KOMİSYON KONUŞMASI

ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlarım, çok özel bir kurumu konuşuyoruz kamu iktisadi teşebbüsleri içinde. Sadece bir iktisadi teşebbüs değil aynı zamanda ülkenin eğitimi için, sosyal yaşamının gelişmesi için, doğru haber alabilmesi için, kültür vasatının gelişmesi için çok özellikler taşıyan, önem taşıyan bir kurumu konuşuyoruz. O yüzden arkadaşlarımız, birbirimizin söylediğini tekrar edebiliriz ama bu, biraz konuya verdiğimiz önemin özelliğindendir, bunu anlayışınıza bırakıyorum.

Sayın Genel Müdüre başarılar diliyorum. Sayın Genel Müdür sanıyorum henüz altı ayını doldurmadı, üç buçuk ay oldu, üç ay oldu. Ondan önce 2008'den size kadar bir başka arkadaşımız genel müdürlük görevini oldukça uzun süre sürdürdü. Yakınmalarımızın büyük bir çoğunluğu eskiyi kapsıyor amma tabii devlette devamlılık diye bir şey var. Siz bence kurumsal hafızası son derece yüksek olan bir arkadaşımızsınız çünkü hem özel olarak biliyorum hem de öz geçmişinize de ayrıca baktım yanılıyor muyum diye, neredeyse otuz yıla yakın bu kurumun içindesiniz, bütün hayatınızı kurumun içinde geçirmişsiniz. O yüzden TRT'nin yaşadığı olumlu olumsuz bütün serüveni çok yakından biliyorsunuz ve bugün geldiğimiz noktanın, bugünkü sıkıntıların nelerden kaynaklandığının da sanıyorum en az bizim kadar biliyorsunuz. O yüzden TRT'nin tekrar Türkiye'de herkesin objektifliğine inandığı, herkesin dikkatle takip ettiği ve herkesin duyduklarının doğru olduğu konusunda en küçük bir şüphe taşımadığı bir kanal olması, kültür yayınlarının, sanat yayınlarının, müzik yayınlarının en yüksek düzeyde en kaliteli olması konusundaki ihtiyaçlarını hepimizden önce umuyorum ki göreceksiniz.

Şimdi, arkadaşlarımız da söylediler, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu 1961 Anayasası'ndan bu yana anayasal bir kurumdu, 1990'lardan sonraki değişikle yine anayasal bir belki tekelci kurum değil ama dayanağını Anayasa'dan alan kurum hâline geldi. Bugünkü iletişim ortamı içinde bir tek TRT kaynağını Anayasa'dan alan bir kurum görünümünde. Kaynağını Anayasa'dan alan bir kurum görünümünde olduğu için de kurum çok ciddi biçimde kamusal destek alıyor. Arkadaşlarımız da söylediler, 15 televizyon kanalınız var, 16 radyonuz var ama reklam gelirleriniz kamunun vermiş olduğu kaynağın onda 1'i düzeyinde neredeyse. Bu, tabii, irdelenmesi gereken yani neden bu kadar yaygın olan, Türkiye'nin her yerinde yayıncılık deyince akla gelen bir kurum, reklam pastasından bu kadar küçük pay alıyor, onu da iyi irdelediğiniz zaman büyük ölçüde kamusal reklam aldığınızı göreceksiniz yani özelden ziyade. Ya, bunlar, itiraz etmeden masamıza koymamız gereken, sizin için de bir şanstır bence bu KİT Komisyonu, göreve başlamışsınız daha altı ay geçmemiş, kurumu bütünüyle irdelemek için önünüzde bir fırsat var Türkiye Büyük Millet Meclisiyle beraber.

Yüzde 85 kamusal kaynak kullanıyorsunuz elektrik hasılatından, bandrolden. Bu kamusal kaynak kullanmak yine anayasal olarak size bir yükümlülük getiriyor. Özerk bir kurumsunuz kâğıt üzerinde de olsa Türkiye'de özerk olması öngörülen kurumların ne hâle geldiğini hep beraber biliyoruz ama kâğıt üzerinde de olsa özerk bir kurumsunuz ve Anayasa'nın size verdiği bir tarafsızlık görevi var. Şimdi, bu tarafsızlık görevi konusunda yeni baştan kendinizi irdelemeniz gerekiyor diye düşünüyorum. Bakınız, çok yakınlarda bir örnek çıktı, burada özel bir kasıtla tekrar etmiyorum, ülkenin birinci sırasındaki, protokolün birinci sırasındaki bir değerli devlet adamı kurumunuzda özel bir programa çıkıyor, özel bir program adıyla veriliyor ama öyle bir seçim ve öyle bir sunum var ki ilk 100'e bile reytinglerde giremiyor. Bu, TRT'nin gelmiş olduğu inandırıcılık ve toplumun bütünü tarafından izlenilirlik konusunda özel olarak irdelenmesi gereken bir durumdur. Bunu yapamazsınız yani bunu o kişiye de yapamazsınız. Öyle bir tablo sunmalısınız ki öyle bir soru, öyle bir sorgulayıcı, öyle bir tartışma zemini sunmalısınız ki toplumun bütün kanatları kendi fikrinin, kendi sorularının orada ifade edileceğini düşünerek onu izlemeli. Bu yani programa sadece program yaparken kendinize yaptığınız bir haksızlık değil, programa çağırdığınız kişilere karşı da bir haksızlıktır.

