KOMİSYON KONUŞMASI

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) - Sayın Başkan, birkaç sorum var, not alırsanız memnun olurum.

Öncelikle, gerçek bir hukuk devleti olsaydık, sanırım yüzde 210 artış iyi karşılanmazdı.

Birinci sorum şu: Biz, yasama dönemine başladıktan sonraki ilk işimiz olarak cezaevindeki, düşünce özgürlüğünden mağdur tutuklu ve mahkûmları ziyaret etme isteğiyle Adalet Bakanlığına dilekçe vermiştik -milletvekili olarak bu benim hakkımdır- Ahmet Altan, Osman Kavala, Alparslan Kuytul ve Halkların Demokratik Partisi eski milletvekillerini cezaevinde ziyaret isteğimi belirtmiştim. Ancak çok ilginç bir şekilde temmuz, ağustos, eylülde 4 kez ayrı ayrı dilekçe vermemize rağmen Adalet Bakanlığına, bize cevap dahi verilmedi. Şimdi, ilginçtir, ombudsmanlık gibi bir kuruluşun kurulduğunu burada övgüyle anlatıyoruz ancak halkın, milletin vekili olarak 4 ayrı kez dilekçe vermemize rağmen Adalet Bakanlığının bize cevap dahi vermediği bir Türkiye'de yaşadığımızı söylüyoruz. 18 Eylül itibarıyla bu cevapsızlıklardan sonra ombudsmanlık kurumuna başvuru yaptık, on beş gün oldu, sizden de henüz bir cevap yok. Biz bekliyoruz ve hakkımızı da talep ediyoruz. Bu, neden oluyor? 2010 yılında Anayasa referandumuyla kabul edilen bir ombudsmanlık kurumu var. Maalesef ki 2011, 2012, 2013'te göremiyoruz, 2017 raporu bile şu anda tartışılıyor maalesef. Ben bunu bir ağırlık olarak görüyorum ve zaten fiiliyatta da şu başvurumuza cevap verilmemesi de bunu gösteriyor. Bunun cevabını istiyorum, bir.

İkincisi: Kanun hükmünde kararnameyle mağdur edilen yüz binlerce kişi var ve bu kişilerin başvuruları bize yoğun bir şekilde ulaşıyor. Bu konu bir tarafa ama kanun hükmünde kararnameyle ihraç olduktan sonra takipsizlik ve beraat alan kişiler var. Hani diyeceksiniz ki: "Kanun hükmünde kararnameyi Anayasa Mahkemesi değerlendirmiyor." O belki tartışmalı bir konu, ben değerlendirilmesi ve iptal edilmesi gerektiğini düşünüyorum ancak kanun hükmünde kararnameyle ihraç edilip ardından mahkemelerce takipsizlik ve beraat alan ve hakkında soruşturma bile açılmayan 17 bin kişi var, bu 17 bin kişi merakla şunu soruyor: "Devletin mahkemeleri bizi akladıktan sonra hangi kurum bizi, hangi gerekçeyle geri almıyor?" Bu çok önemli bir soru işareti, binlerce mağdur var. O zaman "Türkiye Cumhuriyeti devletinin mahkemeleri ne iş yapıyor?" diye çok önemli bir soru çıkıyor ortaya.

Üçüncü sorum: Cezaevlerinden yoğun ihlal başvuruları geliyor. Bu başvurular size ne derecede geliyor? Çünkü biz kapasitenin çok üstünde cezaevleriyle karşı karşıyayız. Ben yılların insan hakları savunucusu olarak şunu biliyorum ki bir ülkedeki insan haklarının en önemli göstergesi cezaevlerindeki durumdur. Şu anda 211 bin kapasiteye rağmen cezaevlerinde 253 bin tutuklu ve mahkûm vardır, insanlar üst üste yatmaktadır, son derece ağır insan hakları ihlalleri yaşanmaktadır. Bunları bazen sorguladığımız zaman cezaevi müdürleri telefonlarımıza çıkmamaktadır. Bu denli kendine bir güvenle bunu yapabilmektedirler. Çok önemli bir soru işaretidir. Bunlar ne derece denetlenmektedir? Son günlerde de -dün de Genel Kurulda konuşuldu- Düzce Cezaevinde mesela, işkence iddiaları vardır, Elâzığ Cezaevi hakkında...

OYA ERONAT (Diyarbakır) - Cevabı verildi onun ya.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) - Ben soruma devam ediyorum.

Elâzığ Cezaevi hakkında da biz yine bugün Adalet Bakanlığına bir soru önergesi verdik ve maalesef, öncekilerde olduğu gibi, birçok soru önergemize de hâlen cevap alamadığımızı da biliyoruz, görüyoruz.

Yine, kanun hükmünde kararnameyle ihraç edilenlerin müracaatları noktasında ombudsmanlık kurumunun durumu nedir, pozisyonu nedir; bunu da merak ediyoruz. Bu konularda dilekçeler ne derece kabul ediliyor?