KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, basınımızın güzide temsilcileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakanım, öncelikle, geçen gün vermiş olduğunuz beyanat üzerine sizlere teşekkür etmek istiyorum. Ben köy enstitüsü mezunu bir öğretmenin yeğeniyim. Benim bulunduğum ortamda hep biz o ışıkla büyüdük. Köy enstitülerinin yeniden evrilmesi gerektiğini, mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğini, çağımıza belki uygun olmadığını ama millî eğitim sisteminin köy enstitüleri mantığıyla ilerleyebileceği şeklindeki, basına yansıyan sözlerinizden dolayı teşekkür ediyorum. Umarız ve dileriz, siz ve bürokratlarınız bu mantığı millî eğitimde oluşturur. FATİH Projesi gibi projeler yerine -elbette onun da mutlaka iyi tarafları vardır ama- ruhuna Fatiha okunan, milyarca liranın çöpe gittiği FATİH projeleri yerine... Bu ülkenin geleceğinin köy enstitüsü mantığıyla olduğunu belirtmek istiyorum. Bu düşüncenizden dolayı teşekkür etmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri; bir de "Ben geldiğimden beri uyuyamıyorum çünkü geldiğim gün çok yüksek bir beklenti oluştu. Hiçbir şey vadetmeden bu kadar yüksek bir beklentinin oluşması benim sorumluluğum değil ama yine de 'Ne yapacağız?' konusunda çok uzun yıllardır çalışmamıza rağmen bir uyku düzeni kalmadı." dediniz Millî Eğitim Bakanlığında aldığınız sorumluluktan dolayı.

Gerçekten sizlere hak veriyoruz. Öyle bir bakanlık düşünün ki son on altı yılda 8 kez bakan değişmiş. 2020 bütçelerinde tekrar sizi burada görecek miyiz, o belli değil. Sayın Bakan, ben bir kronoloji sıralaması yapmak istiyorum. Umarız ve dileriz, bu gidişattan sizler etkilenmezsiniz.

AKP, 2002'de iktidara geldi, aynı yıl Necdet Tekin ve Erkan Mumcu Millî Eğitim Bakanlığı yaptı. 2004 yılında eğitim müfredatında değişiklikler yapıldı. Lise müfredatındaki ilk değişiklik 2004 yılında yapıldı. Fen bilgisi derslerinin "fen ve teknoloji" adıyla ders saati artırılarak haftada dört saat olması kararlaştırıldı. 1994'ten beri uygulanan liselere giriş sınavı son kez uygulanarak yerini ortaöğretim kurumları sınavına bıraktı. 2005 yılında üç yıllık olan lise, dört yıla çıkarıldı. Önünde hazırlık sınıfı bulunan ve öğrenim süresi hazırlıkla birlikte dört yıl olan Anadolu, Fen, Anadolu öğretmen, Anadolu güzel sanatlar, spor liseleri ile başında "Anadolu" ibaresi bulunan mesleki, teknik liselerin öğrenim süresi hazırlık sınıfı kaldırılarak dört yıla çıkarıldı. Genel liseler ile mesleki ve teknik liselerde lise 1 ortak sınıf oldu. 2005'te yabancı dil ağırlıklı eğitim veren süper liselerin kademeli olarak kapatılması ve Anadolu liseleriyle tek programda birleşmesi onaylandı. 2008 yılında Ortaöğretim Kurumları Seçme ve Yerleştirme Sınavı yerine, 6, 7 ve 8'inci sınıfın sonunda girilen seviye belirleme sınavları geldi. 2010 yılında seviye belirleme sınavıyla tek sınav modeline dönüldü. 2010 yılında dönemin Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu yayımladığı bir genelde tüm düz liselerin Anadolu liselerine dönüştürüleceğini açıkladı, uygulama hemen başladı. 2012 yılında ilköğretimde kesintisiz sekiz yıllık eğitimden vazgeçildi, "4+4+4" sistemine -yani "4+4+4" veya siz buna "dert, dert, dert" de diyebilirsiniz- geçildi. 2012 yılında Erdoğan "Dershaneler kapatılacak." açıklaması yaptı, 2014 yılında ilk TEOG sınavı uygulandı. 2017 yılının Eylül ayında Erdoğan'ın "TEOG'un kaldırılması lazım." açıklaması yapmasının ardından birkaç gün içerisinde Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz "Bu yıl TEOG yapılmayacak." açıklaması yaptı.

Değerli Plan Bütçe üyeleri, değerli arkadaşlar; burada çoğumuz anayız, babayız. Şimdi şunu sormak lazım kendimize: Bir siyasi anlayış tam on altı yıldan beri bir eğitim politikası nasıl belirleyemez? Bir siyasi anlayış tam on altı senedir nasıl koskoca bir sistemi yapboza dönüştürür. Tam on altı yıldır atayan Erdoğan, görevden alan Erdoğan; kim neden geldi, hangi sebepten gitti, kimse bilmiyor. Koca sistem ve çocuklarımızın geleceği Erdoğan'ın iki dudağının arasında. Böyle bir şey olmaz, böyle bir devlet politikası olmaz. Çocuk okula başlıyor, adapte edildikleri sistem başka; yarı yolda sistem değişiyor, sınava girecekleri sistem başka.

