| Komisyon Adı | : | KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 24 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 15 .01.2015 |
ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) - Sayın Başkanım, ben de bütün arkadaşlarımızı, bürokrat arkadaşlarımızı, Bakanlık temsilcilerini, kurum temsilcilerini ve hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün biraz daha güler yüzlü başladı dünkü toplantıya göre bu sabah. Şimdi, yalnız, farklı bir usul götürüyoruz galiba, öneriler üzerinde teker teker konuşuyor gibiyiz ama önerilerin her birisi genele kayacak. Eğer izin verirseniz genel üzerinde ben kısaca görüşlerimi belirtmek istiyorum öneriler üzerinde çok ihtiyaç olmadıkça tekrar söz almayalım diye.
Önce ben arkadaşlarımıza teşekkür etmek istiyorum. Kendileriyle uzun süre mesai yaptık ve Türkiye'nin turizmde ulaşmış olduğu seviyede onların yaptığı çalışmaların çok ciddi katkıları oldu. Ben başladığımda Türkiye dünyada 10 turizm ülkesi arasına girmeye, işte, 8'inci, 9'uncu sıralarda yer almaya çalışıyordu, bıraktığımda da öyleydi, şimdi de 6'ncı sıradayız dünyada. Yani, önümüzde 2 tane kıta var Çin ve Amerika gibi; onun dışında Avrupa'da 3 tane ülke var, İngiltere, Fransa ve İtalya gibi geleneksel turizm ülkesi. Dünyada bu ülkelerin dışında, geri kalan bütün ülkeler arasında Türkiye en fazla ziyaretçi alan ülke konumuna erişti. Bu, tabii, Türkiye'nin tarihsel, doğal güzelliklerini pazarlama konusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere öteki bakanlıkların sergilediği gayretin yanı sıra hava ulaşımında aldığımız mesafenin de çok önemli bir payı olmasındandır. Gerek Türk Hava Yolları gerek Hava Meydanları İşletmelerinin ulaşmış olduğu seviye bizim dünyadan fazla ziyaretçi almamız konusunda çok önemli katkılar sağladı. Bunun için arkadaşlarımıza özellikle iş birliği yapmış bir eski Hükûmet üyesi olarak teşekkürlerimi sunmak istiyorum, başarılarının da devamını diliyorum.
Ben raporlara dikkatlice baktım akşam. Temadi eden yani süreklilik kazanmış bulunan bazı hususlar var. Bir tanesini konuştuk biraz önce, bu mânia meselesi. Mânia meselesi... Tabii, Türkiye'de herkes -biraz önce de Sayın Öğüt'ün haklı yakınması gibi- mademki bir ile bir üniversite yapıldı, o ile öğrenciler kolay gelip gitmelidir, o ile öğretim üyeleri kolay gelip gitmelidir, o il Türkiye'nin ve dünyanın öbür merkezleriyle kolay bağlanmalıdır anlayışından yola çıkarak, haklı olarak, havaalanı istiyor. Üniversite yapmak ne kadar doğru tartışılır yani geldiğimiz eğitimin bugünkü seviyesi açısından bu tartışılır. Her ile havaalanı yapmak ne kadar doğru, o da tartışılacak bir süre sonra. Mesela elimizde birazdan değineceğim Zafer Havaalanı örneği var yani yanlış ölçümlemelerle, büyük hayallerle başlamış ve şu anda devletin oluk oluk yükleniciye para akıttığı bir mekanizma hâline dönüşmüş. Havaalanı elbette herkes istiyor. İsteyince, tabii, çevrede doğal mânia var, Türkiye engebeli, özellikle belli coğrafyaları, Güneydoğu Anadolu dışında çok ciddi engebeler var. Biz bunu işte, Ordu-Giresun bölgesinde yaşadık. Deniz doldurularak yapılan Türkiye'deki tek havaalanı galiba, benim bildiğim, Ordu-Giresun Havaalanıdır. Onun dışında, şu anda Rize'de böyle bir faaliyet olduğunu ben şahsen bilmiyorum, Sayın