Tüzük'te çok şeyleri halletmeliyiz. Doğru dürüst yaşayan bir demokrasiyle bağdaşmalıyız, bir cumhuriyetle, demokratik bir cumhuriyetle iç içe olmalıyız; önleyen hükümler var. Onun için siyasi partilerimize ben birer mektup yazdım, geliniz, 2019'a yeni bir İç Tüzük'le gireceğiz, hep beraber üzerinde mütalaa ederek, bu eksiklikleri gidererek yapalım.

Şimdi, bendeniz katılmıyorum siyasi faaliyetlere. Peki ama benim beraber mesai arkadaşlarım, Meclis başkan vekilleri her toplantıya katılıyorlar, "tarafsızlık" diyen arkadaşlarımın olduğu partinin toplantılarına da katılıyorlar, hepsine; mitingine, il divanına, grup toplantısına ama hani tarafsızlık?

NURETTİN DEMİR (Muğla) - Kim katılmış?

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Zaten olmaz, muhal farz edilmez. Bu yanlış İç Tüzük'ün değil sadece, Anayasa'nın düzeltilmesiyle de olacak. İç Tüzük olsa düzeltilebilir, Anayasa'da bu hüküm var. Yanlış bir hüküm.

Meclisin itibarı... Efendim, dönemlerde hep bu konuşulur: "Meclisin itibarı yok." Bal gibi var. Affedersiniz, tabir amiyaneydi. Fevkalade güzel bir Meclisimiz var. Bu toplumun en seçkin insanları bu Mecliste. Sizdeki albümde dökümü var. O dökümde her sene birbirinin benzeridir, çok yakınıdır, çok güzel bir tablo var. Neden bunu görmezlikten geliyoruz da demokrasi taraftarı olmayanların yanlışa sürüklemesine kendimiz de önayak oluyoruz? 238 akademisyenimiz var, 507 yükseköğrenim görmüş milletvekilimiz var, 39 lise, 2 ortaokul, 2 ilkokul ve bunlar da tabii sahalarında tanınmış ki seçilmişler. Ne var bu Mecliste de "Bizim Meclis şöyle, Meclis böyle..." Niye kötülüyoruz canım, Allah Allah?

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Meclis değil efendim.

NURETTİN DEMİR (Muğla) - Öyle bir şey yok!

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bu, militarist kafaların parlamenter sisteme, Meclis sistemine karşı oluşturduğu bir propagandadır ve her meslekten -dökümü orada var, olmayan meslek yok, her meslekten- insanlar Meclisimizde mevcuttur. Onun için, lütfen, yanlışlara sürüklenerek "Meclisin itibarı yoktur." demeyelim. Kaldı ki Meclisimiz 15 Temmuz günü o gece öyle bir imtihan verdi ki, fevkalade bir noktada demokrasiyi özümsediğini ortaya koydu bütün partileriyle. Bunları kendi kendimize harakiri gibi yapmayalım derim.

Demokrasi, halkın hâkimiyeti. Behemehâl elzem ve demokrasinin temel esaslarından biri de kuvvetler ayrılığı. Kuvvet ayrılığını da tatbik etmeliyiz. Yeni Anayasa değişikliği bunu sağlayacaktır ve Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde ben inanıyorum ki -Allah ömür verecek hepinize, hepimize versin- çok iyi olduğunu göreceğiz. Türkiye, yirmi sekiz günlük, dört aylık, altı aylık hükûmetler gördü. Krizlere girmeyeceğiz, yürütme ile yasama ayrı olacak. Yasama... Bütçenin tasdiki ona ait olduğu için fevkalade güçlü olacak, kanunların tamamını o yaptığı için gayet güçlü olacak. Çok hayırlı bir neticeye gideceğiz inşallah.