Sayın Bakan, geçen gün bir de basında -ben kendim de iş makinesi tamircisiyim. Benim de hayallerim vardı. Pazarcılık da yaptım, maden işçisiyim. Bugün insanlarımız bizi buraya getirdi- şu cümleniz yer aldı: Basının "Sayın Bakan, çocukluk hayalleriniz ile bugün geldiğiniz nokta uyuşuyor mu?" sorusuna yanıt olarak "Aslında uyuşmuyor. Benim hayalim nikelajlı büyük bir tırda tır şoförü olmaktı." demişsiniz. Basından aktardığım kadarıyla... Tır şoförlüğü gerçekten çok zordur. Uykusuz durarak nasıl günler geçirdiklerine çok tanık olan birisiyim.

Sevgili Bakan, işte aradaki farkı yaratan cumhuriyettir. Hayali tır şoförü olmak olan bir çocuğa Bakan olma fırsatını veren imkânları oluşturduğu için Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına ne kadar teşekkür etseniz azdır, hepimiz ne kadar teşekkür etsek azdır.

Sayın Bakan, bir şeyler yapmak istediğinizi biliyoruz, bürokrat arkadaşlarınız da aynı şekilde fakat şunu da çok iyi biliyoruz: On altı yıldır ne yazık ki her şeye 1 kişi karar veriyor, 1 kişinin iki dudağı arasında her şey. Buradan on altı yıldır millî eğitim dâhil tüm AKP siyasetini belirleyen, atayan, alan, günü gelince savcı olan, bazen mağdur, bazen kadın doğum uzmanı, bazen emniyet müdürü, bazen gazeteci olan, canı istediği zaman bir belediye başkanını, canı istediği zaman bir başbakanı görevden alan Sayın Cumhurbaşkanına seslenmek istiyorum: Yetti gari, yetiversin gari.

Siz, seçilmiş bir Cumhurbaşkanı olarak anayasal çerçevede görevinizi yapın. Bırakın, yargı, bürokrasi, medya, devlet kendi görevini yapsın; kimse yapması gerekeni "Acaba Cumhurbaşkanı ne der?" korkusuyla yapmak zorunda kalmasın. Gelin, millî eğitim politikaları doğrultusunda çağdaş Türkiye'ye yakışanı yapalım, pozitif bilimin, demokrasi kültürünün, insan haklarının, hukukun üstünlüğünün, laik ve çağa uygun eğitim modelinin ateşini yakalım ve insanlar sizlere teşekkür etsin.

Sayın Bakan, burada -sabahtan özellikle Sayın Başkanımıza da rica ettik- eğitim konuşuluyor ancak eğitimle ilgili sendikalar maalesef burada değil. Ben eğitim sendikalarından aldığım birkaç soruyu da sizlere müsaadenizle sormak istiyorum.

Okulların nitelikli, niteliksiz olarak ayrılmadığı, tüm öğrencilerin eğitim hakkından eşit yararlandığı bir eğitim sistemi için nasıl bir çalışma yapıyorsunuz?

4+4+4 düzenlemesi zorunlu eğitimin on iki yıla çıkarılması girişimi olarak sunuldu. Düzenlemenin ardından ortaöğretim çağındaki çocukların örgün eğitimden koparak açık liseye yönlendiği ve açık lisede okuyan öğrenci sayısının yüzde 60 oranında artış göstermesini zorunlu eğitimin fiilen dört yıla inmesi olarak değerlendiririz. 4+4+4 veya dert+dert+dert sisteminin kaldırılması yönünde bir çalışmanız var mıdır?

Okulları ticarethane, öğrencileri müşteri hâline getiren piyasa merkezli eğitim politikalarını terk etmeyi düşünüyor musunuz?

Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik uygulamasına son verilmesi, tüm öğretmenlerin kadrolu olması ve ataması yapılmayan öğretmenlerin atama sorunlarının çözülmesi için bir çalışmanız var mıdır?

Kamu emekçilerinin uzunca bir süre beklediği 3600 ek gösterge herkesi kapsayacak şekilde hayata geçirilecek mi, yoksa sadece seçim vaadi olarak kalmaya devam mı edecektir?

Eğitimin her kademesinde öğretmen belirlenirken liyakat yerine mülakat yapılması sırasında hangi kriterleri esas alıyorsunuz?

Türkiye'de eğitimde yaşanan sorunların nedeni, öğretmenlerin performansları mıdır, yoksa laik, çağdaş, aklın ve bilimin esaslarından uzaklaşılması mıdır?

Millî Eğitim Bakanlığının Diyanet İşleri Başkanlığı ve bazı vakıf ve derneklerle protokol imzalayarak "değerler eğitimi" adı altında kurs, seminer, panel düzenlemesi Millî Eğitim sisteminin temel ilkelerine ve amaçlarına aykırılık teşkil etmiyor mudur?

Sayın Bakan, kapatılan köy okullarının yeniden açılması için bir çalışmanız var mıdır?

Son olarak Anayasa'mızda teminat altına alınmış sendikalı faaliyet ve örgütlenme hakkının en temel unsurlarından olan sendikal eylemler hakkında disiplin cezaları uygulanmaktadır. Bakanlığınızın sendikal faaliyetlerden dolayı gerçekleşen eylem ve etkinliklere disiplin cezası uygulanmaması konusunda ilgili birimlerin dikkatinin çekilmesi yönünde bir çalışmanız var mıdır?

Bütçenin hayırlı olmasını diliyorum, teşekkür ediyorum.