| Komisyon Adı | : | KADIN ERKEK FIRSAT EŞİTLİĞİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Komisyon Başkanlığının önerilerinin On Birinci Kalkınma Planı'na yansıtılması ve bu çerçevede kadın-erkek fırsat eşitliğine duyarlı bütçeleme ile cinsiyet kodu konularına ilişkin görüşme |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 07 .11.2019 |
CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri; sevgili uzmanlara çok teşekkür ediyoruz sunumları için.
Ben de sunumları dinlerken gerçekten "Nereden nereye?" diye düşünmeden edemedim. Çünkü Onuncu Kalkınma Planı'nda toplumsal cinsiyet eşitliğine vurgu yapılarak bunun bir hedef olduğu, bir amaç olduğu özellikle ifade edilmişti. Akabinde bununla da yetinilmemiş, toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme konusunda da hem farkındalık yapılacağı hem de bu konuda projelerle bunun etkinleştirileceği ifade edilmişti. Çok değil, bundan beş yıl önce yani 2013'te hazırlanan bir kalkınma planı. On Birinci Kalkınma Planı önümüze geldiğinde bir baktık ki toplumsal cinsiyet kavramı buhar olup uçmuş. Şimdi, bu konuda özellikle bizler iktidarın çevresinde toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı bir alerji olduğunu düşünüyoruz.
Yani bu sadece burada da kalmadı, akabinde devletin kurumlarında da aynı şekilde benzeri yaklaşımlar gördük ve YÖK Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Tutum Belgesi'nden vazgeçtiğini, iptal ettiğini duyurdu. "Toplumsal değerlerimize ve kabullerimize mütenasip değil." diyerek bunu yaptı. Ben bu yaklaşımının şu an bu bütçe sunumlarıyla beraber, kalkınma planıyla beraber Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığına da sirayet etmiş olduğunu düşünüyorum. Çünkü "toplumsal cinsiyet" kavramı hepimizin bildiği üzere kadınlar ile erkeklerin arasındaki ilişkilerin, rollerin, bunlar arasındaki biyolojik farklılıklara göre değil; sosyal, siyasal, toplumsal, ekonomik yapılara göre bu farkındalığın belirtildiğini ifade eder. Dolayısıyla kalkınma planlarında "toplumsal cinsiyet" kavramını yok sayamazsınız, görmezden gelemezsiniz. Şimdi, kalkınma planları niye yapılır? Bir vizyon ortaya koyar, öyle değil mi? Şimdi, baktığınızda hedefler konulur ortaya ve bu hedefleri nasıl gerçekleştirdiğiniz açıklanmaya çalışılır. Sizler bu kalkınma planından "toplumsal cinsiyet" kavramını çıkarırsanız bunun üzerine artık bir şey kurmak, o maddeleri alt alta sıralamak, bunlardan bir sonuç beklemek maalesef mümkün olmaz diye düşünüyorum.
Ben bu konunun çok basite indirgenmemesi gerektiğine inanıyorum çünkü bunun bir niyet beyanı olduğunu düşünüyorum. Bakın, "toplumsal cinsiyet" kavramı özellikle uzun yıllar evrensel olarak yerleşen, literatürümüzde, lügatimizde kullandığımız ve sonuca bizi en kısa yoldan götürebilecek bir kavram. Bu kavramı yitirirsek eğer çok şeyi kaybetmişizdir diye düşünüyorum.
Size bir paragraf okumak istiyorum: "Kalkınma planlarında kadınları sadece birer 'sorun sahibi özne' olarak tanımlamak yerine kadınları kendi adına ve içinde yaşadığı toplum adına karar alabilen 'politik özneler' olarak görebilmek, toplumsal cinsiyet farklılaşmalarını azaltarak sosyal, siyasal ve ekonomik alandaki problemlerin aşılmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca, politik alanda cinsiyetçi yapılar olduğu şekliyle devam ettiği sürece ne kadınların eğitimi ne de kamusal alanda çalışıyor olmaları tek başına bir anlam ifade etmeyecektir. Toplumsal cinsiyete ait sorunlar bu bağlamıyla sadece sosyal sorunlar değil aynı zamanda politik sorunlardır." Bu paragrafı 2011 yılında -Sayın Bakan da hatırladı diye düşünüyorum- yayımlanan "Kalkınma Planları Çerçevesinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Anlayışının Ekonomik, Toplumsal ve Siyasal Boyutları" adlı bir uzmanlık tezinden aktarıyorum. Bu o zaman Başbakanlığa bağlı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün yayınladığı bir şey. Şimdi, tezin tamamı kalkınma planlarında neden "toplumsal cinsiyet" kavramının olması gerektiğini anlatıyor ve bence bu tezi şu an bu kalkınma planından "toplumsal cinsiyet" kavramını çıkaran herkesin okuması gerektiğine inanıyorum. Özellikle bakış açısının nereye geldiğini, Türkiye'de bu alanda kadına bakışın nereye geldiğini de değerlendirmek, öz eleştiri yapmamız açısından da çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.
Ben bir eleştiri de Komisyonumuza, KEFEK'e yapmak istiyorum çünkü bize gönderilen mailler ve sunumlar kadın-erkek fırsat eşitliğine duyarlı bütçeleme olarak gönderildi.
Şimdi, biz yıllardır bu konuda çalıştaylar yapıyoruz. Kocaeli'de, hatırlarsanız, bir çalıştay yaptık bu konuda. Bakın -24'üncü Dönemdi sanırım- toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme konulu bir alt komisyon kurduk ve çok yoğun bir çalışma, güzel bir rapor çıktı. Şimdi, bu kırk yıldır kullandığınız "toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme" adına ne oldu da birden "kadın-erkek fırsat eşitliğine duyarlı bütçeleme" oldu? Evet, bütçelerimizde kadın-erkek fırsat eşitliğine yaklaşımlar olabilir ama dediğimiz gibi, bu bir yaklaşımdır. "Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme", "toplumsal cinsiyet" kavramı farklı bir şeydir. Eğer bizler KEFEK olarak bunu bu şekliyle kabul edip bu şekliyle getirirsek bugüne kadar yapılan tüm çalışlarımızı, tüm emeklerimizi bence heba etmiş oluruz, haksızlık etmiş oluruz.
Ben bu konuda Sayın Başkanın, hani buna, bu keyfiyete nasıl karar verildi, bizimle paylaşmasını istiyorum işin açıkçası. Çünkü "toplumsal cinsiyet" kavramı ve özellikle toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme bütün bütçe görüşmelerinde eşitlikçi bir bakış açısını getirir. Bütçelerdeki asıl amaç da kadının erkeğe karşı dezavantajını engellemektir, eşitsizliği azaltmak, eşitliği güçlendirmektir. Bu minvalde yapılır. Siz eğer bu eşitlik bakışını kaldırırsanız istediğiniz kadar alt alta maddeler yazın, bu eşitliği, toplumsal eşitliği, sosyal, siyasal, ekonomik alandaki toplumsal cinsiyete dayalı eşitliği sağlayamazsınız.
Şunu söylemem lazım: Bizim hedefimiz toplumsal cinsiyet eşitliğidir. Kadın-erkek eşitliği bir haktır, kimsenin bir lütfu değildir ve kimsenin adalet ve merhamet duygusuna da bu bağlı değildir diyor, hepinize saygılar sunuyorum.