Bu 15 Temmuz gecesinin ruhu yaşatılmalı arkadaşlar. O gece üç parti vardı; AK PARTİ, Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi. AK PARTİ'den 81 milletvekili vardı, Cumhuriyet Halk Partisinden de 16 milletvekili vardı, Milliyetçi Hareket Partisinden 10 milletvekili vardı. Bunu, milletvekillerinin sayısını 550'ye göre nizamlarsanız, oranlarsanız yüzde 20 civarında yani beşte 1 iştirak vardı. Herkes kendi vilayetindeyken çevre vilayetlerden gelen, illerden gelenlerle beraber 107 insan topların tüfeklerin altında, F16'ların, bombaların altında o Meclisteydi. Bu, ne düzenlenmiş ne öngörülmüştür ne önlenmemiştir ne de sonuçlarından faydalanılmıştır. Ben Değerli Erdoğdu Bey'le tamamen ters düşünüyorum.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Ama benim delillerim var.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Biz, bir felaketten döndük. Mesele sadece hükûmet değişikliği değildi. Yani 1960 darbesi bir hükûmet darbesiydi, 1971 öyleydi, 1980 öyleydi ama bu, Türkiye Cumhuriyeti'nin sona erdirilmesiydi. Cenabıhak yardım etti ve topyekûn millet bir birlik hâlinde "dur" dedi.

7 Ağustosta İstanbul'daki o 5 milyonluk miting, bütün partilerin katıldığı miting... Orada da gene Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı, AK PARTİ Genel Başkanı, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı, Cumhurbaşkanımız, Genelkurmay Başkanı konuştular. Dört partinin katıldığı bir tebliğ, bir bildiri, bir protokol, bir beyanname neşrettik. Ne zaman? 16 Temmuz Cumartesi günü Meclisin olağanüstü toplantısında. Dört partinin dördü de imza etti. Topyekûn demokrasiyi benimsemiş bir toplum var önümüzde. Bundan sonra darbe olmaz. Bazı arkadaşlarım "Gidiş kötüyedir, tekrar olabilir..." Hayır, biiznillah, bitmiştir o dönem, o eski oyunlar, dalavereler olmayacak.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Başkanım, o hâlde OHAL'i kaldıralım. Madem bitti, OHAL'e niye ihtiyaç var?

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Böyle dersek, elbette ki inançla söylersek hepimiz karşı olmuş oluruz fakat "acaba" dersek olmaz, dememeliyiz. Demokrasi hepimize lazım.

Bu bina hadisesine de dokunmak istiyorum. Eski -yıkılan- A-B Blok yıkılması gereken bir binaydı. Kat yüksekliği 2,75; havalandırma yok, tesisat yok; bir beton yığını. Ve nitekim, onun mimarı, çizeni, müellifi itiraz etti; gelindi bakıldı, hiçbir mahzur olmadığına dair rapor verildi. Artı, bu son saldırı dolayısıyla da teknik ekip geldi, bir mühendis ekibi geldi üniversitelerden "Bu bina yıkılmalıdır." dedi. Artı, kullanılması için oranın yıkılması gerekiyordu. 4 kattır, hepiniz biliyorsunuz ama 2,75 yüksekliktir tabliye dâhil. Bir katı kaldırarak, Ana Bina'yla olan yüksekliği aynı tutarak oraya inşallah güzel bir bina yapacağız. Böylece kat yükseklikleri 3,60'a gelecek, tesisatların tamamı tamam olacak.

BAŞKAN - Mevcut bu hizmet binasının hakikaten Meclise yakışmadığı noktasında bir ortak kanaat var Sayın Başkan, görünüş itibarıyla.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Neresi için diyorsunuz?

BAŞKAN - Mevcut hizmet binası.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Hayır, hayır, mevcudu demiyorum; A-B Blok olarak yapılmış yeri söylüyorum.

