KOMİSYON KONUŞMASI

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Sayın Başkanım, değerli milletvekillerim, bakan yardımcılarım, değerli sivil toplum örgütleri; hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Aslında bu Komisyona baktığımızda, ilk önce başta bunu söyleyeyim, sayın bakan yardımcılarım varken, burada kanun değişiklikleri var, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görevinde olması gerekenin sadece Çevre Komisyonuna getirilmesi, buraya getirilmesi bu sefer sakıncalıdır. Bunu ayırmamız gerektiği inancını taşıyorum Sayın Başkanım, onu başta söyleyeyim.

Çevrede demin Sayın Genel Başkan Yardımcımızın dediği gibi, arkadaşlar, aslında çevreyi gözü doymamış insanlar tarafından katledildiğini görüyoruz. Demin bir vekilim daha söyledi, ben Aydın Milletvekiliyim, bugün Aydın'ın yüz ölçümünün yüzde 85'i jeotermal santrallere açıldı. 35 tane şu an santral var, 2 bin tane kuyu açıldı ve şu an Aydın'da kanser oranı yüzde 150 arttı. Hani diyorsunuz ya: "Aydın'ın dağlarından, ovalarından bal akıyor." diye. Şimdi, üzülerek söylüyorum, dağlarımızdan zehir akıyor, ovalarımızdan zehir akıyor. İlk önce, siz Hükûmet olarak, bunun önlemini almanız gerekiyor. Çevre Kanunu diyorsunuz, adam günde 10 milyon dolar yatırım yapıyorsa üç senede amorti ediyor ve siz kanuna göre 2 bin lira, 3 bin lira ceza kestiğiniz zaman komik bir cezalara denk geliyor, çok da umurunda değil yani. Şu an Aydın'da bir şehir katlediliyor, hiç kimsenin sesi çıkmıyor, 1 milyon 200 bin nüfuslu bir şehir şu an katlediliyor.

Yine, dünyanın bana göre en verimli dağı dediğimiz Murat Dağı'nda, hem Ege Denizi'ne Menderes Çayı akıyor hem Karadeniz'e hem Marmara'ya akan tek Murat Dağı'nda dahi şu an ÇED raporu olmadan orada altın araması yapılıyor ve göreceksiniz ki on-on beş sene sonra bütün o bölgede yaşayan yani yaklaşık 8-9 milyon nüfusun yaşadığı bölgelerde hepimiz zehirlenip öleceğiz. Bunları Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak gündeme getirip doğru yasaları yapmak lazım. Düşünün, bir kum ocağı açıyorsunuz, ÇED raporu istiyorsunuz; jeotermal elektrik santrali açıyorsunuz, ÇED raporu istemiyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, Sevgili Başkanım, sevgili bakan yardımcılarım; bizim Aydın'da İkizdere Barajını Devlet Su İşleri yani Veysel Eroğlu yaptı. Ne için yaptı? Germencik, İncirliova, Efeler ilçesine içme suyu vermek için. 2014'te büyükşehir kurulduktan sonra Devlet Su İşleri Büyükşehre devretti yani sattı. Barajın o bütün kenarındaki 20 bin hektar alan Büyükşehre geçmesi gerekirken il özel idarede kaldı valilik orayı ihaleye çıkardı, şartnameye ne koydular biliyor musunuz arkadaşlar? Aslında orası özel idarede dururken sadece Aydın'ın ısıtma işi, Germencik, Efeler, o bölgenin evlerini ısıtma işi ve kullanmak için bırakmışlardı. Aydın Valiliği, Büyükşehir Belediyesi almasın diye özel ihale şartnamesini hazırladılar, dediler ki: "Büyükşehir Belediyesi, şirketleri ve belediyeler ihaleye giremez." diye madde koydular İstanbullu bir firmaya 10 milyon dolara devrettiler ve şu an "İkizdere Barajı" dediğimiz, 3 tane ilçenin içme suyunu sağlayan bölgenin bütün etrafında, 500 metre yakınında şu an kuyu çakılıyor arkadaşlar. Peki, Sayın Bakan Yardımcım size soruyorum: Yaklaşık 300 bin nüfus yaşıyor o bölgede, İncirliova, Germencik ve Efeler ilçesinde. O suya akan zehirle o insanlar zehirlenecek ve bunun önlemini almak için herhangi bir kuruluştan bir tepki yok. Valiliğe söylüyoruz, "Beni ilgilendirmiyor." diyor, kaçıyor. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne söylüyoruz, "Benim gücüm yetmez." diyor. Kaymakama söylüyoruz, "Gücüm yetmez." diyor. Peki bu sorunu kim çözecek Sayın Bakanım, kim? Aydın halkı mı çözecek? Yetmiş sekiz gündür o köy kadınları orada çadır kurmuş, yirmi dört saat nöbet bekliyorlar. Hani köylü bu memleketin efendisiydi? Bugün sizin yediğiniz domates, yediğiniz incir, yediğiniz zeytin, zeytinyağı o Aydın'ın dağlarından geliyor. Merak etmeyin, siz yiyebilirsiniz ama on sene sonra sizin çocuklarınız yiyemeyecek. Bunun önlemini lütfen alın. Tekrar ediyorum, yetmiş sekiz gündür o kadınlar orada bekliyor. Ülkemizi kendi ellerimizle yok ediyoruz. Bu sorunu bir an önce çözmemiz gerekiyor. Defalarca "Bir araştırma komisyonu kurulsun." dedik, ona bile itiraz ettiniz. Bu araştırma komisyonu kurulduğunda AKP'nin milletvekili başkan olacak, merak etmeyin.

BAŞKAN - AK PARTİ'nin.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - AK PARTİ'nin, pardon.

AKP'nin milletvekilleri olacak. Yani bir gelelim, inceleyelim.

BAŞKAN - Düzeltiyoruz, AK PARTİ'nin, "AKP" diye bir şey yok.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Keşke ak olsaydı da biz de "ak" deseydik. Biz istiyoruz bunu zaten.

Bu vesileyle Sayın Bakanım, lütfen, bu konunun üzerine el atın. El atmadığınız takdirde Aydın beş sene sonra çölleşecek. Zaten Menderes'ten yani Dinar'dan akıp - eski Bakanımız Veysel Eroğlu burada değil herhâlde, kendi memleketinden- Uşak, Denizli'den Menderes'e kadar, Söke'den Dalyan'a kadar, Ege Denizi'ne dökülen bölümdeki... Uşak'a gittiğimiz zaman bütün kanallardaki arıtmalar çalışmıyor Sayın Bakanım. Neden? Enerji yüksek, çalıştırmıyorlar, olduğu gibi o zehir akıyor ve o zehir olduğu gibi geliyor Denizli, Aydın'dan, düşünün, Türkiye'nin en büyük 2'nci ovasından, oradan geçerek... Şu an o Menderes'in çayının yakınında oturan köylülerin yüzde 80'i kanser arkadaşlar ya! Yani biz kendimiz çevreyi katlediyoruz. O yüzden bu konulara muhakkak değinmemiz lazım.

Bu vesileyle söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.