KOMİSYON KONUŞMASI

LALE KARABIYIK (Bursa) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri; ben önce belirteyim ki iyi niyetle bir eleştiri yapmak istiyorum ve eleştiriden öteye, özellikle bu on yedi yıllık süreçte yapılanları şöyle bir göz önüne sermek, aslında bir şey yapılmamış değil ama sonuç alınmamış olduğunu ifade etmek ve de On Birinci Kalkınma Planı'nda da aynı hataları yapmamamız gerektiğini bir kez daha vurgulamak için bunları ifade etmek istiyorum.

Bakın, on yedi yıllık bir sürecin gerçeğinde kalkınma planlarınızın yanı sıra 15 istihdam teşvik paketi, isimleri "can suyu kredisi" "nefes kredisi" "yapısal dönüşüm adımları" "ivme kredisi" gibi 5 tane de "ekonomi" veya "reform paketi" adı verdiğiniz paket getirdiniz. Mesela 2004'ün Şubatında, 2005'in Mayısında, 2008'in Mayısında, 2008'in Haziranında istihdam teşvik paketleriniz var. 2009'un Haziranında bir ekonomi paketiniz var. 2010'un Martında ve 2011'in Şubatında yine istihdam teşvik paketiniz var. 2012 Nisanında yine ekonomi reform paketiniz var. Nisan 2012, Nisan 2015, Haziran 2016, Temmuz 2016, Eylül 2016, Şubat 2017 yine istihdam teşvik paketleriniz var. Aralık 2017'de ekonomi paketiniz var. Ocak 2018, Nisan 2018 ve en son Şubat 2019'da yine istihdam teşvik paketleriniz var ve de en son bu baharda, mayısta bir ekonomi reform paketiniz var, ivme kredisi yani toplam 20 tane istihdam ve ekonomi paketiniz var.

Şimdi, tüm bu reform ve teşviklere rağmen ekonomide ciddi bir daralma yaşanıyor, işsizlik her gün artıyor, üretim durma noktasında, yatırımlar erteleniyor, yabancı yatırımcılar yatırımlarını başka ülkelere kaydırıyor, piyasalarda para dönmüyor, karşılıksız çek ve protestolu senetlerde patlama yaşanıyor, dış ticaret açığı ve cari açığın önüne geçilemiyor, bahsettiğiniz küçülme ise zaten yatırımların azalışını ve iç talebin kısıtlanmasını ifade ediyor, çalışanların ve emeklilerin sürekli alım güçleri düşüyor ve yaşam kalitesi de azalıyor. Bu paketler bazen yılda 2 kez gerçekleşmiş. Mesela 2016'da 3 kere olmuş, 2017'de 2 kere olmuş; bazı yıllar 2, 3 kere olmuş. Mesela 2017'de yaptığınız 2 paketten sonra 2018'e bakıyorsunuz enflasyon daha da yükseliyor, işsizlik daha da olumsuzlaşıyor falan gibi. 2002'de 10,3'ten devralıyorsunuz işsizlik oranını ve bugün açıklandı işsizlik oranı, nerelere geldiğini görüyoruz. Büyümeye bakıyorsunuz, 6,2'yle başlıyorsunuz -bu arada hatırlatmak isterim 2 kez de değişiklik var, TÜİK'in hesaplamalarında yöntem değişikleri var hem büyümede hem de kişi başı millî gelirin hesaplanma yöntemlerinde- ve sürekli bir kısır döngüde boğuşulup duruluyor. Çünkü aslında bazı şeyler eksik yani ekonomi reform paketleri eksik ya da öncelikler farklı, dün de ifade etmeye çalışmıştım bazılarını.

Bakın, 1988 ile 2002 yılları arasında, sizin iktidarınızdan önce, işsizliğin ortalaması yüzde 8; 1988, 2002'ye kadar, ortalama yüzde 8 ama 2002'de 10,3'le başlıyorsunuz ve sizin iktidarınızla işsizlik oranının yükseldiğini çok rahat söyleyebiliyoruz. Yine büyümede de de böyle. 2002'de 6,2, böyle yükselerek gidiyor, sonra tekrar geriye iniyor. Yetersiz reformlar. Bir de tabii, unutmayalım ki bu büyüdüğünüz yıllarda da ne çalışana ne emekliye büyümeden hiçbir şey yansıtmadınız, onların da yaşam kaliteleri düştü, alım güçleri her gün biraz daha geriledi. Bu süreç içerisinde ve en son verilerde SGK'nin açığı bile 3 katı arttı. Geçen yılın ilk beş ayında 23 milyar kurum zararı bu yılın aynı döneminde 35,4 milyar liraya yükseldi yani yüzde 52 oranında artmış oldu. Yıl bazında 47,6 milyar lira açık bekleniyor ki siz günlerce eleştiri yapmıştınız Sayın Genel Başkanın dönemine, biz de onların öyle olmadığını size rakamlarla geçen dönemlerde ispatlamıştık.

