KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, değerli bürokratlar, basın mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyorum, hayırlı ramazanlar diliyorum ve Başkana da görevinden dolayı tebrik ediyorum.

BAŞKAN - Sağ olun efendim.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Oylamalarda bulunamadık ama tebriklerimizi sonradan ifade etmiş olalım.

Değerli arkadaşlar, şimdi bu kanun teklifini baştan sona incelediğimizde bir gariplik olduğunu hissediyoruz. Yıllarca Mecliste yasama faaliyetlerinde bulundum, pek çok arkadaşımız da yıllardır bu işi yapıyorlar; gerçekten bunun derli toplu tutarlı yasama tekniğine uygun, kelimelere, cümlelere özen gösterilmiş bir metin olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. Daha doğrusu karman çorman bir metin gelmiştir, biz onun üzerinde tartışıyoruz. Ama bunu sadece bu metne bağlı olarak değerlendirmeye, eleştirmeye kalkarsak biraz yanlış yapmış oluruz. Bana göre buraya gelen metinlerin yasama metni olma özelliğini bile taşıyamayacak nitelikte olmasını defalarca yaşıyoruz ve bunun en önemli sebebi bildiğiniz gibi 16 Nisan 2017'de yapılan Anayasa değişikliği ve ondan sonra şekillenen devlet düzenidir. Her ne kadar bu düzene "Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi" diye isim veriliyor olsa da bu isme hiç sıcak bakmadım, daha önce de ifade ettim; bu olsa olsa "Cumhurbaşkanlığı yasama, yürütme ve yargı sistemi"dir. Bütün erklerin bir yerde toplandığı bir sistemden bahsediyoruz. Bütün yetkiler bir yerde toplandığı zaman da yasama organı görevini gerektiği gibi yerine getiremiyor.

Hatırlayacak olursak 16 Nisan 2017'deki referandumdan sonra bu referandumun iki temel maddesi hemen yürürlüğe girdi: Bunlardan biri, Hâkimler Savcılar Kurulu üyelerinin atanmasıydı. Doğrudan veya dolaylı olarak Hâkimler Savcılar Kurulunun bütün üyelerini Cumhurbaşkanı atamıştır. İşte, 5 üyeyi doğrudan, 6 üyeyi de Meclisteki parti çoğunluğu vasıtasıyla. İkincisi ise partili Cumhurbaşkanlığı sistemi gelmiştir. Yani 16 Nisan 2017'de doğrudan hem Hâkimler Savcılar Kuruluna hükmedebileceği hem Parlamentoya hükmedebileceği iki maddesi yürürlüğe girmiştir.

24 Haziran seçimlerinden sonra da diğer iki ana madde yürürlüğe girmiştir. Bunlardan birincisi Başbakanlığın ortadan kalkması, diğeri de Cumhurbaşkanlığı kararnameleridir. Bütün demokratik ülkelerde yasama organının şeriki yoktur, ortağı yoktur. Eğer yasama organının yasa yapma konusunda bir şeriki varsa, bir ortağı varsa o ülke demokratik bir ülke değildir. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri dediğimiz şey doğrudan doğruya bir yasama faaliyetidir. Eskiden "Anayasa'da şu şu hususlar ancak kanunla düzenlenir." derken o madde değiştirilmiştir, aynı hususların Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı kararnameleri Meclisin aynı zamanda yasama gücüne Cumhurbaşkanının ortak oluşunu anlatmaktadır. Bir taraftan yasama faaliyetlerine partisinin genel başkanı olması sıfatıyla hâkimiyet sağlamaktadır, diğer taraftan da Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle zaten bu faaliyetlerin bir kısmına ortak olmaktadır.

Böyle bir ortamda artık Hükûmet tasarısı gelmez Meclise diyoruz, tamam, yani Anayasa'da eskiden tasarı vardı, tasarılar doğrudan Bakanlar Kurulundan Meclise gelir görüşülürdü, bilirdik ki bu Hükûmetin metnidir, bütün bakanların imzası vardır, Başbakanın, Cumhurbaşkanının da imzası vardır ve Hükûmet bunun böyle düzenlenmesini istiyor diye Parlamento onu konuşurdu; ilgili bakan gelirdi, metnini de savunurdu, Parlamentoyu ikna ederse geçer, ikna edemezse geçmezdi. Şimdi, tasarılar kalktı, sadece teklifler var ama maalesef ben bir yıldır bu Komisyonda görev yapıyorum, bu 16 Nisan referandumu sonrasında gelen yeni düzenin yasama organında, hem Plan ve Bütçe Komisyonunda hem Genel Kurulda yasama faaliyetlerini izliyorum ve gördüğüm tablo şudur: Gerçekten bu metinler doğru düzgün hazırlanmış metinler değildir, teklifi veren milletvekillerinin kendilerinin hazırlamış olduğu, lojistik destek sağlayarak olgunlaştırdığı metinler değildir; doğrudan doğruya işte birtakım bakanlıktan, Hükûmetten çalakalem gelen taleplerin alt alta eklenmesi yoluyla oluşturulmuş metinlerdir.