Genel Müdür açıklayacak. Bu doğal mânialarla baş etmek biraz zor, yer seçimi konusunda çok özenli davranılması gerekiyor ama yapay mânia konusu gerçekten ürküntü verici bir boyuta ulaştı. Ben kendi çalıştığım alanda bu yapay mânianın yani yüksek gökdelen yapma hevesinin, bu 1 metrekare elde ettiğiniz zaman üzerine bin metrekare yükseltme hevesinin sadece Türkiye'nin tarihini ve doğasını bozduğu kanaatindeydim. Bu raporları dikkatlice okuyunca, bazı gözlemlerimi de ekleyince görüyorum ki Türkiye'nin hava ulaşımı trafiğinde de çok ciddi sakıncalar yaratıyor. Hem Ankara çevresinde hem İstanbul'da hem Türkiye'nin her yerinde hiç olmazsa tarihsel ve doğal özellik taşıyan mekânlarımızı bu yapay mânialardan koruduğumuz gibi havaalanları çevremizi de korumamız gerekiyor. Bunu neden başaramıyoruz, neden bu sorun uzayıp gidiyor ve neden üzerine yenileri ekleniyor, çok anlayabilmiş değilim ben çünkü Allah esirgesin, işte Adana örneğinde verildiği gibi, bu yeni yükselen rant açgözlülüğünün herhangi bir ucubesine bir uçağımızın, Allah esirgesin, çarpması hâlinde bunun hiç izahı yok, bunu ne Hava Meydanları izah edebilir ne Türk Hava Yolları izah edebilir ne belediyeler izah edebilir. Yani bunun başka bir biçimde yaptırımlarının çoğaltılmasıyla ve iş birliklerinin belki çoğaltılmasıyla mutlaka önüne geçilmesi gerekiyor. Bir yandan biz her yere hava meydanı yapmaya çalışıyoruz ama bir yandan hava meydanlarının çevresine kadar da bu yapay, İstanbul'da da var örnekleri, mânialar, son zamanlardaki gökdelen arsızlığı... Ki Sayın Başbakan, şimdiki Cumhurbaşkanımız da defaatle ifade etti, bizim geleneksel mimarimiz zaten dikey mimari değil. Bunu ifade ettik ama geleneksel mimariye aykırı bir yapılaşma tarzından da ne yazık ki yerel yönetimlerimizi, şehirlerimizi koruyamıyoruz. Yani o zaman Cumhurbaşkanının ifade ettiği bu iradeyi de aşan bir başka güç var ülkemizde. Bu rant nasıl bir güçtür ki ne Başbakan dinliyor ne Cumhurbaşkanı dinliyor ne ilgili kurumları dinliyor, hiçbir şeyi dinlemiyor. Bunun altını çizmek istiyorum özellikle.
Benim raporlarda gördüğüm bir önemli husus bu personel meselesi. Arkadaşımızın...
ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) - Sayın Bakanım, siz dün sonuna kadar kaldınız ama bazı arkadaşların acelesi oluyor yani sizin de bugün işiniz varsa bütün görüşlerinizi söyleyin ama değilse onları öneri öneri geldiğinde...
ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) - Ben öneri öneri gelince... Bence ben bunu on dakikada, beş dakika toparlarım.
BAŞKAN - Sayın Bakanım, şöyle...
ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) - Genellikle öyle bir şey yapılıyor, sonra burada hem kalanlar sıkılıyor hem...
ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) - Ben kaldım dün sonuna kadar.
ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) - Siz kalıyorsunuz, o yüzden diyorum, hani kalacaksanız...
ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) - Benim söyleyeceğim bazı hususlar bu önerilerde yok ama. Onun için ben arkadaşlarımız cevap verirken bunları not alsınlar ve sonuçta bana çerçeveli bir bilgi versinler istiyorum.
ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) - Örneğin personelle ilgili gelecek zaten, birkaç tane öneri var.
ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) - Personelle ilgili söyleyeceğim bir tek cümle... Personelle ilgili bütün raporlarda var, büyük hava meydanlarında yığılma var, bazı Anadolu hava meydanlarında da ciddi bir personel sıkıntısı var. Bu, devletin bütün kurumlarında gördüğümüz bir sıkıntı. 10 bin civarında personeliniz var. Bunun aşılması gerekiyor, bu konuda hepimizin gözlemleri var, bunu geçiyorum.
Bu yönetim kurulu üyeliklerinizi doldu mu bilmiyorum. Yani yönetim kurulu üyelikleriniz doldu mu 2013'te?
DHMİ GENEL MÜDÜRÜ ORHAN BİRDAL - Doldu, evet.
ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) - Dolduysa mesele yok, dolmadıysa bence tenkis edin yani fazla yönetim kurulu üyesi olması çok da şart değil ama birkaç yıl devam etmiş.
Bu Çukurova Havaalanı meselesi, Mersin Havaalanı meselesi özel olarak ilgilendiğim bir konudur benim çünkü bakınız... Tabii, gayet güzel, Siirt'te havaalanımız var, Muş'ta havaalanımız var.
OSMAN ÖREN (Siirt) - Siirt'teki havaalanı tam bir şey değil yani küçük havaalanı.
ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) - Küçük havaalanı ama var. Kapasite, talebe göre çalışacak.
Efendim, Batman'da havaalanımız var, Ağrı'da havaalanımız var, Kars'ta var, Iğdır'da var. Bunlar çok güzel, olsun elbette. Mersin'in havaalanı yok arkadaşlar yani Mersin Akdeniz'de bir Antalya'dır, bunu defaatle çeşitli platformlarda söyledim, Mersin Akdeniz'de bir Antalya'dır. Fakat Antalya'nın dünyadan aldığı ziyaretçinin onda 1'ini, yirmide 1'ini, ellide 1'ini almıyor çünkü Mersin'in ulaşımı yok. Mersin Adana Şakir Paşa Havaalanına bağlı. Şakir Paşa Havaalanının Mersin yöresine, Tarsus'a doğru kaydırılacağı konusunda yedi yıldan beri, sekiz yıldan beri -benim yakından takip ettiğim- sonunda ihalesi yapıldı ama o ihale çıkmazda benim gördüğüm kadarıyla.
DHMİ GENEL MÜDÜRÜ ORHAN BİRDAL - Hayır, aşıldı o konu.
ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) - Aşıldı mı? Yani inşallah aşıldı ama benim bilgilerim hâlâ aşılmadığı noktasında. Yedi sekiz yıldır benim... Ayrıca, şunu da söylemek istiyorum: Siz Tarsus'a doğru bu havaalanını kaydırdığınız zaman yine Mersin'in sadece Tarsus ve Mersin merkezinin sorununu çözmüş olacaksınız. Mersin'in Mersin'den Antalya'ya kadar bir başka alanı var. Gazi Paşa Havaalanı ne koşullarda çalışıyor şu anda, onu da öğrenmek istiyorum yani uluslararası ulaşıma, büyük uçaklara açık hâle getirilebildi mi? Çünkü orada turizm açısından fevkalade büyük bir potansiyel havaalanı olmadığı için değerlendirilemiyor. Hava ulaşımı olmayan yere de uluslararası turisti götürmek mümkün değil. Bu çerçevede, demin Ensar Bey Ardahan'ı söyledi, ben başka bir büyük potansiyeli size söylemek istiyorum. Antalya'nın batısının yani Dalaman'la Antalya Havaalanı arasında kalan 300 küsur kilometrelik mesafenin ki oradaki trafik yoğunluğu ve yolun engebesi nedeniyle bir yerden bir yere ulaşmak bir saat, iki saati alan önemli turizm bölgeleri var yani Antalya Havaalanından ancak Kemer'e kadar getirebiliyorsunuz insanları, Kemer'den itibaren inanılmaz doğal ve tarihsel zenginlik olan bölgelere insanları taşıyamıyorsunuz. Türkiye'de yeni bir havaalanı planlaması yapılacaksa batı Antalya'ya ne yapılıp yapılıp... Bakın, Ordu-Giresun yöresinde deniz dolduruluyor. Ekonomik olarak değeri batı Antalya'ya yapacağınız havaalanının bence çok daha yüksektir. Bunun yapılması gerekiyor.
