| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Dijital Hizmet Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 31 .10.2019 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli Komisyon üyeleri, Sayın Başkan; sosyal tarafları dinleyelim dedik, ilk başta karşıdaki arkadaşlarımız ve siz de hemen "Doğrudan maddelere girin, teklife girin." dediniz. Biz de mümkün olduğu kadar emek kesiminin konuşmasından yanayız. Sadece emek kesiminin değil, hangi yasal düzenleme yapılırsa yapılsın bütün sektör temsilcilerinin mutlaka dinlenilmesinde yarar vardır diye düşünüyoruz. Çünkü bu ülkede hak arayan işçi eğer engellenirse, kolluk kuvveti üzerine salınırsa, hak arayan işçinin ve temsilerinin sesi kesilirse bu ülkede demokrasiyi asla var edemeyiz diyorum.
Sayın Komisyon üyeleri, Türkiye'de tabii getirilen yasa teklifinde yüzde 40'la ilgili bir düzenleme var, bu konuyla ilgili takdiri Komisyon üyelerine bırakıyorum. Ancak burada asıl yapılması gereken alt dilimdeki işçileri, emekçileri düşünmek olmalıdır. Oysa bu konuyla ilgili bir düzenlemeyi maalesef göremedik. Türkiye'de sabit gelirli geniş kesimlerin beklentisi çağdaş ve adil bir vergi sisteminin oluşturulmasıdır. Ülkemizde uygulanmakta olan tüm vergi kanunlarında öncelikle ve mutlaka vergi adaleti sağlanmalıdır. Doğrudan ve dolaylı vergilerin en büyük ödeyicisi olan işçileri işverenlerle aynı oranlarda vergilendirmek büyük bir haksızlık ve adaletsizliktir. Ücretlilerin üzerindeki vergi yükünün ağırlığı ve olumsuz etkisi işçinin eline geçen net ücretin vergi kesintileri nedeniyle yıl başına göre geçen sürede giderek gerilemesidir ki bu, yüksek enflasyon ve artan fiyatlar karşısında işçiyi nefes alamaz hâle getirmektedir. Düşük gelirli kesimlerin tasarruf yapabilir hâle gelebilmeleri için tüketim vergi yükü mutlaka azaltılmalıdır. Türkiye'de vergi adaleti ancak emek üzerindeki vergi yükünün azaltılması ve verginin geniş kitlelere adil şekilde yansımasıyla sağlanacaktır. Gelir vergisi tarife basamakları bu anlamda acil olarak ve işçiler lehine güncellenmelidir. Anayasa'mızın 55'inci maddesine göre "Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır." ifadesi yer almaktadır. Anayasa'da açıkça belirtilen adil ücret hakkı ne yazık ki asgari ücrete yansımamakta, ülkemizde asgari ücretle çalışan yaklaşık 10 milyon işçi anayasal hakkından mahrum bırakılmaktadır. Ülkemizde asgari ücretle çalışan işçi sayısı 10 milyon civarında yer almakla birlikte asgari ücretle çalışanların oranı bakımından Avrupa Birliği ülkeleri arasında 1'inci sırada yer almaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinde asgari ücretle çalışanların oranı ortalama yüzde 8 iken Türkiye'de bu oran yüzde 44 civarındadır. Özellikle son bir yıllık ekonomik kriz koşullarına bağlı olarak asgari ücret enflasyon karşısında erimiş, açlık ve yoksulluk sınırı altında kalmıştır. Türkiye'de son bir yılda elektriğe yüzde 60 zam, doğal gaza yüzde 52, akaryakıta yüzde 30, gıdaya yüzde 50, TEKEL ürünlerine yüzde 60, beyaz ete yüzde 40, süte yüzde 50 zam gelmiştir. Ayrıca son TÜİK verilerine göre on iki aylık enflasyon yüzde 18 civarında yer almıştır. Türkiye ILO'nun, Uluslararası Çalışma Örgütünün 131 sayılı asgari ücret tespitine ilişkin Sözleşmesi'nin 3'üncü maddesine göre "Asgari ücretin tespitinde işçilerin ve ailelerin ihtiyaçları, ülkedeki genel ücret seviyesi, hayat pahalılığı, sosyal güvenlik yardımları ve diğer sosyal grupların göreli yaşama standartları dikkate alınmalıdır." ifadesi yer almaktadır. Türkiye ILO'nun 131 sayılı asgari ücret tespitine ilişkin Sözleşmesi'ni onaylamadığı gibi Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı'nın 4'üncü maddesinde yer alan "çalışanlar adına adil ücret hakkı" hükmüne de çekince koyarak onaylamamıştır.
Avrupa'da asgari ücretten örnek vermek istiyorum Sevgili Komisyon üyeleri. Lüksemburg'ta 2.070 euro yani 13.192 TL. Fransa'da 1.594 euro yani 9.688 TL, Yunanistan'da 721 euro yani 4.600 TL, Türkiye'de ise 2,020 TL. Türkiye'de aylık brüt 2.558,40 lira olan asgari ücretin neti bekar olan işçi için 2.020 lira ve bu tutara asgari geçim indirimi dâhildir. Asgari ücretli bir işçi bile yıllık 4.552 TL gelir ve damga vergisi ödemektedir. Evli ve 2 çocuklu bir asgari ücretlinin yılın ilk ayında 2.116 lira olan net ücreti yılın son üç ayında 2.008 liraya gerilemektedir. Kısaca asgari ücretli bile yılın sonlarına doğru yüzde 15 vergi diliminden yüzde 20'lik dilime geçiş yapmaktadır.
Ne yapılmalıdır? Asgari ücretten alınan vergi kaldırılmalıdır. En az geçim indirimi uygulamasıyla belirlenecek tutarın üzerinde bir gelir elde edilmesi sonrasında vergilendirmenin başlaması sağlanmalıdır. Öte yandan ücret geliri elde eden kişilerin giderlerini ödedikleri vergiden indirememelerinin doğurduğu anayasal eşitlik ilkesine aykırılık hâlini karşılayabilmek için tıpkı gayrimenkul sermaye iratlarında olduğu gibi makul bir oranda götürü gider vergi indirimi, gider indirimi yapılmalıdır. Vergi dilimi basamağı emekçiler lehine yeniden düzenlenmelidir.
Beni dinlemediğiniz için teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Evet, teşekkür ediyorum Sayın Girgin.
Yalnız zannedersem Sayın Girgin, yemek yerken arkadaşlarımız burayı videoyu almış. Rahatsız arkadaşlarımız, lütfen o kısmı siler misiniz? Yani izin almadan böyle bir şeyi yapmanız da doğru değil.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkanım, ben yemek yemeden önce de burada bir gözlemledim, isterse kameralar varsa izleyelim. Ben konuşurken bir cümle aktı ve burada asgari ücretlilerin, emekçilerin sesine ses katmak istiyoruz, derdini anlatmak istiyoruz ama üzülerek görüyorum ki tam istediğim bir şeyi göremedim ben. Ben yemek yerkenki olan kısmını düzeltiyorum.