Ben bu Komisyonda torba yasa olmayan bir yasayı görüştüğümüzü hatırlamıyorum. Hatırlayan var mı?

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) - Var, sayıları vereceğim, az.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Hatırlamadığıma göre yani torba metin bir kural hâline gelmiştir ama belli başlı bir konuda bir kanun teklifi oluşturularak buraya getirilmesi ise bir istisna hâline dönüşmüştür. Böyle olunca buraya gelen metinlerin de darmadağınık olmasının gerekçesi açıktır. Oradan buradan topladığınız zaman uyum olmaz. E şimdi bu kanun teklifine bakıyorum, 15'in üzerinde kanunda ve konuda değişiklik var: Kültür Bakanlığı döner sermaye işletmesinde değişiklik, yeni bir vakıf üniversitesi kurulması, TRT personeline uygulanacak disiplin cezaları, Maden Kanunu'nda yapılan değişiklikler, savunma sanayisiyle ilgili değişiklik, bir ilçenin isminin değiştirilmesi; tarım kredi kooperatifleri, tarım satış kooperatifleri hakkında düzenleme; Maden Kanunu ve jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular konusunda değişiklik, bazı trafik cezalarında af, Dışişleri personeline ilişkin bir düzenleme; Sendikalar Kanunu'nda değişiklik, tütün ve benzeri ürünlerin üretimi ve satışıyla ilgili düzenleme, hurda araçlarla bağlantılı olarak özel tüketim vergisinde indirim. Başka? Saymaktan usandık, yorulduk. Bazı nitelikli kamu personelinin diğer kurumlarda çalıştırılmasıyla ilgili bir düzenleme, araştırma ve geliştirme projelerinin karşılanması hakkındaki kanunda düzenleme... Arkadaşlar, böyle bir kanun teklifi olamaz.

BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) - Öyle icap etti.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Böyle torba morba olmaz yani. Bir şeyin torba yasa teklifi olabilmesi için önce yasa teklifi olma niteliğine sahip olması lazım. Yani böyle bir şey olmaz, karman çorman.

Üstelik de istisnasız bu Komisyonda görüştüğümüz metinler ya aynı gün bize tebliğ ediliyor veya bir gün önce. Bu metin de bize dün geldi, akşama doğru.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bu kadar çok konunun buradaki milletvekilleri uzmanı olamaz veya yeterli hazırlığı yapamaz. Niye son dakikada gönderiliyor? Yani bu konuda Başkanlığı da uyarmak istiyorum.

BAŞKAN - Geçen hafta gönderdik biz yani bir yanlışlık olmalı.

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) - Cuma günü gönderdik.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ne münasebet Cuma günü gönderdiniz. Bize gelmedi.

BÜTÇE BAŞKAN VEKİLİ YÜKSEL KARADENİZ - Geçen hafta...

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Hayır, ben özellikle sordurdum.

BAŞKAN - Bir kontrol edelim, olabilir yani ama bana arkadaşların söylediği geçen hafta gönderdikleri şeklindedir.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Hayır, geçen hafta gelmedi bize.

BAŞKAN - Hata olabilir.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yani dolayısıyla niye son günlere...

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) - Cuma akşamı Komisyona geldi.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Biz sürekli Komisyonda bir şey var mı diye takip mi edeceğiz?

BAŞKAN - Hayır, size gelişini söylüyorum ben.

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) - Bize 20/05'te geldi yani pazartesi günü geldi, bugün çarşamba.

BAŞKAN - Yani iki gün önce gelmiş, doğru.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Hayır, dün sordurduk, "Komisyondan aldık." dediler.

