| Komisyon Adı | : | KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 24 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 21 .01.2015 |
ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) - Ben de kısaca arz etmek istiyorum görüşlerimi.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Demir yollarının Türkiye'deki tarihi bir anlamda bizim kalkınma tarihimizin, kalkınma tarihinde yaptığımız doğruların ve yanlışların özetinin tarihidir. Demir yolları konusuna Türkiye, dünyadan, Avrupa'dan elli yıl kadar, yarım asır kadar sonra başlamıştır ama Türkiye'de başlayan ilk demir yolları aynı zamanda bir imtiyaz sözleşmesi ve emperyalizmin enstrümanı niteliğini taşımaktadır. İlk başlayan demir yolları Ege Bölgesi'nde Batılıların önemli saydıkları bazı varlıklarımızı yurt dışına taşımanın aracı olarak başlamıştır ve bu hatların çevresinde de çok ciddi -demin arkadaşlarımın da ifade ettiği gibi- imtiyaz hatları düzenlenmiştir.
Bence cumhuriyetin yaptığı en doğru adımlardan birincisi, 1924'te bu imtiyazlara son vererek bu hatları özelleştirmektir ve demir yolu konusuna, bir ülkenin kalkınması için ulaşım altyapısının gelişmesi olduğunu çok iyi bilen bir anlayışla demir yolu yapısına...
TURGAY DEVELİ (Adana) - Devletleştirilmesi diyecektiniz...
ERTUĞRUL GÜNAY (İzmir) - Devletleştirilmesi, evet.
Devletleştirilmesi, bir anlamda millileştirme de çünkü özel imtiyazlar vardı orada. O açıdan cumhuriyetin yaptığı en doğru adımlardan bir tanesidir. Mesela bunları bilmeden cumhuriyeti bir reklam arası sayan arkadaşların bu gerçekler karşısında nasıl bir gaflet ve dalalet -hıyanet demeyim ama- içinde olduğunu anlamamız mümkündür gerçekten. Çok doğru bir adımdır. Ve 1930'ların şartları içinde 40'lara kadar, 50'lilerden biraz önceye kadar yılda 240 kilometre, 250 kilometreye yakın o yoksul devletin demir yolu yapmış olması çok doğru bir kalkınma hamlesidir. Türkiye'nin bugün hâlâ bedellerini ödediğimiz birtakım dışa bağımlılıkları da 1950'lilerden sonra demir yolu politikasını tümüyle askıya almakla, demir yollarından tümüyle vazgeçmekle olmuştur. Türkiye kara yolu politikalarına mahkûm edilmiştir. Kara yolu politikalarının üzerinde dönen her araç Türkiye'nin dışa bağımlılığını artıracak biçimde enerji konusunda, akaryakıt konusunda dışa bağımlılığını artıracak biçimde bir sarmalın içine bizi döndürmüştür.
Ben, o yüzden, 2000'li yıllarda -70'lerde tartışıldı ama önemli adımlar atılmadı ne yazık ki- demir yolu politikasının Türkiye'nin tekrar gündemine gelmiş olmasını büyük bir şans olarak kabul ediyorum.
Burada, tabii, başlangıçta bulanamadım ama, raporları okudum. Öneriler bölümünde tartışılan işte şartnameleri daha iyi düzenleme, etüt proje konusunda daha titiz olmak gibi dikkatler de önümüzdeki yıllarda sarf edilirse bu atılım çok önemli bir noktaya Türkiye'yi taşıyabilir. Burada çok büyük bir ihmal geçmiş yıllarda yaşanmıştır. Şimdi biz bu ihmalin hem bedellerini ödeyegeldik hem de şimdi üstesinden gelmeye çalışıyoruz.
Uzatmak istemiyorum. Bu arkadaşlarımızın tartışageldiği, ayrıntılarına girdiği konularda biraz daha dikkatli davranılırsa Türkiye'nin kalkınması konusunda, Türkiye'nin dışa bağımlılığının azaltılması konusunda, Türkiye toprağının daha iyi değerlendirilmesi, insanının ve üzerindeki yükünün daha iyi taşınması konusunda çok önemli adımlar atmak konusunda güzel bir başlangıcın içinde olduğumuzu düşünüyorum ben.
Bu önümüzdeki süreçte, Haydar Bey Arkadaşım da değindi, yük taşımacılığına daha ağırlık verecek olan projelerin geliştirilmesi önümüzde temel bir ihtiyaç olarak gözüküyor. Bunun altını çizmek istiyorum.
Türkiye gibi dışardan çok fazla ziyaretçi alan bir ülkede demir yolu taşımacılığının biraz turizme de hizmet eder yeni politikalarla takviye edilmesi gerektiğini düşünüyorum ve bu çerçevede demir yolu konusunda şu anda hiçbir -belki birkaç etüt projenin dışında- altyapısı olmayan Akdeniz Bölgesi'nde bir hattın çok acil olduğunu düşünüyorum: Antalya-Alanya hattının. Antalya-Alanya hattı çok sayıda insanın her yıl dışarıdan geldiği ve otobüslerle ulaşımın çok zor olduğu bir hat. Hem taşımacılık güvenliği açısından hem trafiğin yoğunluğu açısından çok sıkıntılar taşıyor. Bu konuda bir projeniz var mı, bir etüdünüz var mı, gelecek yıllarda bir çalışmanız var mı?
Aynı şekilde, Kapadokya'yı, Kapadokya'daki birkaç vilayeti birbirine bağlayan bir çalışmanız var mı? Bunu merak ediyorum.
Yük taşımacılığı konusunda ne gibi gayretleriniz var? Bunu merak ediyorum.
Bir de, demin yine arkadaşlarımın değindiği bir konunun altını çizmek istiyorum: Sayın Genel Müdür, değerli arkadaşlarım; hepiniz bilirsiniz, demir yolları Avrupa'da birçok şehrin tam merkezindedir ve insanları tam merkeze kadar, havaalanlarından veya başka yerlerden tam merkezlere kadar taşır. Mesela İtalya'da Roma'da şehrin merkezi, şehirde herkesin buluşma noktası, herkesin yer tarif etme merkezi Termini'dir. Demir yollarının geldiği merkezdir. Her yerden oraya ulaşılır. İstanbul'da Haydarpaşa'nın devre dışına bırakılması... Bir kere Haydarpaşa, bizim demir yolculuk tarihimizle özdeşleşmiş, edebiyatımıza girmiş, ulaşım edebiyatımıza, demir yolu edebiyatımıza girmiş bir merkezdir. Ve bir de Asya'dan insanların gelip Avrupa'nın eşiğine bırakan bir merkezdir. Hiçbir biçimde, hiçbir rant karşılığında terk edilmemesi, Demiryollarının terk etmemesi gereken tarihî bir mekândır. Sizin simgenizdir. Yani oradan vazgeçmiş olmak bütün demir yolu tarihimizin prestijinden vazgeçmiş olmak anlamını taşır.
Kaldı ki Pendik'te insanları indirmek, İstanbul'a ilk defa gelen insanları bir bilinmezliğin içine terk etmek anlamını taşır. Orada ısrarlı olmanız gerektiğini düşünüyorum.
Şimdiye kadarki gayretleriniz için teşekkür ediyorum. Güzel iş birliklerimiz oldu traversler konusunda.
Bir de bu tarihî istasyonlarınızın, tarihî atölyelerinizin devre dışı bırakılmaması, harabeye dönüşmemesi konusunda güzel örnekler üretildi Cermodern gibi. Bunların devamı konusunda da sizin gayretli olmanızı temenni ediyorum.
Teşekkür ediyorum.