KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Açıklamalar için teşekkür ediyoruz.

Şimdi, Türkiye'de üniversite sayısıyla ve üniversite eğitimiyle ilgili önemli sorunlar var. Onun için, başta YÖK olmak üzere bunların gözden geçirilerek üniversite kuruluşuyla ilgili, üniversitedeki eğitim sistemiyle ilgili daha yoğun çalışmalar yaparak neticeye varması lazım diye düşünüyorum. Böyle bir şey tek tek geldiği zaman sistematikten kopuk, münferit bir kararla önümüze gelmiş konular gibi algılıyorum ben. Burada da "Bir buçuk senedir önümüzdeki bir işti." deniliyor ama baktığımız zaman ne görüyoruz? Şimdi, diş hekimliği fakültesi var, sanat ve sosyal bilimler fakültesi, spor bilimleri fakültesi, meslek yüksekokulu ve henüz daha başlamamış lisansüstü eğitim enstitüsünden oluşuyor. Lisansüstü eğitim niye hemen başlar başlamaz girdi? Henüz lisans eğitimi vermeden, öğretim kadrosunu yerleştirmeden, oluşturmadan bu üniversite aynı zamanda lisansüstü eğitim de mi verecek? Diş hekimliği hariç diğerlerinde sosyal ağırlıklı bir yapı var ve baktığımız zaman, böyle bir fakülteleşme mantığı Türkiye'nin iş ihtiyaçlarına ne kadar uygun? Bunun ölçülmesi, tartılması lazım. TÜİK'in verdiği işsizlik rakamlarına bakıyoruz, tahsillere göre yani eğitim durumuna göre gözden geçirildiğinde en yüksek işsizlik yüksekokul mezunları arasında. Dolayısıyla yüksekokul mezunlarında işsizliğin en yüksek olduğu bir ülkede üniversitenin iş bağlantılarıyla birlikte bu üniversiteyi, fakülteleşmeyi dikkate alarak kararlar vermesi, incelemeler yapması gerektiği kanaatindeyim.

Son bir yıl içerisinde 406 bin üniversite öğrencisi üniversitelerden kaydını sildirmiştir veya dondurmuştur. Bakın, 406 bin üniversite öğrencisinden bahsediyoruz. Bu kadar, yüz binlerce öğrenci, ailesi, kendisi ömrünü veriyor, hayatını veriyor bir yüksekokula girmek için, üniversiteye girmek için, sonunda üniversiteye giriyor ve üniversite hayatı devam ederken ya kaydını sildiriyor veya donduruyor, niye? Üniversite öğrencilerini böylesine mutsuz eden bir tablo varken bunun incelenmesi, değerlendirilmesi en önce yani YÖK'e düşen, Millî Eğitim Bakanlığına düşen bir görevdir ve ona göre düzenlemelerin yapılması lazım, üniversite kararlarının buna göre verilmesi lazım.

E, şimdi, bakıyoruz, bu vakfın -Bulut Eğitim Vakfı galiba- vakfedenlerini, bilgilerini çıkardık. Vakfın ikametgâhı İstanbul'da ve mal varlığı, vakfın mal varlığı 70 bin Türk lirası. Yani mal varlığı 70 bin Türk lirası olan bir vakfa üniversite kuruluş izni niye verilir? Yoksa benim elimdeki kayıt eski bir kayıt mı?

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Eski bir kayıt, şu an 150 milyon 500 bin lira.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - 150 milyona mı çıkarılmış?

NEVZAT ŞATIROĞLU (İstanbul) - Son mali müşavir raporuna göre 150 milyon 500 bin lira aktifi var.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Hangi tarihte artırılmış? Ödenmiş sermayesi kaç lira?

YÖK BAŞKAN VEKİLİ PROF. DR. MEHMET İSMAİL SAFA KAPICIOĞLU - Bilgi arz edebilir miyim.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Pardon, şey değil, anonim şirket gibi düşündük, yanlış oldu.

BAŞKAN - Sayın Şener, siz sorularınızı sorun, Safa Bey biraz sonra cevaplandırır.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yani bu, üniversite kuruluş öncesinde yapılmış bir şeye benziyor. İşte, yönetim kurulunun, bu ailenin, Nilüfer Bulut, Nida Bulut Bozkurt, Dila Bulut Yılmazların iktidara, Hükûmete yakınlığı var tabii. Yani bunlar da çok özel şeyler olduğu için, bilmem, nikâh şahitliği vesaire gibi şeyler var. Sonra, Twitter hesaplarını bir gözden geçirdim, gece gündüz "Ekonomi şahane, uçuyor, hiçbir kriz yok." diye Maliye ve Hazine Bakanını metheden "tweet"ler var. Yani böylesine methiyeler bir üniversite kurma izni için gerekçe olabiliyorsa yani vay geldi bu memleketin hâline. Yani düşünmek lazım derim. Yani kurulmasın demiyorum ama üniversite eğitiminde ve üniversitelerde zaten bir sorun var.