BAŞKAN - Onu biliyorum efendim, tamam.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Mevcut bina ne olacak Sayın Başkan? AVM olarak kiraya verelim o zaman.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Şimdi şurada Bütçe Komisyonundayız. Türkiye Cumhuriyeti'nin bütçesi konuşuluyor. Gruplar kendi aralarında bir toplantı yapacaklar, odaları var mı, danışmanlarının odası var mı? Rahat bir mekânda mıyız? Çok güzel odalar yapacağız. Orada fevkalade bizi temsil eden, tatmin eden birimler meydana getireceğiz.

Benim isteğim, niyetim, inşallah ben veya bir başka arkadaşım yapacaktır.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Adaysınız yani.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - A Blok vardı, onun köşesinde, eski dönem milletvekilleri için bir lokal, onun bu tarafında fevkalade güzel bir lokanta, bahçeli; dışarıdan gelenler Halkla İlişkilerden oraya geçecek, Meclisin içine girmemiş olacak. Mevcut lokantamızda alt kat duracak, üst kattaki fevkalade güzel bir kütüphane olacak.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Mevcut yeni bina ne olacak?

BAŞKAN - Taburu yıktılar efendim, taburdaki lokantayı kaldırdılar.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Nasıl?

BAŞKAN - Taburdaki lokantayı kaldırdı Genel Sekreterlik. Nasıl olacak?

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - İşte diyorum ya, bahçesi olan, arka tarafta, B Blok'un arkasında bir lokanta olacak.

Şimdi, bunları yapmak... Türkiye'nin vitrinidir Meclis -dışarıda görüyoruz, meclisleri görüyoruz- bizi temsil ediyor. 1600'lerde, 1700'lerde yapılmış Versay'ları görüyoruz; diğerlerini, Buckingham'ları görüyoruz. Daha yeni St. Petersburg'daki çarın ikamet ettiği yeri gördük.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Başkanım, şimdi basın mensupları diyecek ki: "Milletvekilleri lüks içinde." Biz buna karşıyız arkadaş. Hani, bizi karıştırmadan yazın.

BAŞKAN - Sayın Erdoğdu, lütfen, bilahare bir basın açıklamasıyla buna karşı olduğunuzu duyurursunuz.

Sayın Meclis Başkanım, buyurun.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Efendim, ben şunu ifade ediyorum, herhangi bir milletvekili arkadaşımın vekâletiyle konuşmuyorum. İstanbul Barosuna kayıtlıyım ama kimseden vekâletname almış değilim. Ben kendi görüşlerimi arz ediyorum. Dolayısıyla, Sayın Aykut Bey, hiç endişeye mahal yok.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Mevcut binayı ne yapacaksınız Sayın Başkan?

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Kuvvetler ayrılığı demokrasinin gereği. Yeni sistemde bu kuvvetler ayrılığı olacak ve çok faydasını göreceğiz.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Nasıl olacak? Pratik yok ortada Sayın Başkan.

BAŞKAN - Biz anlatırız size onu ayrıca.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bu 7 Ağustostaki beraberliğimizi de hep sürdürmeliyiz. O akşam... Değerli Hanımefendi, siz "Bahsedilmedi." dediniz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkanım, ben oradaydım, bir resmim var mı Allah aşkına?

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Burada gördüğünüz sayfalar Cumhuriyet Halk Partisinin ve Milliyetçi Hareket Partisinin oradaki insanlarının sayfalarıdır.

BAŞKAN - Arkadaşım, benim de resmim yok orada, niye şey yapıyorsun?

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Var Hanımefendi. Bir diğeri de var, güzel bir şey var o akşam için, onu da tekrar söyleyeyim, Özgür Bey'in kulağı çınlasın.

Özgür Bey gömlekle geldi. Bizim İdare Amirimiz Ahmet Bey dedi ki: "Özgür Bey, biraz sonra çekim yapılacaktır, televizyonlar gelecektir. Ceketsiz olmaz, ben sana ceketimi vereyim." Peki çünkü ben Divana 3 parti grup başkan vekilinden rica ettim, kabul ettiler. Topyekûn biz ay yıldız olarak, Türkiye olarak kurduk ve biz hep öyleyiz. Öyle olmayanlar var mı? Var olsa bile yok mesabesindedirler. Biz bir bütünüz, buna inanacağız.

