KOMİSYON KONUŞMASI

METİN İLHAN (Kırşehir) - Ben Kırşehir Milletvekiliyim, Metin İlhan, dâhiliye uzmanıyım, yirmi-yirmi beş sene doktorluk yaptım Kırşehir'de.

Ben de Çetin Arık'la zaten aynı kaderi paylaşıyorum, benim de bir çocuğum var o da önce yanlış bir teşhis, ondan sonra otizm tanısı aldı. Tabii, o tanıyı aldıktan sonra bu ülkede çok büyük sıkıntıların olduğunu gördük maalesef, psikolojimiz çok bozuldu. Ailelerin psikolojisi çok bozuluyor gerçekten de. Yanlış olan şuydu: Biz çocukta bir şeyler fark ettik ama -az önce Hüseyin Ağabey'im de söyledi- bu hastalığın teşhisi gerçekten çok gecikiyor. Niye? Çünkü anne, baba çok çalışıyor, çok yoğun, evde çocuğa bakamıyor. Aslında gecikmesi, çocuğa ilgiyle alakalı bir şey. Hani aileler bunu yapamıyorsa sosyal devlet anlayışıyla öncelikle çocukların tek tek bir kontrol edilmesi lazım, tek tek oturup ailelerin dinlenmesi lazım. Yani otizm teşhisiyle ya da belirtileriyle geldiği zaman zaten iş işten geçmiş oluyor ki zaten en büyük sorunlar o zaman başlıyor. 3 yaşına kadar bizim çocuğumuz çok çok iyiydi yani hiçbir şeyi yoktu, hiçbir sıkıntısı yoktu; ağabeyi, ablası vardı ikizler, onlara göre daha iyi bir çocuktu, biz hatta "İkizlerde çok çektik, bu çocukta rahat edeceğiz." diye düşünüyorduk. Kendimizi çalışmaya çok verdik, koşturduk falan, ondan sonra baktık kötü giden birtakım şeyler var. Sonra çocuğu götürdüğümüzde önce bize tabii direkt otizm teşhisi koydular; tabii, hayallerimiz yıkıldı, her şeyimiz yıkıldı, dünyamız değişti filan.

BAŞKAN - Hepimiz yaşadık.