Hazineden yapılan yardımlar SGK için aslan payını almış. İlk beş ayda Hazineden yapılan 71,1 milyar liralık yardımın 48,2 milyarı sadece SGK'ye değerli vekiller. İŞKUR'a da 173,4 milyon lira hazine yardımı yapılmış bu arada. 27 milyon çalışandan 9 milyonu kayıt dışı ve sigortasız. Hasta garantisi üzerine şehir hastaneleri kuruldu bu dönemde yine.

Lütfen, bu ülke hepimizin, iyi bir şeyler olursa buna hepimiz seviniriz. Bu planın başarılı olmasını istiyorsanız bu başarısızlık ve hatalardan ders almak gerekiyor gerçekten.

Yine, bütçe açığı açıklandı bu sabah. Yılın ilk altı ayında yüzde 70'lik bir artış var, 78,6 milyar lirayı aşmış bir gerçeğimiz var, bugün öğrendik.

Diğer taraftan, kalkınma planına baktığımızda, maalesef, hedeflerde önceki yıllara geri dönüş var. Mesela, kişi başı gelir hedefiniz 2023 yılı için 2013'teki 12.480 dolarlara geldi, 4 lira fark ediyor. Yani vizyonu on yıl geride bir hedefle gönderdiğiniz bu rakamlara baktığımızda bu gönderme bence çok üzücü, on yıl önceki hedefler şu andaki hedefiniz olamaz. İşsizlikteki hedefe bakıyorum, on yedi yıl öncesi yani 2006 yılında da yüzde 9,9'du şimdi 2006 hedefiniz. Yine bakıyorum, 2023 için 2011 seçimlerinde Sayın Cumhurbaşkanı -o zaman Başbakandı- 500 milyar dolarlık bir ihracattan bahsetmişti, şimdi 2023 hedefiniz 227 milyar dolar; 500 milyar dolardan 227 milyar dolara yani yüzde 55 düştü. Millî gelir hedefleriniz de yüzde 70 saptı. Şimdi, yatırımcıların ülkeye gelmesi için hukuk devletinin lazım olduğunu hep söylüyoruz. Son on yılda makroekonomik hedefleriniz tutmadığı gibi, göstergeler bozulduğu gibi, bu hesaplamalarda yöntem değişiklikleri de var ama bir de 5 milyon Suriyeli var. Nüfusu 82 milyon olarak sayıyorsunuz. Yapılan hesaba Suriyelileri de katınca geçekte millî gelirin kişi başına 300-400 dolar daha az olmasını hesap ettiğinizi umuyorum.

İhracatta 226 milyar dolara çıkma hedefiniz var, 227 milyar dolara -yani hedefin düştüğünü az önce söylemiştim- ama bunun da mümkün olması biraz zor çünkü ithal ikamesiyle ilgili bir program bu kalkınma planında kesinlikle yer almıyor değerli vekiller.

Enflasyonda OECD ülkeleri ortalamasının 8 katını, Avrupa Birliği ortalamasının 12 katını yakalamış olmak gerçekten bir facia diye düşünüyorum, yine o da yılın rekorunu kırıyor, kırma düzeyinde.

Kadınlarla ilgili olarak, kadını işle buluşturmanın Türkiye ekonomisi için ne kadar faydalı olacağını bir kez daha vurgulamak istiyorum. Bakın, şu anda kadınların iş gücüne katılımı ülkemizde yüzde 33,8, iş gücüne katılımı. En yüksek işsizlik oranı kadınlarda, genç kadınlarda. Türkiye'de yüzde 33,8 olan iş gücüne katılım oranı OECD ülkelerinde yüzde 63,6 kadınlarda. Şunu çok net bilmemiz lazım: Eğer biz iş gücüne katılım oranını kadınlarda OECD seviyesinde yakalarsak şu anda kişi başı gelirimiz gerçekten daha yüksek olur, 14-15 bin civarlarında olur, toplamda millî gelirimiz daha yüksek olur. Biz aslında bunun maliyetini de ödüyoruz yani kadınlara iş gücüne katmamanın maliyetini ödüyoruz. Çok şey yapmamız lazım kadınlarla ilgili ama şu anda kadın üniversitesinden başlamaya çalışıyorsunuz. Yani bunun üzerinde konuşmak dahi istemiyorum. Önce eğitimin kalitesini iyileştirmek lazım. "Bir dekan, bir mekân" anlayışıyla kurulan üniversiteler şu anda kadrosuz bekleyen yerler.

BAŞKAN - Lütfen tamamlayın Sayın Karabıyık.

LALE KARABIYIK (Bursa) - Teşekkür ediyorum, bitiriyorum şimdi.

Önceliğin bunlara verilmesi lazım diye düşünüyorum.

Bir de son olarak şunu ifade etmek isterim ki: Siz kalkınma planında ne kadar başarı sağlamak isterseniz isteyin, hukukun üstünlüğü olmadan olmayacak. Hukukun üstünlüğünü de gerçekleştirmek için önce KHK'lerle ilgili mağduriyetleri gidermeden hukukun üstünlüğünden ne kadar bahsederseniz bahsedin, olmayacak.

Teşekkür ederim.