| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275) ve Sayıştay tezkereleri a)Çevre ve Şehircilik Bakanlığı b)Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 21 .11.2018 |
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, Sayın Bakan, değerli bürokratlar; öncelikle 2019 yılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bütçesinin hayırlı olmasını diliyorum.
Ülkemizin nüfusunun yüzde 71'i, topraklarımızın yüzde 66'sı birinci ve ikinci deprem kuşağında bulunmaktadır. 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen Kocaeli Gölcük depreminden sonra 2002 yılında iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi deprem konusunda üzerine düşeni yapmış mıdır? Öncelikle sormak istediğim bu. Aradan geçen on dokuz yıllık sürenin on altı yılında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidardaydı ve korkulan -inşallah biz tüm tedbirleri aldıktan sonra olur, hatta hiç olmaz- İstanbul depremi göz ününde bulundurulduğu zaman Çevre ve Şehircilik Bakanlığı "Ben, her şeyi yaptım." diyebiliyor mu? Daha çok, Sayın Bakandan önce sorumluluk sahibi olanlara, Sayın Bakan sunumda da 2002 ve sonrasını büyük bir iştahla savunduğu için kendisine de "Yapmamız gereken her şeyi yaptık, vicdanen rahatım diyebiliyor musunuz ve gece yatarken başınızı yastığa gönül rahatlığıyla koyabiliyor musunuz?" diye sormak istiyorum.
İkinci olarak, hava kirliliği konusu var. 2016 ve 2017 yıllarında Dünya Sağlık Örgütünün PM 2,5 değerlendirmesine göre yaptığı sıralamada Avrupa'da havası en kirli 10 kentten 8'i Türkiye'de bulunmaktadır.
Bakanlık partikül 2,5 kriterine göre -bildiğim kadarıyla- ölçüm yapmıyor, kükürt dioksit ve partikül madde 10 kriterine göre ölçüm yapıyor. Partikül madde 2,5 olarak adlandırılan ince parçacıklar enerji santralleri, fabrikalar, motorlu taşıtlar ve uçakların yakıt artıkları, evlerdeki odun ve kömür kullanımı, orman yangınları, tarımsal yanma sonucu ortaya çıkan hava kirliliği unsurları; bunların hepsi Türkiye'de bol miktarda var. Neden partikül madde 2,5 ölçümü yapmıyoruz? Bu konuda bir şey yapmayı düşünüyor musunuz?
Ayrıca, hava kirliliğiyle mücadele açısından, etkin mücadele adına, dar gelirli vatandaşa kömür dağıtmak yerine doğal gazı yaygınlaştırıp doğal gazı desteklemeyi düşünüyor musunuz diye sormak isterim. Bu konuda da lütfederseniz, cevap verirseniz memnun olurum.
Bir de Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi -TAKBİS olarak adlandırdığımız- 2012 yılında tüm tapu dairelerinin geçmiş olduğu bir sistem var. Bilindiği üzere, Medeni Kanun'a ve tapu mevzuatına göre tapu kütüğünde sadece baba adı ve malikin adı bulunmak zorunluluğu var. Bu TAKBİS sistemine geçilirken, TAKBİS ile tapu kütüğünün entegrasyonunu sağlarken ehil olmayan kişilere TAKBİS kayıtları yaptırıldı. Bir avukat olarak söylüyorum: Tapu kütüğünde yer alan isme ve baba adı tutan ilk kişinin TC kimlik numarası üzerine kayıtlar oluşturuldu ve kayıtları oluşturan kişiler ehil olmadıkları için tapunun geçmişine de bakmadılar -önlerine gelen- belki üniversite mezunu, belki lise mezunu, belki sadece özelliği bilgisayar kullanabilmek olan kişilere bu kayıtlar yaptırıldı ve tapu mülkiyetine, gerçek mülkiyet durumuna uymayan kayıtlar oluştu. Bunun üzerine, kişiler tapuya gittiği zaman, tapu kayıtlarının değişmiş olduğunu gördüler. Kimisi, bundan sebeplenerek "Oh, bize bir tapu kaydı oluşmuş, bir tapum varmış." diyerek satış yaptı. Avukatım ben, gördüğüm davalar var yani işaret yapmayın, yaygınlık oranı da ne kadardır bilemiyorum tabii ki. Bu bir gerçek. Bu kayıtlara, sadece TAKBİS'e bakarak tapu memurlarının yaptığı satış nedeniyle iyi niyetli insanlar mağdur oldu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Hiçbir iptal gerçekleşmedi. Hazine tazminat ödemek zorunda kaldı. Bununla ilgili herhangi bir tespitiniz var mı? Bununla ilgili bir çalışmanız var mıdır?