METİN İLHAN (Kırşehir) - Tabii, bunları ben bire bir yaşadığım için ailelerin sorunlarını çok iyi biliyorum. Yani iki yıldır çocuğu rehabilitasyon merkezine götürüyorum, oradaki ailelerle konuşuyoruz, ailelerin sorunlarının hemen hemen hepsi aynı, hepsi de şunu söylüyorlar: Tanı gecikiyor, tedavi yeterince yapılmıyor, yanlış yerlere insanlar yönlendiriliyor, yanlış yerlere gidiyorlar. Yani biz artık bu otizmin ve Down sendromu tabii ki... Down sendromunda tabii ki yapılacak şeyler belli ama otizmde çok şey yapılabiliyor yani uygun bir yere götürdüğünüz zaman, uygun bir rehabilitasyon merkezine, uygun ellere ya da işte, profesyonel merkezlere götürdüğünüz zaman çok şeyin değiştiğini hissediyorsunuz, fark ediyorsunuz. Ama maalesef Türkiye'nin şartlarında yani bizim ülkemizin şartlarında insanlar biraz kaderine terk edilmiş durumda. Hangi doktora gidersen farklı bir teşhis koyuyor, hangi doktora gidersen farklı bir rehabilitasyon merkezi öneriyor, hangi doktora gidersen farklı şeyler yapıyor. Bizim istediğimiz ve ailelerin de istediği şu: Öncelikle Sağlık Bakanımızla bence görüşelim, Sağlık Bakanımızla bence oturalım, aileleri de çağıralım... Çok bilinçli aileler var, benim çocuğumu götürdüğüm rehabilitasyon merkezinde çok işi bilen, hem Down sendromlu hem de otizmli çocuğu olan kişi var yani iki çocuğu var biri Down sendromlu biri otizmli, böyle bir anne var ama müthiş bilinçli yani böyle bir anne... Tabii ki artık nasıl bilmiyorum, biraz kaderi mi artık neyse böyle bir kadının, öyle bir annenin öyle çocuklarının olması? Bazen bakarsın, aile çok ilgisiz olur, çocuklarına değer vermez, önem vermez, işte, hamileliğinde aile yeterince değer vermez, ilaç kullanır, şunu yapar, bunu yapar; çocukta birtakım sorunlar ortaya çıkabilir ama bu aile çok bilinçli bir aile, çocukları hem Down sendromlu hem otizmli, iki tane çocuk. Yani bunlar istiyorlar ki biz Sağlık Bakanımızla bir görüşelim, sorunlarımızı anlatalım. Haftalık iki saatlik devletin karşıladığı bir ücretle rehabilitasyonun kesinlikle olmadığı inancındalar. Ailelerin psikolojisi çok bozuk. Evde mutlaka bir yardımcının olması gerekiyor. Bunların dertlerini, sorunları dinlemek lazım çünkü öyle çocuklarınız olduğu zaman bir dakika hareket edemiyorsunuz, bir dakika başka bir yere kımıldayamıyorsunuz, sürekli diken üstündesiniz "Acaba bir sorunu olacak mı, bir şey yaşayacak mıyım?" diye. Bence aileleri de dinleyelim, sivil toplum kuruluşlarını da dinleyelim. Millî Eğitim Bakanımız gelsin. Hani şöyle olabilir: Eğitim konusunda, aileleri bilinçlendirme konusunda, aileleri aydınlatma konusunda nasıl bir propaganda, nasıl bir medya desteği olabilir? Çünkü gerçekten Türkiye'de birtakım şeyler bazı insanların başına gelmedikçe bu olaylar düzelmiyor, kesinlikle düzelmiyor. Bizim başımıza gelmeden önce ben otizmin ne olduğunu bile bilmiyordum, tıp doktoruyum ama. Hani geçiyordu, sonuçta dâhiliye uzmanısın, uzmanlaşmışsın, başka bir branşta hareket ediyorsun, hani çocuktan uzaklaşmışsın. Onun için birtakım şeyler insanların başına gelmeden önlemini almak lazım. Gün geçtikçe otistik çocuk sayısı çok çok fazla artıyor. Ben bu kadar olduğunu bilmiyordum, rehabilitasyon merkezini gördükten sonra, nereden bakarsanız, Türk toplumunda 10 kişiden 1 kişi artık otizmle, Down sendromuyla karşı karşıya.

Bir de şunu gördüm: Birkaç tane rehabilitasyon merkezini denedik, inanın zaman kaybettik, çocuğu gereksiz yere götürdük, çocuk da orada zaman kaybetti ama şu an bir rehabilitasyon merkezinde çok güzel tedavi veriyorlar, çocukta çok ilerleme oldu, çok da beğeniyorlar çocuğu.

BAŞKAN - Bu rehabilitasyon merkezi Ankara'da mı?

METİN İLHAN (Kırşehir) - Ankara'da. Ben Kırşehir'de oturuyorum, haftanın iki-üç günü getiriyorum çocuğu.

BAŞKAN - Onun ismini verebilir misiniz?

METİN İLHAN (Kırşehir) - Orada Profesör Tevhide Hanım var ama soyadını şimdi hatırlamıyorum.

BAŞKAN - Hayır, ismi ne rehabilitasyon merkezinin?

METİN İLHAN (Kırşehir) - İsmini söyleyeyim mi yani biraz ticari olmasın.

BAŞKAN - Yok, mahzuru yok.

METİN İLHAN (Kırşehir) - "Parla" diye bir rehabilitasyon merkezi var...

BAŞKAN - Yani reklam olup da bir şey yapmıyoruz.

METİN İLHAN (Kırşehir) - Reklam olmasın diye ben...

BAŞKAN - Olsun, çok önemli değil. Yani iyiyse de reklamı olsun.

