KOMİSYON KONUŞMASI

MEHMET GÜZELMANSUR (Hatay) - Sayın Bakan, Mart 2011'de Suriye'de bir iç savaş baş gösterdi, bir ateş alevlenmeye başladı. İktidar, 911 kilometrelik sınırımızın bulunduğu, iki ülke vatandaşları arasında akrabalık bağlarının olduğu komşumuz Suriye'de çıkan yangını söndürmek yerine alevlendirmeyi tercih etti, bu alevin bize sıçrayacağı hesap edilmedi. Rejimin karşısında, Amerikan ve Batı emperyalizminin yanında yer aldı. Suriye'nin yönetimi ile Rusya ve İran ilişkileri fark edilmedi. Emperyalizmin rejim sonrası dönem için planları doğru okunamadı. Sonradan kabul ettiğiniz diplomatik hatalar yapıldı. Suriye rejimine birkaç ay ömür biçildi, "Gitmesi yakındır." denildi. Yedi yılın sonunda hâlâ Suriye rejimi orada duruyor. Üç saatte Şam'a gidecek, Emevi Camisi'nde namaz kılacaktınız. Dokuz saatte Süleyman Şah Türbesi'ni taşıdık. Açık kapı politikası uygulanmaya başlandı, 100 bin Suriyelinin geleceği öngörülüyordu. Bugün bunun 35 katı; 3,5 milyon Suriyeliye ev sahipliği yapıyoruz. Yanlış Suriye politikalarının sadece Suriyeli göçmen ayağında 35 milyar dolar millî servet harcadık. Açık kapı politikası sonucu sınırlarımız kevgire döndü, ülkemizde teröristler cirit atar oldu, terör saldırıları arttı; turizmimiz, ekonomimiz baltalandı.

Özetle Sayın Bakan, tarihî bir dış politika hatası yaparak girdiğiniz Orta Doğu macerasında, Türkiye, elinde 3,5 milyon Suriyeli, milyarlarca dolarlık mali bir yük, toplumsal, kültürel, psikolojik, ekonomik yüzlerce sorun, yerine getirilmemiş birtakım Avrupa vaatleriyle orta yerde kalmış durumdadır.

Sayın Bakan, yanlış Suriye politikasının bir de daha derin Hatay boyutu vardır. Yedi yıldır Suriye'de süren iç savaşın gölgesinde yaşayan bir şehirdir Hatay. Hatay 1,5 milyonluk nüfusa göre yapılan hesaplardan pay alan ama bu payı gerçekte Suriyelilerle birlikte 2 milyonun paylaştığı bir şehirdir; Suriye iç savaşından, ekonomik, sosyolojik, psikolojik anlamda en derinden etkilenen şehirlerin başında geliyor. Suriye iç savaşının başlaması ve yanlış Suriye politikası nedeniyle ihracat yollarımız daraldı, sınır kapılarımız kapandı, nüfusunun üçte 1 'i kadar Suriyeliye ev sahipliği yapmak zorunda kaldık, lojistik sektörü çökme noktasına geldi, Suriye erişimi sayesinde 14 Orta Doğu ülkesine ihraç ettiğimiz yaş sebze, meyve ve hububatı ihraç edemez olduk, karşılıklı vizelerin kaldırıldığı dönemde günübirlik giriş çıkışlarla yapılan, yüz binlerce insanın geçim kaynağı olan ve kentin ekonomisine de katkı sağlayan bavul ticareti bitti; en önemlisi imajı zedelendi, savaşla, tehlikeyle anılır oldu Hatay. Hatay bugün Türkiye'nin en mutsuz 4'üncü kenti.

Hatay, bugüne kadar, yüzyıllara dayanan hoşgörüsüyle, farklı renkleri ahenk içinde yaşatma kültürüyle, kendi kendine yetme güdüsüyle bu yükü taşıdı. Ancak ülkemiz derin bir ekonomik krizin eşiğindedir, paylaşacak ekmek küçülmüştür, bıçak kemiğe dayanmıştır.

Sayın Bakanım, tüm bunlara son vermek için, 82 milletten binlerce savaşçının çarpıştığı, 28 ülkenin doğrudan ya da dolaylı içinde yer aldığı Suriye'deki iç savaşın emperyal bir savaş olduğunu görün, onu istiyoruz. Suriye'de Türkiye'nin çıkarlarının korunacağı realist bir politika istiyoruz. Ulu Önder Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh." ilkesine paralel bir dış politika istiyoruz. Sınır kapılarımız açılsın, 14 Orta Doğu ülkesine yeniden erişim imkânımız olsun. Suriye'de barış ortamı sağlandıktan sonra ilimizdeki Suriyeliler ülkelerine dönsünler istiyoruz.

Teşekkür ederim.