| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Yeni dönemde Komisyonun çalışma usul ve esasları hakkında görüşmeler |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 1 |
| Tarih | : | 23 .07.2018 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, Plan ve Bütçe Komisyonunun saygıdeğer üyeleri, değerli bürokratlar, sayın basın mensupları; hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.
Uzak Asya ülkelerinin birinde, insanlar birine beddua edecekleri zaman "Allah seni değişim dönemlerinde yaşatsın." derlermiş. Şimdi bir değişim dönemine girdik, bu değişim dönemi üzerinde tartışmalar yapıyoruz. Bildiğiniz gibi, 16 Nisanda Anayasa değişikliği yapıldı, referandum sonrasında artık Türkiye'de rejim değişmiştir. Artık parlamenter demokrasiden söz edemeyiz, hükûmet Parlamentonun içerisinden çıkmıyor ve Parlamentoya karşı da 400 milletvekilini bulamazsanız hiçbir sorumluluğu yok. Hükûmet tamamen Parlamentodan kopmuş bir durumdadır ancak çok partili siyasi hayata geçtiğimiz günden bugüne kadar Parlamento her zaman hükûmetin üzerinde etkin bir güç olmuştur, hiçbir hükûmet, Parlamentoyu yok sayarak, önemsiz görerek yoluna devam edememiştir.
Geldiğimiz bu aşamada Parlamentoda ve hükûmette yapısal önemli değişikliklerin olduğunu kabul etmek lazım. Aslında böyle bir noktada teamüllerin ve geleneklerin geleceğimizi de şekillendireceğini düşünüyorum. Özellikle, var olan hukuk düzeni içerisinde bile antidemokratik eğilimlerin gittikçe güçlenebileceği bir dönemi yaşıyoruz. Yani demokrasinin tamamen tasfiyeye uğrayabilme risklerini yaşadığımız böylesi bir dönemde yine demokrasiyi var kılacak olan Parlamentonun iradesi ve gücü olacaktır. Bu nedenle, iktidar veya muhalefet ayırt etmeksizin tüm milletvekili arkadaşlarımızın Parlamentonun yasama gücüne özellikle sahip çıkması lazım. Yasama, Parlamentonun en temel işlevidir, en temel görevidir ve yetkisidir. Eğer bu işlev başka birimler tarafından ihlal edilirse, zaafa uğratılırsa, Parlamentodaki yasama faaliyetleri ne olduğu anlaşılmaz şekillere, kılıklara sokulursa geleceğimizde oluşturduğumuz bu teamülün Türkiye'de demokrasiye zarar vereceğini düşünüyorum, hatta demokrasinin tamamen ortadan kalkacağı bir dönemi bu süreç içerisinde yaşamamızın mümkün olduğunu düşünüyorum. O hâlde, şunu her şeyden önce bilmemiz lazım: Demokrasinin evrensel kuralları vardır. Bu evrensel kuralların en temelinden biri şudur, en temel olanlarından biri şudur: Parlamento yasa yapma konusunda şeriksizdir yani ortaksızdır. Eğer bir Parlamento yasa yapma yetkisini bir başka birimle paylaşmaya başlamışsa orada artık demokrasi yok demektir, demokratik bir Parlamento da yok demektir. Bu nokta, bence önümüzdeki sürecin en önemli noktasıdır ve buna tüm milletvekillerimizin büyük bir hassasiyet göstermesi ve asla Parlamentonun yasa yapma yetkisini bir başka birimle paylaşma düşüncesinde olmamasını umut ediyorum. Aksi takdirde, bizim burada yasa yapıp yapmamamızın hiçbir önemi kalmayacaktır. Eğer Parlamento yasa yapma konusunda ortaklar ittihaz ederse yaptığı yasaların da hiçbir değeri kalmayacaktır çünkü başka birimlerden başka hukuki metinler ortaya çıkacaktır. Muhtemelen de kamu erkini kullanmada ortaya çıkan güç dengeleri nedeniyle Parlamento zayıf duruma düşecektir. Bu bakımdan "Neler yapılması gerekir?" sözünü ilk oturumda söylemiş olmak önemlidir. Daha önce usulle ilgili konuşan arkadaşlarımızın uyarıları gerçekten haklı uyarılardır. İlk günden, ilk oturumdan itibaren, başta Plan ve Bütçe Komisyonu olmak üzere, tüm komisyonların yasaların ilk uğradığı yer olması hasebiyle kurallarını belirlemesi lazım, geleneklerini oluşturması lazım; eski alışkanlıklara göre yolumuza devam ettiğimiz takdirde Parlamentoyu da ortadan kaldırmış oluruz, demokrasiyi de ortadan kaldırmış oluruz. Onun için değişim dönemlerinde yaşamak zordur. Geleceğe intibak etmek önemlidir ama geleceğe olan intibakı geçmişin alışkanlıklarıyla sürdürmemek lazım.
