KOMİSYON KONUŞMASI

HÜDA KAYA (İstanbul) - Teşekkür ediyorum.

Toplantımızın da hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Sayın Başkan, bürokratlar ve değerli vekillerimi selamlıyorum.

Sayın Başkan, konuşma arasında "yargıya intikal etmiş olan davalar hariç" diye söylendi, öyle hatırlıyorum fakat şunu da ifade etmek istiyorum yani çok soru var ama sadece üç başlık altında hemen somut bir şeyler soracağım.

Öncelikle, Mahmut Tanal Vekilimizin ve yanındaki Fahrettin Vekilimizin de verdiği bilgiler ve burada oluşan bir algıdan yola çıkarak, halkımız hak arama kurumlarımızla ilgili gerçekten bu anlamda ciddi bir bilgisizlik içerisinde, yani bilinçsizlik demeyeyim ama bilgisizlik içerisinde. Bunun eğitim kademelerinde, özellikle gençler üzerinde tanıtılması, böyle bir bilinçlenme çalışması yapılması çok önemli. Hele ki hani Ankara'dan bakınca her şey çok güllük gülistanlık, burada oturuyoruz, konuşuyoruz, söylemler gayet güzel, her şeyi tıkır tıkır işleyen bir devlet görüntüsü ortaya çıkıyor ama alanlara gittiğimizde, yerellere gittiğimizde, halkın içinde olduğumuzda şu anda en dünyanın en sayılı devletlerinde insan hakları ihlallerinde birinci sıralarda, üst sıralara oynayan bir ülke, toplum gerçekliğiyle karışı karşıyayız. Kurumlarda, alanlarda haklarını arama noktasında insanlarımız gerçekten bu noktada büyük bir bilgisizlik içerisinde. Tabii ki bunu belki kamu spotlarıyla, farklı müfredat çalışmalarıyla devlet mekanizmasında bunlarla ilgili çalışmalar yapılabilir ama hazır siz buradayken size gelen bazı somut teklifler, öneriler, başvurular noktasında yardımcı oluyorsunuz.

Şu üç başlığı özellikle söylemek istiyorum Sayın Başkan: Biz milletvekilleri olarak -ben de dâhil olmak üzere- cezaevlerindeki bazı arkadaşlarımızla ilgili onlarca dilekçe verdiğimiz hâlde bakanlıklardan bize tenezzül edip bir geri dönüş, bir cevap bile verilmedi bugüne kadar. Bunlarla ilgili size biz yazılı mı başvurmak zorundayız?

İki: Bu konuda bakanlıklarla ilgili cevap almakta, muhatap bulmakta, vekil olarak bile biz zorlanıyoruz, kaldı ki halkımızın devlet mekanizmalarında bazı haklarını arama noktasındaki çaresizliklerine de ayrıca şahidiz.

Diğer bir nokta, cezaevlerinde yaşlı ve hasta insanlar var. Yüzde 50, yüzde 60, yüzde 70, hatta yüzde 90 raporlu, kendilerine bakamaz hasta, raporları olmasına rağmen hâlâ mahkeme ısrarla bu insanların cezaevlerinde kalabileceğine dair karar veriyor ve bu insanlar gerçekten ikinci, üçüncü şahısların yardımına muhtaç şekilde cezaevlerinde hâlâ tutulmaya devam ediyor. Bunlardan biri 80-90 yaşları civarında Sisi Bingöl diye yaşlı bir kadın. İsimleri çok bunların.

Diğer bir nokta yine kadınlarla ilgili Sayın Başkan. Her gün kamuoyunda, basında yayınlanıyor ve bize gelen sayısız mektupla başvurular var, insan hakları komisyonları ve kurumları bunu bilir; muhakkak biliyorlardır zaten. Cezaevlerinde doğum yapmak zorunda kalan, cezaevlerinde doğum yapmak zorunda bırakılan -yasaya aykırı olmasına rağmen- kadınlar var. Gene, doğum yaptığı hâlde lohusa hâliyle cezaevlerinde yasaya aykırı tutulmaya devam eden kadınlar var. 700'ün üzerinde bebek, anneleriyle beraber cezaevlerinde büyümeye mahkûm edilmiş.

OYA ERONAT (Diyarbakır) - Başkanım, cezaevleri alt komisyonu mu bu?

BAŞKAN - Tamam, toparlayalım.

OYA ERONAT (Diyarbakır) - Cezaevi alt komisyonu değil ki burası.

HÜDA KAYA (İstanbul) - Sayın Vekil, ben burada Sayın Başkan buradayken bire bir kendisine hitap ediyorum, kendisine soruyorum. Sizin böyle bir müdahaleye hakkınız yok.

OYA ERONAT (Diyarbakır) - Hakkım var, ben bu Komisyonun üyesiyim.

HÜDA KAYA (İstanbul) - Hakkınız yok, ben de üyesiyim.

BAŞKAN - Sayın Vekilim, toparlayalım lütfen.

HÜDA KAYA (İstanbul) - Ben zaten üç nokta dedim Sayın Başkan, üç konu dedim ve zaten sonuna geldim. Yani bu kadar tahammülsüzlük olamaz.

BAŞKAN - Şimdi, Cezaevleri İnceleme Komisyonu detaylı incelediği için Oya Hanım...

OYA ERONAT (Diyarbakır) - Cezaevleri alt komisyonu değil burası.

HÜDA KAYA (İstanbul) - Bakın, tahammülsüzlük yapmayın, Türkiye'nin gerçeği bunlar.

OYA ERONAT (Diyarbakır) - Terbiyeni takın!

BAŞKAN - Oya Hanım, tamam.