Efendim, şunu söylüyorum: Siyasi partiler böyle parmaklar olabilir ama bu bilekte birliktedirler. 7 Ağustosta bunu gösterdik. Şimdi, bu, o gecedeki beyanlardır.

Beyefendi, resminiz bulundu Aykut Bey.

Ahmet Gündoğdu Bey ceketini verdi.

EBUBEKİR GİZLİGİDER (Nevşehir) - Basın bunu da çeksin.

BAŞKAN - Sayın Başkanım, şöyle bir şey var...

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Başkanım, şu resme bir bak ya, bana "Resmin var." dediği budur ya.

BAŞKAN - Ya, arkadaşlar, benim resmim yok yani bizim orada resmimiz olmayınca ne oluyor yani?

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Efendim, bir diğer husus şu...

BAŞKAN - Sayın Başkan, aslında bu albüm bizi çok kıskandırdı yani biz yollarda kaldık, buralara gelemeyince bizim fotoğraflarımızın orada olmaması sanki sadece Aykut Bey orada o gece kahramanmış gibi bir görüntü verdi; bu rahatsız etti bizi yani.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Yüzde 100 haklısınız. O noktada da yine yazılarımız var. Vilayetlerinizde, illerinizde her biriniz meydanlardaydınız.

BAŞKAN - Yok efendim, ben Polatlı'daydım, Ankara'ya gelmeye çalışıyordum.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bilemem.

BAŞKAN - Isparta'dan Polatlı yolundaydım gece.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Ama milletvekili arkadaşlarımın hepsiyle -ben onlara şimdi konuşmamda "silah arkadaşım" diyorum- hep beraberdik, topyekûn bir yumruktuk; yine öyleyiz. Dışarıdan bekliyorlar, yok "insan hakları" bilmem ne filan geliyorlar ve bana, ziyarete gelenler şöyle bir laf söylüyorlar: "Bir darbe atlattınız, çok üzgünüz." Bu "çok üzgünüz"ü söylemiyorlar. "Bir darbe atlattınız, çok üzgünüz. Otuz beş-kırk senelik emeğimizi boşa çıkardınız." Evet, boşa çıktı. FETÖ ya da bir başkası asla bu Türkiye'mizde bir başka darbe yapamayacaktır, yapmayacaktır.

BAŞKAN - Sayın Meclis Başkanım, son beş dakikanız efendim.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Eyvah. Bu ceketi bitirmem lazım.

Ahmet Gündoğdu Bey "Bu ceketi sana vereyim, olur sana." dedi. Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Özgür Özel Bey giyerken "Kadere bak, millî görüş gömleğini giymek de varmış." dedi. Yok farkımız.

BAŞKAN - Ben yetişebilseydim benim ceketi verirdim. Ne olacak, demokrat ceketi giyerdi.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bizim hedefimiz Türkiye'mizin gelişmesi, esenliği ve güçlenmesidir.

MUSA ÇAM (İzmir) - Sayın Başkanım, size bir de Che Guevara'nın ceketini giydirsek.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bu arkadaşlarımdan bazıları, bana "Neden Meclis Başkanı olarak hapisteki tutuklu kişilerle ilgilenmedin." diyorlar. Ben kuvvetler ayrılığına inanan bir insanım. Ben teşrinin başındayım. Milletvekili bu kişiler. Eğer orada bir iddia ileri sürülmüş, savcı ona bağlı olarak mahkemeye gitmiş, mahkeme tevkif etmiş, itiraz edilen mahkeme kabul etmişse ben adliyeye karışmam.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Yasama çalışmalarına müdahil olmalarını söylüyoruz Başkan.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - "Daha önceki başkanlar öyle yapmadı." Ben öyle yapmam. Onlar yaptılar, kendilerini ilgilendirir.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Bu, cevap sayılmaz.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Dolayısıyla, ben teşrinin yani yasamanın başındayım, kalkıp da yargıya müdahale etmem, edilmesini de istemem, etmeyeceğim de.