Biraz önce konuşan arkadaşların yapmış olduğu uyarılardan da yararlanmak suretiyle ilk planda aklıma gelen hususlar şunlardır: Bir kere, bürokratik metinlerin artık komisyonlara, Parlamentoya, Türkiye Büyük Millet Meclisine kanun teklifleri olarak getirilmemesini umut ediyorum. Eski alışkanlıklarla, Hükûmetten gelen, bir bakanlığın bürokratları tarafından hazırlanan metinleri olduğu gibi alıp altına imza atarak burada kanun teklifi hâline dönüştürmek yanlış bir şeydir. Neden yanlıştır? Çünkü artık Anayasa idarenin kanun tasarısı yapamayacağını belirlemiştir, artık Bakanlar Kurulundan Türkiye Büyük Millet Meclisine kanun tasarıları gelemeyecektir, kanunlar sadece ve sadece milletvekillerinin teklifleri şeklinde gelecektir ve görüşmeler öylece başlayacaktır. O hâlde, Anayasa'nın yeni düzenlemesine uygun olarak milletvekillerinin Anayasa'nın kendilerine çizmiş olduğu bu temel hakkı korumaları lazım. Bu temel hakkı korumak için de işte Hükûmetten veya Sayın Cumhurbaşkanından bir metin gönderildi diye altına imza atıp Meclise getirilmemelidir. Getirilirse bence yanlış olur, tam değişim dönemini yaşama bunalımındaki insanların hâlini sergilemiş oluruz.
Diğer taraftan, özellikle 2000'li yıllarda yaygınlaşan, daha önceki dönemlerde Meclis çalışmalarında pek görülmeyen bu torba yasa usulünden de vazgeçilmelidir. Mademki Parlamento yasa yapma konusunda şeriksizdir, tüm milletvekillerinin özgür iradesiyle tartışılmalıdır, olgunlaştırılmalıdır ve ondan sonra yürürlüğe girmelidir. O hâlde, komisyonlarda çalışmaları karmaşık hâle dönüştürecek, farklı komisyonlardan geçmesi gerektiği hâlde ilgili pek çok maddeyi ilgilendiren komisyondan geçmeyerek belli bir komisyonda görüşülecek böylesine "torba yasa" diye adlandırılan metinlerin Meclise getirilmesi, Meclisin yasama gücünü, aktivitesini zaafa uğratacak bir durumdur. Her konuda net, anlaşılır ve uzmanlarının tartıştığı komisyonlarda olgunlaştırılan metinler gelmelidir ve yasa süreci öylece tamamlanmalıdır.
Üçüncü temel bir nokta da -belki bu Parlamento dışı bir etkiyi ifade edecek ama- Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile yasalar arasındaki sınırı bu Meclisin çekmesi lazımdır. Hangi konuda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılabilir, hangi konu sadece ve sadece yasa yaparak Parlamento tarafından yapılır, bunun mutlak surette belirlenmesi, bir Parlamento geleneğine kavuşturulması ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin bunu ihlal etmesi hâlinde de iktidar-muhalefet fark etmez ama tüm Parlamento üyelerinin bu temel ilkeye de sadık kalması, bunu savunması gerekir diye düşünüyorum.
Dolayısıyla, söylemek istediğim şeylerin özeti şudur Sayın Başkan: İşini daha başındayız, eğer Parlamento işlevsiz kalmasın istiyorsak, Parlamento etkin ve güçlü olsun, yoluna güçlü olarak devam etsin istiyorsak mutlak surette bu yeni dönemle ilgili teamülleri, kuralları başta Plan ve Bütçe Komisyonu olmak üzere belirlemeliyiz ve buna bağlı kalmalıyız, bunun devam ettirilmesi için de çaba harcamalıyız diye düşünüyorum.
Saygılar sunuyorum.