Ben geçmiş yıllarda TRT'nin Türkiye'nin çok inişli çıkışlı badireli yıllarında farklı kesimlerden insanları çağırdığını, iktidarın ve muhalefetin eşit biçimde temsil edildiğini ve iktidarın ve muhalefetin o açık oturumda, o panelde, o söyleşide inanılmaz bir özgürlükle görüşlerini ifade ettiğini ama bunun bütün Türkiye tarafından da dikkatle izlendiğini bizzat yaşamış insanlardan bir tanesiyim yani o programlara katılmış insanlardan birisi olarak. Bu yok yani bunu üzüntüyle söylüyorum çünkü Türkiye'nin örnek bir yayıncılığa ihtiyacı var, Türkiye'nin örnek kurumlara ihtiyacı var.

Siz son zamanlarda sergilenen tutumunuzla özel yayıncılığa olumlu örnek oluşturmuyorsunuz, olumsuz örnek oluşturmaya başladınız yani bir mitingde, bir açılışta, efendim işte partinin kendi iç kongresinde sürekli aynı siyaset adamlarını konuşturarak zaten devletle ekonomik ilişkisi olan ve çeşitli sıkıntıları olan özel kanalları da aynı şekilde yayın yapmaya özendiriyorsunuz ve hem o yüzleri eskitiyorsunuz hem bir kamusal yayıncılığın objektifliğini ve tarafsızlığını zedeliyorsunuz ve hem de bir süre sonra işte en önemli ve en özel dediğiniz yayının izlenmemesi gibi bir sonuca kendinizi mahkûm ediyorsunuz. Hâlbuki siz, haber seçiciliğinizle program yaparken objektifliğinizle, bütün toplumu kuşatılıcığınızla örnekler oluştursanız özel sektör de bunları yapmaya niyetlenir. Geçmişte TRT örnekti, şu anda ne yazık ki TRT örnek olmaktan çıktı. Ben tekrar yani kurumun içinden gelen ve kurumsal hafızası çok yüksek olan bir arkadaşımız olarak bu ihtiyaçları göreceğiniz ve tabii, siyasi iktidarın, her siyasi iktidarın telkinleri olmuştur yani hiçbir dönemde... Ben çocukluk yıllarımda rahmetli Osman Bölükbaşı'nın TRT'yi diline dolayıp TRT'deki yayıncılığın tarafsızlığının zedelendiğini eleştiren konuşmalarını hatırlarım. Her dönemde olmuştur ama bu dönem bazı kurumların demokrasiyi korumak için, hukuk devletini korumak için ve toplumun bir arada yaşama iradesini korumak için özel gayret göstermesi gerekiyor. Bu, sizin için özel bir gayret değildir, bu, sizin için kamusal bir zorunluluktur çünkü rakamlar ortada, yüzde 85 kamu kaynağıyla görev yapıyorsunuz, o zaman siz toplumun bir kesimine karşı değil, toplumun bütününe karşı göreviniz var, sorumluluğunuz var ve yükümlülükleriniz var, birinci söyleyeceğim budur.