GARO PAYLAN (İstanbul) - "Yasama faaliyetlerine katılsınlar." diyoruz Sayın Başkan.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Yürütmeye müdahale etmenizi istiyoruz. "O insanların Meclis çalışmalarına katılmalarının önünü kapatıyorlar, açınız." diyoruz. Bu mahkemelerle ilgili değil.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Yasama faaliyetlerine katılmak istiyorlar.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - O noktada, Ceza İnfaz Kanunu'muz var, o mâni oluyor, onun için olmuyor.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - E, hani olmuyordu?

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Kim demiş?

GARO PAYLAN (İstanbul) - Siz diyorsunuz.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Hayır, nerede?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Mahkeme böyle tutukluyor ama hukuk "Mâni değildir." diyor.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Yok, öyle değil. Yanlış bir şey gelmiş size, yanlış bir bilgi gelmiş beyefendi.

BAŞKAN - Sayın Başkan, buyurun lütfen siz.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Yanlış bir hâkim gelmiş olabilir belki, doğru.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bazı sualler var; müsaade buyurursanız ben onları yazılı olarak cevaplandırayım çünkü Sayın Başkan benim müddetimin bittiğini ifade buyuruyorlar.

Çoğu mevzuya zaten temas etmiş olduk. Türkiye hepimizindir, geleceğimiz parlaktır. Çetin Altan'ın o sözünü her zaman söylüyorum: Enseyi karartmaya gerek yok. Çok öteye gideceğiz inşallah. Türkiye güçleniyor, daha da güçleneceğiz inşallah.

Efendim, değerli arkadaşlarım...

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Düzeltin Başkanım, iyiye gideceğiz.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Efendim?

BAŞKAN - İyiye gidecek efendim, iyiye gidecek.

GARO PAYLAN (İstanbul) - "Kötüye gidiyoruz." dediniz.

BİHLUN TAMAYLIGİL (İstanbul) - "Kötüye gidecek." dediniz.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Daha iyiye gideceğiz, hep ileri gideceğiz, hep ileri. "Perdenin ardı perde, perdenin ardı perde/Her siper aşıldıkça hedef daha ileride." Bu da Necip Fazıl'dan.

Evet, diğer sualler var, ben onlara müsaade ederseniz yazılı cevap vereyim.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Çok sual var.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Sayın Fahri Kasırga Bey'e, Sayın Seyit Ahmet Baş Bey'e ve Sayın Şeref Malkoç Bey'e teşekkür ediyorum. Hepinize teşekkür ediyorum. Nice hizmetler diliyorum. Allah utandırmasın, hayırlı günler nasip olsun, milletimize, devletimize zeval vermesin.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Allah razı olsun verdiğin cevaplardan.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Sayın Başkan, çoğu sorumuza cevap vermedi.

BAŞKAN - Sayın Meclis Başkanım, açıkta kalan sorular var, onların cevaplarını da yazılı olarak önümüzdeki şeyde...

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bana müddet verirseniz cevaplandırırım.

BAŞKAN - Efendim yani bir on beş gün içerisinde filan cevapları...

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Hayır, hayır, şimdi için bir şey verseniz suallere cevap verme bakımından...

BAŞKAN - Buyurun efendim, ne demek, Sayın Meclis Başkanım.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Dediniz ya: "Beş dakika kaldı." diye.

BAŞKAN - Efendim yani öyle de siz "Ben şimdi cevaplayayım." derseniz, tabii ki, biz size bir şey diyemeyiz efendim ama...