Şimdi, niye sıkıştırılıyor? Bir tek sebebi olabilir ve bunların arasında böyle kaçırılmak istenen bazı hususlar olabilir: Milletvekilleri fazla bir hazırlık yapmasın, iyi araştıramasın, kaşla göz arasında bazı maddeler geçsin; bunun başka bir sebebi olmaz yani.

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - Başkan kül yutmuyor.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yani şu maddeler arkadaşlar, son dakikaya bırakılacak bir madde değil ki.

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - Başkandan kaçmıyor.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bilmem ne ilçesinin ismi yanlış geçmiş, bir harfi değiştirilsin diye, bunu son dakikada getirmenin bir gereği yok; önceden de verilebilir, hazırlanabilir bu.

Bakın, diğer bir nokta: Çok kötü redaksiyonu var bu metinlerin. Böyle bir yasama olmaz. Ben hatırlıyorum, bulunduğum kabinede bir Adalet Bakanı "İyi bir kanun redaksiyonu yapacak bir eleman arıyorum." diye, Bakanlar Kurulunda bunu söyledi. Kanun yapmak çok özel bir şeydir, çok önemli bir şeydir. Osmanlı nizamnamelerini alın, inceleyin şu metinlerden daha düzgün yazılıyor.

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - Osmanlıydı!

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ne demek "Osmanlıydı."

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) - Yani Türkiye Cumhuriyeti'ni aşağılıyor muyuz burada?

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Hey gidi o günler!

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) - Türkiye Cumhuriyeti'ni aşağılamak oldu.

BAŞKAN - Yok, arkadaşlar...

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) - Bu olmadı, Cemal Bey olmadı bu ya! Olmadı bu.

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - Öyle bir şey yok.

BAŞKAN - Öyle bir aşağılama söz konusu olamaz, tam tersine...

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yani espri sayıyoruz onu.

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) - Niyetinizin de öyle olmadığını biliyorum, olmadı yani!

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Espri zaten.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) - Kendinize haksızlık ediyorsunuz.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Espri yapıldı zaten.

BAŞKAN - Evet, devam edelim lütfen.

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) - Kendimizi yüceltmek lazım, küçültmek değil ama. Yani kendimizi yüceltip... Osmanlı bizim...Biz Osmanlı'nın devamıyız, tabii ki Osmanlı'yla da övünürüz ama kendimizi de küçültmeyiz.

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - Ben o maksatla söylemedim.

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) - Biliyorum, biliyorum ama yanlış oldu ifadeniz.

BAŞKAN - Evet, Sayın Şener, buyurun.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - İyi niyetinizi anlıyoruz, sağ olun.

Redaksiyon ayrı bir iştir Sayın Başkan. Yani önümüze gelen metinlerde özne ile yüklem arasındaki bağlantının bile zaman zaman koptuğunu görüyoruz; bu, olmaması gereken bir şey.

Diğer taraftan, bakıyoruz, işte, biraz önce Sayın Tatlıoğlu anlattılar. İşte, iki ay önce bu Komisyondan geçmiş bir metin ve iki ay sonra bir metin geliyor, onu değiştiriyoruz. Yani yasa böyle rastgele yapılmaz ki günübirlik, hevesle, hevayla, tartışmadan, olgunlaştırmadan veya geçen yasama yılında olmuştu; burada bir maddeyi çıkardık. Ya, niye çıktı bu madde? Meğer Genel Kurulda aynı anda başka bir kanun teklifi görüşülüyormuş, o teklifte aynı madde varmış. Plan ve Bütçe Komisyonu aynı anda aynı maddeyi konuşuyor, Genel Kurul aynı maddeyi konuşuyor ve buradan biz çıkarıyoruz onu. Yani buna bir çekidüzen vermek lazım Sayın Başkan, yeni başladınız işe.

BAŞKAN - Tamam.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yani yığınakta yapılan hata muharebenin sonuna kadar devam eder.

BAŞKAN - Dünden beri çalışıyoruz arkadaşlarla beraber çalıştık, bugün de çalıştık.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yığınakta yapılan hata muharebenin sonuna kadar devam eder.

Bu yasama organı görevini düzgün yapacak mı yapmayacak mı? Bu metin de bunun açık bir göstergesidir. Böyle rastgele şeyler gelir, rastgele, özensiz görüntüler verilirse Meclisin prestiji, itibarına da bu zarar verir. Onun için daha dikkatli olunması konusunda gerekli önlemlerin alınmasını Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığından talep ediyoruz.