Arkadaşlar da dikkat çektiler, ben de doğrusu raporları okurken biraz yadırgadım yani norm kadronun çok önemli bir kısmını kullanıyorsunuz, 5 bine yakın, merkezde elemanınız var, 2.500'den fazla dışarıda, taşrada elemanınız var ama çok büyük ölçüde dışarıdan destek alıyorsunuz, hizmet alıyorsunuz, mal alıyorsunuz. 300 milyon civarında, şurada 30-31'inci sayfada, bakın, Sayıştay raporundan aynen okuyorum: "Dışarıdan sağlanan fayda ve hizmet giderlerinde en büyük payı 300 milyon Türk lirası ile kurum dışı program yapımları alırken kurum dışından temin edilen haber ve program giderleri 180 milyon, istisna akdiyle yapılan hizmetler için 35 milyon, kurum dışı kiralanan program giderleri 5 milyon, enerji giderleri 32 milyon..." diye gidiyor, 600 küsur milyon dışarıdan. Yani bu kadar sizin elemanınız var, bu kadar teknik altyapınız var, bu kadar eskisiniz, kurumsunuz yani yayıncılık dünyasında ötekilerini tarihini siz tam ikiye katlıyorsunuz bazen üçe katlıyorsunuz yani bugün Türkiye'de haber deyince izlenen kanallar var, eğlence deyince izlenen kanallar var, bunların hepsinden sizin tarihiniz birkaç kat fazla, 1960'lardan beri anayasal bir kurum olarak gelmişsiniz, inanılmaz kamu kaynağı kullanıyorsunuz ama yani çeşitli alanlarda öteki kurumlarla çok da fazla yarışamıyorsunuz. Ve çok ciddi biçimde bu Sayıştay raporunda da zikrediliyor, daha fazla kendinizin üretim yapmanız lazım veya bu üretim dışarıdan aldığınız hizmetin maliyetini düşürecek olan birtakım iş birlikleri yapmanız lazım.

Şimdi, drama yaptırıyorsunuz değil mi, oyunlar yaptırıyorsunuz falan, bu konuda iş birliği yapabileceğiniz kurumlar var, devletin tiyatroları var, devletin senfoni orkestraları var, devletin klasik Türk müziği, Batı müziği çalışmaları var yani bu alanlarla iş birliği etseniz kamudan kamuya kaynak çok daha tasarruflu davranmış olabilirsiniz ve çok daha iddia ediyorum ki nitelikli eserler üretirsiniz çünkü tıpkı sizin gibi, altmış yıldan beri, seksen yıldan beri o alanda çalışan devletin kendi kurumları var. O kurumlarla iş birliğinizi çok az görüyorum, hatta görmüyorum, bunlar geçmişte yapılıyordu, eskiden çok ısrarla takipçileri oluşmuş bulunan klasik Türk müziği yayınlarınızın bile bence izlenilirliği düştü, klasik Batı müziğini zaten görselden kaldırdınız radyoya mahkûm ettiniz, o da bence büyük bir eksikliktir çünkü Türkiye dünyaya açılacaksa özel televizyonlar piyasa için iş yapar, sizin piyasayı zorlayarak iyi örnekleri sürekli sergiliyor olmanız lazım. Ben TRT'nin ekonomik olarak gelir mi getiriyor, kazanç mı sağlıyor, zarar mı ediyor tarafına takılmış değilim, kaliteyi önemsiyorum yani siz bir kamusal yayıncılık kurumusunuz, sizin yayınlarınızda olumlu örnek oluşturmak birinci saik olmalıdır.

Birkaç da özel tespitim var, daha doğrusu bir tane özel, çok fazla uzatmayacağım. Benim de bir miktar özendirmemle ve çok isteğimle son zamanlarda kurulan özel yayınlarınızdan birisi bu TRT belgesel ve turizm kanalı, İzmir merkezli. Doğrusu ben beklediğimi bulamadım yani çok güzel şeyler hayal ettik ama ne belgesel kalitesi ne turizm tanıtımı yeterli. Ben mesela özel televizyonlarda Ahmet Yeşiltepe'nin bir arkeoloji programını ya da Haldun Hürel'in bir sanat tarihi programı daha dikkatle takip ediyorum ama TRT Belgesel'i dinlediğim zaman beni ekrana bağlayacak bir şeyi doğru düzgün şimdiye kadar göremedim. Hâlbuki kalite konusunda -bir daha söylüyorum- hepsini geçebilirsiniz ve Türkiye'de kalitenin alıcısı var bazen yani popülist söylemle bazı filmlerin çok büyük gişe hasılatı yaptığı söyleniyor evet ama herhangi bir özel reklam olmadan çok kaliteli bir yayın da çok rahatlıkla büyük, geniş kitlelere ulaşabiliyor ve kaliteli yayın yapmak müzikte, tiyatroda, dramada haberde bütün alanlarda kaliteli yayın yapmak sizin kamusal göreviniz. Bu ihtiyaçların altını çizmek istiyorum ve bu yeni dönemde başarılar diliyorum. Bu geçmişle ilgili irdelemeyi kendi aranızda bizden bağımsız daha derinliğine yapacağınızı da umut ediyorum. Böyle bir ihtiyaç olduğunun altını çizmek istiyorum.

Çok teşekkür ederim.