| Komisyon Adı | : | SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU |
| Konu | : | Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi(2/1186) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 07 .11.2018 |
NESLİHAN HANCIOĞLU (Samsun) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'ni görüşmek üzere Komisyon çalışmaya davet edilince benim aklıma gelen, Türkiye'nin gündemini oluşturan, sağlıkçılara uygulanan şiddetle ilgili caydırıcı, ceza artırıcı maddeler önümüze gelecek, bunları tartışacağız diye düşünmüştüm ama sadece 24'üncü maddede "Bu suçların soruşturmasında kolluk tarafından müşteki, mağdur veya tanık olan sağlık personelinin ifadeleri iş yerlerinde alınır." diye bir fıkra eklenmiş.
Bakınız, benim seçim bölgem Samsun'da yakınen tanıdığım iki hekim arkadaşım görevleri başında katledildiler; Doktor Aynur Dağdemir ve Doktor Kamil Furtun. Onların eşleri de hekimdi hatta Doktor Aynur Dağdemir'in kızı annesi katledildiğinde tıp fakültesinin son sınıf öğrencisiydi. Onlar genç yaşta vefat ettiler ama artlarında kalanlar eksik kaldı. Anayasa'mız der ki: "Devletin görevi bireyin can ve mal güvenliğini korumaktır." Biz sağlık hizmeti veren bu hekimlerimizi koruyamadık ve koruyamıyoruz. Neden? Biliyorum, içinizde hekim olan vekilleriniz var ama burada benim de sizler kadar konuşma hakkım var çünkü benim eşim de hekim, oğlum da hekim. Ben her gün onları -sizler eşlerinizi öyle göndermiyorsunuz- artık korkarak işe gönderiyorum. Neden?
Bakınız, bizler öğretmenliği ve hekimliği kutsal bir meslek görerek büyütüldük, öyle yetiştirildik ama şimdi iki üç gündür burada konuşuluyor; evet, sağlıkta çok büyük gelişmeler yaşandı, son teknoloji sistemleri kullanarak özel hastaneler açıldı, işte ambulans helikopterlerimiz var, evet, bunlar, özel hastaneler açıldı ama hekimler için ne yapıldı? On altı yılda hekimler sadece itibarsızlaştırıldı. Bakınız, kanun hükmünde kararnameyle kamu görevinden çıkarılmış bulunan tıp doktoru ve akademisyenlerin özel sağlık kuruluşlarında çalışabilecekleriyle ilgili düzenleme iki yıl önce yapıldı. Bu düzenlemeyle çok sayıda hekim özel sağlık kuruluşlarında çalışmaya başlamış ve yaşamlarını bu çalışmaya göre düzenlemişti. Bu ne demektir? O kadar çaresizler ki özel sektör ne verirse kabul edecekler, başları önünde gidiyorlar çünkü mağdurlar.
Ve bugün önümüze bir 5'inci madde getirildi. Bu maddeyle, suçu yargı kararıyla sabit olmayan, idari tasarruflarla ve subjektif değerlendirmelerle kamudan uzaklaştırılmış hekimlerimizin, onların ailelerinin yaşam hakları âdeta ellerinden alınmak isteniyor. Anayasa'mızın 70'inci maddesi "Her Türk, kamu hizmetine girme hakkına sahiptir. Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez." diyor. Burada hukukçu arkadaşlarımız var, yorumu bana çok düşmez ama benim anladığım, bu maddeyle Anayasa'mızın 70'inci maddesi açıkça ihlal ediliyor. Varsa suçu adilce yargılanırlar. Mahkemeler verir kararı, hukuk yolları tamamlanır, sonra cezası kesilir ama bu madde ne yapıyor? Kendi kendine kesiyor cezayı "Mahkeme tanımam, ben böyle istedim oldu." diyor.
Değerli vekiller, şimdi sizlere bir mesaj okuyacağım. Bu gelen mesajı gönderen kardeşimi tanımıyorum ama şöyle yazmış: "Sayın Vekilim, yeni mezun olan ve görevine hâlâ başlayamamış bir hekim olarak sesimi duyurmak istiyorum size. Dün başlayan görüşmeleri merakla, korkuyla izlemekteyim. Daha başlayamadan mesleğimin elimden alınabilme ihtimali bile beni psikolojik olarak tüketiyor. Meclisten geçtiğinde biz hekimler hangi işi yapalım? Hayatımı, gençliğimi verdiğim kutsal mesleğim elimden alınırsa Türkiye şartlarında nasıl geçimimizi sağlayalım? Uzman olma hayalleriyle hâlâ ders çalışırken bu yaşadıklarımızı aklımız almıyor. Aklımı zorluyorum. Türkiye sıralamasında 3.144'üncü oldum ve ülkemde, devletimde hekimlikten men ediliyorum. Suç teşkil edecek hiçbir hareketim olmadı, sicilim tertemiz. Sizden ricam, mesleğine yeni adım atacak biz gençlere böyle bir acı ve korku yaşatmayın. Bizim hayallerimiz, umutlarımız var. Başka ülkelerde mesleğimizi yapabilmenin çabasına girdirmeyin bizi. Ben vatanımda anlımın akıyla devletime, milletime hizmet etmek istiyorum." Ve bizlere teşekkür ediyor. Bu mesajı gönderen genç arkadaşımı tanımıyorum ama okuyunca ve bu maddeyi de önümde görünce, genç arkadaşım pasaportunun da elinden alınacağını bilmiyor, yurt dışında hizmet edemeyeceğini de bilmiyor.
Değerli vekil arkadaşlarım, ben bu vebali taşıyamam. Vicdan sahibi hangi insan bunu taşıyabilir? Sizden bir kez daha düşünmenizi rica ediyorum. Bakın, şunu bir kez daha söylemek istiyorum: Hiçbir makam, rütbe, mevkideki kişinin idari tasarrufla veya subjektif değerlendirmelerle, suçu yargı kararıyla sabit olmayan insanları, hekimleri kamudan uzaklaştırma, onların ailelerinin yaşam haklarını gasbetme hakkı yoktur ve asla olamaz. Bu nedenle bu maddenin geri çekilmesini talep ediyorum. Bu madde için verilecek karar Türkiye'nin bir hukuk devleti olarak mı yoksa bir totaliter rejim biçiminde mi yönetildiğinin göstergesi olacaktır.
Dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum.