KOMİSYON KONUŞMASI

ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben de birkaç küçük önerimi paylaşmak istiyorum sizinle.

Şimdi, bu Ankara Çayı meselesini ben 90'lı yıllardan hatırlıyorum. Etimesgut'ta yapılan bir seçim çalışması sırasında çok önemli vaatlerden bir tanesiydi. 2015, yirmi-yirmi beş yıl sonra işte yeni çevresi, kanal bağlantıları yapılmış, çevre düzeni yapılıyor galiba. Bu da bazı önemli konularda ne kadar ağır işlediğimizin görüntülerinden birisi ama nihai bir noktaya gelinmiş olması sevindirici.

Demin arkadaşlarımızdan birisi söyledi, bu Hayvanat Bahçesi Büyükşehir Belediyesinin kirasında ama benim gördüğüm, Hayvanat Bahçesinin devamında, arkadaşların da haklı olarak eleştirdikleri gibi bir ticari ünite oluşturuluyor, bir oyun parkı oluşturuluyor ve tamamen orası birtakım müstecire, birtakım kiracılara verilecek, ticari, içinde belki şans oyunlarının bile olduğu bir alan olacak ki bunun çok amaca uygun olmadığını, Hayvanat Bahçesinin büyütülmesinin doğru olduğunu ama böyle bir oyun alanının oraya sokuşturulmasının yeniden irdelenmesi gerektiğini burada işaret etmek istiyorum.

Ben birkaç yıldır gitmedim ama gittiğim zamandan hatırlıyorum, şimdi 1925'ten bugüne gelen bir alan, doksan yıllık bir alan burası. İşte çeşitli dönemli bu tartışmalar hep yapılagelmiş. Buraya "çekirdek alan" diyorsunuz değil mi? Yani, merkezdeki o fabrikaların olduğu, Atatürk Evi'nin altına doğru olan alan demir yoluyla, o, tarihî çekirdek alan. Hatırladığım kadarıyla çok salaş bir görüntü var. Yani, bunca yıldır kamunun yönettiği bir alandaki nezahet, bir yüksek düzey, kültür kalitesi çok fazla gözükmüyor. Belki birkaç yıldır iyileştirilmiş olabilir, haksızlık etmeyeyim ama o aşağılarda, işte kokoreççiler, kebapçılar, inanılmaz bir izdiham. Ben insanların çoluğunu çocuğunu alarak oraya çok keyifli biçimde, belli bir orta gelir veya kültür grubunun üstündeki insanların çok fazla itibar edebileceği bir mekân olmadığı gibi bir izlenim taşıyorum. İnşallah değişmiştir, değişmemişse değiştirilmesi bence öncelik taşıyor çünkü bunca yıllık kurumsal, devletin elinde, özel işletme değil, böyle bir alan birtakım kiracılara verilmiş ve o kiracılar yine Sayıştay raporlarında haklı olarak eleştiriliyor, gereksiz kapalı alanlar üretmişler ve gereksiz biçimde taşmışlar. Bu kiracıları kontrol etmeniz, bu kamusal alanının nezahetiyle bağdaşmayan kiracıları bir an önce oradan tahliye etmeniz ve kiracıların bu tür taşkınlarıyla mutlaka uğraşmanız gerekiyor. Yani, ben, ailemle, çocuklarımla, yakınlarımla, alıp Ankara'ya gelen misafirlerimi götürebileceğim bir mekân olarak orayı hatırlamıyorum. Hemen demir yolunun üstündeki alanı kastediyorum. Oraların bir an önce iyileştirilmesi lazım.

Kiracılar... İnceledim raporlarınızı, büyük ölçüde kira gelirleriyle bu bilançodaki kârı yakalıyorsunuz gördüğüm kadarıyla. Evet, kira yabana atılmaz bir gelir orada ama kiracıların mutlaka ıslah edilmesi, nasıl bir mekân üzerinde kiracı olduklarının kendilerine hatırlatılması, kamunun bu tür başıboşluklardan mutlaka onları uzaklaştırması gerekiyor. Kullanım kötü. Yani, kullanımda, Ankara'nın herhangi bir panayır yerinin artığı gibi bir görüntü var, bunun bir an önce giderilmesi gerekiyor.