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Efendim, kopya alıyorum "Yazılı daha iyi olur." diyorlar. Toplulukta kopya uygun bir şey değildir, onun için aleniye vurdum. Mamafih, genelde verdiğimiz...

Ha, şu taşıt alım meselesi, onu söylemem lazım. Biz Türkiye Büyük Millet Meclisinde herhangi bir taşıt almadık. "5 milyonluk taşıt, 3 milyonluk taşıt" böyle bir şey yok. Başbakanlığın verdiği makam aracı var, o araç tamirdeyken bir başka araç verdiler, tamir bitti, motoru indirilmişti, geldi. Şöyle bir şey de var: 19 tane hizmet aracı alınması planlanmıştı, biz bunun 9'unu çıkardık -900 bin lira ediyordu- 19'dan 10'a düşürdük, o da ömrünü tüketmiş pikaplara ve diğer araçlara aitti. Bazıları köpürtmek istiyor, bunu mevzu yapmak istiyor, gündemde olmak istiyor veya partide bir yere gelmek istiyor, o, onların eksikliğidir.

GARO PAYLAN (İstanbul) - "Külliye"ye ne diyorsunuz Sayın Başkan?

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Ha, "külliye" çok doğru bir kelimedir.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Niye efendim?

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bize ait bir kelimedir, kökü bizimdir, bizim kendi lisanımızdır, bizim "kampüs" diye bir lisanımız yok.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Milletin tamamını temsil etmiyor.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - "Külliye" Arapça yahu. "Yerleşke"ye ne oldu?

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bizim "yerleşke" diye bir uydurma kelimeye ihtiyacımız yok.

GARO PAYLAN (İstanbul) - "Külliye" ne demek?

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - "Külliye" demek bütün bir bina topluluğunun bir araya gelmesi demek.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Hayır efendim.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - "Külliye" kimsenin kulağını tırmalamamalıdır.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Hayır, efendim, Türk Dil Kurumuna bakın.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bizim içinde bulunduğumuz yer külliyedir, Cumhurbaşkanlığı da külliyedir.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Türk Dil Kurumu ne diyor efendim "külliye"ye? "Cami ve etrafındaki müştemilat." der.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Hayır Beyefendi, ibadethaneler, çevresi, kervansaray hepsine topyekûn "külliye" denir.

Personelle ilgili...

GARO PAYLAN (İstanbul) - Yanlış biliyorsunuz efendim.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Yok, benim bildiğim sahadır bunlar, ben yanlış bilmem, siz yanlış biliyorsunuz.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Türk Dil Kurumu yanlış biliyor o zaman.

BAŞKAN - Türk Dil Kurumunun bütçesinde bunu gözden geçireceğiz.

GARO PAYLAN (İstanbul) - O zaman değiştirin, Sayın Başkan yazsın anlamını.

BAŞKAN - Evet, buyurun Sayın Başkanım.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Efendim, bu tadilat mevzusu, ben, zannediyorum ki tadilatla kulisleri gayet iyi bir hâle getirdik.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Başkan, çok kötü kulis ya.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Muhalefet kulisinde eskiden suni ışık vardı, tabii yoktu, fuzuli bir engel vardı çünkü Millî Birlik Komitesi var iken, Senato salonuna giderken oradaki duvarı örmüşlerdi, kaldırdık, aydınlattırdık, büyüttük, genişlettik. Eksik görülebilir ama varın takdiri gerektiğine inanıyorum.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Bu tasarımları kim yaptı Başkan? Bu düzenlemeleri kim yaptı?

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bu tasarımları, size şunu söyleyeyim, tamamen teknik elemanlar, profesörler...

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Mimar var mı aralarında?

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Mimar da var, güzel sanatlardan da var ve Bilim Kurulumuz tasdik ediyor bütün projeleri.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Taşeron işçiliğe ne diyorsunuz?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Peki, vekillerin görüşünü hiç almayı düşünmediniz mi Başkan?

