| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Askerlik Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 1 |
| Tarih | : | 23 .07.2018 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkan, bu dönem Cumhuriyet Halk Partisi Muğla Milletvekili olarak aranızdayım.
Sevgili milletvekili arkadaşlarım, değerli basın mensupları; ben uzun yıllar Yatağan'da kamuya ait bir maden sektöründe çalışan bir maden işçisiyim. Evvelsi gün itibarıyla yani 19 Temmuz 2018 tarihinde sabah saat on sıralarında Yatağan'da termik santralde özelleştirme faciası diyebileceğimiz türde bir iş kazası meydana geldi. 25 işçi arkadaşımızın çalıştığı termik santralin kazanına kömür taşıyan ve yaklaşık 45 metre yüksekliğindeki 100 metre uzunluktaki kapalı galeri sistemi olduğu gibi çöktü ve içerideki 12 işçi arkadaşımız o demir yığınının arasında kaldı. Apar topar bölgeye gittik maalesef 2 arkadaşımızı kurtaramadık, 10 arkadaşımız yaralı. Tabii, devlet oradaydı, kurumlar oradaydı, büyük şehir belediyeler oradaydı, AKUT oradaydı ve 2 arkadaşımızın cansız bedenine ulaştık. Eğer çay saati olmamış olsaydı da muhtemelen 25 işçi arkadaşımızı bugün kaybedecektik.
Şimdi bunu niye söylüyorum? Sayın Başkan, konuşmanızı tamamlarken espriyle karışık saatle ilgili bir şey çıktığında "metal yorgunluğu" dediniz hani espriyle karışık. Evet, Yatağan Termik Santrali 1982 yılında kurulmuş, yaklaşık otuz altı yıldır çalışan bir termik santral. 2014 yılında maden ve enerji işçilerinin ve yöre halkının tüm itirazlarına rağmen ve dört yüz kırk yedi gün süren Yatağan direnişi sonucunda dönemin Başbakanı Sayın Erdoğan'la görüşmemize rağmen ikna edemediğimiz ve özelleştirilen bir termik santral, yaklaşık 5 bin kişi çalışıyor Yatağan Yeniköy, Kemerköy santral ve kömür ocaklarında.
Şimdi neden "özelleştirme faciası" dedim? Kamuda çalışırken termik santrali ve kömür ocaklarımız gerek iş sağlığı ve güvenliği bakımından gerekse kamu denetimi bakımından denetleniyordu. Yatağan'da oturan bir bakkal dahi en ufak bir yaprak kımıldasa termik santral üzerinde tasarrufta bulunuyordu çünkü alın teriyle oluştuğu için, halkın malı olduğu için kendini o santralle ilgili bir aidiyet bağı kuruduğundan denetleme ihtiyacı duyuyordu. Ama geldiğimiz noktada maalesef özelleştirmeler ülkemizde iş cinayetlerine dönüştü ve özelleştirmeler Azrail'in neoliberal politikalarla bize bir armağanı hâline dönüştü. Cumhuriyet ekonomisinin de ciğerine saplanan bir hançer hâline dönüştü ve biraz önce sayın vekilimin de dediği gibi satılacak hiçbir şey şu anda kalmadı ama özelleştirmeler sonucunda, taşeronlaştırmalar sonucunda, redevans uygulamalarının sonucunda iş yerleri işçiler için bir cinayet yeri hâline dönüşmeye başladı.
Buradan şuraya gelmek istiyorum: Öncelikle, kazada vefat eden arkadaşlarımızın yakınlarına baş sağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum. Bu yasa tasarısını da okuduğumuzda bir şirket kurulacak, USHAŞ isminde bir şirket kurulacak, insanların temel hakkı olan eğitim ve sağlık gibi konularda yeni pazarların açılacak olması muhtemel, bu da kamuoyunda ciddi bir kaygı yaratıyor. Hani, "Cambaza bak, cambaza bak." deriz ya cambaza bakarken asıl olayın detayında gerek o şirketin kurulması gerekse İstanbul kanal projesiyle ilgili özel sektörün rekabet gücünü artıracağız gerekçesiyle birtakım maddelerin konulması bizde de, maalesef kamuoyunda da bu konuda farklı bir algı oluşmaktadır. O da nedir? Şudur: Hani, karga, yavrusuna bir nasihat verirmiş: "Oğlum, insanoğlu ne zaman aşağıya eğilse sen onun taş alacağını düşün." dermiş. Hükûmet olarak, devlet olarak, iktidar olarak hangi siyasi partiden olursak olalım attığımız her adımı, çıkaracağımız her kanunu, her yasayı veya uygulamalarımızı yaparken millî iradeye sığınıyorsak eğer, toplumun belli bir kesimine değil, tamamına yönelik çıkarmalıyız ve toplumun, bütün herkesin güvenini kazanacak birtakım işler yapmalıyız diye düşünüyorum.
Ben bir maden işçisi olarak Yatağan'da yaşanan faciadan sonra şu dersi çıkardım: Muhtemelen soruşturma yapılacak ve oradaki yetkililer muhtemelen ceza alacak. Soma'da 301 kişi yer altında kaldı, Soma'daki karar duruşmasına gittiğimizde on beş yıl, on sekiz yıl, yirmi iki yıl toplam ceza verildi; toplasanız bir madenci ömrü kadar bile değil. Afşin Elbistan Çöllolar'da aynı benzer bir kaza oldu, oraya da gittik biz -ben o zaman sendika başkanıydım- aşırı üretim ve kâr baskısıyla bir an önce kömüre ulaşalım diyerek yapılan 30 derecelik eğimlerle hafriyat yapılması gerekirken 45 derece eğimle hafriyat yapılması sonucunda 50 milyon tonluk hafriyat 10 işçi arkadaşımıza mezar oldu.
Bunların ışığında şuraya geliyorum: Ben buraya gelirken Plan ve Bütçe Komisyonunda partim beni görevlendirdi. Tabii, bu kazanın akabinde Yatağan'a gittiğimde Yatağan Termik Santrali ile Kömür İşletmesinin arasında bir tel örgü var sadece. Oradaki işçiler -Türkiye çapında, Soma'dan tutun, Soma Termik Santrali, Kütahya, Afşin Elbistan, bütün termik santrallerde durum böyle- termik santrallerdeki işçi arkadaşlarımız yıpranmayla ilgili birtakım haklardan faydalanıyorlar ancak tel örgünün bu tarafında çalışan maden işçileri yıpranmadan faydalanamıyorlar. Dünyanın en ağır bir iş kolu, riskli; gerek atölyelerde olsun gerek açıklarda olsun, faylarının kayması, atölyelerde yapılan kaynaklar, boya işleri gibi nedenlerle kansere varabilecek şekilde hastalıkların olabildiği bir maden sektöründe de biz bu yıpranma izninin, yıpranma tazminatı dediğimiz tazminatın mutlaka sizler tarafından da değerlendirilmesini ve takdir edilmesini istiyoruz.
Bunun dışında, petrol iş yerlerinde de benzer bir talep var. Bu konuyla da ilgili talebimizi değerlendirmenizi ve bu konuda destek olmanızı diliyoruz.
Teşekkür ediyorum.