KOMİSYON KONUŞMASI

TUFAN KÖSE (Çorum) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Arkadaşlarımız gerçekten çok güzel açıkladılar, özellikle Turan Bey de, hocam da, diğer arkadaşlarımız da. Ben, onların söyledikleri, sayın sözcümüzün de söylediklerine bire bir katılıyorum. Yani hukuk devleti artık lüks, hakikaten kanun devleti bile lüks.

Şimdi, İttihat ve Terakki'yi hepimiz eleştiriyoruz, sizler daha çok eleştiriyorsunuz ama o dönemin en çok eleştiri alan bir noktası "Yok kanun, yap kanun." diye bir şey ki o dönem bundan yaklaşık yüz küsur yıl önceki bir dönem. "Yok kanun, yap kanun." hiçbir hukuk tekniğine uymuyor. Herhâlde hocam daha güzel izah etti o konuları.

Şimdi değerli arkadaşlarım, ben birkaç şey söyleyeceğim. Sayın Zeynel Emre dedi ki: "Üç yıl." Şimdi olağanüstü hâl de çıkarken üç aydan daha az sürecek diye çıkmıştı, iki yıl sürdü. Buna üç yıl diyoruz, üç yıl sonra bakalım önümüze ne gelecek eğer bu iktidar böyle devam edecek olursa. Ben bunun altında başka bir şey arıyorum yani dokunulmaz alanlar yaratılıyor. Cumhurbaşkanına zaten dokunulamıyor, MİT'e zaten dokunulamıyor; birçok yere dokunulamıyor. Cumhurbaşkanına bağlı olan bir kısım insanlara, kurumlara da dokunulamıyor; işte burada bunun bir düzenlemesi daha getirilmiş; Cumhurbaşkanının, bakanın ya da Cumhurbaşkanı yardımcısının vereceği izne tabi göreviyle ilgili suçlarda diyor yani art niyetli davranabilirler, liyakatleri yetmediği için yanlış iş yapmış olabilirler. Hiçbirisine adli ve idari soruşturma ve kovuşturma yapılması yargının elinde değil. Diyelim ki yargının elinde olsa ne olacak? Şimdi yargıçlar da kendilerine FETÖ'cü yahut terör örgütüyse iltisaklı diye... İltisaklı ne demek, tabii, bilen yok daha, iki senedir bir iltisak kelimesi çıktı. "Bana iltisaklı demesinler." diye karar veremiyor adamlar. Yani eskiden savcılar mesela tutuksuz gelenleri tutuklamaya sevk etmeksizin dava açabilirlerdi, şimdi böyle bir şey mümkün değil, kendi aralarında da aynı şeyi söylüyorlar: "Ben sevk edeyim, hâkim baksın." Hâkim diyor ki: "Ben de tutuklayayım, asıl mahkeme baksın." Asıl mahkeme diyor ki: "Ya, bir hüküm verelim bakalım." Yıllarca o FETÖ yargılamaları döneminde de -Turan Bey çok iyi biliyor, İstanbul'da zaman zaman da görüşürdük- FETÖ'cü hâkimler o sanıklara ağır hakaretler ederek tutuklu tuttular ve bunları televizyon programlarında savunan bir kısım insanlar da buraya Adalet ve Kalkınma Partisinin milletvekili olarak geldiler, daha sonra FETÖ düşmanı oldular, antiFETÖ'cü oldular, antidarbeci oldular. Acayip acayip şeyler yani insanın aklı fikri ermiyor burada gördük... Burada ve dışarıda nerede görürseniz görün böyle bir yapı hâkim oldu ülkemize ya, çok yazık. Yani ülkemizin insanlarının çalışma azmini ellerinden aldık, bu yargıçlarımızın filan da bu bağımsız karar verme, adaletli davranma, vicdanlarına göre karar verme duyarlılıklarını ellerinden aldık; işin kötüsü o yani insanın dokusunu bozuyoruz. Bu yasa da insanın dokusunu bozacak. Yani üç aydı iki yıl oldu, iki yıldı şimdi üç yıl diyoruz, üç yıl sonra ne olacak? İnanın kimse bilmiyor. Yani böyle bir düzenlemenin hiçbir kanun teklifinde yeri yok. Yani en çok şöyle diyebiliriz, bir söz var: Zulmünüz artsın ki tez zeval bulasınız diye. Bu zulmün artık zirvesidir, böyle diyorum. Bu tekliften çıkartılması lazım.

Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.