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bu, Başkanlık Divanında konuşulan konulardır; dolayısıyla vekillerin, bütün partilerin görüşü alınmış demektir.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Başkanlık Divanının bir görüşü olduğunu biz bilmiyoruz.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Başkanlık Divanında her parti gücüne göre var ya.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Bizim temsilcilerimiz öyle bir şey aktarmadılar bize.

AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) - Sorun sizin temsilcilerinizde o zaman.

BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen... Sayın Meclis Başkanımız gereken cevapları veriyor.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - O ödeme mevzusu, 4/C mevzusu, bu taşeron meselesi umumi meseledir, hepimizin meselesidir. Tabii, şöyle bir güzel cümle var: "Meclis ki önder olmayacak ne olacak." diye. Evet, bu noktadaki çalışma sürüyor.

BAŞKAN - Efendim, bir de, yardımcı hizmetler sınıfında çalışıp üniversiteyi bitiren kardeşlerimiz var, bunların teknik hizmetler sınıfına alınması... Biz bununla ilgili, Meclis teşkilat kanununu yaparken Başkanlık Divanına yetki verdik. O zaman ben kanunla yapıyordum. İlgili arkadaşlar, genel sekreter geldi, "Yahu, kanunla yapmayalım da Meclis Başkanlık Divanında yapalım, biz bu işi hemen halledelim." dediler, o günden beri hâlâ halledeceğiz, böyle bir şey var efendim.

Bir de, kavas arkadaşlarımızla ilgili bir sorunumuz daha var. Biz de hani bilgilerinize arz ediyoruz Sayın Başkanım.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Estağfurullah. Sayın Başkan, teşkilat kanununu A'dan Z'ye siz yaptınız.

BAŞKAN - Evet, efendim, ben yaptım, doğru.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Tatbikatını da gördünüz.

BAŞKAN - Gördüm efendim.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bizim öncelikli kanunlarımızdan birisi bu olmalıdır. Dolayısıyla yine yan yana gelerek ve partilerden de temsilcilerle doğru dürüst bir teşkilat yasası yapmak ihtiyacındayız, o ihtiyacı inşallah gidereceğiz.

BAŞKAN - Doğrudur efendim. O dönemdeki sıkıntımızı Sayın Kumbuzoğlu gayet iyi biliyor. Biz teşkilat kanununu yaparken aslında bu bir yerde Genel Sekreterliğin bir teşkilat kanunudur ama Genel Sekreterlik hiç gelip masanın bir tarafına oturmamıştı biz bu işi yaparken.

BEDİA ÖZGÖKÇE ERTAN (Van) - Sayın Başkan, kavasların kıyafetlerini kim tasarladı hakikaten? Çok mutsuzlar. Kavasların şu anki kıyafetleri kötü gerçekten kim tasarladıysa...

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Vallahi, yani, o hususta yine gelişme neyse ona göre hareket ederiz. Yalnız, kıyafet meselesinde de zannediyorum bir rahatlama olmuş oldu. Biz kurşun asker değiliz, kalıpta değiliz. Avrupa Birliğinde, Avrupa Parlamentosunda, diğer parlamentolarda kişiler rahatlıkla giyerler ve otururlar kendi kıyafetleriyle.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Kavaslar mutsuz.

BAŞKAN - Yani kavasların görünür olmaları önemli efendim evet ama uygun hâle gelmeli.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Ona göre onlarınki, elbisesi uygun değilse, uygun bir şekle getiririz ama mukallit olmayız, biz biziz.