METİN İLHAN (Kırşehir) - Daha önce biz "Artı" diye bir yere götürmüştük, çok ilerleme falan olmadı. Hani bir ara "Yurt dışına mı götüreyim, ne yapayım?" diye bunalım derecesine kadar geldik biz ailece. Tamam, iki çocuk çok sağlıklı ama öbürüne baktığınız zaman çok farklı bir yaşantı, çok farklı bir davranış, her dakika "Acaba yanlış bir şey yapacak mı..." Yani insanların psikolojisi çok önemli. Ailelerin psikolojisi için de bence bir erişkin psikiyatri uzmanının olması lazım bence, öyle birini de getirmek lazım. İnsanların dertlerini, sorunlarını dinleyebilecek, onları hayata tutundurabilecek birilerinin olması lazım.

Otizmde Fatih Ünal var, Madalyon Hastanesinde çalışıyor. Fatih Ünal bu konuda gerçekten çok çok iyi, çok başarılı, bizi çok güzel yönlendirdi. Yani çocuğumuz çok kötüydü, şu an için çoğu çocuğa göre gerçekten çok çok iyi. Yine de tabii, Allah'a şükrediyoruz ama daha fazlasını, daha iyi hizmeti insanların hak ettiğini düşünüyorum. Mesela bu işin içerisinde olduğumuz için de insanlar sürekli bizi arıyorlar. Şu an Ankara'da 25-30 çocuğun ailesi çocuk psikiyatristi doktoruna ulaşamadıklarını, dört ay, beş ay sonrasına randevu verdiklerini... Bunlar çok ciddi Başkanım yani dört, beş ay demek çok büyük bir sıkıntı yani büyük bir kayıp çünkü dört, beş ayda çocuğun ne kadar ilerlediğini görüyorsunuz. Onun için benimle konuştular, ben de Kırşehir'e yönlendirdim bunları. Hani oradaki çocuk psikiyatristi doktor arkadaşımla görüştüm, dedim ki: "Böyle böyle aileler var, lütfen bizim için ya da işte, bu toplum için bir şeyler yaparsanız, bir beş dakikanızı, on dakikanızı da bu çocuklar için ayırın." O 25 çocuğu ben Ankara gibi metropol bir şehirden tuttum Kırşehir'e gönderdim yani böyle bir şey olamaz. Biz istiyoruz ki insanlar en güzel hizmeti alsınlar çünkü bunlar hasta çocuklar, hepimizin çocuğu, hepimizin geleceği bunlar. Onun için elimizden gelen ne gerekiyorsa... Çünkü benim bu Komisyona girmemin de tek nedeni, kendi çocuğum böyle oldu, başka insanların çocuğu bu şeklide olmasın, bu sorunları aileler yaşamasınlar, çevresindeki insanlar yaşamasınlar. Çünkü çok kötü bir psikoloji yani çocuğu ortaya bırakıyorsun, başka bir çocuk geliyor, "Bu çocuğun nesi var..." diyor, farklı ithamlarda bulunuyor, çok acı bir şey. Onun için, diğer insanlar yaşamasın. Bence çok kapsamlı bir çalışma olması lazım.

Yani bundan sonra şunu yapabiliriz: Bu dalda uzman profesörler var benim tanıdığım, isimleri de aslında bende vardı ama getirmeyi unuttum.

BAŞKAN - Her zaman bize verebilirsiniz.

Şimdi, birisini söylemiştiniz...

METİN İLHAN (Kırşehir) - Madalyon Hastanesinde Fatih Ünal. Gerçekten hem başarılı...

BAŞKAN - Fatih Bey'i dinleyeceğiz, değil mi?