HÜDA KAYA (İstanbul) - Aa, bu nasıl bir ifade? Ne kadar saygısızsınız!

OYA ERONAT (Diyarbakır) - Yüzsüz ya! Terbiyesiz!

BAŞKAN - Tamam Oya Hanım.

HÜDA KAYA (İstanbul) - Yani bir kadın olarak hiç yakışmıyor size!

OYA ERONAT (Diyarbakır) - Sen kadın bile değilsin!

BAŞKAN - Oya Hanım, sakin olun, bitirelim.

HÜDA KAYA (İstanbul) - Ya, nasıl bir vekilsiniz siz, nasıl bu Mecliste insanları temsil ediyorsunuz, hayret!

BAŞKAN - Bakın, bunu söylemeyin bu da ayıp.

HÜDA KAYA (İstanbul) - Çok ayıp bir şey. Bu üslup nasıl bir üsluptur?

OYA ERONAT (Diyarbakır) - Ayıbı senden mi öğreneceğim? Terbiyesiz!

BAŞKAN - Hüda Hanım, bir an evvel sorunuzu sorun, ondan sonra da toparlayalım. Lütfen kısaca sorun.

HÜDA KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, bakın, bu bir tahammülsüzlüktür. Ben üç madde dedim, bakın çok sorun var...

BAŞKAN - Tamam, üçüncüsünü lütfen söyler misiniz?

HÜDA KAYA (İstanbul) - Zaten söyledim, sonuna geldim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Tamam, bitti mi? Teşekkür edelim mi?

HÜDA KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan bitmedi.

BAŞKAN - Buyurunuz.

HÜDA KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, biz her zaman kendisini burada göremiyoruz ve hazır buradayken gerçekten aldığım intibayla, özellikle Sayın Tanal'ın ifade verdiği örneğiyle de güzel sonuçlar alınması, hakemlik yapması, sonuca götürmesi bunlar güzel adımlar, keşke hep böyle pozitif gelişmeleri duysak ve bunlar daha çok artsa.

BAŞKAN - Evet, toparlayalım.

HÜDA KAYA (İstanbul) - Fakat ben toplumumuzun problemlerinin, bunların giderilmesi noktasında ifade etmek istedim.

Bebekli kadınlar, bezini dahi alamayacak, çocuğuna mamasını alamayacak dar gelirli kadınlar hâlâ cezaevinde tutulmaya devam ediyor, bunlarla ilgili de sizlerle dirsek temasında bulunalım ve bizlere bu yolda yardımcı olmanızı talep ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hüda Hanım, teşekkür ediyoruz Sayın Vekilim.

Şimdi, öncelikle, biraz evvel kullandığınız kelime için bir tashih gerekebilir Oya Hanım tabii ki halkın oyuyla seçilmiş bir milletvekilidir "...burada nasıl temsil ediyorsunuz!" cümlesi yanlışlıkla çıktı diyelim ve bunu tatlıya bağlayalım.

HÜDA KAYA (İstanbul) - Vallahi biz vekil olarak "Siz vekil değilsiniz!" diyerek, biz, yollarda, her yerde zaten saldırıya uğruyoruz.

BAŞKAN - Hepimiz buraya halkın oylarıyla gelmiş insanlarız.

HÜDA KAYA (İstanbul) - Tahammülsüzlük hoş değil. Tahammülsüzlük yapılmaması gerekiyor.

BAŞKAN - Tahammülsüzlük de yok. Birbirimizi dinleyelim.

Ben şunu söylemek istiyorum bir hukukçu olarak: Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı nedeniyle ne Kamu Denetçiliği Kurumu ne biz, yargıdan gelen dilekçelere hiçbir şekilde müdahale edemeyiz, yasal olarak zaten engelimiz var, bu konuda yargı bağımsızlığını öne sürerek kararlarımız veriyoruz, muhtemel KDK'da öyle yapıyor.

Cezaevleri konusunda da her ne kadar İnsan Hakları Komisyonun bu konuda alt komisyonu ve süresiz bir Komisyon olmasına rağmen bizim Komisyonumuza da cezaevlerinden çok dilekçe geliyor değerli milletvekilleri. Her dilekçeyi özellikle dikkate alıyoruz ve Adalet Bakanlığının Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüyle hemen hemen her gün telefonla, yazışmayla bir irtibat hâlindeyiz. Bazı şeyler biraz sizin anlattığınız gibi değil, bu konuda birazcık dezenformasyon var ve yanlış bilgilendirme var. Bizim sorduğumuz ve gerçekten çok üzülerek okuduğumuz bir dilekçeye Adalet Bakanlığından gelen cevapta hiç de öyle olmadığını görüyoruz. Tabii ki cezaevleri normal bir yer değil, ortamları kötü olabilir belki kendileri ve aileleri için ama orada yaşadıkları sürede devletin insani olarak destek verdiğini de biliyoruz; bunu, bize gelen cevaplardan ve yaptığımız bire bir görüşmelerden de biliyoruz. Maalesef bu konu birazcık suistimal edilen bir konu. Bunu da zabıtlara geçmesi açısından söyleyeyim ve Başkana söz vereyim.

Buyurunuz.

HÜDA KAYA (İstanbul) - Başkanım, kayıtlara geçmesi için tekrar ediyorum...

BAŞKAN - Komisyon Başkanı olarak bana gelen dilekçelerle ilgili söylüyorum.

HÜDA KAYA (İstanbul) - Tamam. Bir de bize gelen gerçekliklerden, şahit olduklarımızdan, bildiklerimizden yola çıkarak burada tek bir kelime, olay saptırılmadan gerçekleri ifade ediyoruz.