Bu iade edilen önergeler hakkında zannediyorum zatıalinize ben hep bilgileri verdim. Bir daha eğer görürseniz "Sözlü soruya ne oldu, yazılıya ne oldu, ne kadar geri geldi?" Şunu da söyleyeyim: Arkadaşlar, "temiz bir dil" dediğimiz hadise aynı zamanda millî birlik ve bütünlüğümüze aittir. Bendeniz, Meclis Başkanı olarak benim orduma, benim polisime "faşist istila güçleri" der de bir beyanda bulunursa ben onu aşağı indirmem, onu belge hâline getirmem. Türkiye'mde "kürdistan" diye bölgecilik yapılırsa, bölmek istenirse böldürtmem, bu benim yetkim.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Erdoğan Mecliste dedi efendim. Sayın Erdoğan iki yıl önce Mecliste söyledi.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Kim söylesin? Ben bunu... Her neyse...

GARO PAYLAN (İstanbul) - Sayın Erdoğan söyledi efendim.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Ha, Sayın Cumhurbaşkanımızı karşılama hadisesini söyledi Garo Bey. Tekrar karşılayacağım, her zaman karşılayacağım, o benim Cumhurbaşkanımdır, o benim liderim, önderim, Türkiye'nin dünya çapındaki bir kişisidir.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Ama Mecliste grup toplantısı yapmaya... Efendim, grup toplantısı yapmaya geliyor kendisi.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Ne için geliyorsa, onu o bilir.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Bir partinin grup toplantısını yapmaya geliyor.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Efendim, o, kendisi bilir. Cumhurbaşkanı gelecek ve ben Meclis Başkanı olarak bizim mıntıkamızda bütün hepiniz adına ona "hoş geldin" demeyeceğim; bu olamaz, bu, benim idrakime, hukuk mantığıma sığmaz.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Bütün parti başkanlarını karşılayın efendim.

BAŞKAN - Efendim, çalışın, sizin de olur Sayın Paylan.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bütün partilerin başkanlarıyla hukukum gayet iyidir, onlar da büyük yük taşımaktadırlar. Hepsine hayırlı çalışmalar diliyorum.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Böyle bir haksızlık olmaz ya.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Eşit davranın Sayın Başkan, eşit davranın. O da parti başkanı, o da parti başkanı...

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Yok efendim, arasında fark var.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Ne fark var efendim?

BAŞKAN - Sayın Meclis Başkanım...

Sayın Paylan...

Bizim biliyorsunuz bu akşam görüşmelerimizin ikinci bölümü var, hiç olmazsa 20.30'da başlamayı planlıyorum.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bir şey daha söylüyorum: Sayın Başkanım, Sibel Hanımefendi'nin bir suali var, diyor ki: "Atatürk ve cumhuriyete ait neden yayın yapılmadı?" diye. Bana verilen notu okuyorum, ıttılanıza sunuyorum: "Millî Mücadele'de Mehmet Akif Ersoy ve İstiklal Marşı, İstiklal Mahkemeleri, 100. Yılında Fotoğraflarla Çanakkale, Türkiye Büyük Millet Meclisi İngilizce-Türkçe, Fotoğraflarla Tarihî Ulus Meydanı ve Büyük Millet Meclisi Binası, Cumhurbaşkanlığı Makamı Olarak Dolmabahçe Sarayı ve Atatürk, ayrıca Meclis Bülteni'nde Atatürk ve Kurtuluş Savaşı, Birinci Mecliste Matbuat ve İstihbarat Müdüriyeti Umumiyesi" gibi makaleler var. Burada öküz altında buzağı aramayalım.

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) - Sayın Ahmet Aydın'ın bana verdiği cevapta bunlar yazmıyor.

BAŞKAN - Sayın Başkanım, eğer fazla bir şey kalmadıysa...

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Peki.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Meclis Başkanlığına aday mısınız efendim tekrar?

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Ayın 12'sinde mi başlıyor bu müracaatlar?

GARO PAYLAN (İstanbul) - Evet. Aday mısınız?

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Sizin merakınızı 12'sinde gidereceğim.

GARO PAYLAN (İstanbul) - Vallahi, böyle bir bakışla aday olmayın.

TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Teşekkür ediyorum, tekrar sağ olun.