METİN İLHAN (Kırşehir) - Evet, Fatih Bey'i dinlemek lazım çünkü şöyle: Bizim çocuğu ilk götürdüğümüzde "Yaygın gelişimsel bozukluk diye bir tanı var, otizm olarak tam tanı koyamam. Çocuğun görüntüsü öyle durmuyor, zekâsı yerinde." dedi. Gerçekten de biz başka doktorlara da götürdük Fatih Bey'den önce, onlar bizi tam bitirdiler yani biz artık intiharın eşiğine geldik açıkça söylemek gerekirse. Gerçekten bu böyle. Ben hani yirmi beş yıl doktorluk yapmış bir insan bu duruma geldiysem diğer insanları, aileleri hiç düşünemiyorum. Çünkü çocuk psikiyatrisi, erişkin psikiyatrisi gördüm, okudum ama gerçekten insan sinirlerine, hiçbir şeye hâkim olamıyor yani insan çok farklı yerlere sürüklenebiliyor. Ha, ben sonradan tabii ki yendim bunu ama bunu da nasıl yendim? Kendimi tamamen hastalarıma verdim, tamamen hastalarımın muayenesine verdim. Hastalarıma ilgiyle, tüm Kırşehir'e ilgiyle dedim ki: "Tek unutayım bu işi, aklıma gelmesin." Ama bu, doğru bir yaşantı değil yani kesinlikle değil. Biz istiyoruz ki insanlar hak ettiği en güzel yaşamı alsınlar, desteği alsınlar.

İki saat kesinlikle yetmiyor, bence bir çocuğun haftada altı saat rehabilitasyon alması lazım. Ben rapor bile çıkartamıyorum, istemiyorum öyle bir rapor, psikolojim çok uygun değil o tanıyı orada görmek için. Onun için şu an maddi durumu çok çok kötü olan insanlar var, rapor çıkaramıyorlar, onlar da gelip rehabilitasyon merkezlerine para ödüyorlar. Hadi biz bir şekilde her şeyi karşılıyoruz ama onların bu şekilde ödeyemediklerini, çok zor durumda kaldıklarını görüyorum. Bu iş artık biraz da ticarete dökülmüş ülkede. Maalesef bu şekilde olmuş, hiç olmadık yerlerde, hiçbir eğitim olmadığı hâlde, rehabilite edilmediği hâlde çocuk, o rehabilitasyon merkezleri müthiş paralar kazanıyor. Yazık, günah yani bu insanlar belki de...

BAŞKAN - Evet, yani o var.

METİN İLHAN (Kırşehir) - Belli bir yerde tedaviyi de kesmek gerekiyor.

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) - Denetimi, evet...

BAŞKAN - Denetim konusunda sıkıntımız var.

METİN İLHAN (Kırşehir) - Denetimi mutlaka yapmak lazım.

Bu çocukların gerçekten tanıları doğru mu? O, önemli bence, ben onu da gördüm biraz.

BAŞKAN - "Tanıları doğru mu?" Cümle çok ilginç.

METİN İLHAN (Kırşehir) - Tanıları doğru mu? Bir ona bakmak lazım çünkü biraz ticari olmuş bu iş. Şöyle de bir durum var: Çocuk rahatlamış, belli bir seviyeye gelmiş, çocuk günlük aktivitelerinin hepsini yapabiliyor, toplumla iyi ilişkiler içerisinde, ilişkisi de çok güzel ama yine çocuk bırakılmıyor, devam ediliyor. Bu da doğru bir şey değil. Çocuk artık bu durumu yakaladığı zaman normal, sağlıklı bireylerin içerisine artık göndermek lazım o çocuğu. Böyle şeyler var yani bir an önce bu rehabilitasyon merkezleri denetlenmeli, uzman kişilerce denetlenmeli; Sağlık Bakanlığının kesinlikle buna el atması lazım ve aileler özellikle dinlenmeli. Elimizden gelen ne varsa, ne gerekiyorsa biz Komisyon olarak yapacağız, yapmak istiyoruz. Çalışma saatleri bizim için hiç önemli değil, benim için hiç önemli değil; sadece iki gün ya da üç gün rehabilitasyon merkezine götürüyorum, onun dışında hep buradayım. Üzerime düşen ne varsa yaparım. Aileleri de buraya getirmek istiyorum. O aileleri de dinleyin, bizim yaşadıklarımızın hepsini yaşamışlar.

BAŞKAN - Biraz yoğunlaşırız, dinleriz ya. Biz pratik yapar gideriz yani.

METİN İLHAN (Kırşehir) - Tamam, çok da uzatmayayım lafı.

Teşekkür ediyorum.