Bu Zafer Havaalanı gerçekten bir kara deliğe dönmüş vaziyette benim raporlarda gördüğüm kadarıyla. Zafer Havaalanında mesela verildiği ayda 50 bin iç yolcu geleceği hesaplanmış, 5 bin kişi gelmiş. 5 bin dış yolcu geleceği hesaplanmış, sıfır gelmiş ve tabii gelmeyen yolcu başına biz devlet olarak yükleniciye para ödüyoruz. Bu birinci ay böyle olmuş, bir yıl boyunca böyle olmuş. Sizin çok iyi bildiğiniz bir konu yani nasıl heyecanlandık biz Kütahya, Uşak ve Afyon ortak bir havaalanına kavuşacak diye ama hesaplamaları doğru yapılmamış, pazarlama hesaplamaları, aşırı ölçüde yolcu garantisi verilmiş. O yolcu garantisinin yüzde 5'i civarında gerçekleşme var yanlış bilmiyorsam. Son derece... Yani yüzde 50'si değil, komik bir şey ve dehşet verici bir şey ve biz o yükleniciye şimdi çuval çuval para ödemek zorunda kalıyoruz. Bundan sonraki modellerde bu tür hesaplamaların çok daha gerçekçi yapılması lazım. Aksi takdirde... İşte, geçen yıl için de biz galiba 5 milyon avro falan ödemişiz yükleniciye. Her yıl bu devam edecek. 10'uncu yıldan itibaren dönem sonuna kadar da 10'uncu yıl sabitlenecek, inanılmaz bir kara delik oluşmuş vaziyette Zafer Havaalanında.
Ben son olarak bir noktayı daha söylemek istiyorum ve bitiriyorum. Birkaç husus daha var ama arkadaşların zamanını fazla almayayım. Bu hava limanlarınızda hizmetler güzel. Gazete konusunda gördüğüm bir somut sıkıntı var. Türkiye'de gazeteler ne yazık ki oldukça iktidar ve muhalefet yanlısı diye bir ayrışmaya tabi oldu. Eskiden daha ortalamadan bakabiliyorduk, şimdi büyük ölçüde bir ayrışma oldu. İktidar yanlısı gazetelerden aramadığınız kadar var. İsmini söylemeyeyim, bazı gazetelerden 10 tane birden var. Hafif muhalif olan bir gazete, isimlerini söylemeyeyim, ortadan bir gazeteden ya 1 tane var ya da onu birisi zaten cebine koymuş götürmüş, hiç yok.
ADNAN YILMAZ (Erzurum) - Sayın Bakanım, okunmadığı konulmamıştır.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Söyleyin, söyleyin Sayın Bakan, isimlerini de söyleyin.
ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) - Yok, yok. İsimlerini söylemeyeyim ben, bana yakışmaz ama bu hoş bir tablo olmuyor ne ziyaretçi açısından ne gelen giden açısından ne de yerli. Bir de bunlara parayı kim ödüyor yani bu 10 tane, 20 tane konulan gazeteye kim ödüyor, ötekileri bilmiyorum kim ödüyor ama bu hoş bir görüntü olmuyor. Orada düzgün bir dağıtım, adaletli bir dağıtım olması, hepsinden 1 tane, 2 tane olması doğrudur.
Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; ben Hava Meydanları İşletmesinin şimdiye kadarki çalışmalarında başarılar diliyorum. Bu üzerinde konuşacağımız konular konusunda bundan sonraki dönemde biraz daha gayretli olurlarsa daha iyi bir işletme ve daha iyi bir hizmet düzeyine kavuşacağımızı umut ediyorum.
Teşekkür ederim, saygılar sunarım.