Bir konu daha var. Ha, tabii, burada bütün bitkilerin bulunacağı bir alandan söz ediyorsunuz. Çok doğru bir fikir. Benim hatırladığım, İstanbul'da biri arboretum var, Yalova'da var, birkaç tanesini gezdim ben onların, Ankara'da yok. Tabii, İstanbul'un, Yalova'nın iklimi çok daha fazla bitkinin yetiştirilmesine uygun ama burada da Orta Anadolu'nun bütün bitki tarzlarını özel destekle yetiştirebileceğimiz bir bitki müzesi, Orta Anadolu bitki müzesi yapabiliriz. Hâlâ yapılmamış olması bir eksiklik ve bence Çiftliğin Ankara halkına, Türkiye'ye, Cumhuriyetin 100'üncü yılına giderken... Öyle bir hedef koymalısınız kendinize. Yani, bu, bize Atatürk'ün emanetiyse arkadaşlar, bugün konuşmuş olalım, hedef koyalım, Cumhuriyetin yüzüncü yılına burası Atatürk'ün hayal ettiği bir hâle kavuşmuş olsun. Ben, genç arkadaşımın dediğine çok katılıyorum. Burası 300 binlik bir şehre göre, 500 binlik bir şehre göre planlandığı zaman Ankara'nın... O zaman Orta Doğu uzak geliyordu ben Ankara'ya ilk geldiğim zaman insanlara; şimdi, benim evim Orta Doğu'dan 15 kilometre daha ileride. O zaman Ankara'nın yakın çevresinde bir tarımsal AR-GE istasyonu ve bir devlet üretme çiftliği gibi düşünülmüş olabilir ama bugün o değil. Bugün, bence, 5 milyona varan nüfusu olan Ankara'nın bu doğu-batı aksında bir temiz havaya, temiz havayı Ankara'ya taşıyacak bir park ve rekreasyon alanına ihtiyacı var. O yüzden, burada yazdığınız yani yüzde 75'ini ağaçlandırma hedefi çok doğru bir hedeftir ama geçmiş yılların ihmalini artık bundan sonra daha hızlı çalışarak telafi etmek ihtiyacıyla karşı karşıyayız.

Son bir nokta, ürünleriniz. Gerçekten ben de büyük marketlere gittiğim zaman Çiftlik varsa Çiftliği birinci önceliğe alıyorum. Teşekkür ederim yani bu kaliteyi hâlâ koruduğunuz için. Yalnız, sizin bir de dışarıda Çiftlik mağazalarınız var bildiğim kadarıyla, kendi satış mağazalarınız var, değil mi? O, kendi satış mağazalarınız kaç tane Türkiye'de bilmiyorum ya da Ankara'da. Kendi satış mağazalarınız kendi memurlarınız eliyle mi yönetiliyor?

AOÇ MÜDÜRÜ İLYAS KIRAN - Bizim Ankara'da 2 tane satış mağazamız bize bağlı Sayın Bakanım, ötekiler bayiler.

ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) - Öyle mi? Yani, ben bu satış mağazalarını bir an önce tasfiye edin derim size çünkü memur eliyle satış olmuyor. Hasan Feymi Bey çok iyi bilecek, bizim Kültür ve Turizm Bakanlığında müze mağazalarımız vardı, müze mağazalarımız bizim üremize yüktü. Memurun yerinden kalkıp "Buyurun." demesinin bile müşteriye bir ağırlığı var, o, ticaretle bağdaşmıyor. Hasan Feymi Bey çok iyi biliyor, biz oturduk, uluslararası nasıl işletiliyor bu işler diye baktık, bir özelleştirme çalışması yaptık, müze mağazalarımızı özelleştirdik ve bir üniversitenin kültür kuruluşu aldı. 20-30 milyon ile bizim devraldığımız mağazaları 300 milyonla ben devrettim, birkaç yıl sonra devrettim. Yani, hem gelir elde ettik hem de ürün kalitemiz çok yükseldi. Yani, ticareti özel sektör yapıyor. Siz orada sadece patent hakkını, ürünün kalitesini, onları korumalısınız bence. Yani bu mağazalar meselesini de yeni baştan ele almanızda fayda var.

Yani devlette devamlılık var, biz, tabii, burada geçmişin bütün hesabını size soruyoruz ama siz bir aylık genel müdürsünüz, arkadaşlar üç beş yıldır orada ama devlette böyle, bütün geçmişin hesabı şu anda kim oturuyorsa o makamda, ona soruluyor. Size de düşen bence hani Atatürk'ün yine Onuncu Yıl Nutku'nda söylediği gibi "Geçmiş zaman mefhumunu geçmiş zamanların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünmeliyiz." diyor ya, sizin, bu içinde bulunduğumuz çağın sürat ve teknolojik gelişme kavramlarına göre yeni bir ivme yakalayıp götürmeniz lazım. Ve bence, bu görevde kaldığınız müddetçe, Cumhuriyetin 100'üncü yılına burayı Atatürk'ün hayal ettiği hâle getireceğiz. Geçmişteki bütün yanlışları bir tarafa bırakacağız ama bu vasiyeti yerine getireceğiz ki hem Türkiye Cumhuriyeti'nin başkentine yakışır bir ortam ortaya çıksın hem de Mustafa Kemal Atatürk'ün ruhuna sadece nutuk söyleyerek değil, iş yaparak hakikaten hizmet etmiş olalım.

Teşekkür ederim.